Tayyip:

Akaryakıt Kaçaksı Soyguncular Kimler?

 

Tayyip Bey’in açıklamadığı kaçakçılar medya baronları mı?

logo

Sabahattin ÖNKİBAR

27.03.2007

 

Türkiye’ye her yıl 7.5 milyon ton kaçak akaryakıt giriyor. Bu Türkiye tüketimin dörtte biri, yani onlarca milyar dolarlık hortum demek.


Hayır iddia bana ait değil. Daha önce bu sütunda dile getirildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın tespiti.


Merkez Bankası kayıtları


Başbakan bunları Şubat ayının ortasında söylüyor ama aradan geçen 1.5 ayda zerre bir gelişme yok.


İyi de Türkiye Muz Cumhuriyeti mi? Bizzat Başbakan’ın ihbar ettiği bir kaçakçılığa müdahale edecek bir organ yok mu? En önemlisi icranın patronu olan Başbakan kendisiyle bu kadar çelişir mi? Öyle ya varsa bir kaçakçılık -ki var olduğunu söylüyorsun- ver emrini ve gereğini yap...


Hayır öyle olmuyor.


Peki o zaman Başbakan niye mi böyle bir açıklama yaptı?


Duyumlarıma göre Tayyip Bey böyle bir açıklamaya mecbur kalmıştır.


İstihbarat birimlerinin petrol kaçakçılığı raporu MGK’da hükümet dışı üyeler tarafından gündeme getirilince, Erdoğan da vaziyeti kurtarma adına böyle bir açıklama yapmış.
Aslına bakarsanız bu tür bir kaçakçılıktan hükümetin anında haberdar olmaması da teknik olarak mümkün değil.


Şöyle ki:


Türk Parası Kıymetini Koruma Kanunu’na göre ithalatçı firmalar bankalardan yaptığı 50 bin dolar üzeri transferleri Merkez Bankası’na bildirmek zorundadır. Dolayısı ile petrol ithal edilen 48 ülkeye kimin ne kadar transfer yaptığını Merkez Bankası biliyor.


Palmoil ve büyük başlar


Kaçakçılığın nasıl yapıldığı ise malum:


Gemilerle limana boşaltılan petrol, örneğin 100 bin ton ise bu manifestoda 10 bin ton olarak gösteriliyor... Tabii bunun için iş yukarıdan aşağı ayarlanıyor.


Yukarılarının neresi olduğu konusunda ise müthiş iddialar var.


Bahse konu olan para onlarca milyar dolar olunca kafalar da büyük oluyor.


Bir başka kaçakçılık konusu ise, bahar mevsiminden sonbahara kadar yapılan palmoil ithalatı olayıdır. Ucuz palmoil mazota karıştırılarak piyasaya sürülüyor... Bu yoldan servetler kazanan ve adını salon beyefendisi noktasına  terfi ettiren isimler var... Bu konu ile alakalı olarak bize bazı isimler de verildi ancak hukuk gereği bunları yayınlayamıyoruz.


Bize verilen listede bir isim ise fevkalade dikkat çekiyor.


Kaçak petrol işinde müthiş büyümüş olan bu isim, Mardin kökenli ve de AKP’li.


MASAK ve Cumhurbaşkanı


Anlayamadığım hadise, açık seçik kara para olayı olmasına karşın MASAK’ın sadece ve sadece izlemesi olayıdır... MASAK yetkililerine soruyorum, harekete geçmek için ne bekliyorsunuz? Yoksa MASAK’ı engelleyen birileri mi var?


Hadi MASAK’ı engelliyorlar, peki ya bu tür yolsuzluklara karşı titizliğiyle bilinen Cumhurbaşkanı Sezer neden kayıtsız? Niçin Devlet Denetleme Kurulu’nu harekete geçirmiyor? Sezer bilmiyor ve bu gidişle de zor öğrenir, AKP ve zihniyetini alaşağı etmenin yolu, onlara istismar imkânını verecek türban ve laiklik konularını kaşımak değil, bizatihi bu gibi büyük hortumların üstüne gitmektir...


