|
4) BÜYÜK
İŞARETLER A)
Büyük işaretlerin ilki:
İSA'NIN
GERİ DÖNÜŞÜ Size Kıyamet'ten söz ediyorum aslında... Kıyamet alâmetlerini konuşuyoruz. Şimdi tekrar o konuya dönüyor ve Hans'ın Kıyamet söylemindeki "Büyük İşaretleri" ele alıyoruz. "Büyük işaretler" Kıyamet'in son aşaması anlamına da geliyor. Kıyamet'in son aşamasının ilk işareti ise, İsa'nın ikinci gelişi. Bu ikinci geliş hakkında çeşitli cemaatlerin çeşitli söylemleri var. İncil, "Gecenin karanlığında bir hırsız gibi!" diyor. Müslüman dünyasındaki bazı Kıyamet baykuşlarına göre, Şam'da "Ak Minare"den beyazlar içinde inecek ve yemeyip içmeyip İslâm Şeriatı'nı Dünya'ya egemen kılacak. Burada
üzerinde zum yapılması gereken bir noktaya değinmek
istiyorum: Konu dinî semboller ve bu sembolleri görevlendirme! Her
dinî öğretide semboller vardır. Bu semboller, düşük
zihin düzeyli yandaşlarınca yorumlanırlar ve bir şablon
haline getirilirler. Bu yorum ve şablon, zaman içinde, cemaat çapında
yaygın ve katı hale gelir. Oluru olmazı, tutarı
tutmazı irdelenmez. Onlar bu haliyle, daha düşük düzeyli
zihinler için besleyici olabilirler ama sonuçta o dinî hareketi zaman
içinde demirleyen görünmez etkenlerdendir. Evet
zaman içinde bu semboller kalıplanır ve katılaşırlar.
İlginç olan ve pek de göze batmayan nokta, bu sembollerin o dinin
dindaşlarınca görevlendirilmeleridir! Söz gelimi; Cennet,
Cehennem, İsa, Hızır, Mehdî, Deccal, Şeytan vs. Müslüman
Dünyası'nda bunların şablonlaşmış
yorumları ve yine Müslümanlar tarafından üzerlerine yüklenmiş
görevleri vardır. Böylece o semboller işlevsel hale
getirilirler. Artık onlar sadece içi boş semboller değil,
anlam ve yorumları yanında işleri, görevleri olan din
demirbaşıdırlar da. Örneğin, artık bir Müslüman
için, Hz. Muhammed bile dînî bir semboldür! Yani, Hz. Muhammed, artık
asla etten kemikten ve zaman içinde var olmuş olan bir insan değildir.
O, evrenin kendisi için yaratıldığı çok yüce bir
varlıktır ve görevi ümmetinin artmasını dilemek,
yaramazlarına da şefaat etmektir! Seks hayatı filân
yoktur! Kuru fasulye yiyince karnı gaz yapmaz. Yapsa da yellenmez,
yellense de mutlaka miskü amber kokar!
İsa,
her ne demekse "Ruhullah"tır! İkinci defa gelecek,
Kur'anî şeriat üzerinden hareket edecek ve bütün kâfirleri Müslüman
yapacaktır. Bu da Müslüman dünyasında, kalıplanmış,
katılaştırılmış bir "İkinci
İsa" sembolüdür. Hızır,
yüce yaratanın tek kişilik bir "Hızır âcil"
servisidir. Görevi, darda olan Müslümanlara yardım etmektir.
Şeytan,
tek gözü kör, lânetlenmelik bir şeydir. Görevi şu canım
canım Müslümanları ayartmaktan ibarettir. Burada
anlatmak istediğim şey şu: Bu kemikleşmiş
şablon yorumlar ve bu dinî sembollere görev vermeler yanlıştır.
Hiçbir sembol asla, sandığınız gibi değildir!
Zamanı geldiğinde gerçeği ile, canlısı ile
etten kemikten olanı ile tanışmanızı
engellemektedir. Ali gelse hangi Alevî onu tanıyabilir? Muhammed
gelse Müslümanlar tanıyabilirler mi? Sırada Hızır'ı
var, İsa'sı var, Mehdî'si var. Bunlar hakkında şablon
haline gelmiş yorumlar ve bunlara yüklenmiş görevler var.
