|
FEHMİ KORU: BULDUĞU HER FIRSATTA TÜRK ORDUSUNA DİL UZATARAK, TÜRK ORDUSUNU YIPRATMAK İSTEYEN "SİYONİST BİLDERBERG GRUP ÜYESİ" |
|
***
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=09.03.2007&y=FehmiKoru *** Bu işte bir yanlışlık var Sabrınızı zorlayacağım,
ama olsun, şu isimlere bir göz atar mısınız lütfen:
Ertuğrul Özkök, Özdemir İnce, Fatih Çekirge, Bekir Coşkun,
Mehmet Y. Yılmaz, Fikret Bila, Melih Aşık, Semih İdiz,
Doğan Heper, Güneri Civaoğlu, Nail Güreli, Yasemin Çongar,
Güngör Uras, Güler Kazmacı, Yazgülü Aldoğan, Hakan Çelik,
Kurtul Altuğ, Saygı Öztürk, Mehmet Türker, Rahmi Turan, Hüseyin
Avuç, Ali Öztürk, Fatih Altaylı, Erdal Şafak, Aslı Aydıntaşbaş,
Muharrem Sarıkaya, Hakkı Yalçın, İlker Sarıer,
Mehmet Çetingüleç, Serdar Turgut, İsmail Küçükkaya, Güler Kömürcü,
Ali Saydam, Servet Kabaklı, Sırrı Yüksel Cebeci, Deniz
Ülke Arıboğan, Deniz Som, Ali Sirmen, İlhan Selçuk, Yılmaz
Öztuna, Nuri Elibol, Fuat Bol, İsmet Giritli, Taylan Sorgun, Yıldıray
Çiçek, Necdet B. Sivaslı, Ali Öncü, Orhan Karataş, Sadi
Somuncuoğlu, Hayri Köklü, Altemur Kılıç, Yavuz Selim
Demirağ, Altan Öymen, Behiç Kılıç
Nasıl olsa sabırlı olmaya karar verdiniz, hatırım
için bir de şu isimleri gözden geçiriniz: Mehmet Ali Birand, Cüneyt
Ülsever, Hadi Uluengin, Ece Temelkuran, Çetin Altan, Hasan Cemal, Can
Dündar, Nuray Mert, Yıldırım Türker, Murat Belge, Hasan
Celal Güzel, Soli Özel, Ergun Babahan, Umur Talu, Mehmet Altan, Engin
Ardıç, Faruk Mangırcı, Ömer Lütfi Mete, Oral Çalışlar,
Hikmet Çetinkaya, Alican Satılmış, Lale Sarıibrahimoğlu,
Derya Sazak, Taha Akyol, Nazlı Ilıcak, Ufuk Güldemir, Şakir
Süter, Güngör Mengi, Bilal Çetin, Ruhat Mengi, Okay Gönensin, Nihat
Genç...
Bazılarını tanımasanız bile pek çoğunun
simasına gazete ve televizyonlardan âşina olduğunuz kişiler
bunlar; hepsinin ortak özelliği gazeteci veya yazar oluşları
Ayrı ayrı listelerde yer almaları sizi aldatmasın,
iki listede de hemen her gazeteden isimler bulunuyor; hatta aynı
sayfada yazdıkları halde biri ilk listeye diğeri ikinci
listeye sokulmuş olanlar da var
Bazı gazetedeki yazarların
çoğu ilk listeye alınmışken diğer bazı
gazetelerin yazarları daha çok ikinci listeye lâyık görülmüş
Evet, doğru fark ettiniz, bazı gazetelerin mensupları
iki listede de yer almıyor. Sözgelimi Yeni Şafak yazarlarının
hiçbirini iki listede de bulamıyorsunuz
Sebebi basit: Yukarıda verdiğim iki listede isimlerini
okuduğunuz gazeteciler Genelkurmay'a 'akredite' gazetelerde yazıyorlar;
'Akredite Basın-Yayın Organlarını Yeniden Değerlendirme'
başlıklı 'andıç' sadece 'akredite gazetelerin
yazarları'nı değerlendirmeye almış da ondan.
