BAV ve ADNAN OKTAR'A KOMPLO

FETHULLAHÇI KOMPLOYA YARGI TOKATI

 

Fethullah Gülen hakkında oldukca önemli ayrıntılar


1) Fethullah Gulen Turkiye'nin laik duzenini bozup yerine seriat(!) hukumlerine gore yonetilen devlet kurmak istemektedir.

2) Turkiye'in uniter yapisini parcalayip Kurt Devleti kurma gayretinde olan Siyonistlerle isbirligi icindedir. Hatta Fethullah Gulen'i ABD de korunan\kollanan "Talmud uzerine yemin etmis Bilderberg Goyimidir."

3) Fethullah Gulen Turkiye'de Islami cemeatcilikte ve yayincilikta ses veren\kamuoyu olusturan yazarlarin\isimlerin ya kendi "vatan haini orgutune\cemeatine" katilmasini teklif eder\gayret gosterir.

4) Eger amacina ulasamazsa yani teklif ettigi kisi kendi orgutune katilmazsa o kimse hakkinda sinsi karalama gozden dusurme operasyonlari uygulatir hatta yasa disi yollarla ortadan kaldirma yontemlerine basvurur.

Fethullah Gulen'in felsefesine gore kendi "vatan haini orgutu\cemeati" her zaman Islami yayincilikta ve cematcilikte her zaman "BIR NUMARA\EN BUYUK" olmalidir.

Fetullah Gulen Islami Alemde kendi "vatan haini orgutune" karsi rakip olabilecegini dusundugu diger ses getiren\kamuoyu olusturan kisilere cemeatlere ve kurumlara her zaman sinsi karalama, iftira hatta komplo uygulamayi surdurur.

Fethullah Gulen ALLAH'in emrettigi sekilde "Islami Kardeslik" hukmune gore degil, iblisin emri "Sinsi Kalleslik" yontemiyle diger islami cemeatleri sindirmeye, gozden ve gucten dusurmeye gayret gosterir.

Ayrimsiz Fethullah Gulen diger Islami gruplara, cemaatlere ve kisilere bu yontemini uygular.

Fethullah Gulen'in bu sinsi gozden dusurme, iftira hatta komplo girisimlerine maruz kalan bir baska isim "Adnan Oktar ve Bilim Arastirma Vakfi" dir.

Kendi kapsitelerinde insanlari aydinlatma gayretiyle yayincilik yapan, kitaplar, dergiler yazan, konferanslar veren Bilim Arastirma Vakfina ve Adnan Oktar'a yonelik iftira, karalama hatta komplo girisimlerinin perde arkasinda gizli organizatorlerinden biride Fethullah Gulen'dir.

Fethullah Gulen emrinde gizli bir nurcu olan Sadettin Tantan araciligiyla, devletin gucunu kullanip cok igrenc komplo bile duzenletti.

(Sadettin Tantan'in ABD de kacak yasayan Fethullah'a devletin polislerini koruma olarak gonderdigini ve Tantan'in onde gelen Fethullah'ci oldugunu gazeteci Tuncay Ozkan yazilariyla desifre etti.)

Icisleri Bakani oldugu donemde Fethullah Gulen'den gelen emirle Sadettin Tantan devletin emniyet birimini kullanarak Adnan Oktar ve Bilim Arastirma Vakfi uyelerine cok cirkin komplo duzenledi.

Asilsiz ve uydurma gerekcelerle yuzlerce BAV uyesi gece yarisi evlerinin kapilari kirilip, bahcelerindeki kopekleri oldurulup evlerinden cok cirkin sekilde toplanildi.

Isin en ahlaksiz ve cirkin boyutu asilsiz ve iftira gerekcelerden dolayi Istanbul'da yuzlerce genc polisin alet edildigi bir komplo ile TV ve gazete kameralari onunde insanlik disi uygulamalara maruz kaliyordu.

Iste bu cirkin komplo'yu Fethullah Gulen'in emriyle bizzat Sadettin Tantan gerceklestiriyordu. TC Emniyet birimi tarihinin en agir utanc damgalarinin birini aldi. Koskoca devletin emniyet biriminin sayginligi ve haysiyeti Fethullah Gulen'in emriyle zedeleniyordu.

Ilerleyen asamalarda, mahkemelerden alinan kararlardan Adnan Oktar ve BAV uyesi hic kimse bahsi gecen iddealardan, suclamaradan ve iftiralardan hukum almadi ceza yemedi ve sonunda beraat ettiler!!!