Muhalefet partilerinin suskunluğuna gelince:


Muhalefet partileri korkuyor


Susma nedenleri, bu işin içinde yani petrol kaçakçılığında medya baronlarının bulunma ihtimalidir. Bize intikal ettirilen gizli bilgi notunda bulunanların içinde bazı medya patronları da vardır.. Hukuk önünde ispatlanmadığı ve iddia boyutunda olduğu için bunları isimlendirmiyoruz...  İşte muhalefet seçim senesinde her ihtimale karşı diyerek konuya girmiyor ve olası medya gazabından sıyrılmak istiyor.


Acaba Tayyip Bey’in suskunluğu da kaçakçılıkta yer alan kimi isim veya kurumların varlığından kaynaklanıyor olabilir mi?.. Kürsüye çıkıp kaçakçılara adeta sizi biliyorum deyip sonra gereğini yapmaması insanın aklına türlü şeyleri getiriyor!... Değilse durmayın Sayın Başbakan, derhal açıklayın!..


http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazidetay.asp?AuthorID=137&ArticleID=4887#

***

Gizlenen büyük kaçakçılıkta AKP’li baronlar mı var?

Sabahattin ÖNKİBAR

14.03.2007

 

Tamıtamına 1 ay önce Başbakan Tayyip Erdoğan partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada şunları söylü-yordu:


“Petrol ithal edilen 48 ülkeden kayıtları istedik, 31’inden cevap geldi. Cevap gönderen 31 ülke Türkiye bizden son 2.5 yılda 28 milyar dolarlık petrol ithal etti diyor. Ancak devletin kayıtlarına göre bu miktar 9.3 milyar dolardır. Arada 18.7 milyar dolarlık fark var. KDV, ÖTV ve EPDK payları eklendiğinde bu fark 38 milyar dolara çıkıyor. Üstelik henüz 17 ülkeden de kayıtlar gelmedi.”
Evet Türkiye Cumhuriyetinin Başbakan’ı yıllık 7.5 milyon ton kaçak akaryakıttan söz ediyordu ki bu miktar Türkiye’nın yıllık resmi tüketiminin yüzde 25’idir.


Peki ama bu kadar kaçak akaryakıt nasıl gelir?


Güneydoğu’daki kamyonlar ve deniz yoluyla mı dediniz?

Hortum ve  gümrükler


Akla ilk gelen bu ama Milli Güvenlik Kurulu’na sunulan rapora göre bu yollardan gelebilecek miktar azami 1 ila 1.5 milyon tondur.. Peki ya geriye kalan 6 küsur milyon ton?


Bunun için geriye kalan tek seçenek gümrüklerdir... Buna göre 50 bin ton akaryakıt getirilip örneğin 3 bin ton olarak gösterilmiş.. Yani işin içinde gümrük görevlilerin görevlerini suiistimal etmeleri gibi bir görüntü var.


Hadi miktarda iş kitabına uyduruldu diyelim. Peki ya ödenen para? Öyle ya oraya da 50 bin tonunun parası yerine 3 bin ton  parası gönderilemez ya! Tam para gönderildi ise devletin ilgili birimleri bunu görmedi mi? Gördüyse neden müdahale etmedi?


Diyeceksiniz ki işte Başbakan etti?


Hayır etmedi...


Ettiyse Başbakan açıklasın, 7.5 milyon ton kaçak petrolün arkasında kimler var?


Tayyip Bey her zeminde hortumu kesmekle böbürleniyor... İyi de bundan büyük hortumculuk olur mu? Neden üzerine gitmiyor.. Niçin bu ko-nuşmayı yapalı bir ay olmasına rağmen en küçük bir teşebbüs ya da operasyon yok?


Medya baronları işin içinde mi?


Bir başka şey, benim bildiğim Başbakanlar böyle açıklamaları operasyonlardan sonra yaparlar. Tayyip Bey’in yaptığı akla hayale sığacak gibi değildir. Bir Başbakan operasyon olmaksızın böyle bir ifşaat yapıp faillerin tedbir almasına zemin hazırlar mı?


