|
Yaklaşık 20.000.000 $ bütçesi ile, Cumhuriyet Tarihinde
yasadışı bir organize suç örgütü tarafından yürütülen
en geniş kapsamlı, en etkili, psikolojik harekât boyutları
itibariyle en geniş, hedef kişi ve kuruluşları
itibariyle en sansasyonel ve de güncelliğini en uzun süre koruyan
operasyonun, adı da oldukça medyatiktir: "TELEKULAK"...
Yalnız anormallik şuradadır ki, planlı istihbarat
operasyonunu yönetenler, yürütenler, devlete ve rejime karşı
hiçbir sorumluluk hissetmeden doğrudan hocaefendilerine (!) bağlı
olan ve hizmet eden; ancak maaşlarını, makam ve rütbelerini
ise devletten alan müritlerdir;"imha"ya maruz kalanlar, bir
başka ifadeyle tasfiye edilerek çok yönlü cezalandırılmak
istenenler ise, devlete ve rejimine sadakatle bağlı, bunun için
herşeyi göze alan gerçek emniyetçilerdir. Devletin diğer
ilgili kurumları ve istihbarat birimleri ise, bu operasyonda
maalesef "seyirci" konumundadır...
Suç ve suçlulara karşı yürütülen bu yasal zemindeki mücadele
esnasında, yasal olmayan faaliyetlerinden dolayı doğrudan
zarar gören ve zarar görme tehlikesini hisseden kişi ya da
kurumlar, ne yazık ki teşkilat içerisindeki tespit edilmiş
Fethullahçı unsurların yönlendirmesiyle, haber ve gündem
oluşturma peşinde koşan medya kuruluşlarını
da etkileyerek doğrudan saldırıya geçmişler, kimi
siyasileri, sivil toplum örgütlerini, bürokrasiyi ve dolayısıyla
tüm kamuoyunu "TELEKULAK" adı çerçevesinde koşullandırarak,
amaçladıkları ön yargıyı oluşturmuşlardır.
Bu planlı fethullahçı organizasyon içinde amaçlarına
ulaşmak için, bir taraftan Cumhurbaşkanlığı'nın,
Başbakanlığın, Bakanlıkların, tüm medya
kuruluşlarının, gazetelerin, siyasi partilerin, aydınların,
Emniyet Teşkilatının, MGK.'nın, Genelkurmay'ın,
Jandarma Teşkilâı'nın, sivil toplum örgütlerinin
telefonlarının dinlendiğini, hizmet dışı
sorgulandığını iddia ederken; olay ve olayların
yargı aşamasına intikal edeceğini de hesaplayarak,
Yargıtay'ın, Danıştay'ın, bazı yargı
mensuplarının da telefonlarının dinlendiğini ve
sorgulandığını da iddialara ekleyerek, olayların
niçin geliştiğini, telefon sorgulamasının ne olduğunu,
niçin yapıldığını bilmeyen ve doğal
olarak bilemeyecek durumda olan her derecedeki kurum, kuruluş kişi
ve kişiler nezdinde, tasfiyesi amaçlanan emniyet görevlilerini
savunmasız ve yalnız bırakmışlardır.
Telekulak Operasyonu'nun ayrıntıları, hiç şüphesiz
başlıbaşına bir kitap konusudur. Bu operasyona esas
taktik ve strateji, kusursuz bir mükemmeliyetlikte, tam bir
profesyonellikle hazırlanarak uygulamaya konulmuştur.
Telekulak operasyonu, bu açıdan fethullahçı istihbaratçıların
gerçek potansiyel gücünü ortaya koyarken, bundan sonra yapacaklarının
teminatı olarak da "göz kamaştırmış",
hem de "hasım"larına "gözdağı"
vermiştir. Bu operasyonla, sağ-sol, irticacı-laik, etnik
bölücü-ulusalcı, sosyalist-ülkücü ayırdetmeksizin tüm
kamuoyu, ortak tepkide birleştirilmiştir. İşte bu
operasyonun perde arkasındaki gerçekler, kamuoyuna yansımayan
iftiralar, kandırmacalar, yönlendirmeler ve dezenformasyon
faaliyetlerinden sadece birkaçı:
|