İsa, Hızır ya da Mehdî... Bunlara uydu uydu... uymadıysa,
baksınlar başlarının çaresine! Ânında "şeytanî"
damgasını yerler. Öbür
taraftan hangi peygamber gelse, "Bu benim ümmetim!" ya da
"Bunlar benimkiler!" diyebilir? Hangisi sopayı kapıp,
yandaşı olduklarını söyleyenlerin üzerine yürümez?
Bana bu tortul kitleye bir şey olmaz, olan yine o gül yüzlülere
olur gibi geliyor! Büyük bir olasılıkla ömürleri "şeytanî"
olmadıklarını anlatmaya çalışmakla geçer! Hans'ın
tanıttığı bir Jana var. Hans kızı yere göğe
sığdıramıyordu ama fotomodel olduğu, günde dört
paket sigara içtiği ve bizimki gibi namaz kılmadığı
anlaşılınca, Dünyanın tozu kalktı! E-söyleşi
grubundaki üyeler çözümü, sanki böyle bir durum ve sorun yokmuş
gibi davranmakta buldular. Eğer bir ilgi kızın üzerine
odaklansa var ya, yandı gülüm keten helva! Ben
de "Şörli Maklayn" üzerinde çok takılmıştım.
Kadının evliya olduğunu kabul edebilmem hayli zaman aldı
ve "İçimdeki YolculuK" adlı kitabını
bitirinceye kadar en az üç-dört yere "Bu kadın orospu!
Orospudan evliya mevliya olmaz!" diye yazmıştım! Hasılı
kelam, böyle bir problem var. Yani semboller ve onların şablon
yorumları ile birlikte görevlendirilmeleri. Bu şablon ve işlevlerin
dışına çıkıldığında, nitelikler
ve o güne kadar alınan sonuçlar ne olursa olsun, insanlar yadsımaya
hazırlar! Bu
sembollerin, çağın bilinç düzeyini ve hatta daha yukarısını
dindara aktarıcı bir rolü ve işlevi olmalıdır.
Eğer dindar da bu sembollere ve onlara verdiği görevlere, bu
kadar sıkı sarılmazsa, bir esneme payı bırakırsa,
çok kesin inanıyorum, çağa bir üst bilinç, bu kere
dindarlar aracılığı ile gelebilir! Hiç
değilse dindarlar, dini sembollerini, artık ilk okul çocuklarını
bile besleyemeyen yorum biçim ve düzeylerinden kurtulmalı, yüksek
öğrenimli bir ateistin bile "Olur mu olur" diyebileceği
bir yorum kalitesine kavuşmalıdır. Konumuz
İsa... İsa'nın ikinci gelişi... Beyazlar içinde Ak
Minareden inecek ve hemen kolları sıvayıp şeriatı
uygulayacak. Sonra da Dünya'da bir tek kâfir komayacak. Peki İsa,
bu kemikleşmiş şablona uymak zorunda mı? Eh, işte
o zaman kendi bilir! Ânında "Şeytan" damgasını
yer oturur aşağıya! Yahu,
bir insanı önce fotoğrafından tanıdığınızı
düşünün. Karşı karşıya gelince tıpkısının
aynısını mı bulacağınızı sanıyorsunuz?
Uzun süre "Leylaa!.. Leylâ!.." diye inleyip sürünen Mecnun,
bir gün karşısında Leylâ'yı görünce ne dedi?
"Hah! Neredeydin be yav?" mı dedi yoksa, içinden "Tüh
be! Bunca yıl bunun için miydi" mi dedi?
