Chat n° 250 - Tarih : 01 eylül 2004

Not-1: <> ile başlayan satırlar sayın Aiberge ait değildir, sohbet/chat esnasında onunla konuşan diğer kişilere aittir. [] ile başlayan satırlar ve [ ] arasındaki kesimler yine sayın Aiberg'e ait değildir, sohbete sonradan eklenmiştir.

Not-2: Eski sohbetlerde işlenen bazı gündem konularının yıllar sonra değişmiş olabileceği ihtimalini gözönünde bulundurmak gerekebilir. Sohbeti okurken karşılaşacağınız her türlü sorunu/hatayı vb. info@aiberg.com adresine bildirebilirsiniz.

 

[] Kaptan msccp10SCE nickiyle bağlandı

<> selam selam hocam hoş geldiniz

 

selam selam candaşlar.

 

 

Selam hanif-body herkes selam. Hoşbuluşturana hamdolsun. Bizi İbrahim makamında da buluştursun -Amin-.

Dün en son nerede kalmıştık? Konu bitmiş miydi?

 

<> Buraya kadar: "Corn Hole'lardan (Süper uzayda) sayısız tane vardır. Corn Hole'ların tümü SİDRETÜL MÜNTEHA'da biter (Ayettir) Bundan sonra bir tek şey vardır >>> HORN HOLE (Nefhi Sur -borusu-) Orası da RUH'ların mekanıdır. RUH(lar) diyorum ama biliyorsunuz ki RUH bir tektir ve Allah ruhundan üflemiştir. O yüzden tek bir ruha kar taneleri gibi sahiplenmişiz, ama o sadece bütünleşik bir kardır."

 

Konu bitmiş görünüyor.

 

<> Horn Hole ve Corn Hole yanıtlanmıştı, evet.

 

Belki de soracaklarınız vardır candaşlar bu konuda, mutmainlik açısından, hani "Ben tatmin olmadım" diyen çıkabilir.

 

<> Konuyla ilgili, Cariyat ve Zariyat.

 

(Ve de üçüncü olarak Karia var.)

Ama önce [K]nın iki gündür beklemesi içime sinmiyor. Bize hakkı geçti. [K] "Away" galiba.

Hakkınızı helal ediniz, dün sizi çok beklettim. Bencillik ettim ve 03.ü bulduk.

 

<> est.

<> Biz nimete şükrediyoruz.

 

Biliyordum ki herkesin gözünden uyku akıyordu, iş ve güç bekliyordu insanları. Fakat ayet BİZİM durumumuzu da veriyor: "Gecenin üçte birini veya yarısını..." diyerek efendimize yol gösteriyor. Biz işte BUNU yapıyoruz. Bazen gecenin tamamını da Allah zikri için harcıyoruz.

 

<> 51/17 bizi işaret ediyor

<> 51-Zariyat/17: Geceden pek az uyuyorlardı.

 

Ve de Ali İmran-113'de, "Geceleyin Kur'an okurlar, secde ederler ve sen bunları boşuna yaratmadın Yarabbi derler" diye...

Geceyi makul biçimde Allah'ın anılmasına -hem de GÖNÜLLÜ- ayırmamızın karşılığı İbrahim atamızın BEREKET duası olacaktır. Böylece Allah bizden; biz Allah'tan razı olacağız.

Bugün benden istenen şuydu: "Her gün chat varsa, uykusuz kalmayalım, mesela 01.de bitirelim" diye... Başkanlarımız henüz burada değiller. Soru kanalına bakan op candaşımız var mı? [K]nın sorusu yazılı mı?

 

<> Bulamadım kaptanım sorusunu. Dün de epey aranmıştık, sorusu beni ağaltmıştı, sonra sormamay karar vermişti

 

Neden?

Onun sorusuna yanıt vermemi isteyen Noel baba idi. O yüzden [K]nın üzerine gidiyorum.

Gerçi yılbaşı değil ama, Noel Baba istediği zaman çıkageliyor. :)

Ay yuvarlandı mı kolay parazit alıyorum. (Eğer parazit yerine direkt tele-tense telepatiye girersem, bildiğim LİSANLARI unutmaya başlıyorum (Transfer gereği).) Bundan kaçınmak için PARASİTE'ye yöneldim. Bayağı net sayılır.

Sanskritçe'nin yitiminden çok korkuyorum.

Ama dil aslında dediğim gibi yaşanır, yani o konuşulan bir dil değil; hissedilen bir dildir.

Mesela ĞUSSAE.

Bunun içinde Khus, Türkçe KUS(mak'tan kusu) ve sudan Sea. (Aynı zamanda Sea denizdir. Almanca'da ise See göldür.)

Kusmuk+Suyu demek.