BAV yargilamasi icin detaylar:

http://www.bilimarastirmavakfi.org/duyuru_tantana_cevap.html


Bu igrenc kopmloda her ne kadar masonlarin ve siyonislerin parmagi olsada en buyuk organizator Fethullah Gulen'dir. Cunki Sadettin Tantan, Fethullah gelen emirle komployu uygulamaya gecirdi.

***

 

http://www.network54.com/Forum/248263/thread/1073942748

FETHULLAHÇI KOMPLOYA YARGI TOKATI:

TANTAN’A CEVAP

ilanın büyüğü için tıklayın

 

TANTAN’A CEVAP

BUNDAN TAM 7 YIL ÖNCE, DAHA HAKİM KARŞISINA BİLE ÇIKMAMIŞ MASUM BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI MENSUPLARINA AKIL ALMAZ SUÇLAMALARDA BULUNAN DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN’A HAK ETTİĞİ CEVABI YÜCE TÜRK YARGISI VERMİŞTİR.

İLK ÖNCE 2003 YILINDA ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTÜ İDDİASI (4422 SAYILI YASA İHLALİ İDDİASI) YARGI KARARIYLA REDDEDİLMİŞTİR (2003/258 SAYILI KARAR). BUNUN ARDINDAN DAVAYA BAKAN İSTANBUL 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ 22 OCAK 2007 TARİHİNDE, HEM “ÇETE” (TCK 313) HEM DE “ŞANTAJ” (TCK 192) İDDİALARI BAKIMINDAN, ARALARINDA SAYIN ADNAN OKTAR’IN DA BULUNDUĞU 42 KİŞİNİN YARGILANDIĞI BAV DAVASI’NDA BERAAT KARARI VERMİŞTİR (2007/7 SAYILI KARAR).

BU KESİNLEŞMİŞ BERAAT KARARI, ÇETE VE ŞANTAJ İFTİRALARINI BOŞA ÇIKARMIŞTIR. BÖYLELİKLE, “ZAMAN AŞIMI İLE DAVA KAPATILDI” İFTİRASINI ATANLAR DA, YÜCE TÜRK YARGISI'NDAN GEREKEN CEVABI ALMIŞLARDIR.

BURADA ÖNEMLİ OLAN NOKTA ŞUDUR: “BERAAT KARARI DELİL YETERSİZLİĞİNE DEĞİL SUÇ YOKLUĞUNA DAYANMAKTADIR”.

SÖZKONUSU KARAR, BAŞTA BAV FAHRİ BAŞKANI SAYIN ADNAN OKTAR OLMAK ÜZERE TÜM BAV MENSUPLARINI AKLAMIŞ, BU TEMİZ CAMİAYA İFTİRA ATAN ÇETEYİ İSE VİCDANLARDA MAHKUM ETMİŞTİR.

 

YARGI “DAVA, ZAMAN AŞIMI İLE KAPATILDI” İFTİRASINI ÇÜRÜTTÜ
Aralarında Bilim Araştırma Vakfı Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar’ın da bulunduğu 42 kişinin yargılandığı BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI DAVASI 22 Ocak 2007 tarihinde beraat kararıyla bitmiştir.


2000 yılında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde başlayan ve geçen ay İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tamamlanan bu dosyanın ilk aşamasında 36 kişinin davası zaman aşımına uğramıştır. Ancak, zamanaşımı dolmayan altı kişi bakımından davanın bütünü devam etmiş ve sonuçta mahkeme, başta BAV Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar olmak üzere, 42 sanığın tümünü kapsayacak şekilde tüm suçlamalar bakımından beraat kararı vermiştir.

BAV CAMİASI’NA SAHTE TUTANAKLARLA İFTİRA ATILDI


Bu beraat kararı, 1998-2002 döneminde ülkemizin siyasi yaşamına nasıl hukuksuz bir anlayışın hakim olduğunu bir kere daha gözler önüne sermiştir.

Dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, masonik çevrelere şirin görünmek ve birtakım siyasi menfaatler elde etmek amacıyla Bilim Araştırma Vakfı camiasını hedef alan hukuksuz bir polis operasyonu yaptırmıştır.

BAV mensuplarının hiçbir yasadışı davranışlarının bulunmadığı, daha operasyonun ilk dakikalarında anlaşılmıştır. Öyle olunca devreye, var olmayan suç delillerini sahte tutanaklarla oluşturma yöntemi sokulmuştur. Doğa ve deniz görüntüleri içeren belgesel filmler, tutanaklara “şantaj kaseti” olarak yazılmıştır. Alelade kapı kameraları da “gizli kamera” olarak…  

Bu çirkin tabloyu Sadettin Tantan’ın BAV mensuplarını suçlayıcı açıklamaları tamamlamıştır. Sadettin Tantan, daha gözaltı süreci devam ederken yaptığı açıklamalarla bir yandan BAV camiası mensuplarını ve BAV Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar’ı kamuoyuna (sözde) suçlu gibi göstermeye çalışırken, diğer yandan da BAV camiası hakkındaki iddiaları araştıracak yargı mensuplarını ağır bir baskı altında bırakmıştır.