Hiç
kuşkusuz, Hans'ın yaptığı yorumlar ve bu
yorumlarla çizdiği resimler hem yüksek bir bilinç kalitesi içeriyor
hem de gerçeğine uygun izlenimi veriyor. En azından "Olur
mu olur!" dedirtiyor. Onun
yorumuna göre İsa, beyazlar içinde Ak Minare'den inmeyecek! O
paralel evrendeki kendi zamanından, önce Şi'ra yıldızına
(daha doğrusu uzay kolonisine) inecek. Önce Allahlav sonra
Walhalla. Zion grubuyla gerçek bir Armegedon savaşı. Sonra bu
savaşın son raundu olarak yeryüzüne iniş, Deccalı
tepeleme ve dinlerin birlenişi. Hans'ın bize sunduğu
"ikinci geliş" senaryosu böyle. Bu arada Mehdî'den ciddi bir rehberlik alması da söz konusu. Hızır Mehdî'yi Mehdî de İsa'yı eğitecektir. Hızır her dönemde vardır ama, o dönemde işi başından aşkın olacaktır. Kısa bir zaman farkıyla Deccal'ın önünde olacak ve insanları Deccal'a karşı uyarıyor olacaktır. Hem omnijektivist hem de bilim adamlığından kaynaklanıyor olsa gerek, Hans'ın çok ilginç bir yanı da Kur'an'da ve Müslüman dünyasına özgü gizli bilimlerde verilen sembolleri, sembol olarak değil, bizatihi varlıklar olarak karşılamasıdır. Bu yüzden, onun gelecekle ilgili söylediklerinde tutmama oranı ciddi bir sorundur. Oysa yukarıda söylenenleri birer sembol, birer teşbih olarak alırsanız, yani İsa'yı ilerde ortaya çıkacak bir iyimserlik ya da sevginin güçlenmesi, Mehdî'yi sıkı bir aydınlanma, Deccalı egoya ve sekse hizmet veren yüksek teknoloji, Süfyaniyi kişisel güç uğruna saptırma, Ye'cüc ve Me'cücü, insan soy ve kültürünün yer altından bir etkilenmesi, insan soy ve kültürüne yer altından bir katılma ve bu arada bazı uyumsuzluk ve huzursuzluklar olarak alırsanız, Hans'ın birebir senaryolaştırmasından farklı bir görüntü elde edersiniz. Bunun aslına daha yakın olduğunu sanıyorum. Eğer Hans haklı çıkarsa (doğal olarak bu da mümkündür) o zaman Hans'a daha başka bir gözle bakmak gerekir. Bu kısa eleştiri ve yorumdan sonra, Hans'ın söylemindeki İsa'ya geçebiliriz. İsa'nın Özellikleriİsa'nın diğer özelliklerini şöyle sıralayabiliriz; İkinci gelişinde de yine normal, bildik bir "rahimde döllenme" yoluyla doğmayacak. Bunun nedeni, gelecekten gelenlerin normal bir doğumla bedenlenememeleri. Geleceğe gittiğinizde size bir anne ve baba bulmak ve böylece normal yoldan doğarak Dünya'ya gelmek kolay ama geçmişe gittiğinizde bu mümkün değil. O zaman huri genomuna bağlı bir kadın bulup "omurga-kaburga arası" bir boşlukta döllenip ondan sonra doğabiliyorsunuz. Hans bunu şöyle açıklıyor: "Tarık
Suresi-5: Onun için insan neden yaratıldığına bir
baksın. 6. Atılan bir sudan yaratıldı." Bu atılan
su bildiğimiz "üreme" biçimi, ama bilmediğimiz çok
özel bir üreme biçimi daha var: "Tarık Suresi-7: O su, erkeğin sulbü ile kadının
göğüs kemikleri arasından çıkar." Orada
erkeğin omurgası ile kadının kaburgası yazılı
ve su ile ilgisi de yok. Su burada "Arş'ın altındaki
su" anlamında, yani "etheric". "Sulb" hep
"belkemiği" gibi algılanmış, "bel"
denmiş. Arapça (Kureyşçe) Kaamuslar sizi yanıltmasın.
Arabist düşünmek zorunda değiliz. Şimdi
ne demek istediğimi anlamak için önemli ipucu var: Cebrail
Meryem'in nasıl "hamile" kalmasını sağladı?
Âyetleri anımsayınız. Babasız bir İsa... Anne
ise, nasıl hamile kalabilir? Bu bizi "kadının
genital olmayan" göğüs kafesine götürüyor. İsa ve
benzerleri çok ender kimseler. YYx ve YYy formatı üzerine doğarlar.
