|
PARAPSİKOLOJİ MUSTAFA ÖZ Müslümanların orta yaş ve üstü, "Parapsikoloji" denince, insana mal mal bakıyor! Çoğu hemen hemen ilk kez duyar gibi. Ama Türk nüfusunun 25 ve altı, bu konuda kulağı delik. Haberli ve ilgili. Yani afedersiniz, yeni kuşak, herkesimde biraz önde! Bu Müslüman genç kuşağa gelince, öbür Müslümanlardan yalnızca ilgi yönünden farklı ama içlerinden bu konuda pek araştırıcı çıkacağa benzemiyor. Bunun nedeni bence cin kavramının önlerini tıkaması. Gerçekten de cin kavramı önlerini tıkıyor; çünkü içeriğini bilmedikleri bir kavramla, içeriğini bilmedikleri bir kavram ya da olayı açıklamağa çalşıyorlar. Böyle bir üslup edinilmiş ve farkında değiller. Aslında kafacıkları bu kadarcık derinliğe bile basmıyor. Bunların sorunu indir bindir namaz da ondan! Bu iki tutum ve duruş yanlana gelince, cin konusunda bilimsel çalışma gerekmiyor. Bilinmeyen ya da olağanüstü olaylar karşısında garip bir el çabukluğu ile Müslümanlar araştırmacı değil, açıklamacı üslubunu seçtiler. Bu da onların Cin konusunda araştırma yapmalarını engelliyor! Öyle ya, "Ateşten! Ateşten!" deyince cinler açıklanmış oluyor! Bence bunlar zekâ, kurnazlık falan değil, zihinsel düzey düşüklüğünün işaretleri. Bu tutum ve gidişat içinde ne kadar kaba, itici vekalınkafalı olduklarını görmeleri olanaklı değil. Kolaycılığın böylesi görülmüş şey değil! "İstidraç" ya da "Cin" diyorlar, onlara göre olay açıklanmış oluyor! Bir açıklayıcı kavram da "Keramet ve Mucize"! Çok ilginçtir, onlar bu sözcükleri kullandıkları zaman olayları açıkladıklarını sanıyorlar. Şurası da ilginçtir; hemen hemen her toplumda cin ürkütücü, itici, korkulup kaçılması gereken bir şeydir. Yani görünmez bir el, insanlarla cinler arasına böyle görünmez bir soğuk ve demir perde örmüş, cinler için "öcü" demiş ve insanları cinlerden uzak durmaya zorlamıştır. Özellikle bir insandan ortaya çıkan olağanüstü olaylar karşında "istidraç" kavramı da işte böyle öcüleyici, tehlikeli, aşağılayıcı hatta derinden ve gizliden lânetleyici bir sözcüktür. "Hani Yogiler bir sürü numaralar yapıyorlar ya abicim, onların alayı istidraç ha!" dedin mi, bir insanın ortaya koyduğu o olağanüstü olayı hem açıklamış hem aşağılamış hem de lânetlemiş oluyor ve hızla konudan uzaklaşıyorsun! Yani yalnızca açıklamış olmuyorsun; şu mesaj da el altından karşıdakine gönderiliyor: "Bu konuyu hemen kes. Bu kâfir heriflerin dünyasına ilgi gösterme. Bunları "Burhan" haline getirip zihnini çeliverirler, aman ha"! Böylece bu insanlar, ikili gariplik yapıyorlar: Birincisi bu söylemle yani istidraç ve cin söylemi ile Müslüman dünyasında parapsikolojinin ilerlemesini engelliyorlar. İkincisi ise, bilinmeyen bir kavramla, bilinmeyen bir olayı açıklamağa çalışıyorlar. Bunu yaparken ağırlığı "Cin"e veriyorlar. O zaman da "Madem Cin diyorsunuz, niye bunu laboratuara getirip incelemiyorsunuz?" diye sorduğumda, "Cenab-ı Allah Kur'an'ı azimüşşanında..." diye başlayan konuşmalara girişiyor ama soruya bir türlü yanıt vermiyorlar. Versinler, ilgilensinler ve bir İslâmî parapsikoloji olsun. 