YARGI TUZAĞA DÜŞMEDİ


Sadettin Tantan’ın ithamlarının en küçük bir mesnedinin bulunmadığı Yargı’da iki aşamada belgelenmiştir.

İlk önce 2003 yılında çıkar amaçlı suç örgütü iddiası (4422 sayılı yasa ihlali iddiası) yargı kararıyla reddedilmiştir. İstanbul 3. Devlet Güvenlik Mahkemesi bu suçlama hakkında “niteleme mahkememizce benimsenmemiştir” (2003/258 sayılı karar) diyerek “çıkar amaçlı suç örgütü” ithamını kökten reddetmiştir.

Bunun ardından davaya bakan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi hem “çete” (TCK 313) hem de “şantaj” (TCK 192) iddiaları bakımından beraat kararı vermiştir. (Mahkemenin 22.1.2007 tarih ve 2007/7 sayılı kararı) Böylece 1999 yılında Tantan’dan manşetlere oradan da iddianameye taşınan “çıkar amaçlı örgüt, çete ve şantaj” iddialarının her üçünün de asılsız olduğu yargı kararlarıyla kesinleşmiştir. 

MAHKEME: ŞANTAJ DA YOK, ÇETE DE YOK


Burada önemli olan nokta şudur: Beraat kararı “delil yetersizliğine” değil “suç yokluğuna” dayanmaktadır.

Hatta, Mahkeme, karar metninde davanın yegane dayanağı olan Ebru Şimşek’in anlatımlarının hayal ürünü olduğunu belgeleyen bilirkişi raporlarını, tanık ifadelerini, keşif tutanaklarını ve diğer belgeleri tek tek sayarak, Ebru Şimşek’in anlatımlarının doğru olmadığının anlaşıldığını hatırlatmıştır. Ebru Şimşek’in iddiaları hakkında kararda şu ifadeler yer almıştır:

“Sanıkların savunmalarına, katılan Ebru Şimşek vekillerinin beyanlarına, Ebru Şimşek ile ilgili izlenen CD görüntülerine, yine Ebru Şimşek ile ilgili CD görüntüleri üzerinde görüş beyan eden bilirkişi Nevzat Tarhan’ın beyanına, inşaat mühendisi bilirkişi Çağlar Göksu’nun Ebru Şimşek’in görüntülerinin alındığı evle ilgili beyanına, Ebru Şimşek’in ilişkileri konusunda beyanda bulunan Savunma tanıkları Özgür Aydemir, Mehmet Ali Yıldırım, Alkas Çakmak, Alper Çakmak, Tacettin İnce, Yavuz Coşkun, İbrahim Özcan, Ecevit Şahin’in anlatımlarına göre; sanıklar (..) hakkında TEHDİT İLE MENFAAT SAĞLAMAK (ŞANTAJ) SUÇUNDAN AÇILAN DAVADA ATILI SUÇUN SÜBUT BULMADIĞI ANLAŞILMAKLA (...) SANIKLARIN BERAATİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ SONUCUNA VARILMIŞTIR.”

Mahkeme kararının ilk bölümünde Ebru Şimşek’in anlatımlarının doğru olmadığını izah ettikten sonra, ikinci bölümde “çete” iddiasını tartışmıştır. Bu iddianın mesnetsiz olduğunu belgeleyen kanıtları sayan mahkeme BAV Davası’nda çete suçunun da bulunmadığını şu ifadelerle kayda geçmiştir:

“Sanıkların savunmalarına, savunma tanıklarının ve bilirkişilerin beyanlarına ve 2004/337 esas sayılı dosyada dinlenen müşteki ve tanıkların yargılama sırasındaki beyanlarına ve yukarıda deliller bölümünde tek tek gösterilen delillere göre sanıkların cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları, bu örgütte yönetici ya da üye oldukları konusunda atılı (...) SUÇLARIN SABİT OLMADIĞI SONUÇ VE KANISINA VARILARAK, sanıkların bu suçtan da BERAATLERİNE...”