Evet soruyorum, tamaman AKP iktidarı döneminde olan bu büyük kaçakçılıkta düğmeye neden basılmıyor? Yoksa ardında bazı çevrelerin iddia ettiği gibi kendi baronları yani partilileri mi var, ya da bazı medya patronları bu işin içindedir de seçim senesinde POAŞ’a vergi olayı gibi korku salmak için başlarında kılıç mı sallandırılmak isteniyor... Değilse soruyoruz, niçin günler, haftalar ve bir ayı aşan bir zaman diliminde susulu-yor ve harekete geçilmiyor?


Bazıları Başbakan’ın yukarıdaki sözlerini yeterli görebilir.


Hayır... Başbakanların görevi açıklama yapmak değil, gereğini yapmak yani failleri bulmaktır.. Ayrıca Başbakan o açıklamayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında yapmıştır.. Belli ki o açıklamayı yapmaya mecbur  kalmıştır.


Muhalefet biliyor da mı susuyor?


Anlamakta zorlandığım bir başka husus da Merkez Medya’da bu konuda haber ve yorumun çıkmamasıdır. Merkez Medya bu pisliğin içinde değil ise bu işin üstüne gitmek durumundadır. Yok eğer bugünkü gibi susmaya devam edilirse, sükut ikrar anlamına gelecektir.


Hadi medya özel sebeplerden susuyor diyelim...


Sayın Baykal, Sayın Ağar, Sayın Bahçeli, Sayın Mumcu, Sayın Uzan, Sayın Yazıcıoğlu, Sayın Okuyan, Sayın Baş siz niye susuyorsunuz?


Yoksa bu rezilliğin içinde olanları siz de biliyorsunuz da onların tepkisinden mi çekiniyorsunuz?
Eğer öyle ise hepinize yazıklar olsun... Değil ise çıkın meydana yıkın ortalığı...

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazidetay.asp?AuthorID=137&ArticleID=4718

***

Rehin alınan medya

Sabahattin ÖNKİBAR

21.02.2007

 

Ertuğrul Özkök, medyanın kendi alanı dışında ticari faaliyet göstermesinin özgürlüğüne  katkı yapacağı tezini  savunuyordu. Özkök’e göre parasal anlamda güçlenen medya siyasi iktidara karşı daha bağımsız olurdu.


Teorik olarak insana makul gelen bu bakışın Türkiye örneğinde görüldüğü gibi pratiği yoktur.

Medya ve ticaret


Eğer olmuş olsaydı, Türkiye’nin en büyük işadamlarından biri olan Aydın Doğan hükümetin karşısında bugünkü pozisyonda olmazdı.


Büyük vergi cezalarına muhatap olduğu kaydedilen Aydın Bey’in  hükümetle ilgili yayınını dizginlemek zorunda kaldığı ve hatta yazarlarını bile frenlediği iddiaları dillerdedir.


Doğru-yanlış kamuoyunda oluşan hava ya da kanaat budur.


Sorarım size, Aydın Bey medya dışında bir işi olmasaydı ya da devletle iş yapmasaydı bu tür söylentilere muhatap olur muydu?


Ekonominin devletle iç içe olduğu ve kuralların henüz içtihat noktasında bulunduğu Türkiye gibi ülkelerde ticareti ve yayıncılığı aynı anda ama birbirinden bağımsız yürütmeniz mümkün olmuyor.


Gelelim madalyonun tersine yani iktidarların tutumuna:


Kuşkusuz her iktidarın kendi döneminde medyayı kontrol etmek için elindeki gücünü bir şekilde kullandığı vakıadır.


Ancak bugün iş biraz şirazesinden çıkmışa benziyor.


İşte örnekler

Şu tabloya bakın:


AKP tamı tamına 4.5 yıl bekledikten sonra 2001 yılına ait olduğu söylenen POAŞ’daki vergi hadisesini gündeme getirdi... Hayır, niye getirdi demiyoruz. Yanlış varsa elbette ve mutlaka üstüne gidilmeli ama neden bu kadar süre bekledikten sonra seçim yılında adeta damoklesin kılıcı misali başında sallansın diyerek  apar-topar gündeme getirildi.. Soruyorum bu şekil kafa bulandırmıyor mu?


Devam edelim.


