|
GÜNEŞ
Aleviler'e
niçin düşmanlar?
Rıza
ZELYUT
06 Kasım 2007
<%Tarih%>
<%Gün%>
12
Eylül darbesiyle birlikte başlatılan 'Türkiye'yi
milli devlet ve laik devlet olmaktan çıkarmak'
operasyonu; AKP hükümetleri ile tamamlanmak üzere. Hemen
belirtelim ki AKP; bir zincirin son halkasıdır.
Gerek darbecilerin Ulusu hükümeti, gerek Özal
hükümetleri, gerekse sonraki DYP hükümetleri; Türkiye'yi
değiştirme-çürütme harekatının uygulayıcıları
olmuşlardır.
PKK
terörünün hortlatılmasının sebebi de
bellidir:
Türkiye'de
milli devletin, tek parçalı devletin, laikliğe
dayalı zihniyetin işlemediğini göstermek... Bu
sistem yerine Osmanlı Devleti'nin eyalet sistemine
benzeyen bir sistemi tavsiye etmek.
Turgut
Özal, hayatının son demlerinde sık sık bu
eyalet sistemini dile getirmişti. Ondan sonra Tayyip Erdoğan
'Kürtler'e eyalet benzeri bir sistem verilebilir' diye konuşmuştu.
Türkiye'de
12 Eylül darbesini planlayan baş isimlerden CIA'nın
Ankara ve Ortadoğu Masası Şefi Grham Fuller de
Kürtler için özerklik/federasyon isteyen isimlerden birisi
idi.
İlginçtir
ki Türkiye'yi parçalanmaktan kurtarmak için darbe yaptığını
söyleyen Kenan Evren de 28 Şubat 2007'de Kürtlere
federasyon hakkı isteyenlerin arasına katılmıştı.
Tabii bu istekte bulunanlardan birisi de Leyla Zana oldu.
Bugün
Amerika'da yeni dünya düzeni denilen sistemi planlayanlar;
yani İslam dünyasına karşı saldırı
başlatanlar da bu federasyon fikrini şiddetle
savunan yeni muhafazakarlar. Ve bu ekibin yönlendiricileri de
Yahudilerdir.
Topkı 12 Eylül darbesini yönlendiren Graham Fuller
gibi...
Şimdi
şu güçleri masanın üstüne koyup yeniden bakalım:
*ABD'nin
savaşçı kanadı (küresel sermayenin
siyasetteki temsilcileri),
*Yahudiler:
*şovenist
Kürtçüler;
*Türkiye'deki
darbeciler;
*Türkiye'deki
gericiler (Müslüman görüntülü tutucu kesim)...
*Ve
bunların kamuoyunda propagandasını yapan 2.
Cumhuriyetçi liberal yazarlar ve öğretim
görevlileri...
***
İşte
AKP tarafından gündeme getirilen yeni anayasa çalışmaları;
bu ekibin Türkiye'yi çökertme operasyonunun bir parçasıdır.
Bunların değirmenine bazı Beyoğlu solcusu
da su taşıyor.
Bir
örnek verelim: AKP'liler; yeni anayasayı insan haklarını
ve demokrasiyi genişletmek amacıyla getirmek
istediklerini söylüyorlar. Acaba bu iddiaları doğru
mudur?
1982
darbe Anayasa'sı, zorunlu din dersi içeren yapıda.
Bu din dersi de Sünnilik biçiminde algılanıyor ve
öyle uygulanıyor. Türkiye'deki milyonlarca Alevi yok
sayılıyor. Aleviler'in inanç hakkı konusunda
AKP yönetimi ve milletvekilleri düşmanca davranıyor.
Başbakan; cemevlerini cümbüşevi gibi görüyor.
Son olarak AKP Milletvekili Mustafa Özbayrak; 'Alevilere bir
hak verirsek bunu Satanistler de ister!' diyerek içindeki
gerici ve düşmanca duygusunu açığa vurdu.