BAV MENSUPLARININ MASUMİYETİ DELİLLERLE KANITLANDI


Başta Sayın Adnan Oktar olmak üzere, BAV Davası’nda yargılanan kişilerin masum oldukları, sayıları 250’yi bulan kesin delillerle ispat edilmiştir. Bunlardan birkaç tanesini sayacak olursak;

- Ebru Şimşek’in gösterdiği evin Ebru Şimşek’in malum görüntülerinin çekildiği ev olmadığını belgeleyen 18.10.2004 tarihli resmi bilirkişi raporu...

- Ebru Şimşek’in BAV Camiası’nı hedef alan anlatımını nasıl beraber uydurduklarını en küçük ayrıntısına kadar anlatan ev arkadaşı Filiz Karataş’ın itirafları...

- Ebru Şimşek’in malum görüntülerinde kendisinin tehdit altında olmadığını belgeleyen İstanbul Tıp Fakültesi raporu...

- Ebru Şimşek’in malum görüntülerinde şuurunun açık olduğunu ve o görüntülerde gerçek bir olayın yer aldığını belgeleyen akademik raporlar...

- Ebru Şimşek’in malum görüntülerinin onun gerçek yaşamından bir kesit olduğuna bizzat tanık olan kişilerin ifadeleri...

- Ebru Şimşek’in doğru söylemediğini ispat eden İstanbul C. Başsavcılığının 1996/9848 Hz sayılı takipsizlik kararı...

- Ebru Şimşek’in BAV Camiası’nı hedef alan isnatlarının iftira suçunu oluşturduğunu tespit eden 10 ayrı cumhuriyet savcısının iddianameleri...

- Sayın Mehmet Ağar’ın davanın başında BAV Camiası’na karşı yanlış yönlendirildiğini belirten 2.11.2004 tarihli beyanı...

- Sayın Celal Adan’ın BAV Camiası’ndan kendisine yönelik herhangi bir yasadışı davranışın gelmediğine ilişkin 24.2.2005 tarihli beyanı...

- Fatih Altaylı’nın iddialarının gerçekdışı olduğunu kanıtlayan İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/261 esas sayılı kesinleşmiş kararı...

- Fatih Altaylı’nın suçlamalarının gerçekdışı olduğunu kanıtlayan Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 1996/381 esas sayılı kesinleşmiş kararı...

Ve bunlar gibi klasörler dolusu kanıt ve belge...

ŞİMDİ KOMPLOCULAR HESAP VERMEKTEDİR


Yargı’nın verdiği bu beraat kararı, Sadettin Tantan’ın 1999 yılında başlattığı operasyon çerçevesinde ortaya atılan iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu belgelemiş, BAV Camiası’nı aklamıştır.

BAV Camiası’nı aklarken de bu tertemiz camiaya iftira atanları da yargı önüne getirmiştir. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmamıştır.

Nitekim, o sahte tutanakları hazırlayanların kimi işkence suçundan mahkum olmuştur, kimi meslekten ihraç edilmiştir, kimi de halen 216’şar yıl hapis istemiyle yargılanmaktadırlar.

Bu görevlileri azmettiren siyasiler ile onlarla işbirliği yapan gazetecilerin bugün ne duruma düştükleri ise herkesçe malumdur. Bu konuda fazla açıklamaya gerek duymuyoruz.

Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunulur.
Altuğ M. Berker

 


http://www.bilimarastirmavakfi.org/duyuru_tantana_cevap.html

 

.Fethullah Gülen-Sadettin Tantan İlişkisini Dile Getiren Yazılar:

 

 

  VALİYE ÇİRKİN TUZAK

 

 Tuncay Özkan

Milliyet, 20.04.2001.

 

“Vali Çakır, Emniyet Müdürü’ne sordu: ‘Sayın Abanoz, bu memurların (3055 emniyet mensubu-N.H.)  yerine bir gecede adam nasıl bulacaksınız?’ Abanoz yanıtladı:

‘Genç fidan gibi çocuklar bulduk. Hepsi göreve hazır, bekliyorlar’.

Bu fidanlardan neden sadece Abanoz’un haberi oluyor da devletin diğer makamları habersiz? Bunlar hangi fidanlıkta serpilmiş, hangi dönemlerde polis okullarından mezun olmuşlar? Sakın bunların arasına Fethullah’ın coplarından karışan olmasın?

Vali Çakır bu operasyonu durdurdu. Şimdi bu karşı koyuşunun bedelini ödüyor.