Yine 4.5 yıldır suskun olan  RTÜK seçim arefesinde TV haberlerine müdahale ediyor ve iyi-kötü haber kavramlarını yaratıp, dayatıyor. Dayatmaya boyun eğmeyen örtülü olarak frekans iptaliyle korkutuluyor.


Aynı şekilde politik çıkarlara uygun görülmeyen Kurtlar Vadisi dizisi yine dizinin yapımcılarının iddiasıyla kanal yöneticileri frekans iptali ile korkutularak yayından kaldırtılıyor ve fiili sansüre geçiliyor.


Kanaltürk ve petrol kaçakçıları


Bir başka örnek Kanaltürk ya da Tuncay Özkan olayıdır.


İktidara karşı muhalif çizgisi ile bilinen Kanaltürk’ün A Takımına Maliye Bakanlığı bugüne kadar hiç duyulmamış bir uygulama başlatıyor ve takibe geçiyor.


Bitmedi...


AKP’ye muhalefet eden bütün yazılı ve görsel medya için de yeni hazırlıklar var. Bilgilerimize göre bunun için özel bir birim bile oluşturulmuş.


Öğrendiğimiz bir başka şey de yakında ifşa edileceği açıklanan petrol kaçakçılığı olayına kimi medya gruplarının da karıştırılmak istendiği ya da bununla korkutulduğudur.


Görüldüğü gibi  medya tabir yerinde ise rehin alınma olayı ile yüzyüzedir.

Cumhurbaşkanlığı ele geçirilirse?


Çok partili demokratik yaşamda basından en büyük desteği alan bir iktidarın bununla yetinmeyip daha ötesi baskılar yapması sadece gücün verdiği bir şımarıklık değil aynı zamanda bir şeylerden ürktüğünün de göstergesidir.


Düşünüyorum da gücünü böylesine kuralsızca kullanan bir siyasi anlayış yarın devletin diğer önemli makamlarını örneğin Cumhurbaşkanlığını ele geçirirse hadise nereye gider?.. Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara ithaf olunur...

 

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazidetay.asp?AuthorID=137&ArticleID=4444

***

 

 

 

 

Akaryakıt Kaçakçılığı

header

Sedat UZUNBAY

 

 

AKP'nin ilk üç yıllık döneminde sisteme giren 2 taşıttan 1'i yakıtını kaçak akaryakıttan karşılar duruma gelmiştir.

Türkiye, akaryakıt kaçakçılığında her gün 10 Milyon Dolar kayba uğruyor.

Petrol ve akaryakıt kaçakçılığını bugüne kadar cazip hale getiren yüksek oranlı vergilerdir. Akaryakıtın litre fiyatı içindeki vergi oranı yaklaşık yüzde 67 civarındadır. Akaryakıttan toplanan vergi, toplam vergi gelirlerimizin yaklaşık yüzde 25'ini oluşturuyor.

Tespit edilebildiği kadarı ile yıllık ortalama kaçak akaryakıt miktarı yaklaşık 4–4,5 milyon ton civarında. Bu miktardaki kaçak akaryakıttan dolayı devletin yıllık vergi kaybı, 5,1 katrilyon lirayı, diğer bir deyişle 3,6 milyar doları bulmaktadır. 30 tonluk bir TIR kaçak akaryakıtta, devletin vergi kaybı 40 milyar liradır.

Getirinin yüksek olduğu her alanda kaçakçılık vardır. Bu yüksek getiriyi, ülkemizde devletin kendisi yaratmıştır. Sigaradan, akaryakıttan alınan vergiler ölçüsüz artırılmış ve kaçakçılık cazip hale getirilmiştir. Türkiye, akaryakıt kaçakçılığının üzerine gidilmemesi nedeniyle her gün 14 trilyon lira kayba uğramıştır.

Vatandaşımız, Avrupa'nın ve bölgenin en pahalı akaryakıtını tüketiyor.

Vatandaşımızın en ciddi sorunu hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısıdır. Buna sebep olan en temel nedenlerden biri de pahalı akaryakıttır.