Daha
da düşündürücü olanı şudur: Diyanet'ten
Sorumlu Devlet Bakanı M. Sait Yazıcıoğlu,
'Din dersleriyle ilgili en iyi düzenleme 1982 Anayasası'nda
bulunan düzenlemedir.' dedi. Diyanet İşleri Başkanlığı
da yapmış olan bu profesörün cem evlerini
ibadethane saymamak niyetinde olduğu da basına yansıdı.
Bütün Diyanet İşleri başkanları 'din'
deyince bundan Sünniliği anlıyorlar ve Alevi gerçeğini
yok sayıyorlar. Şimdi AKP'liler işte bu görüşte
direnerek 1982 darbe anayasasına sarılıyorlar.
Böylece de niyetlerinin anayasayı demokratikleştirmek
olmadığını gösteriyorlar.
Herkese
bol keseden hak vaat eden AKP'lilerdeki bu Alevi düşmanlığının
sebebi nedir? Söyleyeyim: Türkiye'de laik sistemi savunan ve
savunacak en kararlı topluluk Alevilerdir. Kimse kusura
bakmasın ama; Sünni aydınlar bile ülkemizdeki
gericileşmeyi, sanki demokrasinin gereği imiş
gibi benimsiyorlar, içselleştiriyorlar; hatta
savunuyorlar. Çağdaş yaşam modelini, akla
dayanan eğitim sistemini, laik toplumu savunmak üzere
geriye bir Alevi toplumu kalıyor. İşte
Amerikancı bu sistem; şimdi Alevileri de eritmek peşinde.
Eğer Aleviler de Sünni kesim gibi türbanla, yiyecekle,
kömürle, parayla gericilik karşısında pasifleştirilirse;
masanın üstündekiler amaçlarına ulaşmış
olacaklardır.
Yağma
yok.
Atatürk
Cumhuriyet'ini bu takıma teslim etmeyeceğiz.
http://www.gunes.com/2007/11/06/yazarlar/y4.html
Kuran'ı
da yasaklıyorlar
Rıza
ZELYUT
27 Kasım 2007
<%Tarih%>
Yaşarsak
daha neler göreceğiz...
AKP
Hükümeti, artık Kuran-ı Kerim'in hükümlerini
bile, kendi işine gelen, işine gelmeyen biçimde ayırarak
yasaklama yoluna gidiyor.
Buna
ilişkin haber Hürriyet Gazetisi'ne yansıdı.
Camilerin
kapısındaki tahtaya, cemaatin okuması ve feyz
alması için Kuran'dan ayetler yazılır. Bu
geleneğe uygun olarak İstanbul Eminönü'deki Zeynep
Sultan Camii tahtasına da Maide Suresi'nin 51. ayeti yazılmış.
Ayet, 'Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları
dost (veli) edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır.
İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok
ki o da onlardandır.' anlamında...
Hürriyet
muhabiri bu ayetin oraya yazılmasını haberleştirmiş.
Konuyla ilgili olarak bilgisine başvurulan Eminönü Müftüsü,
'Bu ayeti hemen oradan kaldırtacağım!' demiş
ve 'Her ayet her yere yazılmaz!' buyurmuş.
Diyanet
İşleri Başkan Yardımcısı İzzet
Er de o camiin imamı hakkında ikaz yapılması
için İstanbul Müftülüğü'ne talimat verildiğini
açıklamış.
YA HIRİSTİYANLAR NE YAPIYOR?
İlgili
ayet; Müslüman birliğini korumak ve iç dayanışmayı
kuvvetlendirmek üzere getirilmiştir. Burada Hıristiyan
veya Yahudi halka düşmanlık yoktur. İslam dünyasındaki
Yahudilerin ve Hıristiyanların dinlerinin ve
hayatlarının Müslümanlar tarafından dinsel
garanti altında tutuldukları bilinen bir gerçektir.