1500 senede isteselerdi her türlü cinin canını çıkarırlardı. Kaldı ki, cini tanımlayabildikleri de yok. Dumansız ateş de dumansız ateş... Yahu bu dumansız ateş sadece cinler için mi geçerli bakalım. Bir de korku dağları bekliyor ya...örtün uyusun...hemen ardından bir sürü korku öyküleri anlatılıyor ve cinlerin incelenmesi hep gelecek bahara kalıyor. "Ne bu cin?" diye sorduğunda da doğru dürüst, yeteri kadar açık ve net bir yanıt alamıyorsun. Oysa bu gün UFO ne ise, eskilerde de "Cin" kavramı o! "İnsanın etrafında, insana ilişkin doğaüstü olayların oluşma, oluşturulma nedeni"...İnsanın olağaüstüne ilişkin olaylarındaki tetikleyici, âmil, bilinmeyen (Unknown) etken... Hemen her kültür ve coğrafyada da var üstelik. Örneğin, Sokrat onu eni konu bir iç ses olarak almış ve "Daimon" demiş. Bu Daimon, zamanla bazı toplumlarda "Öcü" anlamına gelmiş! Her neyse. Kısacası Müslümanlar parapsikoloji ve cin konusunda hiç hoşlanmadığım bir yer, durum ve düzey içinde. Onların bu durumlarından ve bu konudaki tepkilerinden ben yalnızca zihinsel perişanlıklarını okuyabiliyorum. Beş para etmez, kalitesiz bir zihin sergiliyorlar. Bu yüzden de İmam-ı Bunî'den başka adamları "Şemsül Maarif"ten başka kitapları yok (gibi). Bu arada "İslâmî Occultizm" hiç yok değil. Her toplum ve kültürde kafasına kan yürüyenlerin aslında temel ilgi alanıdır occultizm. Müslümanlıkta bu kültür, başlangıç olarak var ve adı "Havas"! Hans hem ocuultizmi hem ezoterizmi hem de Havası birlikte ifade etmek üzere "Kriptoloji" diyor. Belli ki, işi biliyor. Öbür muhteremler ise, hâlâ namaz kaç vakit, kaç rekat diye kovalamakla meşgûl... İyi de tek başına Hans yetiyor mu? Yetmiyor ve zaten Hans bu konuda pek de öyle tek başına değil. Geçenlerde bir kitap gördüm; "48. baskı" diyor. Hem de konusu işte şu bizim konu...Üfürük, tükürük konusu yani! Benim 30-35 sene önce tanıştığım parapsikoloji konuları ve kavramları. Azerî karı-koca yazmış. Hem de anlatılanlara bakılırsa bunlar birlikte araştırma filan da yapıyorlar. Telepatisinden, ruhsal şifasına, girip çıkmadıkları konu yok gibi. Ha bir özelliği var. Parapsikolojinin temel kavramları yine batı dillerinden ama araya becerebildikleri kadar Arapça deyim ve kavram da sokuşturmaktan geri durmamışlar. Yani sözüm ona üst düzeyde bilim araştırmacıları. Kitap hemen hemen "İslâmî Parapsikolojinin" tek başına hem yapıcısı hem temsilcisi! Yeğenimi bu kitaptan haberlendireyim dedim. O benden uyanık çıktı. Haberi varmış. "O kitabı Azeri bir karıkoca yazdı, Fethullah hoca da (Yazsın, yazsın!) demiş. Kırksekiz baskı oradan geliyor!" dedi. İyi güzel de malzemeyi dışarıdan alıp Müslüman boyası çekmek ne derece tutacak? Yani orijinal yöntem, kavram ve anlayışlarla bir İslâmî parapsikoloji