Böylece her dil kökeni olan sanskritçeyle birleşiyor.

 

Bana bir kelime söyleyin onun derinliğine girelim, ne olursa olsun, bir tek kelime?

 

<> HANİF

 

Bunu açmıştık. O halde bunun türevlerine girelim.

 

<> "Lisan" olabilir mi?

 

Lisan da olabilir.

 

<> Sözler ilk kez sanskritçe mi çizildi kaptan?

 

Evet candaş.

Önce: Adem "İsimlendirme"yi başardı. Sonra bu dil dünyaya taşındı. Onun çocuklarından olan İdris sayesinde yazı diline ve gramere döküldü. Nuh tufanında bu dil aynen korundu. Nuh'un oğulları olan Ham, Sam ve Yafes.

(Ve de Yamm var ayrıca) (Kenan da deniyor.) (Kenanlılar, işte onun gemiye alınmış olan eşinden olma çocuklarıdır. Yamm boğuldu ama, çocukları yaşadı. (Çünkü çocuklar her çağda günahsız sabidirler).)

Bunların öyküsü taa Calut denen (Nefilim Goliath)'a kadar gider.

İlk dönemlere Aquarian (Tufan nedeniyle böyle deniyordu), sonraki dönemlere de Egyptian denmektedir. Nuh'un öğretisi Himalayalardan taa... Nil'e kadar geldi. Bu yüzden o çağa "Egyptian" diyoruz.

Ham, Sam ve Yafes aynı dili konuşuyorlardı. Sadece bir de (sözünü etmiştim) şifreli bir dil olan Argo dili vardı.

Dünyada iki dil konuşuluyordu. Argo dili bir esperanto gibidir.

Argo dilinin öteki adı Roman (Kıptice)dır. Gerçek bir dil değil; sadece şifrelemek içindi.

İdris öğretisi olan Papirus üzerindeki yazılara hiyeroglif deniyor biliyorsunuz. Eğer Argonot diliyle yazarsanız adına Hiyeratik deniyor.

Böylece dillerden önce YAZI ayrıştı. Kripto yazılar geliştirildi.

Antropoloji ve arkeoloji ne derse desin (Onlar hep normal düşünürler :( (Oysa biz paranormaller evreninde yaşıyoruz)), ilk uygarlıklar illa ki NİL, Maveraünnehir (Mesopotamia) yöresinde gelişti.

Yunan uygarlığından tam 12 bin yıl önce Eski Mısır uygarlığı oluşmuştu. Bu uygarlığı Nuh'un en büyük oğlu olan HAM soyundan gelenler oluşturdu. (Esmer ve kara ırk) Böylece tüm Afrika'ya (ve kalanlar da Dekan yarımadasına) yayıldılar.

Yukarı Mısır'da (Çavlanlar bölgesinde) ilk HAM uygarlığı ortaya çıktı. Bu İbrahim atamızdan yaklaşık 16 bin yıl öncesidir.

Hami bilgeleri (rahipler) çok güzel bir arşiv tuttular. Hatta Atlantis'in batışını onlar Platon'a anlattı.

Atlantis bildiğiniz üzere (ESKİ DÜNYA yani Tufandan az önceki coğrafyanın adıdır) Nuh tufanını anlatır. Sais, Thebes ve Luxor rahiplerinden çok şey öğrendi Eflatun... Eserinde dillerin bir tek olduğu dönemden söz eder.

Diller bir tek fakat yazı ayrı ayrı gelişmişti. Bunun nedeni o günkü koşullara göre dünya çooooook büyüktü. Mesela, Nuh'un oğlu Sam dalgası ikinci olarak geldiler ve önasyadan Arap yarımadasına indiler. Onların batısında Nil sınır olmak üzere kuzenleri Hamililer (Yani en en en eski mısırlılar) ile komşu oldular.

Bunun gibi Yafes dalgası da Sami'lerin doğusuna yerleşti. (Sümer, Elam vb.) Bunlar bilindiği üzere TÜRKÇE konuşuyorlardı. (Proto-turanca döneminde yine diller bir idi.)

Ancak Samiler öteki kuzenleri olan Yafes (Yabguz/Yavuz) olanlarla savaştılar. Sümer ve Elam uygarlıklarını ortadan kaldırıp buralara hakim oldular.

Proto-Turanlılar aslında içdenizin kuzeyinden giden dalganın adıdır. (Fin-Ogriyenler vb.) Sümer ve Elam Turanlıları ise hasbelkader güneye yönelmişlerdi. Maalesef diğer Turan boyları gibi (Hattililer) ortadan kayboldular.

(Turanlılar=Yafesliler ÇEKİNİK ırktır.) (Daha önce Macar ve Bulgarların hızla resesif olarak asimile olduğunu anlatmıştım.)