İşçimiz, memurumuz, emeklimiz, çiftçimiz, esnafımız açısından kötü yönetilen bir ekonominin faturasını, bugüne kadar yine halkımız ödemek durumunda bırakılmıştır.

Akaryakıt kaçakçılığı konusunda, dolaylı vergileri sürekli artırarak bütçe açıklarını kapamaya çalışan AKP İktidarı önceki iktidarlardan daha fazla sorumludur.

Kriz sonrasında 2002 yılında dahi taşıt sayısında yüzde 1,6 artış yaşanırken akaryakıt tüketimimiz taşıt artışına oranla 2 kat fazla artıyor. 2002 de akaryakıt tüketimimiz yüzde 3,5 artıyor.

AKP döneminde bu gidiş tersine dönmüş taşıt sayısı artarken ham petrol ithalatı azalmıştır. Akaryakıt tüketiminde taşıt sayısına göre orantılı bir artış yaşanmamış aksine azalmıştır.

AKP döneminde akaryakıt kaçakçılığı artmaya başlıyor.

2003 yılında taşıt sayısı yüzde 2,9 artıyor, tüketim ise sadece binde 3 artıyor.

2004 yılında taşıt sayısı yüzde 15,2 artarken, tüketim ise sadece 10,9 artıyor.

2005 yılında taşıt sayısı 7,62 artarken, tüketim ise sadece 2,3 artıyor.

Kısaca, 2003 yılı başı ile 2005 yılı sonu arasında taşıt sayısı yüzde 27,6 artarken, tüketilen akaryakıt ise sadece 13,9 artıyor.

AKP'nin iktidarını kapsayan otuz altı aylık bu sürenin sonunda taşıt sayıları ve tüketim değerleri temel alınarak yapılan hesaba göre çıkan çarpıcı gerçekler şunlardır:

Ülkemizde kaçak akaryakıt kullanımı AKP İktidarı döneminde sürekli ve daha fazla artarak devam etmektedir.

AKP İktidarı, akaryakıt kaçakçılığının artmasına seyirci kalmış, bugüne kadar ciddi hiçbir önlem almamıştır.

AKP'nin ilk üç yıllık döneminde sisteme giren 2 taşıttan 1'i yakıtını kaçak akaryakıttan karşılar duruma gelmiştir.

Hortumları kestiğini iddia eden ve fakir, fukara, garip, gureba edebiyatı yapan AKP iktidarı, böyle büyük bir olay karşısında bugüne kadar sonuç alıcı hiçbir çalışma yapmamıştır ve yapamamıştır.

 

http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php?news=629

***

8 milyar dolarlık kaçak akaryakıt

Güneş Gazetesi

 

ATO Başkanı Sinan Aygün, mali değeri 8 milyar doları, yıllık vergi kaybı 2.5 milyar doları bulan akaryakıt kaçakçılığı sorununun üzerine gidilmemesi nedeniyle Türkiye'nin her gün 7 milyon dolar kayba uğradığını belirterek, 'Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi, benzin hortumuyla bir banka gibi hortumlanıyor. Bunu herkes biliyor. Biliyor da, kaçakçılar hakkında ne yapılıyor, halk bunu soruyor'' dedi. Aygün, ''Tüpraş'ı özelleştirerek 1.5 milyar dolar gelir elde etmek peşinde olan hükümetin, akaryakıt kaçakçılığı nedeniyle ortaya çıkan yıllık 2.5 milyar dolarlık kayba ilişkin somut adımlar atmadığını'' ileri sürdü. Akaryakıt kaçakçılığında yaşanan patlamanın nedeninin yüksek vergiler olduğunu dile getiren Aygün, akaryakıtın litre fiyatı içerisindeki vergi oranının yüzde 60'ı aştığını hatırlattı. (a.a)

 

http://www.gunes.com/2005/08/19/ekonomi/e2.html

***


 

GÜNAYDIN, SAYIN BASBAKAN!

Hasan MACIT

27 Mart 2007  

 

Sayin Basbakan'in, AKP Meclis Grubu'nda yaptigi konusmayi TV'den izledim. Ne kadar da güzel ve dogru konusuyor! Akaryakit kaçakçiliginin ne boyutlara geldigini anlatiyor. 2,5 yilda 18,7 milyar dolarlik kayitsiz, kaçak petrol girdigini söylüyor.