ne zaman olacak? Bakalım böyle bir şey olası mı? Bu soruya kitle yanıt verir ve kitle "Evet" derse olur! İlk elde Amerika'yı bir kez daha keşfetme abukluğu kaçınılmaz ama sonunda kültür ve grup kendi sesini bulur. Bu her alanda böyledir. Üzerinize âfiyet, şimdi elimde bir kitap daha var. Ben yazdım. Kitabın adı "Bir Alternatif Bilim İşçisi Olarak: Hans Von Aiberg 1" "Hans Von Aiberg 1"'e dikkatinizi çekerim. İkincisi de gelecek de ondan. Bu kitapta ne yaptım dersiniz? Hans'ın bu üfürük tükürük yönünü anlattım! Edeplice söylersek, onun "Parapsikolojik" yanını anlattım. O parapsikoloji demiyor "Transcience" yani "Geçiş Bilimleri" diyor. Onu da ben öyle çeviriyorum, aslında o "Geleceğin bilimleri" diyor. Şimdi buraya bir mim koyalım ve geri yaslanıp bazı şeyleri anımsayalım. Bu adam Zig-Zag elemanı. Zig-Zag biliyorsunuz, 20 sene öncesinde 65 bilim dalı üzerinde üst düzey çalışma yapan bir Bağdadî hareketi. Hans 49 Transscience bilim dalı olduğunu söylüyor. Ve hepsi de dosya dosya Hans'ın elinin altında. Hem yazması için bu bilgiler kendisine ulaştırılmıştı hem de zaten ayrıca koordinatörlüğü de var. Dolayısıyla o bilgilerin onun eline geçmesi kaçınılmazdı ve Hans'ın bütün cinleri işte bu dosyalardı! Allah'ı var, adam kafaca da yatkın. Öyle beş cigabaytlık bilgi ile evin yolunu şaşıranlardan değil! Haa...birden bire sözün nereye geldiğine dikkat edin. Parapsikoloji dediğin de Hans'tan sorulması gereken bir şey yani. Her türlü ve en taze ve en üst düzey bilgiler onlarda, dolayısıyla Hans'ta. Bu, onun oturduğu yerde parapsikoloji otoritesi olmasını bile sağlayan bir şey. Yani demem o ki, bir İslâmî parapsikoloji olacaksa veya yapılacaksa elbette bu önce Zig-Zag'ın ve Hans'ın işi gibi görünüyor. Çünkü afedersin müdürüm, yeryüzündeki her türlü bilgi bu adamlardan soruluyor. Boru değil! Ama ne var ki, ne Zig-Zag ne de Hans bir İslâmî Parapsikoloji yapmağa niyet etmiş değil. Ben Hans'ın güvercinlere darı diye dağıttığı o ÇET bilgilerinden parapsikolojiyi ilgilendiren kısımlarını topladım ve bu ikinci kitabı yaptım. Bu kitap bile bolca topallayarak da olsa, hiç değilse "İslâmî Parapsikolojiye Giriş" olabilir. Bu kitabı tamamladıktan sonra fark ettiğim şeylerden biri şuydu: Hans yalnızca elektriğe ve manyetizmaya açıklama getirmiyordu. Parapsikolojik olaylara da açıklama getiriyordu. Onlar burada olan ama buradan olmayan şeylerdi. Tıpkı sinema gibi. Olay perdede cereyan ediyor gibi görünüyordu ama başka bir yerde oluşuyor oraya yalnızca yansıyordu. Çekim burada görülüyordu ama çeken şey buradan değildi! Beynimizin içinde düşünüyor gibiydik ama aslında düşünme ve anlama başka bir yerde olan, oluşan şeylerdi. Beynimiz onların bir yansıma alanıydı. Görmenin insanda olup bittiğini sanıyoruz. Yani onu fiziğe ve fizyolojiye hapsettik ama rüyayı hangi gözle gördüğümüzü söyleyen çıkmadı. Aslında görme de başka bir yerde vuku buluyordu. Gören