Mesela söyleyeceğim şeye çok şaşıracaksınız:

Turanlıların kuzeye gidenlerinden sadece Finliler dillerini korudu. Rusların atası olan kabilenin adı RUS'tur. Bu Fince konuşan bir güçlü devlet idi. RUS isimli kabile gerçekten finliydi. Hatta Bulgar (Balkar ve Malkar ve Altınordu Volga bulgarları) Turanlıları ile birlikteydiler. Kolay asimile oldular.

Kendilerine Skand, yerli halka da Sklave diyorlardı. (Slave kelimesi buradan geliyor) (Köle anlamında) Skand'ın anlamı Sayın demek, Sayın bay kelimesinde olduğu gibi. Bu da adını sayın veya azizler ülkesi anlamına gelen Skandinavya'ya verdi. Skandinav ise >>>>>> Skand(efendi) ve Slav(köle) ülkesi demek.

Mesela Sayın kelimesini ele aldık: Bu kelime soyon, sayan olarak Asya hunları devrinde kullanılmış ve moğol, mançu tunguzlara da aynen geçmiştir. Soyon veya sayan "Aziz" demektir.

Hatta bu sayın kelimesi taaaa Japonya'ya gitmiş ve (feodal ilkel dönemlerinde) "SAN" (Japonca bay demektir) halinde kullanılmaya devam ediyor.

Sayın ve San aynı kelimedir. Efendi, beyefendi, aziz demektir. (Hani birbirimize azizim deriz ya.)

İşte bu TEK kelime tüm dünyada kullanılıyordu. Ama dillerin birden paranormal ayrışmasıyla, Sayın kelimesi çok değişti ve ayrıştı.

Mesela Sami dillerinde Seyyid veya Said (mutlu ve bay demek)

Aria (Hint-Avrupa dil ailesinin atası) dilinde ise Sant oldu. St., Saint, Santo, Santa, San (marino mesela), hep Aziz kelimesinin yerine geçen o tek dilin kalıntılarıdır.

Yaklaşık 60 lehçe ve dilde bu Sayın kelimesi kullanılmaktadır. (Onu siz bulup hissedeceksiniz.)

İşte Sanskritçe.

 

<> Seyyid, Ali İmran/39 ve Yusuf/25 ayetlerinde geçiyor.

 

(Suud, mes'ud, said >>> Hep aynı kökten gelmektedir. Temelde Aziz demektir. Sa'di, Su'udi, bunlar biliyorsunuz ki kullanılıyor.)

 

<> "Yunan uygarlığından tam 12 bin yıl önceye Eki Mısır uygarlığı oluşmuştu. Bu uygarlığı Nuhun en büyük oğlu olan HAM soyundan gelenler oluşturdu... Yukarı Mısır'da (Çavlanlar bölgesinde) ilk HAM uygarlığı ortaya çıktı. Bu İbrahim atamızdan yaklaşık 16 bin yıl öncesidir" dediniz

 

Evet, İbrahim atamız Babilonya döneminde yaşadı. (Lut gazabı döneminde), ondan 12 bin yıl önceye dayanıyor eski Mısır uygarlığı. Sais rahibinin dediği gibi: "Siz Yunanlılar daha dünkü çocuklarsınız, nereden bileceksiniz tufanı..."

 

<> Zaman aberasyonu var mı burada?

 

Hayır Aberasyon yok, 16 bin yıl boyunca tek dili konuşurdu insanlar. Diller, İbrahim ve Nemrut çekişmesinden sonra (Ziggurath) ortaya çıktı. "Komşu komşuyu anlamaz oldu" dedirtecek kadar birden KESKİN ve KESİN ayrıştı diller.

Bunlar paranormaldir.

Örneğin doğal seleksiyon NORMALDİR de, Nuh'un gemisine alınan sadece bir çift olan hayvanlara ne demeli?

Evrimciler diyor ki: "Doğal, normal seleksiyon ve mutasyon." Tam tersine, paranormal bir seleksiyon ve mutasyon da yok! Mutantlar tufanda ölüp gidiyor.

Halbuki güçlü olan onlardı, onların sağ kalması gerekirdi. DEVLER vardı apartman boyunda, dört koluyla dövüşen mutantlar vardı. Zayıflar eleniyordu hani?

Allah, tersine bir gemiye SEÇİLMİŞ insan ve hayvan çiftlerini doldurdu ve normal değil paranormal bir SELEKSİYONLA bugünkü ırklar ortaya çıktı.

Artık iki omuzu üzerinde iki ayrı başı olan insanlar falan yok. Tufan mutantları yoketti. SEÇİLMİŞLER kaldı.