Havva'nın kızı üst modülde oğlu ise,
bildigimiz rahimde idi. İsa 9 ay gibi bir sürede değil,
"birden" gelişti. Yani Meryem suya giderken bakireydi. Dönüşte
tamamen hamileydi. Ertesi gün ise, bir palmiye ağacına
tutunup doğum yaptı. Bu oluşum dış uzayda ve iç
uzayda farklı takvim gösterir. Meselâ mağara sandığımız
kehf, bir "Kaburga kafesi"dir. Kozmik bir Rahim. Kehf:
Dişinin göğüs kafesi. Bir de rakim var. Rakim'i
"Bir dikilitaş, kitabe" diye tercüme ediyorlar... Şimdi
işin kozmik sırrına girelim: Kehf:
Dişinin göğüs kafesi
Rakim: Erkeğin belkemiği Kehf:
Magara-kaburga içindeki boşluk
Rakim: Omurga-belkemiği Kehf:
Dişi
Rakim: Erkek... Tarık-7:
"O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs
kemikleri arasından çıkar" diyor. Burada genital bir
organdan söz edilmiyor. Kaburga kemikleri arasından çıkar
diyor yani buna neredeyse üst solunum yolları da dahil. üstteki
bir bölümden söz ediliyor. İnsanın en büyük boşluğu
göğüs kafesi değil midir? Göğüs kafesi neyin üzerine
bina edilmiştir? Yani kaburga tarakları nereye raptedilir?
Belkemiğine... İşte bu bir dişi ve erkek
koalisyonudur. Bir
tek günde hamilelik olur mu? Kehf (mağara) ehli 309 yılı
8 saatte aldılar. Buna göre 10 ay ne kadar zamanda alınır?
1.2 dakika... Kur'an
okutuyorum dikkat! Kur'an
kesin bir şeyden söz ediyor: Biliyoruz ki "genital"
organlarımız belimizden aşağıdadır. Bu bir
kez Dünyaya gelen tüm insanlar için böyledir ama ikinci kez (zaman
yolcusu) yeniden doğacak kimse için özel bir bölme var. Erkeğin
Rakim (Omurga)
kadının Rahim (Kehf ya da Kaburga) olduğu
bir yer var. Kur'an
şaka yapmıyor. Kur'an
eğlence değil, bilim kurgu değil! O sadece hep
paranormal. Bütün doktorlar boyun eğsinler ve işittik itaat
ettik desinler. Meryem'in İsa'yı böyle doğurduğunu
bilsinler. Cebrail'in İsa'yı Meryem'in kaburga kemiği içine
üflediğini, Rahim'e değil Rakim'e
konduğunu bilsinler. Ve Kur'an'ın
şaka olmadığını bilsinler.... Bilsinler
çünkü gizlilikler ortaya çıkacaktır. Bir gelecekteki
doktor bile böyle ikinci kez doğacağını bir gün
bilecektir! Gizlilikler o gün açığa çıkacaktır.
İnsanı tekrar doğurtacaktır, Allah. Eğer zaman yolcusu normal genital bölgede Rahimde vb.
oluşsaydı onmilyonlarca sperm içinde zaman yolcusunun şansı
sıfırdır ama o özel bir bölmede ayrıcalıklı
olarak bir tür üst-gebelik biçiminde ve özel bir modülde." Hans'ın bu açıkamasından sonra İsa'nın öbür özelliklerine geçebiliriz: "İsa'ya
Allah kutsal ruhundan üflemiştir,
diğer hiç bir peygambere bunu yapmamıştır. İbrahim,
"peygamber olmayan peygamber" olan tek kişi, Allah'ın tek Halil dostu, vs. Ama her birinin bir tarafını
vurgulamakla birlikte eşit sayıyor ve peygamberler arasında
ayrım yapmamamızı kesinlikle emrediyor. İkinci
kez gelecek olan İsa'nın gelecekteki mezarı Rasulullah'ın
(Ahmed) yanında olacaktır. Adı
da Mesih ya da Messiah olacaktır. İsa
geçmiş yaşamında hiç evlenmedi ama dönüşünde
Resul olarak gelmeyeceği için evlenecek. Sıradan biri olarak
gelecek ve sıradan bir kadınla evlenecek. Ona
Ademoğlu değil; Annesinden dolayı Meryemoglu İsa
denecektir." Hans'a göre İsa, bir zaman gezmeni değil ama "zaman yolcusu"dur. Bu yüzden, daha uygun bir deyimleme ile Hans ona "Zaman aşırı peygamber" demektedir. Süleyman'ın en zengin peygamber olmasına karşılık İsa, en yoksul peygamberdir. Diğer
peygamberlerden farkı, yapısında Ruhülkudüs bulundurmasıdır.
