|
3) "DANS
EDEN KRALİÇE"
YA DA
GELECEKTEKİ MEHDÎ'Lİ
GÜNLER! Hans, "Bir şarkı var ki,
"Graceland" gibi çok önemli"diyor. "Agnes,
Björn bestesi. Onlara Abba da deniyor. 2050 müziği tarzı o işte:
"Danseden Kraliçe" "You
were the Dancing queen"... O
şimdiki İsveç Kraliçesi değil aslında... İleride
öyle bir sistem olusturulacaktır ki... Düşünün bir...
Cumhurbaşkanı var... Bir de başbakan... Yetkileri belli
ayrıklıkları belli... Ya da bir kentte vali var, ayrıca
bir de belediye başkanı
var... Şimdi şöyle bir düşünün: Cumhurbaşkanı,
kraliçe; Başbakan, onun kocası ya da partneri... Vali,
Kraliçe; Belediye Başkanı, onun eşi... Bu ikili bir
liyakattir. Evet böyle bir sistem sizi rahatsız eder mi? Meselâ: Sayın Cumhurbaşkanımızın
eşi kraliçe, kendileri de başbakan... Ya da bir kentin valisi,
kent kraliçesi anlamında Fürstin, eşi / ortağı ise,
kentin belediye başkanı. Hangisi mayor işini daha iyi
biliyorsa o Burgermeister ya da meisterin olur. Biri vali (12'li düzenin
valisi), diğeri ise, o kentin Belediye Başkanı. O
günlerde Hansa; Kendine yeterli kent devleti, site devleti
demektir. Makropol kentlerde onlara Herzog da deniyor olabilir...
Böyle bir sistem ilk kez yürürlüge
konsa sonra da bu çift kalkıp bir dansetselerdi, bu şarkıya
ben "Dancing Queen" derdim. Yani neden Dancing King (Danseden
kral) değil de kraliçe? Çünkü bu sistemin ilkini haber veren
bir dans. Meselâ Tansu Çiller ile (elbette eşi değil)
partneri olan, diyelim ki, Sayın Sezer ikilisi aynı köşkte,
biri protokol-formalite ve veto vb. işleriyle, diğeri de
protokolden tam arındırılmış salt devlet işleriyle
uğraşıyor. Halbuki
bu sistemde iki taraf da protokol ve merasim-seramoniyle ilgileniyor...
Köşkte kokteyl var. Yarın da Anitkabir'e gidilecek, Cumhurbaşkanı
dönüşünde karşılanacak (İmza Çiller). Bu başbakan
iş yapabilir mi? ·
Siz dans
edebilirsiniz, jive yapabilirsiniz ·
Hayatınızın
zamanını alarak ·
Bakınız o
kıza bakın, sahneyi izleyin ·
Cuma gecesi ve
ışıklar dinlenmiş ·
Bir yere bakıyor
gitmek için ·
Hem Doğru müziğin
çalındığı yere ·
Ritme uyuyor ·
Kralı aramak için
geldiniz ·
Herhangi biri o
olabilir ·
Gece genç ve müzik
yüksek ·
Doğru müziği
duyduğunuzda ·
Herşey iyi olur
·
Dans için havaya
girdiniz ·
Ve sanki yakaladığınızda
·
Siz danseden kraliçesiniz ·
Genç ve tatlı,
sadece onyedi (yaşında) ·
Danseden kraliçe ·
Tambourine'den gelen
ritmi hisset ·
Siz şakacısınız,
cilvelisiniz siz onu sarhoş ediyorsunuz ·
Onları ateş
içinde bırakıyor ve gidiyorsunuz ·
Başka birini arıyorsunuz
·
Herkes yapabilir ·
Dans için havaya
girdiniz. Gerçekten herkes yapabilir. Herkes kraliçe
olabilir. Ya da partneri. Kraliçe'nin evlendiği kişi kral
olabilir ya da tersi. Ama bu kan, soyluluk asalet vb. değil,
royality değil. Bu şarkı da Joyce gibi, Graceland
gibi mesaj dolu... Jıve?
Çok basit bir örnek... Klasik çağda bir hamburgerciyi çok yaşlı
müdürler yönetirdi. Mahkeme suratlı adamlar ya da yaşlı
başlı ahçılar falan... Sonra "Çağımızın
hızına " ya da Schnell İmbiss-Fast Food'a uygun
olarak bu adamlar yavaş ve çağdışı kaldılar...
