|
BAV ve ADNAN OKTAR'A KOMPLO FETHULLAHÇI KOMPLOYA YARGI TOKATI |
|
Fethullah Gülen hakkında oldukca önemli ayrıntılar
Fethullah Gulen'in felsefesine gore kendi "vatan haini
orgutu\cemeati" her zaman Islami yayincilikta ve cematcilikte her
zaman "BIR NUMARA\EN BUYUK" olmalidir. http://www.bilimarastirmavakfi.org/duyuru_tantana_cevap.html
***
http://www.network54.com/Forum/248263/thread/1073942748 |
FETHULLAHÇI KOMPLOYA YARGI TOKATI:
|
TANTANA CEVAPBUNDAN TAM 7 YIL ÖNCE, DAHA HAKİM KARŞISINA BİLE ÇIKMAMIŞ MASUM BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI MENSUPLARINA AKIL ALMAZ SUÇLAMALARDA BULUNAN DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTANA HAK ETTİĞİ CEVABI YÜCE TÜRK YARGISI VERMİŞTİR. İLK ÖNCE 2003 YILINDA ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTÜ İDDİASI (4422 SAYILI YASA İHLALİ İDDİASI) YARGI KARARIYLA REDDEDİLMİŞTİR (2003/258 SAYILI KARAR). BUNUN ARDINDAN DAVAYA BAKAN İSTANBUL 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ 22 OCAK 2007 TARİHİNDE, HEM ÇETE (TCK 313) HEM DE ŞANTAJ (TCK 192) İDDİALARI BAKIMINDAN, ARALARINDA SAYIN ADNAN OKTARIN DA BULUNDUĞU 42 KİŞİNİN YARGILANDIĞI BAV DAVASINDA BERAAT KARARI VERMİŞTİR (2007/7 SAYILI KARAR). BU KESİNLEŞMİŞ BERAAT KARARI, ÇETE VE ŞANTAJ İFTİRALARINI BOŞA ÇIKARMIŞTIR. BÖYLELİKLE, ZAMAN AŞIMI İLE DAVA KAPATILDI İFTİRASINI ATANLAR DA, YÜCE TÜRK YARGISI'NDAN GEREKEN CEVABI ALMIŞLARDIR. BURADA ÖNEMLİ OLAN NOKTA ŞUDUR: BERAAT KARARI DELİL YETERSİZLİĞİNE DEĞİL SUÇ YOKLUĞUNA DAYANMAKTADIR. SÖZKONUSU KARAR, BAŞTA BAV FAHRİ BAŞKANI SAYIN ADNAN OKTAR OLMAK ÜZERE TÜM BAV MENSUPLARINI AKLAMIŞ, BU TEMİZ CAMİAYA İFTİRA ATAN ÇETEYİ İSE VİCDANLARDA MAHKUM ETMİŞTİR.
YARGI DAVA, ZAMAN AŞIMI İLE
KAPATILDI İFTİRASINI ÇÜRÜTTÜ
BAV CAMİASINA SAHTE TUTANAKLARLA İFTİRA ATILDI
Dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, masonik çevrelere şirin görünmek ve birtakım siyasi menfaatler elde etmek amacıyla Bilim Araştırma Vakfı camiasını hedef alan hukuksuz bir polis operasyonu yaptırmıştır. BAV mensuplarının hiçbir yasadışı davranışlarının bulunmadığı, daha operasyonun ilk dakikalarında anlaşılmıştır. Öyle olunca devreye, var olmayan suç delillerini sahte tutanaklarla oluşturma yöntemi sokulmuştur. Doğa ve deniz görüntüleri içeren belgesel filmler, tutanaklara şantaj kaseti olarak yazılmıştır. Alelade kapı kameraları da gizli kamera olarak Bu çirkin tabloyu Sadettin Tantanın BAV mensuplarını suçlayıcı açıklamaları tamamlamıştır. Sadettin Tantan, daha gözaltı süreci devam ederken yaptığı açıklamalarla bir yandan BAV camiası mensuplarını ve BAV Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktarı kamuoyuna (sözde) suçlu gibi göstermeye çalışırken, diğer yandan da BAV camiası hakkındaki iddiaları araştıracak yargı mensuplarını ağır bir baskı altında bırakmıştır. YARGI TUZAĞA DÜŞMEDİ
İlk önce 2003 yılında çıkar amaçlı suç örgütü iddiası (4422 sayılı yasa ihlali iddiası) yargı kararıyla reddedilmiştir. İstanbul 3. Devlet Güvenlik Mahkemesi bu suçlama hakkında niteleme mahkememizce benimsenmemiştir (2003/258 sayılı karar) diyerek çıkar amaçlı suç örgütü ithamını kökten reddetmiştir. Bunun ardından davaya bakan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi hem çete (TCK 313) hem de şantaj (TCK 192) iddiaları bakımından beraat kararı vermiştir. (Mahkemenin 22.1.2007 tarih ve 2007/7 sayılı kararı) Böylece 1999 yılında Tantandan manşetlere oradan da iddianameye taşınan çıkar amaçlı örgüt, çete ve şantaj iddialarının her üçünün de asılsız olduğu yargı kararlarıyla kesinleşmiştir. MAHKEME: ŞANTAJ DA YOK, ÇETE DE YOK