İsa ve MehdîHans, Mehdî ile İsa arasında ilginç ilişkiler kuruyor ve bazı karşılaştırmalar yapıyor: Hans, Mehdî'nin "Resul" misyonu gereği, yeni bir vahiy almayacağını, daha önceki 4 vahyi yani Tevrat-Zebur-İncil ve Kur'anı İsa'ya teslim edeceğini söylüyor. Bu teslim etmeyi, dört kitabın "al gülüm-ver gülüm" şeklinde elden ele geçirilmesi olarak düşünmemek gerekir. 350 yıllık bir zaman aşımından sonra nasıl Hızır Mehdî'yi yeni zamana adapte olabilmesi için eğitecekse, 2000 yıllık bir geçmişe uyum sağlayabilmesi için, Mehdî de İsa'yı eğitecek. Bu eğitimin kaç yıl süreceği bildirilmiyor. Bu arada eğitimin önemli bir kısmının, dört kitaptaki temel kavramlar, içerik, temel nitelik ve temel farkların anlaşılması ile ilgili olduğu kadar, temel benzerliklerle ilgili olacağı da açıktır! Bu arada Hans, Mehdî Hanif olacağı için, İsa'nın da Hanif olacağını söylüyor. Hans genler açısından da Mehdî ve İsa hakkında açıklyama yapıyor: Onun dediğine göre; Yusuf peygamber gibi İsa da YYy genomu yani erkek huri genlerine sahiptir. Annesi Meryem de YYx olarak bir "Huriye" idi! Mehdî'nin annesi Adaleid de öyledir ama Mehdî huri genomuna bağlı değildir. Adaleid huri genomuna bağlı olduğu için ve Mehdî ile birlikte geleceğe çekildiği için, Mehdî'nin ikinci gelişinde de annesi olacak ama tıpkı Meryem gibi suçlanacak. Adler düz bir insandır. Dünya zamanının insanıdır ve zaman gezmeni olarak gelmemiştir. Ama İsa ilk gelişinde "Rasûl"dü Hz. Musa ya da Hz. Muhammed gibi vahiy almıyordu. Tanrı kelâmı onda tecellî ediyordu ve zaman gezmeni olarak gelmişti. İkinci gelişinde "Resûl" değil de "Rasul" yani risale irsal eden olarak geleceğinden bu kere Muhammed ümmetinden biri olarak gelecek. Yani yine "omurga / kaburga" döllenmesi ile Dünya'ya gelecek ama düz bir insan olarak yaşayacak ve ölecek. Öbür taraftan Hans'a göre, her ikisi de (İsa da Mehdî de) Zülkarneyngillerdendir, Kehf ehlindendir ve Dabbedirler! "3M" VE İSAHans sık sık e-söyleşilerinde 3M'den söz eder. 3M, üç majisyen demek. Majisyen, büyücü demek ama Hans'ın sözünü ettiği büyücüler, bizim bildiğimiz üfürükçü takımından değildir. Bunlar aslında her dönemde parapsişik yetenekleri çok güçlü iki kampın üçer elemanıdır. Hans, sözünü ettiği majiyi şöyle
açıklar: "Büyü demek, doğanın dengesini bozmak
demektir. Onun için bir maji (Büyü) ve onu yapan majisyen büyük
vebal altındadır. Bu daha ileri bir teknoloji... Tılsım,
muska gibi değil. "Majisyenlik" akıllara sağlık
bir şeydir. O çağlarda majisyenler neler yapmıyorlardı
ki? Bir dağı yokedebiliyorlardı. Bir başka kentteki
birinin evinden belirli bir eşyayı (Yüzük, mühür vb.)
getirebiliyorlardı. Kitle halinde bir orduyu hipnoz edebiliyorlardı.
Yeryüzünü alev alev yanıyormuş gibi gösterebiliyorlardı...
Majinin
en hızlı olduğu dönem Musa zamanıydı. Örneğin,
evinizi kaybediyordu. Anahtar
elinizde ama kapı ve ev yok! Kur'an böyle gerçek majilerin olduğu
dönemden söz ediyor. Maji, İbrahim döneminde de vardı.
Bu bilimi yeryüzünde, Babil'de
iki melek Harut ve Marut başlattılar. Onlar sihri Allah katından
indirmişlerdi. Maji Allah öğretisidir
ve tehlikelidir. Örneğin bir H atomundaki (-) olan elektronu (+)
yaparak (Pozitrona çevirerek) ayrılmasını sağlar ve
antimadde-maddeyle buluştuğundan orada bir Kıyamet kopar
adeta... Böyle şeyler hep olsaydı, biz yanmıştık... Ledün bilimini bilen herkes Majisyendir.