Yeni müdürlerin yaşı 17 oldu... Halen de öyle... 19 yaşındaki
müdüre "Yaşlı" deniyor fastfood dünyasında...
Şöyle bir burgercilere uğrayıp, müdürlerin-müdirelerin
yaşlarını bir istatistik ediniz. Evet acaba bu genç müdürlerin
yaşları niçin bu kadar küçük? Niçin bu kadar gençler? 15
yaşında bu işe giriyor iki yıl sonra yönetici, dört
yıl sonra merkezde yönetici. Buna dikkat ettiniz mi? Artık çağımız
lahmacunu ya da kebabı saatlerce bekleme çağı değil.
Hızlı okuma kursları... Bilgisayarlardaki hızlılık
yarışı... Danslar bile hızlı ve deli... Aslında
o kız ne kraliçe ne de dansettiği partneri bir kral... Pekiyi
ne? Hem bir ülkeyi yönetiyorsunuz ve hem de soylu değilsiniz. Jive
diye bir akademiden mezunsunuz. Top gençlerde... Üç yaşında
bilgisayar eğitimi tamam... Bu arada sibernetik yüzünden okuma
yazma aradan çıkmış. WEB yüzünden herşey cebinde.
Tüm toplam insanlık bilgisi... bunları ezberlemek mümkün değil.
Eskiden bir mühendis vardı. (Hendese, hesap uzmanından
geliyordu). Şimdi meselâ bilgisayar mühendisi, tekstil mühendisi
genetik mühendisi 130 dal var. Gelecekte ise, bu 13000 dal olursa, çocuklarınızı
öyle hayat bilgisi, resim iş, beden eğitimi diye ağdalı
ağdalı 11 yılda öyle liseden mezun edemezsiniz...Web;
kitap kalkacak âyetinin tecellisi ve ta kendisidir... Bir anlamı
da Kollektif bilinçaltı demektir. Ankebut (Örümcek ağı)
ne demek sanıyordunuz ya? Hem de ne çürük değil mi?
Bir virüs bir disconnect, bir Güneş lekesi bir elektromanyetik fırtına
bir Montauk desarji, al sana Web=Webb bitti... Biz gelelim yine JIVE'ye...Bu bir genetik
mucizesi değil... Koşullar sizi üç yaşından
itibaren mühendis(liğin binlerce dalından birine) kanalize
etmektedir. Biri diğerinin bildiğini ancak WEB ile
bilebilmektedir. Yani ben eğer uzay tıbbını merak
ediyorsam ve kendim sadece bir kıvamlı foto mühendisi isem,
bunu gidip bir yerde ortak bir okulda okuyamıyorum. Çok hobby
edindimse, WEB search ediyorum. Zaten taşıdığım
identification card manyetiktir ve WEB de yüzlerce terabyte sanal HD'm
var. Üstelik o sadece benimdir, kimse okuyamaz. Çünkü herkese bir (Özel
parmak izi olduğu gibi), özel bir frekans var... O frekansın
ucunda ise, holografik hafıza bazında Tera baytlarla ölçülen
bir belleğimiz var. Nerede
o eski okullar... Şimdi herkesin bilgisayar entegrasyonu var... Öğretmen
bile görselliği çabuk öğrenimi yavaşlatan bir
formalite. Hele hele kitap ne ki? Kitap bir nostaljidir... Nostalji takılan
onu öyle okur... Ama tutup da Dünyanın tüm kütüphaneleri
dolusu kitapları bir iskambil kağıdındaki manyetik
kart ile yanınızda taşıyorsanız farkı siz
kıyaslayın. kitap kalkmıştır artık (Kuran
öyle diyor zaten). Yerine Dünya kitapliği gelmiştir. O
kitaplığın içinde plajda uzanıp okuduğunuz
klasik kitap da var... Yani birkaç milyar kitap içinde sizin o sevdiğiniz
kitap da var. Ben olsam, plajda kaskımı takarım. Kask
deyip geçmeyin: 1.
Yastık görevi yapıyor. 2.
Gözleri güneşten koruyor. 3.
Multimediadır. Müzik de dinleyebiliyorsunuz, üç boyutlu olarak
mini TV yayınları video vb yanında uzaysal olarak sanal kıtabınızı
da okuyabiliyorsunuz. 4.
