|
S.T.K.B.'nin fethullahçı istihbaratçılar marifetiyle dağıtılmasından
sonra, bu mücadeleyi kaldığı yerden kesintisiz sürdüren
tek sivil toplum kuruluşu, Çağdaş Eğitim Vakfı
olmuştur. Örneğin, bu vakıf, çok yönlü denetim baskısı
altında bunaltıldığı, asılsız ihbar
mektupları bahanesiyle devlet gücünün taciz boyutunda harekete
geçirildiği dönemde bile, geri adım atmamış, haklı
savaşımından ödün vermemiştir. İşte o dönemde
Ç.E.V. adına yayınlanan bir "Basın Bildirisi":
"Cumhuriyete ve devrimlere kasteden, laik düzeni yıkarak
yerine şeriatı getirmek isteyen tarikatlara karşı yürütmekte
olduğumuz bilinçli ve kararlı mücadelemizi engellemek
isteyen gerici basın yayın kuruluşları, son günlerde
şahsıma, başkanı olduğum Çağdaş Eğitim
Vakfına (ÇEV'e) ve bir dönem başkanlığını
yürüttüğüm, yöneticisi bulunduğum, 'Demokratik, Laik,
Sosyal Hukuk Devleti temel ilkelerini gerçek anlamlarıyla hayata
geçirmek için biraraya gelmiş olan' Sivil Toplum Kuruluşları
Birliğine (STKB'ye) asılsız suçlama ve karalamalarla
saldırıya başlamışlardır.
Fethullah Gülen ve tarikatının kendi amaçlarını
gizleyerek iyi niyetli vatandaşlarımızı ve devlet yöneticilerini
aldatarak örgütlenmesini sürdürürken; Sivil Toplum Kuruluşları
olarak kamuoyunu uyardık. Fethullah Gülen tarikatının el
attığı iki gencin yaşadıklarını kitapçık
olarak kamuoyuna sunduk. Fethullah Gülen'in kendi örgüt yöneticilerine
hitap ettiği, gerçek düşüncelerini açıkladığı
gizli kasetlerini kamuoyuna sunduk. Fethullah Gülen'in iç yüzünü açığa
çıkardık. Fethullah Gülen Amerika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Ankara DGM Savcısı yayınladığımız
kitabı, açığa çıkardığımız
kasetleri Fethullah Gülen hakkında açtığı davada
delil olarak kullandı. Biz gerçeğin ortaya çıkmasını
istemekten başka bir şey yapmadık ve yapmıyoruz.
İnsanları satın almak, parayla kandırmak ve yönlendirmek
bizi karalayanların yöntemleridir... Girişimlerimizden rahatsız
olan tarikat uzantısı bir kısım medya, hakkımızda
ne denli iftira kampanyaları başlatırsa başlatsın,
Cumhuriyet düşmanlarıyla mücadelemizde bizleri yolumuzdan alıkoyamayacaktır.
30.03.2001. Gülseven Yaşer - STKB Yöneticisi ve Çağdaş
Eğitim Vakfı Başkanı" (108).
Fethullahçı istihbaratçılar, hocaefendilerinin A.B.D.'ne
zorunlu "hicret"inin sorumluları arasında gördükleri,
Gülseven Yaşar ve Çağdaş Eğitim Vakfı
aleyhine, bugüne kadar sahip oldukları tüm kozları kullanmışlardır
ve kullanmaya da kesintisiz devam etmektedirler. Fethullahçı
istihbaratçılar ve işbirlikçileri ile olup-bitenin farkında
olmayan, yönlendirilmeye açık görüntü sergileyen kimi bürokratlar
tarafından, vakıf aleyhine, sadece bürokratik düzeyde gerçekleştirilen
yüzlerce baskı girişimi sözkonusudur (109). Ama daha ağır
saldırılar, Vakıf Başkanı Gülseven Yaşer'in
kişilik haklarına ve de yaşama hakkına yönelmiştir.