Aynı gazetelerde yazmalarına rağmen gazetecilerin ayrı
ayrı listelere konulmaları bir değerlendirme sonucu. 'Andıç'
belgesini kaleme alan, ilk listeye girenleri 'Türk Silâhlı
Kuvvetleri yanlısı' olarak tanımlıyor; ikinci
listedekileri ise 'Türk Silâhlı Kuvvetlerine karşıt'
olarak
Neden böyle değerlendirildiklerinin ipuçlarına
rastlanabiliyor belgede. İlk listedekiler 'güvenilir' sayılan
yazarlar
'Güvenilmez' olanlar için belgede iki sıfat kullanılıyor:
'TSK'ya yönelik genel tutumu olumsuz' ve 'askerî harekâtlara karşı'
olanlar
Dün, her iki listede yer alanlardan konuya değinme ihtiyacı
duyanların neredeyse bütünü, O listeye alındığım
için gururluyum diye yazılarına not düştüler; 'güvenilir'
sayılanlar da 'güvenilmez' sayılanlar da
Ben de dün
konuya değindim, ancak listelerde adım geçmediği için
'gurur' konusuna hiç girmedim.
Acaba bu iki listeden hangisinde yer alanlar 'gurur' duymalı?
'Askerî müdahaleler' konusunda 'gerçek bir gazeteci' hangi tavrı
göstermelidir; hangi yanlış tavrı gösteren kişiye,
cebinde 'sarı kart' taşısa bile, 'gazeteci' denmez? Üzerinde
iyice düşünün bakalım. Hemen bugün cevap vermeniz
gerekmez; bu yazıyı kesin, aklınıza her geldikçe
isimlere bir daha bir daha bakın
Demek ki, 'gurur', sözlüklerde karşılığı
verilen bizim bildiğimiz anlamını yitirmiş ülkemizde
Bu işte bir yanlışlık var, ama ne?
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=4196&y=FehmiKoru
*** Hürriyet'te 'andıç' konusuna takılan ender yazarlardan
biri Ahmet Hakan; o ve bir-iki yazar olmasa Hürriyet konuyu bütünüyle
görmezden gelecek... Ahmet Hakan da, herhalde tam metni okumadığı
için, kendisiyle ilgili yanlış bir izlenime sahip...
Dünkü yazısının ilgili bölümü şu târizle
bitiyordu: "Kısacası... 'Bu Ahmet Hakan acayip güvenilmez
bir adamdır' diyen askerlerimize, kişisel tarihimden çıkarabileceğim
fiyakalı bir 'şeref levhası'na ne yazık ki sahip değilim.
/ Öyleyse ne yapmalıyım? Belki de en iyisi şöyle demek:
/ Vur komutanım vur! Hiç çekinme... Bir de sen vur!"
Düzeltmek benim görevim: Hürriyet'le ilgili değerlendirme bölümünde,
andıç yazarı, Ahmet Hakan'dan olumlu veya olumsuz hiç söz
etmiyor; Doğan Medya Grubu'na ait televizyon kanallarına sıra
geldiğinde 'CNN-Türk' başlığı altında geçiyor
Ahmet Hakan'ın adı, o da 'olumsuz' sayılmayacak
ifadelerle... Birkaç başka program ve programcı anıldıktan
sonra "Ahmet Hakan Coşkun tarafından hazırlanan
Tarafsız Bölge adlı haber programlarıyla ön plana çıkan
bir haber kanalıdır" deniliyor CNN-Türk için...
Bu satırlar nihâî bir değerlendirme kabul edilirse, Ahmet
Hakan'ı "Vur komutanım vur! Hiç çekinme... Bir de sen
vur!" isyanına sürükleyecek bir durum yok.
Acaba NOKTA dergisinin yayınına esas olan 'Akredite Basın
ve Yayın Organları Yeniden Değerlendirmesi' başlıklı
'andıç' sahte olabilir mi?
Sabah gazetesi yeni 'andıç' ile tanışılan ilk
andan başlayarak 'dezenformasyon' ihtimali üzerinde ısrarla
duruyor. İlk gün "Belgede İslâmcı medya ile ilgili
bölümler de var, ama onlar perdelenerek kamuoyu yönlendirildi"
iddiasını dillendirdi
Sabah... Dün de, andıç belgesini içerik açısından değerlendirip
'soru' halinde de olsa 'sahtelik' iddiasını koyulaştırdı.