Emniyet Müdürü ile İçişleri Bakanlığı bu karşı çıkışı nedeniyle Erol Çakır’ın valilikten alınmasını istiyor. Bu konuda İçişleri Bakanlığı müfettişleri soruşturma üstüne soruşturma yapıyorlar. Vali gitsin bu operasyon gerçekleşsin diye. Peki ama bu kadro operasyonuyla gelecek olan kişiler kim olabilir? Emniyet içinde Fethullah Gülen’in kadro harekatını bilmeyen kaldı mı? Ben araştırınca gördüm ki, Fethullah Gülen ve adamları emniyette özellikle üst düzey yöneticiler ile telefon dinlemede etkili olan istihbarat birimlerini ele geçirmek için inanılmaz bir çabanın içindeler.

Ankara’da ve İstanbul’da bu çaba öylesine güçlü ki Fethullahçılar etkiledikleri bazı işadamları ve Nakşibendi tarikatının önde gelenleri ile kafa kafaya vermişler, İstanbul’daki operasyonun gerçekleşmesi için çabalıyorlar. Çünkü İstanbul’u ele geçiren Türkiye’de istediğini yapabilir diye düşünüyorlar. Acaba bu büyük operasyonda Fethullah parmağı, Nakşi arzusu, işadamı tutkusu var mı? Şu bulmaca gibi konuşan İçişleri Bakanımız dile gelse de anlatsa bütün bu olayları bir aydınlansak, bu işlerin içinde ne var? Bu tayin ne anlama geliyor?

Biliyorsunuz SadettinTantan, Fethullah Gülen’i sıkı takibe almak için Türkiye’den kaçtıktan sonra Amerika’dayken yanına laik Türkiye Cumhuriyeti’nin polisini koruma olarak verdi! Sonra iş ayyuka çıkınca o korumayı getirip İstanbul’da yakın arkadaşı bir işadamına bir süre koruma olarak tahsis etti. Şimdi nerededir o ünlü koruma polisi bilmem. Bu işlerin son ayağı emniyet teşkilatı ile ilgili yeni yasa görüşmeleri sırasında ortaya çıktı.

... Sadettin Tantan bu işle ilgili olarak istifa tehdidinde bile bulundu. Ama sökmedi. Yakın dostu Hüsamettin Özkan devreye girip Tantan’ı ikna etti. Tantan bu ek maddeye milletvekillerinden imza isterken, liderlerin izni varmış gibi davranmış. Oysa liderlerin bu durumdan haberi olmadığı haberi çıktı. Peki ama bunca kavga neden? Hukuk neden bir kenara bırakılıyor? Telefonlar dinleniyor, internet izleniyor, daha ne yapacaklar? Ülkeyi, polisi, valilik müessesesini ele geçirmek amaçlı bu atakların arkasında kim var?”

 

***

 

Dr. Necip Hablemitoğlu, “Etki Ajanları-Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar Raporu”

 

Dr. Necip Hablemitoğlu,

 

Yeni Hayat, Ağustos 2000, 70: 17-21.

 

 

Yukarıdaki rapor nedeniyle şahsım aleyhine 25 milyer TL. manevi tazminat davası açan ve İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmama önayak olan Sadettin Tantan’ın İçişleri Bakanı olarak olur verdiği 12.06.2002 tarih ve B.05.1.EGM.0.71.01.02 sayılı yazının –ki bu yazı Tantan’ın siyasal kimliği hakkında çok ciddi ipuçları vermekte ve yurttaşlar hareketinden kimleri kastettiğini hissettirmektedir- metin kısmı aynen şöyledir:

 

“İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünde koruma altında bulundurulan, tedavi görmek üzere ABD’ye giden ve halen tedavisi devam eden emekli vaiz Fetullah Gülen’in, şu an yakın korumasında bulundurulan İstanbul Emniyet Müdürlüğü emrinde görevli 128058 sicil sayılı Başkomiser Ahmet AKGÜN adı geçene yakın koruma olarak refakat etmek üzere 03.05.1999 tarihli Başkanlık Onayına istinaden 04 Mayıs-04 Haziran 1999 tarihleri arasında ABD’ye gönderilmişti. Ancak, ABD’de bulunan Fetullah GÜLEN’in tedavisinin uzadığı bildirildiğinden, adı geçen koruma görevlisi personelimizin görev süresinin, tüm masrafları korunan şahıs tarafından karşılanmak üzere, 04 Haziran 1999 tarihinden itibaren bir ay uzatılması hususunu tensiplerinize arz ederim”.

 

Yazıdan da anlaşılacağı üzere, hocaefendiye (!) tahsis edilen –hem de Başkomiser rütbesinde- korumanın görevlendirildiği günün ertesinde ABD’ne gitmesi, “elden takip”  ve birtakım siyasal ilişkilerin en üst düzeyde gerçekleştirilmesi ile açıklanabilir. Bu yaptırım gücüne Türkiye’de kaç kişi sahiptir?