Ancak gelmiş geçmiş en büyük majisyenler Musa'nın karşısına
diktirilen majisyenlerdir. Onlar bu işin piri olmuşlardı.
Dünyada tüm çağların en iyisi... Ve daha daha daha ileri...varılacak
en ileri amacı arıyordu üç majisyen... Onu Musa ve asası
ile buldular. Gülerek şehid oldular. Çünkü amaçları
"O son noktayı" bulmaktı ve o mutlu son ise, Musa'nın
Rabbi ve bizim Rabbimiz olan Allah'ımızdı. Onun için
seve seve Firavun tarafından öldürülmeyi göze aldılar. Üç
majisyenlik devam etmektedir ve sadece belirli bir ırka
aittir.Talut ırkına... Davud, Calut ve Talut. Bunlar da birer
hükümran. Talut'un genlerini alan ırk (kabile) doğal
majisyendir. Meselâ Davud ve oğlu Süleyman (Amonoğulları)
majisyenlerdir. Cinleri kullanırlar.
hayvanlarla resmen konuşurlar. Her ikisi de rüzgârda taşıtlarıyla
uçabiliyor. Ayrıca Davut peygamber demiri eline alır iki
parmağının arasında iki defa gider gelir. Demirin yüzeyindeki
tüm elektronları kendine çeker, kalan demir de bir mum gibi
eriyip yerlere akardı (Soğuk füzyon budur: Isıtmadan
eritmek olayı. Soğuk demiri, fabrikadaki gibi erimiş hale
getirmek). Davut-Süleyman ve onun soyundan gelen Uri
Geller de bunu yapıyor. Çünkü o kral peygamber olan atalarının
kanını taşıyor. (Yahudiler soykütüklerini 4500 yıldır
tutarlar. Herkes kimin ne olduğunu binlerce yıl öncesine
dayanarak bilir). Talut'u
hatırlayacaksınız... Talut,peygamber değil kraldır.
Öyle bir majisyendir ki istediği yeri şimdiki teknolojiyle
havaya uçurabiliyordu." Böyle anlatıyor Hans. Bu arada "majisyen deyimini özellikle Zion grubu için kullanıyor. Hanif grup için "büyücü" deyimini kullanmayı sevmiyor. Oysa, her dönemde, Hanif ve Ziontik gruptan üçer tane majisyen yani ekstra yetenekleri olan insanlar bulunmakta ve bunlar savaşı özellikle de parapsikolojik alanda götürmektedir. Örneğin İsa'nın birinci gelişi olan dönemdeki Hanif Grubun 3M'si, Zekeriya (Zacharias) Yahya (Johannes) ve Messiah (İsa) idi. Zamanımızdaki Zion majisyenleri, Uri Geller, Puharich ve Kopperfield'dir. Hanif kampın majisyenleri ise, kanımca Jana-Stephen Hawking ve Hans Aiberg'tir. Hans, Uri Geller'in üstün genomlu olduğunu, metalleri etkileyen PK gücüne sahip olduğunu, iyi bir telepat olduğunu söylüyor. Mesleği Psikiyatrist olan Puharich ise, onun yetiştiricisi ve akıl hocasıdır. "David Copperfield acaba sadece "İllüzyonist ve aldatan bir gözbağcı mı? Hayır, Hansa göre o da Andrea Puharich'in bir yetiştirmesi. David Copperfield aslında bir roman kahramanı çocuğun adı ama "David" ve "KopperVeldt" yani "Bakır büken" deyince iş değişiyor. Bir tek bakış ile (hipnoz) Claudia