Oysa Sayin Basbakan'in sözünü ettigi kayitsiz, kaçak akaryakit, kendi döneminde girmistir. Açiklanan rakamlar, Basbakanlik yaptigi sürenin ikinci yarisindaki 2,5 yillik döneme aittir.

Ama Sayin Basbakan, kendi döneminde önlem alinamadigi için devletin ugradigi zarardan hiçbir sorumlulugu yokmus gibi konuyu dile getiriyor.

O nedenle bir an bir muhalefet partisi liderinin açiklamalarini dinliyormusum gibi geldi. Veya Sayin Erdogan daha Ocak 2007'de seçim kazanmis da yeni Basbakan olmus da durum tespiti yapiyormus gibi geldi.

AKP'nin iktidar süresi 52 ay oldu. Hükümetler için sorunlarin çözümünde 52 aylik süreler çok uzun ve yeterli sürelerdir.

Cumhuriyetimiz kuruldugundan bu yana 59 hükümet kurulmustur. 84 yillik Cumhuriyet tarihinde hükümetlerin görev süreleri ortalama 17 aydir. Erdogan Hükümeti'nin süresi ise hükümetlere düsen ortalama sürenin üç kati kadardir. Yani, baska bir ifadeyle üç hükümet dönemi kadardir.

YAVUZ HIRSIZ EV SAHIBINI BASTIRIR

Bu kadar uzun süreli bir hükümete baskanlik yapan Sayin Erdogan'in döneminin sonlarina dogru akaryakit kaçakçiligindan sikâyet etmesi akil alacak bir sey degildir.

O nedenle aklima, akla uygun olan ve yurdumuzda bin yildir söylenen, "Yavuz hirsiz ev sahibini bastirir" sözü geldi, ister istemez.

Erdogan diyor ki; "Akaryakit kaçakçiligi, degismez gündem maddelerinden biriydi. Ülkemizde 1990 yilindan bugüne kadar araç sayisi 4 kat artmistir. Ama 2006 yili boyunca Türkiye'de satilan akaryakit miktari, zar zor 1990 yilindaki seviyeyi yakalamistir. Araç sayisi tam 4 kat artiyor, akaryakit tüketimi ise tam 17 yil önceki seviyede duruyor, anliyor musunuz?... Ama bunlarla oturup bas basa konussan, bunlar vatanseverdir ha... Yurtseverdir, 'Bu kadar vergi ödüyorum, sunu yapiyorum, bunu yapiyorum' diye de geçinirler."

Erdogan, kaçak giren akaryakitin ana parasina Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), Katma Deger Vergisi (KDV), Enerji Piyasasi Denetleme Kurulu (EPDK) paylari da eklendiginde miktarin 38 milyar dolara çiktigini da anlatiyor. Sonra da ekliyor:

"Peki nerede bu fark?... Bu fark kaçakçilarin cebine haksiz kaçak olarak giriyor. Bu milletimizden çaliniyor, ülkemizden çaliniyor. Maliyemizden, Hazinemizden çaliniyor."

BU NASIL BIR ISTIR SAYIN BASBAKAN?

Günaydin derler adama... Biz de Günaydin Sayin Basbakan, diyoruz... Siz ve vücut dilinizden anlayan ekibiniz bu ülkeyi, birçok basbakana kismet olamamis uzun sürede yöneteceksiniz, hem de Meclis'te istediginiz yasalari istediginiz gibi çikarabilme olanagina sahip bir çogunlukla temsil edileceksiniz, sonra da bir muhalefet partisinin lideri gibi kaçak akaryakittan söz edeceksiniz; bu nasil bir istir Sayin Basbakan?

Ülkemizin milyar dolarlarinin kaçakçilarin cebine akmasi yoksa baska bir dönemde mi oldu? Akaryakit kaçakçiliginin üzerine giden bazi üst düzey bürokratlarin görevlerinden alinmasi da mi baska dönemde oldu? Bunlar, sizin döneminizde olmadi mi?