İşte, internetteki tüm fethullahçı sitelerde yer alan
ve Gülseven Yaşer'i bir misyoner olarak takdim eden bir
dezenformasyon belgesi!.. "Türkiye'de Olup Biten Bazı Şeylere,
Lütfen Bir de Bu Açıdan Bakın" başlıklı,
hayli uzun olan ve çarpıtılmış bilgilerin ardarda
kullanılmasıyla ortaya çıkan sözkonusu iftira dolu
mesajdan bazı alıntılar:
"Türkiye, yıllardır, bilhassa son yıllarda âdeta
bir kanunsuzluklar ülkesi manzarası veriyor. Batan bankalar,
off-shorezedeler, andıçlar, bütün müesseselerde yolsuzluk... Ve
bütün bu kanun dışı uygulamalar ve yolsuzluklar,
devletin dayandığı bir takım ideoloji ve değerlerin
arkasına saklanarak ve bu ideoloji veya değerlere karşı
olduğu düşünülen bazı faaliyetler ve kişiler
nazara verilerek yapılıyor. Şu ana kadar haklarında
herhangi bir işlem yapıldığını duymadığımız
daha bazı faaliyetlere dikkat çekmek istiyoruz.... Çevre Eğitim
Vakfı'ndan (ÇEV) Gülseven Yaşer ... Türkiye'de misyonerlik
faaliyetlerini idare ediyor, Adapazarı gibi pekçok ilde, yurt adını
vermekten kaçındıkları gizli yurtlar açıyor, pek
çok üniversite öğrencisine emelleri doğrultusunda kullanmak
üzere burs veriyor, depremzedelere yardım için topladıkları
paraları kendi vakıfları üzerine geçiriyorlar....
American Board, bu paradan 20.000 doları Gülseven Yaşer'e
vermiş, bu şahsın bulunduğu ÇEV, bu parayı
kendi inisiyatifinde kullanmıştır.
...
Gülseven Yaşer'in bulunduğu Çevre Eğitim Vakfı (ÇEV)
ise, resmi kuruluşu bulunmayan, ya da henüz tamamlanmamış
olan STKB'ye, Lions Kulüpleri Birliği, 68'liler Birliği Vakfı,
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Demokratik
İlkeler Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği,
Cumhuriyetçi Kadınlar Derneği gibi derneklerle birlikte üyedir.
Çevre Eğitim Vakfı, vatandaşlardan, iş adamlarından
öğrenciler için burs adı altında topladığı
veya deprem gibi bazı milli felaketleri istismarla elde ettiği
paralarda dilediği gibi tasarrufta bulunmakta, kendi görüşleri
doğrultusunda kullanmak üzere bazı öğrencilere
aktarmakta, bu öğrencileri düzenledikleri etkinliklere katılmaya
mecbur bırakmakta, katılmayanların burslarını
kesmektedir.... Dışbank'tan kopardıkları 200 milyarın
yarıya yakınıyla yurt yapıyor ama, yurt olarak
bilinmesini asla istemiyorlar. Sakarya Üniversitesi konferans salonunu
kullanıyor, karşılığında da bir plaket
veriyorlar. Demokrat Halk Partisi adı altında bir parti kurma
çalışmaları var, başına da Marmara Üniversitesi
profesörlerinden İhsan Özgen'i düşünüyorlar. Atatürkçü
göründükleri için her yere de rahat girip çıkabiliyorlar. Türk
Eğitim Vakfı'nın başında sayın Aydın
Bolak'ın olmasından son derece rahatsızlar ve onu
istifaya zorlamak için 'FETHULLAHÇI' diye suçluyorlar. Yerine de,
Mehmet Şükrü Tekbaş'ı düşünüyorlar. Aydın
Bolak'ın o vakfın başında olmasıyla, o vakıf
çok puan kaybediyormuş. İddialarına göre, bunu Rahmi Koç'a
GENELKURMAY söylemiş. Sakıp Sabancı'nın, İshak
Alaton'un, Üzeyir Garih'in FETHULLAH GÜLEN'le görüşmüş
olmasından alabildiğine rahatsızlar.Çocuk Merkezi kuracağız
diye onbinlerce dolar topluyorlar.