Bir noktayı peşinen aydınlatayım: Nokta
dergisinin yayımladığı 'andıç' belgesi içerisinde
'İslâmcı basın' genel başlığı altına
girebilecek gazete ve kanallardan hiç söz edilmiyor; edilmesi de
beklenmemeli, çünkü bu andıç 'akredite medya' ile ilgili bir değerlendirme...
Konuyu Sabah adına asker kökenli Metehan Demir takip ediyor.
"Sahte olabilir mi?" kuşkusunu 'daha önce Genelkurmay
karargâhında benzer çalışmalarda görev almış
askerî uzmanlara' inceletmiş Sabah yazarı. 'Uzmanlar' bu
konuda şunu söylemişler: "Evet, Genelkurmay'da benzer çalışmalar
mutlaka var. Doğru veya yanlış, medyanın teker teker
irdelendiği bir gerçek. Ama bu ortadaki belgeler ve yorumların
tamamına yakını bizzat o çalışmalar değil.
Bu çalışmaların olabileceği mantığından
yola çıkılarak, görülen bölük pörçük bilgilerle böyle
bir doküman hazırlanmış olabilir.'
İçerik açısından da sorunlu buluyor 'andıç'
belgesini Metehan Demir; "Andıçta TSK formatına uymayan
bölümler" başlığı
altında birkaç sorunlu noktaya işaret ediliyor.
Ne yalan söyleyeyim, 'andıç' sözcüğünü her işittiğimde
"Acaba?" sorusunu ben de sorarım. Nazlı Ilıcak'ın
yıllar önce Yeni Şafak'ta yayımladığı ilk
andıç yayın-öncesi bana gösterildiğinde de kuşkuyla
karşılamıştım... Bu belki de 'oyuna getirilme'
konusundaki aşırı titizliğimle ilgili bana özgü
bir durum. Şimdiki belgeye de ilk tepkim "Doğru mu bakalım?"
sorusu oldu.
Soruyu sormamın en önemli sebebi Kanaltürk Televizyonundan söz
edilirken adların yanlış yazılması değil...
Sevimcan Kaval ve Havva Uslu adlarından sonra "Böyle isimler
yok" diyor Sabah. (Sabah'a göre, Kanaltürk'te Kerimcan Kamal varmış...
Ben de ekleyeyim: Kanaltürk'te Havva Can diye bir gazeteci de var.)
Belgede bana biraz tuhaf gelen ise, değerlendirme zaafı. Sözgelimi
Hürriyet'ten Emin Çölaşan'ın adı Genelkurmay'da kaleme
alınmış bir belgede şöyle geçer mi: "Emin
Çölaşan ise eski Genelkurmay Başkanı (E) Org. Hilmi ÖZKÖK
döneminde olumsuz eleştirilere yer vermekle birlikte, genel olarak
TSK yanlısı olarak tanınan bir yazardır."
Büyük saygısızlık...
Ancak, Sabah'ın uzmanları tarafından ileri sürülenler
de gerçeklerle pek uyuşmuyor. Nazlı Ilıcak tarafından
deşifre edilmiş ve Genelkurmay'ın da "İstihbarat
çalışmasıdır" diye kabullendiği, gerçek
olduğu kuşkusuz ilk andıç belgesiyle karşılaştırdım
itiraz edilen her noktayı, gerçek olduğu bilinen andıç
da aynı tarzda yazılmış, benzer ifadelere sahip çıktı.
"Yapılan analizler tamamen gerçek bilgi ve delillere dayanır"
demiş Sabah'a konuşan 'uzmanlar', oysa ilk andıç
belgesinde az gerçek çok söylenti vardı.
Neyse...
İlginç olan bir nokta da şu: Medya kuruluşlarıyla
ilgili değerlendirmeleri yansıtan Nokta tarafından keşfedilmiş
andıçla ilgili bir soruşturma açtırdığını
açıkladı Genelkurmay Başkanlığı, ama
"Belge sahte" demedi; Sabah'ın tavrı biraz fazla işgüzarca
geliyor bana.
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=4220&y=TahaKivanc ***
|
||||||||||
|
|