Hiç hatirlamiyor musunuz? "AKP döneminde sinirlar yol geçen hanina döndü" ve benzeri açiklamalari yapa yapa dilimizde tüy bitti! Sagir sultanlar bile duydu ama siz duymadiniz veya duymak isinize gelmedi herhalde Sayin Basbakan!

Günaydin Sayin Basbakan, günaydin!

Yeri gelmisken sormak istiyoruz:

Akaryakit kaçakçiligi ile ilgili müfettis raporlarinin akibetleri ne oldu? Müfettis raporlarinda kimlerin isimleri geçiyor? Kimler yargilaniyor? Yargilananlarin içinde herhangi bir siyasi partiden aday olmus olanlar var mi? Bu partinin ismi nedir? Simdiye kadar birileri korunmus olabilir mi? Gebze akaryakit kaçakçiligi davasinda yargilananlardan kaçinin hangi partiyle ne iliskisi var?

Sayin Basbakan, istihbarat elinizde, belgeler elinizde, kamunun gücü elinizde; lütfen açiklayin; akaryakit kaçakçiligindan kimler milyar dolarlari hortumladi? Açiklayin ki, halkimiz da biz de ögrenelim. Merakla bekliyoruz.

Yoksa akaryakit kaçakçiligindan vurgun vuranlari açiklamazsaniz halkimiz degisik düsüncelere kapilabilir! Tüm uyarilara karsin bu kadar uzun süre önlem almayanlarin da ilgileri, iliskileri oldugu hissine kapilabilir!

Unutmayiniz ki, gerçekleri, diyet borcu olmayanlar açiklayabilirler!


http://www.oncevatan.com.tr/Detay.asp?yazar=28&yz=9728

 

Erdoğan: 18.7 milyar dolarlık petrol kayıp

Radikal-çevrimiçi

14/02/2007

Türkiye'nin petrol ithal ettiği 31 ülkeden gelen kayıtlara göre, 2.5 yılda 28 milyar dolarlık petrol alındığını belirten Erdoğan, 'Bizdeki kayıtlara göre ise bu miktar sadece 9.3 milyar dolar. 18.7 milyar dolarlık fark var' dedi.

 

 

RADİKAL - ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, kaçak petrolün tanımını yeniden yaparak, petrol kaçakçılığına ağır cezalar getiren, Petrol Piyasası Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'u övdü. Yasanın çıkarılması nedeniyle TBMM'ye teşekkür eden Erdoğan, yasayla 'yolsuzluğun büyük kalemini kırdıklarını' söyledi.
AKP Grubu'nda konuşan Başbakan Erdoğan, Petrol Piyasası ve Mortgage yasalarıyla ilgili şu mesajları verdi:

Büyük adım


"Bugün Türkiyemizin çok temel bir meselesine radikal bir çözüm getirdiğimiz gündür. Petrol Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair kanun Resmi Gazete'de yayımlandı. Bu yasa çok boyutlu sonuçlar doğuracak, birçok yanlışı aynı anda düzelterek ülkemize önemli kazanımlar getirecektir. Bu adım yolsuzlukla mücadele konusunda sonuna kadar kararlı olan hükümetimizin attığı dev bir adımdır, kararlı bir adımdır. Bu önemli başarısından dolayı TBMM'yi ve tüm milletvekillerimizi kutluyorum.

Büyük kalemi kırdık


Zira yolsuzluğun en büyük kalemini kırdık. Ülkemizde 1990'dan bugüne araç sayısı tam dört kat artmıştır. Ama 2006 boyunca Türkiye'de satılan akaryakıt miktarı zar zor 1990 yılındaki seviyeyi yakalamıştır. Araç sayısı tam dört kat artıyor, akaryakıt tüketimi ise tam 17 yıl önceki seviyede duruyor. Ama bunlarla oturup başa baş konuşsan bunlar vatanseverdir, ha yurtseverdir, 'Şöyle böyle vergi veriyorum şunu yapıyorum bunu yapıyorum' diye de geçinirler. Dış Ticaret Müsteşarlığımız petrol ithal ettiğimiz 48 ülkeden kayıtları istedi. 31 ülkeden cevap geldi. Bu kayıtları ülkemiz kayıtlarıyla karşılaştırdık ve çarpıcı sonuçlara ulaştık. 31 ülke diyor ki, 'Türkiye bizden son 2.5 yıl içinde 28 milyar dolarlık petrol ithal etti.' Buradaki kayıtlara göre ise bu 31 ülkeden aynı dönemde ithal edilen akaryakıt miktarı sadece, 9.3 milyar dolar. Arada tam 18.7 milyar dolarlık fark var. ÖTV, KDV ve EPDK payını eklediğiniz zaman fark, 38 milyar dolar seviyesine çıkıyor ve henüz 17 ülkenin kayıtlarını almış değiliz. Bunlar da geldiğinde fark daha da büyüyecek.