Haniflik gibi. Hanifler de SEÇİLMİŞTİR. Bir mutasyon ve evoulation ile ortaya çıkmadı Haniflik. SEÇİLMİŞLİK, seçkinliktir Nuh gemisinde olanlar ve Hanif olanlar.

Ortodoks ve katolik müslüman olan atalarımız aslında sanki Nuh'un tufanı öncesindeki o garip, ucubik mutantlar gibi kaldılar. Biz Protestant islamlar ise, NUH gemisine seçilerek bindirilmiş gibi olduk.

İbrahim atamız, ilk eşi Sara, ikinci eşi Hacer, (Kendisi Yafesli), yani bir yafes erkeği, sami ve hami iki kadın ile evleniyor. Ayrı ayrı diller konuşulmuyordu. (Çinliler Argo dilini seçtiler.)

Ta Orta Hindistan'daki (adını aldığı) Brahui/Brahmi dininden geldiklerinde TEK dil konuşuluyordu. Ne eşi Sara'nın samicesini, ne de eşi Hacer'in hamicesini ÖĞRENMİŞ değildi. Herkes herkes ile tek dil olarak anlaşıyordu.

Biliyorum bu tuhafınıza gidiyor, Ama ayetler böyle. Babil kulesi ve Nemrut olayını ayetlerle anlatalım lütfen.

(Bir hüüp molası)

 

<> hep bu Babil olayını merak etmişimdir

<> 2-Bakara/258: Baksana ona: O, kendine Allah meliklik verdi diye İbrahime rabbı hakkında huccet yarışına kalkana, İbrahim ona «benim rabbım o kadirı kayyumdur ki hem diriltir hem öldürür» dediği vakit «ben diriltirim ve öldürürüm» demişti, İbrahim: «Allah güneşi Meşrıktan getiriyor, haydi sen onu Mağribden getir» deyiverince o küfreden herif dona kaldı, öyle ya: Allah zalimler güruhunu muvaffak etmez.

<> 21-Enbiya/51: Andolsun ki daha önce İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik. Biz onu biliyorduk.

<> 21-Enbiya/52: İbrahim, babasına ve milletine, "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demiş,

<> 21-Enbiya/53: "Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi.

<> Tekvin/Genesis 11/6

 

Nimrod/Nemrut olayını anlatan ayetlere bakınız. Babil kulesine gazap inmişti. Nemrut Allah'ı oklayacağını iddia ediyordu. Ateşin de İbrahim'i yakacağını iddia ediyordu.

 

<> 21-Enbiya/54: İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince:

<> 21-Enbiya/55: "Sen bize gerçeği mı getirdin yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.

<> 21-Enbiya/56: O söyle dedi: "Hayır; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahitlik edenlerdenim."

<> 21-Enbiya/57: "Allah'a yemin ederim ki, siz ayrıldıktan sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım!"

<> 21-Enbiya/58: Hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye, sağlam bıraktı.

<> 21-Enbiya/59: Milleti: "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir" dediler.

<> 21-Enbiya/60-61: Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahitlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler.

<> 21-Enbiya/62: İbrahim gelince, ona: "Ey İbrahim Bunu tanrılarımıza sen mı yaptın?" dediler.

<> 21-Enbiya/63: İbrahim: "Belki onu su büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.

<> 21-Enbiya/64-65: Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! Bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.

<> 21-Enbiya/66-67: İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi.

<> 21-Enbiya/68: Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.

<> 21-Enbiya/69: Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.

<> 21-Enbiya/70: Ona düzen kurmak istediler, fakat Biz onları hüsrana uğrattık.

<> 29-Ankebut/24: Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise, "Onu öldürün yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardı.

<> 37-Saffat/95: İbrahim: Yonttuğunuz şeylere mi ibadet edersiniz!

<> 37-Saffat/96: Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi.

<> 37-Saffat/97: Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın! dediler.

<> 37-Saffat/98: Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık.

<> 37-Saffat/99: (Oradan kurtulan İbrahim:) "Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek".

<> 37-Saffat/100: O : "Rabbim! Bana salihlerden olacak bir evlat ver", dedi.

<> 37-Saffat/101: İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.

<> 37-Saffat/102: Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.

<> 60-Mümtehine/4: İbrahim'de ve onun beraberinde olanlarda sizin için gerçekten güzel bir örnek vardı. Hani onlar, kavimlerine demişlerdi: Biz, sizden ve Allahı bırakıp taptığınız başka şeylerden uzağız, sizi inkar ediyoruz. Yalnız Allaha inanıncaya kadar bizimle sizin aranızda ebedi düşmanlık ve öfke belirmiştir. Yalnız İbrahimin babasına; andolsun ki, senin için mağfiret dileyeceğim. Ama Allah'tan sana gelecek herhangi birşeyi def'etmeye gücüm yetmez, demesi müstesna. Ey Rabbımız; Sana tevekkül ettik ve Sana yöneldik. Dönüş de ancak Sanadır.