Asıl kökü dışarıda olan, yine kökü dışarıda
ve faaliyetlerini gizli yürüten daha başka kuruluşlarla işbirliği
içinde çalışan ve tamamen Türkiye'nin milli menfaatlerinin
ve mukaddeslerinin tersine faaliyetler sergileyen, ülkemizdeki
misyonerlik faaliyetlerini önemli ölçüde finanse eden, devletten
habersiz yurtlar açıp, pek çok gencimizi kamplarına ve örgütlerine
çekerek, emellerine alet eden, aile planlaması adı altında
KADINLARIMIZI KISIRLAŞTIRMA ve nüfusumuzu azaltma çalışmalarında
bulunan bu menfur ağ, ülkemizde son yıllarda milli değerlerimize
karşı yapılan saldırıların da merkez üslerinden
biridir. Bunu da çağdaşlık, Atatürkçülük perdesi altında
yapmaktadır. Sürekli olarak Genelkurmay'ı aşındıran,
(isimleri bizde mahfuz) emekli ve muvazzaf bazı generallerle ilişki
kuran ve onları da emellerine alet eden, Çankaya'yla devamlı
temas arayan, bakanları rahatsız eden, il il dolaşıp
belediye başkanlarıyla görüşmeye çalışan,
HATTA AMERİKA'YA BİLE ULAŞMA PLANLARI YAPAN, TV kanallarını
dolaşan, son olarak BRT'de arz-ı endam etmeye çalışan
bu örgütün, bilindiği gibi son yıllarda kendisine baş
düşman olarak seçtiği kişi de FETHULLAH GÜLEN ve
onunla birlikte anılan eğitim kurumlarıdır.
FETHULLAH GÜLEN, bilhassa son 5 yıldır yaptığı
çıkışlarla tartışılmış bir
isim. Kendisini ve faaliyetlerini sevenler olduğu gibi, sevmeyenler
de var.... Daha önce kitapçık hazırlamakta kullandıkları,
sonra kullanıldığını itiraf eden, fakat
kendisine verilen paralara mağlup olup, yeniden onların
hizmetine giren Serhat Özkan'ı diledikleri gibi çalıştırıyorlar.
Ne yapıp yapıp FETHULLAH GÜLEN'i mahkûm ettirmek için, her
türlü dolabı çevirmekten çekinmiyorlar. Fatih Koleji'nde güvenlik
görevlisi olarak çalışmış ve bir hastasına
yardım edilmedi diye, kızıp bunlara gelen birini hemen
Savcı Nuh Mete Yüksel'e gönderiyorlar. Aynı şekilde
kullandıkları Eyüp Kayar'a dolar üzerinden sürekli para
veriyorlar. Hatta ailesine 140 milyon liraya yeni bir daire kiralıyorlar
kalmaları için ve kira parasını da bir iş adamına
yüklüyorlar. Nuh Mete Yüksel'le sürekli görüşüyorlar ve Eyüp
Kayar'ın, Fethullah Gülen'in mahkemelerinde bulunmasını
sağlamaya çalışıyorlar. Nuh Mete Yüksel bunlarla işbirliği
yapıyor. Sözde eğitim faaliyetlerinin propagandası için
bilhassa MİLLİYET ve CUMHURİYET gazetelerini kullanıyorlar.
Fethullah Gülen aleyhinde, daha önce yazılmış bazı
kitaplardan, Eyüp Kayar'ın ve yeni elde ettikleri Fatih Koleji güvenlik
görevlisinin anlattıklarından yeni bir kitap yazmaya çalışıyorlar.
Başbakan sayın BÜLENT ECEVİT'i, Fethullah Gülen'e
destek verdi diye müthiş kin duyuyor, ihanetle suçluyor ve sayın
HÜSAMETTİN ÖZKAN'la sayın ECEVİT aleyhinde komplolar
planlıyorlar.
Evet... Ülkemiz, son yıllarda, kendi tarihine, değerlerine,
öz kimliğine düşman, kökü dışarıda,
kendileri ne Türk ne Müslüman kişilerin ve kuruluşların
cirit attığı bir yer haline geldi. Bilhassa 'irticayla
savaş' adı altında yapılan bütün bu menfur
faaliyetlerin hangi menfur emellere, hangi yolsuzluklara alet edildiği
gün gibi ortada. Bunlar yaptıklarının gizli kalacağını
zannediyorlar. Fakat nasıl gizli kalır zannedilen bazı
yasadışı çalışmalar ortaya dökülüyorsa,
bunların bütün iğrenç faaliyetleri de elbette ortaya dökülecektir.
Bilmeliler ki, bu ülke sahipsiz değildir" (110).
|