İbrahim – Haniflik – Gelecek – Mürseller – İnsanlar 3 sınıfa ayrılır

Geleceğin ALAMETLERİ yazılı ayette:

“resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız”

“resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız”

“resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız”

<> Tanık=ŞEHİD

 

Adler de, Mesih de, Hızır da, Yahya da, Lokman da, Üzeyr de GEÇMİŞTEN GELECEĞE giden elçiler. Kimi RESUL (Yahya gibi), kimi de RASUL.

Neyin üzerine ŞAHİT tutuluyor? Bunlardan ikisini tanıdınız mı? MİSAK ELÇİSİ! Yani halef ve selef iki elçi. Bunu açık ve net olarak AYETTE okudunuz mu?

<> evet

“Oku”mak çok önemli. Mübalağa ve ilzam mı yapıyorum? Zorla mı yakıştırıyorum?

<> asla

Ama bu ayetler; tıpkı Haccın üç-dört ay olduğu, namazın iki rekat olduğu, cuma’nın tatil olMAdığı gibi AÇIKÇA yazılı. Açık bir kitabı 14 yy.dır okumuyormuşuz!

Efendimiz RASUL değildir, bunu ayırt edelim. (Enbiya’dandır yani Resuldür.) (Örnek ayet=Hatemül Enbiya… gibi.)

Bir ters gelen nokta var mı, şu yukarıdaki ayette? Yani benim çarpıttığımı sürüklediğimi söyleyebilirler mi?

<> kim söyleyebilir ki

<> Resulullah ss, “Allah’ın risalaeti”ni açıklayamaz/anlatamaz.

<> O’nun risaletini ancak alimler anlatabilir.

Yani >>> MÜRSELLER (Risale/broşür kitap üretenler, -e-book dahil-)

<> Saffat/181: Selam olsun tüm mürsellere!.

<> 35/32: Sonra Biz, o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras kıldık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta giden yolu tutan var, Allah’ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. işte büyük lütuf odur.

<> 35/32: Sümme evrasnel kitabellezınestafeyna min ıbadina fe minhüm zalimül li nefsih ve minhüm muktesıdve minhüm sabikum bil hayrati bi iznillah zalike hüvel fadlül kebır

<> 33/40: Muhammed, sizin rajalarınızın babası değildir; O, Allah’ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah herşeyi gereğince biliyor.

<> Maide/15: Ey Ehlikitap! Rasulümüz size geldi. Kitap’tan saklamış olduklarınızın çoğunu size ayan-beyan açıklıyor; çoğundan da geçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah’tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir.

<> Maide/15: Ya ehlel kitabi kad caeküm rasulüna yübeyyinü leküm kesıram mimma küntüm tuhfune minel kitabi ve ya’fu an kesır kad caeküm minellahi nuruv ve kitabüm mübın

Arapçasında Hafif müslümanlar da anlatılmış. 🙂 Ama sanki siz ortayolcu olun gibi bir anlam yüklemiş müfessir. Oysa onlar ASKER KAÇAĞI, Yani ortacıları özendirmiyor Allah!

1. HADİSÇİLER >>> Onlardan da nefislerine zulmeden var.

2. HAFİFLER >>> Orta giden yolu tutan var (ki bunlar da cennete gidecek).

3. HANİFLER (Sabıkun mukarrebun sırrı)

 

“Allah’ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. işte büyük lütuf odur.”

“Allah’ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. işte büyük lütuf odur.”

“Allah’ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. işte büyük lütuf odur.”

İleri geçenleri hatırladınız mı?

<> Evet, pionlar

<> Pioneerlar

 

Mukarrebunlar ve sabukunlular.

<> Ama satrançdaki değil damadakiler 😉

Evet biz EŞİDİZ.

Bu arada Hadis-Hafif-Hanif üçlüsünü RESMEN fark ettiniz mi?

<> Evet

<> Farketmek ne kelime gözümüzün içine giriyorlar

Hafif müslümanlar SAĞCI’dır CENNET’e

<> Ashab-ı Meymene

Hadis müslümanlar solcudur. Cehenneme…

<> Ashab-ı Meş’eme

Bir de sağa sola sapmadan dimdik ileri geçenler var… Onları da Vakıa suresi anlatıyor. Bilin bakalım bunlar kimler?

<> 56-Vakıa/8: Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!

<> 56-Vakıa/9: Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar!

<> 56-Vakıa/10: önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!

<> 56-Vakıa/12: Naim cennetlerinde (Allah’a) yakın olanlardır.

<> 56-Vakıa/13: Çoğu öncekilerden,

<> 56-Vakıa/14: biraz da sonrakilerden,

<> 56-Vakıa/15: cevherlerle işlenmiş tahtlar üstünde,

<> 56-Vakıa/16: karşı karşıya kurulmuşlar.

Sağı solu bırakıp ileri (öne, yukarıya) gidiniz. HANİF yolun adresi budur! 🙂

<> amin

Vakıa’nın devamını yazar mısınız? 17’den ibtibaren.

<> 56-Vakıa/17: Gencecik uşaklar dolanır çevrelerinde. Sürekli hizmete adanmışlardır.

<> 56-Vakıa/18: Sürahiler, ibrikler ve öz kaynağından içkilerle doldurulmuş kadehler eşliğinde.

<> 56-Vakıa/19: Ne başları döner ondan ne de akılları karışır.

<> 56-Vakıa/20: Ve meyvalar, gönüllerince seçtiklerinden.

<> 56-Vakıa/21: Ve kuş eti iştahlarınca beğendiklerinden.

<> 56-Vakıa/22: Ve genç kadınlar, iri ve siyah gözlü,

<> 56-Vakıa/23: Titizlikle korunan inciler misali;

<> 56-Vakıa/24: Yaptıklarına karşılık olarak.

<> 56-Vakıa/25: Ne boş bir laf işitirler orada ne de günaha sokacak bir şey.

<> 56-Vakıa/26: Sadece “selam, selam!” denir.

Sadece selam, selam!

Sadece selam, selam!

Sadece selam, selam!

der ve gider geronimo öteki “EV/SİTE“ye…

<> selam selam

<> sonsuz teşekkür ederiz

<> Allah’a emanet

Hans von Aiberg, 01/06/2004 (236/10)

Not-1: <> ile başlayan satırlar sayın Aiberge ait değildir, sohbet/chat esnasında onunla konuşan diğer kişilere aittir. [] ile başlayan satırlar ve [  ] arasındaki kesimler yine sayın Aiberg’e ait değildir, sohbete sonradan eklenmiştir.

Not-2: Eski sohbetlerde işlenen bazı gündem konularının yıllar sonra değişmiş olabileceği ihtimalini gözönünde bulundurmak gerekebilir. Sohbeti okurken karşılaşacağınız her türlü sorunu/hatayı vb. info@aiberg.com adresine bildirebilirsiniz.


önceki bölümü oku | 236 anasayfasına dön | sonraki CHAT’i (237) oku

236-10-hadis-hafif-hanif

Bunları da sevebilirsiniz

Yorumlar