beyin filan değildi. Görmek beyinde bir takım kimyasal olaylara yol açma, bir takım elektrik olayları oluşturma ve onları yorumlama değildi. İlgili beyin hücrelerine bir takım elektrik impalsları gidiyordu ama sonrası beşinci boyutta cereyan ediyordu. Telepati, ortak ve bilinçlilik özelliği gösteren bir havuzda (tüm evreni kuşatan kozmik bilinçte) cereyan eden bir farklılaşmanın, yine o havuzda birimleşmiş bilinçlerce fark edilmesiydi. Telepatide iki ayrı insan telefon görüşmesi yapmıyor, aynı canlı denizde farklılaşmalar oluşturuyordu. Gönderme ve alma aynı anda ve aynı iletken üzerinden oluyordu. Geçiyorum. Kısaca Hans, bütün parapsikolojik olaylar için beşinci boyut olan kozmik bilinci ve Karadelikleri açıklayıcı öğe olarak kullanıyor ki, bundan daha bilimsel bir duruş olamaz. Buradaki ekstra olan şey, Hans'ın parapsikolojik olaylara açıklama getirmesidir. Dünyanın hiçbir yerinde parapsikoloji hâlâ bilim değil; çünkü fizik nedenler göstererek açıklama yapamıyor. O yüzden bu genç bilim, bilim olmağa çalışan bilim, henüz vaka toplama ve sınıflama aşamasında. Bu aşamayı da uzun yıllardır bir türlü aşamıyor; çünkü açıklamaktan yoksun. Öbür taraftan Hans'ın ruh kavramına getirdiği açıklama da olağanüstü: "Manyetik matris" diyor. Böyle bir açıklama şimdiye kadar hiç yapılmadı. Transscience adıyla sağını solunu çekelediği geleceğin bilimlerinin İslâmî bir kisveye bürünmesinin en güçlü sinyali ise, Cin konusunda söylediklerinden geliyor. E peki yeterli mi? Hiç de değil! Ama kuramsal açıdan Cin kavramı İslâmî parapsikoloye bir giriş olabilir. Ne ki, kesinlikle deneyle desteklenmesi gerekir. Bu ikinci kitabımda cin konusu, düşler, zaman gezmenliği ve bildik bir çok parapsikolojik konu yeteri bir genişlikte anlatıldı ve açıklandı. Hans'ın özellikle cin konusunda söyledikleri şaşırtıcı. Kur'an'da "Ateşten yaratılmış olmayı" şöyle anlaşılır hale getiriyor: Bunlar, bedenleri daha yüksek titreşimlere sahip varlıklar. Bize göre ışınsı olmak zorundalar. Aslında enerjik bedenler. İnsansa, madde ve enerjiden oluşuyor. Yani insanlar madde giyinmiş enerji bedenler, cinler ise salt enerjiden oluşan bedenler. Hiç kuşkusuz bu basit ve sade ayırım hiç sorunsuz değil. Bu "enerji bedenliler"in içine yalnızca cinler girmiyorsa, seyreyle gümbürtüyü! Evet bir şeyler kıpırdıyor. Derinlerde bir yerlerde hareket var. Parapsikoloji Müslümanların sahiline de yavaş yavaş ulaşıyor ama benim gönlüm ister ki, şimdiye kadar Müslümanca bir parapsikolojimiz de olsundu. Bu konuda Hans'ta da fazla ümit yok. Hem Zig-Zag olarak böyle bir şeyi kendilerine sorun etmemişler hem de ondaki parapsikoloji bilgileri sonuçta batıda kotarılmış, batı kavramlarıyla batı damgasını taşıyan bir şey. Belki benimki abartılı bir düşünce ve heves. İyi ama neden olmasın?
Not: Hans'la ilgili ikinci kitabımı edinmek isteyenler şu adrese baş vurabilirler: Tel:
0224 220 40 74
|