 

Tekvin yaratılış 11. bap'ta da Babil kulesi anlatılıyor.

Bugün chat kısa süreceği için bu ayetlerin inanılmaz sırlarına girmeyeceğim. Ama dikkatinizi çekmek istediğim bir iki YORUMSUZ şeyi vurgulayacağım.

 

"And olsun ki, daha önce İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik. Biz onu biliyorduk. - İbrahim, babasına ve milletine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti. - Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi."

"İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik."

"İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik."

"İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik."

İbrahim'in mutmainlik ruhu AKLEN bilimle ikna olma azmine dayanır. İbrahim o güne kadar tek düstur olan Ata dinini reddediyordu. Tam bir  P R O T E S T A N T  olarak.

 

"İbrahim, babasına ve milletine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti. - Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi."

"İbrahim, babasına ve milletine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti. - Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi."

"Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi."

"Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi."

"Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi."

"İbrahim: And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz"

"İbrahim: And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz"

"İbrahim: And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz"

İbrahim ATA dinine uymayan  Y E G A N E  biricik tek insandır. Bizim tam tersimiz yani... Üstelik peygamber de değildi... O bir Teen ager idi (eleven, twelve bitmiş, thirTEEN yaşına gelmişti.)

 

"Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk."

"Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk."

"İbrahim denen bir genç"

"İbrahim denen bir genç"

"İbrahim denen bir genç"

"İbrahim denen bir genç"

O peygamber değildi, o kendisi istisna olarak Allah yolunda savaşıyordu. Allah onun elbette o içgüzelliğini biliyordu:

"Andolsun ki daha önce İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik. Biz onu biliyorduk."

"Biz onu biliyorduk"

"Biz onu biliyorduk"

"Biz onu biliyorduk"

"Biz onu biliyorduk"

"Biz onu biliyorduk"

"Biz onu biliyorduk"

Bu, İbrahim atamızın 13 yaşında ve Levhi Mahfuz'da 228 bin peygamber arasında adı yokken geldiği noktadır.

13 yaşındaki bir çocuktan söz ediyoruz! İlkgenç!

Ve öyle protest ki yapmadığını bırakmıyor. Peygamber değil, bir vahy geliyor değil; o inanılmaz bir mücahede veriyor Hiç görmediği, fakat iman ettiği Allah'ına...

Görevli değildi, "Kalk uyar" bile denmemişti ona. 13 yaşında bir yeni yetme öyle protest idi ki, ortalığı karıştırdı da karıştırdı. Yapmadığını bırakmadı, babasının putlarına kadar kırdı döktü.

Allah'tan hiç bir ilham ve vahy gelmeden bunu KENDİ kendine yaptı. Allah, bunları biliyordu -Cebrail ile birlikte-.

"Biz onu biliyorduk"

"Biz onu biliyorduk"

"Biz onu biliyorduk"

 

Ve fourteen yaşında ona  S O N R A D A N  oluşturulmuş bir peygamberlik verildi. Bunu kabul etmeye tek şart getirdi: "Beni dostun edinirsen peygamber olurum." Allah da İbrahim'i DERHAL dost edindi!

İbrahim bir istisnadır, çok konuda istisnadır. Mesela insanlık tarihinde en aykırı şeyi ilke edinmişti:

A S L A

A T A

D İ N İ N E

i n a n m a y a c a k s ı n ı z  !

Artık biz bir milletiz!

Bizim bir tek atamız var:

İ b r a h i m

O, Allah'ımızın tek dostudur.

O, asla yanılmayacak GERÇEK bir atadır.

 

<> 2-Bakara/131: Rabbi ona: "Teslim ol" dediğinde (O:) "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.

 

Size şunu söylüyor ayetler -hissederseniz- diyor ki ayetler:

İBRAHİMDEN BAŞKA HİÇBİR ATANIZ olmayacaktır.

İbrahim gibi protest olacaksınız.

İbrahim gibi koparıp alacaksınız.

Öteki peygamberler gibi mirasa konmayacaksınız. KOPARIP alacaksınız!

Siz UYGARCA fakat protest bir yaklaşımla..."

 

<> 2-Bakara/130: İbrahim'in milletinden kim yüz çevirir? Ancak kendine kıyan sefih, hakikat biz onu Dünyada ıstıfa ettik, Ahırette de o hiç şüphe yok salahile seçilenlerdendir.

<> Sefih, İblis için kullanılıyor ayrıca. "Ya İbrahim'e uyarsınız, ya da İblis'e..." deniyor açıkça.