Schiffer'i sadece 5 saniyede etkiledi ve bıkana kadar da bırakmadı. Bıkınca o Schiffer'i terk etti... Copperfield'in "Avustralya-ABD arasında bir zenci genci, özlediği kumsala saniyeler içinde göndermesini naklen TV'den izleyeniniz oldu mu? O illüzyon değildi" diyor. Hans'a göre, "Bunlar en son Montauk adı verilen bir proje üzerinde çalışıyorlardı. Montauk (uydu palavrasını dışarlarsanız) bir toplu hipnoz aracıdır. O projede kurye dalgaların kendisi bir mesaj haline getiriliyordu (gizli mesaj). Marka reklamı bu mesajlarin bir kılıfıdır. Taşıyıcı dalga mesaj içermez ama gizlice mesajlandırılabilir. DVD ve VCD farkını anımsayınız. Geri planda pek çok ayrıntıyı holografik hafıza üzerine kaydetmektedirler. Üzerine holografik olarak istenen mesaj konabilir. Bunun için TV alıcı-vericisi, radyo ya da mobil telefon yeterlidir. Yani AUK (Kurye dalganın Laser ile yayınlanması) üzerine gizli mesaj MONTe edilebiliyor. Bu proje bütün Dünya insanlarını zihinsel olarak etkileyip sürüleştirmeyi amaçlıyordu. Başında da Uri Geller vardı ve Microsoft onu destekliyordu. Jananın varlığı bu projeyi engellemiştir. Yaptığı yansıtma ile Uriye geri dönüş şoku vererek, onun da işini bitirmiştir." İsa,
Mesih olarak ikinci gelişinde, kendisi ile birlikte üç hanif pisişik
yetenekliye sahip olacak. Bunlar: Messiah (İsa), Mighty (Mehdî)
ve Maitrea (öbür adı Almighty yani Hızır)'dır.
Hans asıl bunlara 3M diyor. "Bunlar bizim majisyenlerimiz"
diyor. 3M yani M3
de, Wem-3 de deniyormuş. (WEM3)'i yani WEMB'i temsil ediyorlar. İsa
Mesih günlerinde sahnede kimler olacak? İsa ikinci kez geldiğinde, o dönemde dört rahmanî zaman yolcusu olacaktır. Bunlardan biri kendisi, diğerleri ise Hızır, Lokman ve Zülkarneynin temsilcisi olarak Mehdî'dir. Bu ilahî dörtlüye karşı da şer dörtlüsü olacaktır. Bunlar da Ye'cüc-Me'cüc, Deccal (Kozmik sihirbaz), Şeytan (İblis) ve Süfyanîler'dir. Buna göre Hans'ın hesabı tutarsa, 307 sene sonra işler kızışacak, Dünya'da yeryerinden oynayacak. Maçlar gayet kıran kırana geçecek. Ne
zaman gelecek? Bu
konuda, 20 Ocak 2002 Pazar tarihli e-söyleşisinde Hans şöyle
diyor: "Bugün bir şey farklıydı...
Kur'an tevili/yorumu, Allah'ın
izniyle Zigzag'a verildi. Ben Zigzag'ın ikinci kaptanıyım
ve sizlerin de Hans'ıyım aynı zamanda. Bu bir şereftir.
Zigzag'ın Kur'an'da
bildirilen grup olduğu apaçık bellidir ve biz haber grubumuz
ile bunun tam göbeğindeyiz. Bugün
Aquarius Kova evresi. Güneş Kova burcunda ve Galaksi de Kova
burcundaki son 309 yılına girdi. Bu yılın sonunda
Majisyenler aramızda olacak. Maitrea, Messiah ve Mighty. 3 Majisyen...