Hatta, Mahkeme, karar metninde davanın yegane dayanağı olan Ebru Şimşekin anlatımlarının hayal ürünü olduğunu belgeleyen bilirkişi raporlarını, tanık ifadelerini, keşif tutanaklarını ve diğer belgeleri tek tek sayarak, Ebru Şimşekin anlatımlarının doğru olmadığının anlaşıldığını hatırlatmıştır. Ebru Şimşekin iddiaları hakkında kararda şu ifadeler yer almıştır: Mahkeme kararının ilk bölümünde Ebru Şimşekin anlatımlarının doğru olmadığını izah ettikten sonra, ikinci bölümde çete iddiasını tartışmıştır. Bu iddianın mesnetsiz olduğunu belgeleyen kanıtları sayan mahkeme BAV Davasında çete suçunun da bulunmadığını şu ifadelerle kayda geçmiştir: BAV MENSUPLARININ MASUMİYETİ DELİLLERLE KANITLANDI
- Ebru Şimşekin gösterdiği evin Ebru Şimşekin malum görüntülerinin çekildiği ev olmadığını belgeleyen 18.10.2004 tarihli resmi bilirkişi raporu... - Ebru Şimşekin BAV Camiasını hedef alan anlatımını nasıl beraber uydurduklarını en küçük ayrıntısına kadar anlatan ev arkadaşı Filiz Karataşın itirafları... - Ebru Şimşekin malum görüntülerinde kendisinin tehdit altında olmadığını belgeleyen İstanbul Tıp Fakültesi raporu... - Ebru Şimşekin malum görüntülerinde şuurunun açık olduğunu ve o görüntülerde gerçek bir olayın yer aldığını belgeleyen akademik raporlar... - Ebru Şimşekin malum görüntülerinin onun gerçek yaşamından bir kesit olduğuna bizzat tanık olan kişilerin ifadeleri... - Ebru Şimşekin doğru söylemediğini ispat eden İstanbul C. Başsavcılığının 1996/9848 Hz sayılı takipsizlik kararı... - Ebru Şimşekin BAV Camiasını hedef alan isnatlarının iftira suçunu oluşturduğunu tespit eden 10 ayrı cumhuriyet savcısının iddianameleri... - Sayın Mehmet Ağarın davanın başında BAV Camiasına karşı yanlış yönlendirildiğini belirten 2.11.2004 tarihli beyanı... - Sayın Celal Adanın BAV Camiasından kendisine yönelik herhangi bir yasadışı davranışın gelmediğine ilişkin 24.2.2005 tarihli beyanı... - Fatih Altaylının iddialarının gerçekdışı olduğunu kanıtlayan İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/261 esas sayılı kesinleşmiş kararı... - Fatih Altaylının suçlamalarının gerçekdışı olduğunu kanıtlayan Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 1996/381 esas sayılı kesinleşmiş kararı... Ve bunlar gibi klasörler dolusu kanıt ve belge... ŞİMDİ KOMPLOCULAR HESAP VERMEKTEDİR
BAV Camiasını aklarken de bu tertemiz camiaya iftira atanları da yargı önüne getirmiştir. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmamıştır. Nitekim, o sahte tutanakları hazırlayanların kimi işkence suçundan mahkum olmuştur, kimi meslekten ihraç edilmiştir, kimi de halen 216şar yıl hapis istemiyle yargılanmaktadırlar. Bu görevlileri azmettiren siyasiler ile onlarla işbirliği yapan gazetecilerin bugün ne duruma düştükleri ise herkesçe malumdur. Bu konuda fazla açıklamaya gerek duymuyoruz. Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunulur.
|
|
.Fethullah Gülen-Sadettin Tantan İlişkisini Dile Getiren Yazılar:
VALİYE ÇİRKİN
TUZAK
Tuncay Özkan Milliyet,
20.04.2001.
Vali
Çakır, Emniyet Müdürüne sordu: Sayın Abanoz, bu
memurların (3055 emniyet mensubu-N.H.)
yerine bir gecede adam nasıl bulacaksınız?