 

İslam'ın iki mezhebi ikisi birden SEFİH'dir [candaş]. Biri ortodoks müslümandır ötekisi katolik müslümandır. İblis bu iki mezhebin kanlı kavgasını çıkartıp keyifle seyreden baş sefihten öte bu iki mezhebin PAPA'sı-PATRİK'idir.

İslam adına yapılan ne varsa, İblis için yapılmıştır bugüne kadar... Şu saltanatlara bakar mısınız? Ehli Beytin canavarca öldürülmesine bakar mısınız? Hurafe ve bi'dat dini olan şu maskara İSLAM dinine ve onun palyaço iki mezhebine bakar mısınız?

İşte bu noktada ARTIK atalarınızdan ayrılın! Tek bir atanız var o Allah'ın biricik dostu... Tek bir İslam dini var >>> Hanif İslam. Artık sizin ATALARINIZ ile ilişkiniz kesilmiştir. Siz artık PROTEST bir Allah kulusunuz!

MEZHEB'i şeytan kurdu-kurdurdu. Dini unutturmak için Ebu Süfyan'ı dost edindi İblis. Muaviye ve Hakem olayını oluşturdu. Önce Ali'yi sonra bütün ehli beyti şehid ettiler. Ve bunu yapanlar (Muaviye çocukları, Yezidler vb.) "Biz peygamber soyundan seyidleriz" dediler.

Emeviler'de SEYİDLİK, Yezid 1000 Muaviye 1000 Ebu Süfyan soyuna getirildi. Sanki bir tek ehli beytten kişi bırakmıştı da... Beşiktekini bile delik deşik ettiler.

 

<> 17-İsra/73: Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrısını bize isnat edesin diye fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni dost(HALİL) edinirlerdi.

<> İblis dostluğu işte.

 

Evet, İblis İslam'ın İKİ mezhebini kuran ASIL GÜÇTÜR. Mezhebin ikisini de o kurmuştur.

Ve sizi bir afetten kurtardı Allah. Bu afet şuydu: Eğer daha önce doğmuş olsaydınız, bana erişememiş olsaydınız, ATALARINIZ dini, pardon din dedikleri mezhebiyle başbaşa kalacaktınız.

Allah'a sonsuz şükredin ki, bu köklü değişimi (İbrahim protestliği olan ruhu) bize verdi, artık MEZHEBİNİZ yok!

 

<> HAMDolsun

<> Çok ŞÜKÜR ALLAH'ımızA

 

Sadece Allah'ın indindeki tek ve en güzel İslam dini olan HANİF islamı buldunuz! İbrahim ile BİR yani EŞİT oldunuz! Bu bir darbedir, devrimdir.

Daha bir kaç yıl öncesine kadar "Benim mezhebim yok" diyebilir miydiniz? Hatta bunu söyleyene düşman olurdunuz. Şimdi o devrim yapıldı >>> "Bizim bir mezhebimiz, tarikatımız YOK!"

Allah sizlere bir alamet olarak bu çağı seçti.

İftiharla hep "Ben Sünniyim" dediniz veya "Şiiyim" dediniz.

Sünnilik nedir?

Süfyan dede, Muaviye baba ve Yezid'in kurduğu bir ŞEYTAN MEZHEBİ, kan üzerine kurulu. 12 imamı birden öldüren, Efendimizin kanından gelen torunlarını öldüren KASAP bunlar!

İşte bu kasaplar bu saltanatlarını oturtmak için kitabı bırakıp HADİS uydurdular. Meczub tarikatla primler verildi. Adına da Sünneti Seniyye dendi.

Lafa bakın! Neyin övgüsü bu? Cinayetlerin soykırımın mı?

Allah'tan başka bir sünnet daha yoktur. O da SÜNNETULLAH'tır. Sünnetullah ise HANİF din ile birebir özdeştir, inanmayan ayetlere baksın.

Secde edeceğim geleceğim, bir dk izin.

 

<> 34-Sebe/20: Andolsun ki; İblis, onlar hakkındaki zannını doğru çıkarmış ve mü'minlerden bir topluluk hariç ona tabi olmuşlardır.

 

Geldim. Tansiyonum çıkınca, pardon değişince secde etmek bana çok yarıyor, sanki beynimden çekilen kan tekrar yerine gidiyor. Tavsiye ederim. İlahi haşyete yakalandığınızda, ürperdiğinizde, namazınızı kılmış bile olsanız, secde ediniz. Mesela "Elhamdülillah" deyiniz ya da Eşhedü enla ilahe illallah deyiniz.

(Biz sadece buna kalubela'da ŞAHİTLİK etmiştik. Efendimize ŞAHİT değilsiniz, o tanrı değil! Efendimize Allah ve melekleri gibi biz müminler de selavat ve selam getireceğiz.)