Tüm kutsal kitapların hatta Hinduların, Budistlerin de bildiği,
Mitra dininin de çok iyi bildiği, Mesih, Mehdî
de dediğimiz o MMM Miladı
başladı. Hz. İsa'ya sadece 309 yıl kaldığı
kesinkes belirlendi. Messenger'in
işbaşı yapması demek, MMM ile arada tam 309 yıl
olması demek. İşte bu kesirsiz, küsursuz tastamam sabit
zaman aralığı yakalandı bugün... Belirsizlik
ortadan kalktı." İkinci
İsa'nın işleri ve günleri Hans
da İsa'nın yapacağı işlerden söz ederken, Müslüman
dünyasındaki geleneksel söyleme bağlı kalarak onu görevlendirmekten
geri durmuyor. Ne var ki, burada Hans'ın İsa'ya görev verdiği
ve onu Müslüman dünyasının içine hapsettiğini söylemek
o kadar kolay değil. Önce karşımızda bir cifir
ustasının olduğunu unutmamak gerekiyor. Dolayısıyla
onun İsa'yı görevlendirmek yerine, İsa'nın işlerini
keşif ve deşifre ettiğini söylemek daha doğru olur
diye düşünüyorum. İsa neler
yapacak? Hans'ın
bu konuda özetle söylediği şu: a)
Hristiyanları Müslüman yapacak. Papazlar Musevîliğe
dönecekler. b)
Yahudilerle kapışacak Siyonizmi ve Zion grubunu
bitirecek. c)
Ye'cüc ve Me'cüc'ün hakkından gelecek. d) Deccalı öldürecek. e) Şeytanı öldürecek ve Süfyanistleri Hanif Mehdistlere bırakacak. Bütün bu işleri 64 yaşına gelene kadar yapacak. Kur'an'da
yeri var mı? İsa'nın ikinci gelişini Kur'an haber veriyor mu? Bu ikinci gelişin Kıyamet'le ilişkisi var mı? Bu konuda Hans şöyle diyor: "Şimdiye kadar bizlere "İsa'nın dönüşü ile ilgili âyet yok. Mehdî ile ilgili âyet yok" diye yutturmuşlardı. Halbuki Kur'an'da herşey apaçık ve detaylı yazılıdır. Aklınıza gelen herşey, ne isterseniz, hersey Kur'an'da vardır" diyor. Sonra da Meryem-15'i okuyor bize: "Meryem 15: Selâm olsun ona, doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün" diyor. İsa'nın ölmediğini ve geri döneceğini daha sonra da eceliyle öleceğini ve herkes gibi dirileceğini bildiriyor." diyor. Birinci
bölümde söyledikleri, Kuranın bir şifreler kitabı
olduğu tezi bakımından doğru ama Kuranda Mehdîden
ve İsanın ikinci gelişinden söz edilmediğini söyleyenler
açısından ise sadece kuru bir polemik. Yani Kur'an'da İsa'nın
ikinci gelişinden açık açık söz edildiğini
belgelemiyor. İkinci bölümde ise, belli ki, burada da bir zorlama var. Âyetin ne dediği çok açık! Hiç de İsanın tekrar geleceğinden söz etmiyor. "Öleceğinden ve diri olarak kaldırılacağı"ndan söz ediyor; tekrar geleceğinden değil. Şimdi bana sorun: "Mehdî ve İsanın ikinci gelişinin Kuranda yeri var mı?" Kuran açıkça Mehdîden Hızırdan ve İsanın ikinci gelişinden söz etmiyor. Ama izninizle ben de size bir şey sorayım: Bu durum, bunların Kuranla hiç bağlantısı kurulamaz, bunlar asla Kuranla temellendirilemez mi demektir? Çok açık ki, bu Kurana nasıl yaklaştığımızla, onu nasıl tanımladığımızla ve onu yorumlama biçimimizle ilgilidir. Daha net söylemem gerekirse, Hızırın Mehdînin ve İsanın ikinci gelişinin Kuranda yeri var ya da yok demek doğru değildir. Kuranı Hans gibi bir şifreler kitabı oarak görüyorsanız, hiç kuşkusuz yerini bulursunuz. Kuranı bir yap ve yapmalar kitabı olarak görüyorsanız, bu konu artık sizin kaleminiz değildir! Yolun Sonu İsa Mesih'in büyük başarılar kazanacağı anlaşılıyor. Dünyayı dünkü ve bugünkü Müslümanların anladığı biçimde Müslümanlaştırır mı bilmem. Ama Hans'ın dediğine bakılırsa, Şeytan'ın da işini bitirecek! Kendisinden sonra Dünya kaç yıl esen kalır? Bu konuda da belli bir sayı yok ama Hans'ın verdiği bilgilere göre, Dünyanın da insanlığın da fazla bir ömrü yok. 2500'ü zor bulacağa benzeriz! Sanırım
fizik dağılmadan önce, insan dünyasında çöküş
ortaya çıkacak. Hans, "İsa
şeytanı (İblis'i) öldürecek. İblis'in tüm yaşamı
bitecek ve mirası insanların şeytan olması ile son
bulacak. Öyle ki, bir tek kişi bile Allah'ı anmaz olacak..."
diyor. Bu durumda Müslüman bir kafaya göre de artık Dünyanın
batması şart olacak! Gerçekten
de böyle mi olacak? Eğer sıkı bir Müslümansanız,
başka bir sonuç olabilir mi?
|