Haksız kazanç


Peki nerede bu fark? Bu fark ülkem adına söylüyorum, bu fark kaçakçıların cebine haksız kazanç olarak giriyor, milletimizden, ülkemizden, Maliyemizden, Hazinemizden çalınıyor. Buna dur demek zorundaydık. Bugüne kadar hiçbir hükümetin cesaret edemediği kararları aldık, bunları da cesaretle uyguladık ve uygulayacağız. Yeni yasamızla birlikte kaçakçılığı çok büyük oranda engellemiş, bu büyük yolsuzluk zeminini ortadan kaldırmış bulunuyoruz. Geçmişteki kaçakçılıkla ilgili takibatlar da devam etmektedir. Yıllar yılı süregelen adaletsizliklere, haksızlıklara nasıl dur dediysek, bu büyük yanlışlığa da dur diyoruz, cesur ve kararlı bir şekilde üzerine gideceğiz.

Tavrımız net


Maliye, gümrük, EPDK ve İçişleri Bakanlığı'ndan zamanaşımı süresi geçirilmeden gerekli işlemlerin yapılarak sorumlulardan vergilerin tahsili için gerekli işlemlerin yapılması istenmiştir. Böylece geçmiş dönemlerde akaryakıt kaçaklığı yaparak haksız kazanç sağlayanlardan, haksız kazançlar cezasıyla tahsil edilecektir. Milletimizin hakkını, milletimizin vergisini çalanlardan, çalmaya teşebbüs edenlerden bunun hesabı sorulacaktır, hiç kimsenin yanına kâr olarak kalmayacaktır.

Mortgage geliyor


Taksitle konut sahibi olmayı düzenleyen yasa tasarısı (Mortgafge) bu hafta Genel Kurul'da görüşülecek. Milletimiz bu yasayla hayallerini gerçekleştirecek. Kaçak yapılaşma, plansız kentleşme, bu olumsuzlukların da önüne geçilecek. Tasarının yasalaşmasıyla birlikte konut sektörü ve mali sektör bütünleşecektir. Gayrimenkul sektörünü de kayıt altına alacaktır. Konut sektörü canlanacaktır. İşsizlik sorununun çözümünü çok
önemli katkılar".

Yasa tartışmaya yol açmıştı


Başbakan Erdoğan'ın övgüyle bahsettiği yasa kaçak akaryakıt satanlara, depolayanlara ve taşıyanlara ağır para ve hapis cezası verilmesini öngörüyor. Ancak yasanın yeniden düzenlenen 'kaçak akaryakıt' tanımı beraberinde özellikle akaryakıt şirketlerinin itirazlarına neden oldu. Çünkü yasaya göre EPDK'nın yılbaşında yürürlüğe koyduğu ulusal marker (işaretleyici) kaçak akaryakıtın tespitinde tek kriter oldu. İçinde belli oranda ulasal marker bulunmadığı ortaya çıkan akaryakıt 'kaçak akaryakıt' sayılıyor. Ancak ulusal marker uygulamasında bugüne kadar çözülemeyen sorunlar var. Bunların başında da akaryakıt kaçak olmasa bile içine konan ulusal marker'ın kimi kez denetimlerde düşük çıkması geliyor. Bu durum ise akaryakıtın kaçak sayılmasını ve ilgililerin de ağır cezalara çarptırılmasını beraberinde getiriyor.

 

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=212963

***