Kelimeyi Tevhid La ilahe illallah ve Kelimei Şehadet ise eŞHeDü en: "La ilahe illallah"tan ibarettir.

Siz neye şahid oldunuz? Allah efendimizi yanına alıp bütün ruhlara kalubela'da "Bakın bu Muhammed benim biricik dostumdur, bütün alemleri onun yüzü hürmetine yarattım, eğer ona da SALAT falan yapıp (sünnet namazları buradan çıkmıştır) dua etmezseniz, o size şefaat etmeyecektir. Çünkü ben tüm Tanrı yetkilerimi ona devrettim" Mİ DEDİ?

Efendimize nasıl ŞAHİT oluyorsunuz? Böyle saçma şey olur mu?

Allah'a ORTAK koşuyorsunuz, "Eşhedü enne muhammeden..." demekle.

 

<> "E lesti küm bi RABbi küm" >>> "Qalu bela ŞeHiD na" >>> Biz sadece RABbimize ŞaHiDiz.

<> 7-Araf/172'de, "we Rabbiñ, Adem oğlundan sırtlarından/arkalarından zürriyyeti aldığında, onları şahidlendirdi nefslerine/kendilerine" "Ben, Rabbiñiz değil miyim?" (Ademoğlu) Dediler; evet şahid olduk..."

<> Ayetteki soru bütün Ademoğlu'na sorulmuş, ResulULlah SS da bütün Ademoğlu içinde olduğu halde n'asıl ResulULlah'a şahid olabiliriz ki?

 

Evet. Acaba o sırada Allah yanına Efendimizi de şirk olarak mı koymuştu? Bizden ahit mi almıştı? Tam tersine efendimiz ve 228 bin peygamber kalubelada ÖZEL bir seansta toplandılar. Peygamber olmayan bir KULDAN ve peygamberler adına ona yardımcı olan Yahya'dan MİSAK aldılar. Öyle değil mi?

 

<> evet

<> Allah, Peygamberimiz (ss) kendi ölmüş akrabalarına bile dua etmesini engelliyor iken, nasıl şefaat yetkisi var deriz.

<> 33-Ahzab/7: Biz, peygamberlerden misaklarını almıştık. Senden de misak aldık. Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan, bunların hepsinden kuvvetli bir sözleşmeyle misak aldık;

<> 33-Ahzab/8: Ki Allah, özüyle sözü bir olanlardan doğruluklarını sorsun. Küfre batmışlara ise korkunç bir azap hazırlamıştır.

<> (Haşa) "Allah/Baba + Muhammed/İsa(Oğul) + NurüMuhammed/KutsalRuh" üçlemesinden ne farkı var şimdiki durumun? "Benim peygamberim seninkini döver!" Hani siz elçileri birbirinden ayırmazdınız?

 

Aşağılık SÜNNETİ MUHAMMEDİ palavrasını uydurdular! SÜNNETULLAH'tan başka bir sünnet var mı? Gösterin Kur'an'da! Sünnetullah birtek yerde geçer, yani HANİF kelimesinin hemen yanında! O ayeti bulur musunuz? İbrahim'i öven ayet. "Allah'ın sünnetinde asla bir şaşma göremezsiniz!" ültimatomu olan ayet! Sünnetullah'ın değişmeyeceği garantisi olan ayet!

 

<> 4-Nisa/125: Güzellikler sergileyerek ve özü-sözü doğru bir halde İbrahim'in milletine uyarak yüzünü Allah'a teslim edenden daha güzel dinli kim olabilir! Allah İbrahim'i dost edinmişti.

<> Fetih/23: Allah'ın öteden beri cereyan edegelen sünneti, Allah'ın o sünnetine bir tebdil de bulamazsın

<> 30-Rum/30: O halde sen yüzünü, bir hanif olarak dine, Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir. Allah'ın yaratışında değiştirme olamaz. Doğru ve eskimez din işte budur. Fakat insanların çokları bilmiyorlar.

<> 35-Fatır/43: Yeryüzünde kibirlendi ve kötülük tezgahladılar. Oysaki tezgahlanan kötülük, sahibinden başkasını kuşatmaz. Öncekilerin başına gelenlerden başkasın mı bekliyorlar? Allah'ın yol ve yönteminde değişme asla bulamazsın. Allah'ın yol ve yönteminde döneklik de bulamazsın.