Abanoz yanıtladı: Genç
fidan gibi çocuklar bulduk. Hepsi göreve hazır, bekliyorlar. Bu
fidanlardan neden sadece Abanozun haberi oluyor da devletin diğer
makamları habersiz? Bunlar hangi fidanlıkta serpilmiş,
hangi dönemlerde polis okullarından mezun olmuşlar? Sakın
bunların arasına Fethullahın coplarından karışan
olmasın? Vali
Çakır bu operasyonu durdurdu. Şimdi bu karşı koyuşunun
bedelini ödüyor. Emniyet
Müdürü ile İçişleri Bakanlığı bu karşı
çıkışı nedeniyle Erol Çakırın
valilikten alınmasını istiyor. Bu konuda İçişleri
Bakanlığı müfettişleri soruşturma üstüne
soruşturma yapıyorlar. Vali gitsin bu operasyon gerçekleşsin
diye. Peki ama bu kadro operasyonuyla gelecek olan kişiler kim
olabilir? Emniyet içinde Fethullah Gülenin
kadro harekatını bilmeyen kaldı mı? Ben araştırınca
gördüm ki, Fethullah Gülen ve adamları emniyette özellikle üst
düzey yöneticiler ile telefon dinlemede etkili olan istihbarat
birimlerini ele geçirmek için inanılmaz bir çabanın içindeler. Ankarada
ve İstanbulda bu çaba öylesine güçlü ki Fethullahçılar
etkiledikleri bazı işadamları ve Nakşibendi tarikatının
önde gelenleri ile kafa kafaya vermişler, İstanbuldaki
operasyonun gerçekleşmesi için çabalıyorlar. Çünkü
İstanbulu ele geçiren Türkiyede istediğini yapabilir
diye düşünüyorlar. Acaba bu büyük operasyonda Fethullah parmağı,
Nakşi arzusu, işadamı tutkusu var mı? Şu
bulmaca gibi konuşan İçişleri Bakanımız dile
gelse de anlatsa bütün bu olayları bir aydınlansak, bu işlerin
içinde ne var? Bu tayin ne anlama geliyor? Biliyorsunuz
SadettinTantan, Fethullah Güleni sıkı takibe almak için Türkiyeden
kaçtıktan sonra Amerikadayken yanına laik Türkiye
Cumhuriyetinin polisini koruma olarak verdi! Sonra iş ayyuka çıkınca
o korumayı getirip İstanbulda yakın arkadaşı
bir işadamına bir süre koruma olarak tahsis etti. Şimdi
nerededir o ünlü koruma polisi bilmem. Bu işlerin son ayağı
emniyet teşkilatı ile ilgili yeni yasa görüşmeleri sırasında
ortaya çıktı. ... Sadettin Tantan bu işle ilgili olarak istifa tehdidinde bile bulundu. Ama sökmedi. Yakın dostu Hüsamettin Özkan devreye girip Tantanı ikna etti. Tantan bu ek maddeye milletvekillerinden imza isterken, liderlerin izni varmış gibi davranmış. Oysa liderlerin bu durumdan haberi olmadığı haberi çıktı. Peki ama bunca kavga neden? Hukuk neden bir kenara bırakılıyor? Telefonlar dinleniyor, internet izleniyor, daha ne yapacaklar? Ülkeyi, polisi, valilik müessesesini ele geçirmek amaçlı bu atakların arkasında kim var?
***
Dr. Necip Hablemitoğlu, Etki Ajanları-Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar Raporu
Dr. Necip Hablemitoğlu,
Yeni Hayat, Ağustos 2000, 70: 17-21.
Yukarıdaki rapor nedeniyle şahsım aleyhine 25 milyer TL. manevi tazminat davası açan ve İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmama önayak olan Sadettin Tantanın İçişleri Bakanı olarak olur verdiği 12.06.2002 tarih ve B.05.1.EGM.0.71.01.02 sayılı yazının ki bu yazı Tantanın siyasal kimliği hakkında çok ciddi ipuçları vermekte ve yurttaşlar hareketinden kimleri kastettiğini hissettirmektedir- metin kısmı aynen şöyledir:
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünde koruma altında bulundurulan, tedavi görmek üzere ABDye giden ve halen tedavisi devam eden emekli vaiz Fetullah Gülenin, şu an yakın korumasında bulundurulan İstanbul Emniyet Müdürlüğü emrinde görevli 128058 sicil sayılı Başkomiser Ahmet AKGÜN adı geçene yakın koruma olarak refakat etmek üzere 03.05.1999 tarihli Başkanlık Onayına istinaden 04 Mayıs-04 Haziran 1999 tarihleri arasında ABDye gönderilmişti. Ancak, ABDde bulunan Fetullah GÜLENin tedavisinin uzadığı bildirildiğinden, adı geçen koruma görevlisi personelimizin görev süresinin, tüm masrafları korunan şahıs tarafından karşılanmak üzere, 04 Haziran 1999 tarihinden itibaren bir ay uzatılması hususunu tensiplerinize arz ederim.
Yazıdan
da anlaşılacağı üzere, hocaefendiye (!) tahsis
edilen hem de Başkomiser rütbesinde- korumanın
görevlendirildiği günün ertesinde ABDne gitmesi, elden
takip ve birtakım
siyasal ilişkilerin en üst düzeyde gerçekleştirilmesi ile
açıklanabilir. Bu yaptırım gücüne Türkiyede kaç
kişi sahiptir?
|
|
|