Maide Suresi'nin söz konusu ayeti; Müslümanlara; 'Hıristiyanların
ve Yahudilerin emrine girmemeyi, onların yöneticiliğine
karşı çıkmayı' tavsiye etmektedir. Bu
haliyle de Hıristiyan emperyalizmine direnişi öneren
önemli bir uyarıdır.
Bizimkilerin
Hıristiyanseverliğine karşı acaba onlar Müslümanlara
nasıl bakıyor?
Türkiye'yi
AB'ye almamak için öne sürdükleri en kuvvetli tezleri; Türkiye'nin
Müslüman olması değil mi? n Batılı beyaz
Hıristiyanlar; Müslümanlığı bir tehlike,
terör öğesi gibi görmüyorlar mı? n Müslümanları
aşağılamıyorlar mı? n Müslüman
Peygamberi Hz. Muhammet'i en alçakça çizgilerle kötülemeyi
düşünce hürriyeti gibi göstermiyorlar mı? n Hıristiyanlar
ve Yahudiler Hazreti Muhammed'e 'sahtekar' demiyorlar mı?
Onun peygamberliğini ve dinini reddetmiyorlar mı?
Buna
ilişkin yüzlerce kanıt ortada dururken Kuran'da, bu
saldırganlara karşı direnişi ve uyanık
durmayı tavsiye eden ayeti neden sildiriyorlar?
Kuran; Allah'ın kitabı ise bu kitaptaki hükümlerin
doğru veya yanlış olduğuna AKP
zihniyetindekiler mi karar verecek?
Kuran'daki
örtünme ayeti için bir zamanlar ortalığı
savaş alanına çeviren türbanlılar; Maide
Suresi'nin bu ayetini savunmak için neden seslerini çıkarmazlar?
Çıkarmazlar;
çünkü Kuran-ı Kerim'i sansürlemek için emir
verenlerle türbancıların çıkarı, siyaset
meydanında buluşmaktadır. Ne acıdır
ki siyasi gelecek uğruna Kuran'ı bile sansürleyecek
bir iktidar işbaşındadır.
HOCALARI FETHULLAH
Kuran-ı
Kerim'i işine geldiği gibi yorumlamak; bazı
ayetleri öne çıkarıp bazılarını
sansürlemek veya olduğundan ayrı göstermek; Müslüman
sarığı saran Hıristiyan dostlarının
işidir. Bunlar diyalog adına; Hıristiyan
papazlarının elini öpecek kadar işi ileri götürmüşlerdir.
1998'de, Yahudi örgütü ADL'nin aracılığı
ile Papa'nın Roma'da elini öpen Fethullah Gülen'i hatırlayınız.
İşte bu zihniyet, 'La ilahe illallah' dedikten sonra
'Muhammedün Resulullah' demeyi gereksiz saymış;
diyaloga engel görmüştür.
Aynı kişi; 'Allah, dünya gemisinin kaptanlığına
Amerika'yı oturttu!' diyerek; Maide Suresi'nin 51.
ayetindeki hükme karşı çıkmıştır.
Çünkü, Fethullah Gülen bu önermesiyle; Amerika'yı Müslümanlara
da yönetici (veli/dost) olarak tavsiye etmiştir. Acaba
bu 51. ayete karşı düşmanlığın
sebebi anlaşıldı mı?
AKP
Hükümetin'in Kuran'ı sansürlemesi bununla da kalmadı.
Camilerdeki konuşmalarda Al-i İmran Suresi'nin 19.
ayeti olan 'Allah katında hak din, İslamdır.'
ayeti söylenirken; AB'den gelen istek üzerine bu ayet de
sansür edildi.
AKP;
Fethullahçılar'ın elinde ya... İşte hükümet-Fethullah-Amerika
ilişkilerinin geldiği son nokta burası: Kuran
bile sansürleniyor.
Diyalogcular
ne derse desin; bize göre hala 'Hak din İslam'dır.'
http://www.gunes.com/2007/11/27/yazarlar/y4.html
|