<> 35-Fatır/43: İstikbaran fil erdy ve mekras seyyi'* ve la yehyykul mekrus seyyiü illa bi ehlih* fe hel yenzurune illa sünnetel evvelyn* fe len tecide li sünnetillahi tebdyla* ve len tecide li sünnetillahi tahvyla

 

"ve len tecide li sünnetillahi tahvyla"

"ve len tecide li sünnetillahi tahvyla"

"ve len tecide li sünnetillahi tahvyla"

Orada FITRAT yok, kim uyduruyor? Orada SÜNNETİLLAHİ kelimesi var! İşlerine gelmiyor çünkü. Zira SÜNNET kelimesini Allah'tan koparıp efendimize verdiler. Allah'ın sünneti yerine varsa yoksa efendimizin -tenzih ederim- sözde sünneti güya hadisleri. LANET olsun Hanif olmayan herkese!

İçim yanıyor, yine secde edeceğim.

Geldim.

Mezhebin ne, "EHLİ SÜNNETTENİM. Eşhedü enne Muhammeden resulullah" dedik. Bunları söyledik.

EŞHEDÜ demeyeceksiniz candaşlar: Eşhedü enla ilahe illallah + Muhammeden Resulullah, böyle söyleyebilirsiniz. Ama efendimize de ŞAHİD olduk diyorsanız -Kalu Bela'da-, o zaman cehenneme kadar hepimizin yolu olur.

 

<> 63-Münafikun/1: Sana geldikleri vakıt o münafıklar dediler ki: şehadet ederiz hakikaten sen şübhesiz Allahın Resulüsün, Allah da biliyorki: hakikaten sen şübhesiz onun Resulüsün, bununla beraber Allah şehadet ediyorki doğrusu münafıklar kat'iyyen yalancıdırlar.

 

BİZ ALLAH'ı gördük -unutturulduk-. ALLAH'ı gördüğümüze ŞAHİDİZ biz! Allah'a şahidiz!

Nasıl dersiniz-dedik-diyoruz ki Eşhedü enne muhammeden abdühu ve Resulühu...

Bir kere cümle yanlış. Arapça gramer ile ilgisi yok:

birincisinde ENLA diyorsun

ikincisinde ENNE diyorsun

ve daha bilmiyorsun ki:

a) Muhammeden mi?

b) Muhammedün mü?

c) Muhammedür mü?

Daha onu bile BİLMİYORSUN!

Çünkü LA (yok) diyemediğin için EN-NE diyorsun, o zaman da Muhammeden mi, Muhammedin mi, Muhammedür mü, Muhammedün mü? DÖRDÜNÜ de bilemiyorsun. Abdühu diyorsun (Onun kulu) ve Resulühi (Elçisi)! Şu ikisi dışında cümle tamamen yanlış.

ARAPLAR

a r a p ç a

B İ L M İ Y O R  !

Yuh be!

Allah yazmayı bile bilmiyorlar. ŞEDDEler koyuyorlar Rabbin mübarek ismine ve bunları "Gramer gereği" diye bize yutturuyorlar.

Biz de sarf ve nahv okuduk elbette. Ne yani, ben şimdi atalarımın Allah ismini doğru yazdığına inanmak zorunda mıyım? Ya da Efendimize Kalu Bela'da tanık olmak zorunda mıyım?

BEN İbrahim oldum, onun gibi yuh be diyerek, çıkışarak yazıyorum, protesto ediyorum atalarımızı ve hatalarımızı!

Ehli Sünnet vel cemaat mezhebindenmişiz! Cemaat de şu tarikatler mi oluyor acaba? Şalvarlı cahiller mi imam hoca olup bir de maaş alıyorlarmış. (40 bin böyle birileri varmış gazete haberi.) O gazeteleri okudunuz mu?

 

<> sayıları bilinmeyen şeyh(tan)lar ortalarda hocam

<> 37-Saffat/35: Onlara "LA İLAHE İLLALLAH" denildiğinde, kebir/kibir/büyüklenirler.

<> 37-Saffat/36: "Mecnun bir şair için İLAHLARIMIZI terk mi edeceğiz?" derler.

<> 37-Saffat/37: Bel! HAK ile geldi ve mürselleri tasdik etti.

 

Saat 01.00'de ZigZag ile yazışılacak. Son beş dakikaya girdik. Yarın devam ederiz Allah inşaa ederse.

 

<> Allah inşaa

 

İnş ALLAH.

Yarın da Sebe melikesinin içine girdiği ve sonra da iki yıl boyunca Süleyman'ın içinde öldüğü (uzlet odasını) anlatmamı istedi (sizin torunlar). O yarım kalmış sanırım.

 

<> sabırsızlıkla bekleyeceğiz, tşk. ederiz hocam

 

"21/54: İbrahim: And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz"

"21/54: İbrahim: And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz"

 

Ben sanırım büyük bir kitle tarafından bekleniyorum. Yarın yine 21.30 cıvarında görüşmek üzere Allah'a emanet olunuz. RZİ. Hoş-bye candaşlar.

 

<> slm slm

<> elinize sağlık efendim

<> amin