Kask güneşten kendi fotocell enerjisini üretebiliyor. Kask
yelpaze gibi minimalize olarak katlanabiliyor. Ama üzgünüm
kask çamaşır yıkayamıyor. Ancak evinizdeki tüm
otomotif araçlara emir veriyor (Zaten o kask bir PC ve bir Play Station
aynı zamanda). O kask size beyin alfa vb. dalgaları üreterek
sakınleştirebiliyor. Yani saymakla bitmez... Çünkü bir
iskambil kartı kadar olan kişisel bilgisayarınızın
devasa bir uydusu gibi o Kask... Gelecekte seçimler bu bireysel
kartlarla yapılıyor: Memnun değilseniz haftalık seçim
(Buna plebisit deniyor yani bir tür referandum) yapılıyor. Beğenmediğiniz
idareci gidiyor. Haftalık
kral ve kraliçeler var demek istiyorum.. Jıve, dehalar akademisidir... Kanından
dolayı değil, dehasından dolayı mezun olan (Üniversiteden
mezuniyet yaşi 17'dir.) kanı nedeniyle değil yöneticiliği
nedeniyle ve beşik kertmesi gibi genelde birbiriyle evli olabilecek
çiftler değilse, puanca en uyumlu çiftler queen olur, King olur.
Biri vali diğeri mayor olur. Yani seçilmişler rastgele seçilmişler
değil. Siyasî
seçimler, çekirdekten yetişen teknokratların içinde en layık
olan bir çiftin seçiminden ibarettir. Sizce bunda demokratik olarak
bir terslik var mı? Yani en iyi uzmanı seçiyorsunuz hem de
haftalık güvenoyu (plebisit ile) ile öyle dört yıl ense yapıp
yatamıyorlar. İşleri de çok zor... Megakentleri birlikte
yönetiyorlar. Devlet gelmiş beldelere oturmuş, öyle merkezi
idare yok. Belde belde-belediye belediye kent devletleri var. Biri
Turizm Hansa'sı, birisi Balıkçı Köyü Hansa'sı, örneğin
biri Expensif Tarım Hansa'si, biri Doğa-Orman Hansa'sı...
Orman köyleri gibi... Köy-site bir yana, asıl olan kent (Hansa yönetimi)
her bir kenti (Kasabadan tutun da İzmir gibi makropolislere kadar)
bir birimi bir devlet olarak benimsiyor. Düşünün
bir kenti... Örneğin Balıkesir kazalarını... Altınoluk,
Vatikan zenginliğinde; Edremit, Liechtenstein zenginliğinde, 6 km ötede Havran,
San Marino zenginliğinde, ondan 9 km ötedeki Burhaniye, Monaco
zenginliğinde... Ayvalık, Lüksemburg refahına eşit.
Bilmem anlatabildim mi? Tüketken
değil üretken kent devletler (Hansa'lar). Kral ve Kraliçe yani
17-27 yaş arası veletler buna yarıyor... Herbiri de JIVE
mezunu... Doguştan yönetici (Hani Alman mucizesi, Japon Mucizesi
falan diyoruz ya). Kraliçe bu işte... İsterse dansetsin bana
ne... Yeter ki millet için citizen (Site hemşehriliği) için çalışsın. Yüksek maaş...Kendine güvenen
genç benim kralım-kraliçem olsun gurur duyarım..." Hans
böyle anlatıyor. Onun anlattıklarından "Dans Eden
Kraliçe"nin bir şarkı olmaktan çok, geleceğin Dünya'sından
hem de geleceğin Mehdî'li Dünyası'ndan bu tarafa aktarılmış
bir vizyon, bir görü olduğunu anlıyoruz. Bu anlattıklarının
Kur'andan cifirle çıkarıldığını sanmıyorum.
Bir başka e-söyleşisinde Hans, "Danseden Kraliçe"yi merkez alarak şunları söylüyor: "Dancing
Queen Mighty'nin annesi, tüm Valkyri (Amazingirlady'lerin) de dişi
komutanı. Dünya kadın izci denetim (Weiblich Partei) başkanı.
O ikinci bir Meryem'dir. Kur'an'da adı örtülü geçer (Hızır
gibi isimsiz). O eteklerini topladı ve su izlenimi veren cam üzerinde
yürüdü. Süleyman'a dansetti. Tarih tekerrürdür. Dancing Queen için
de "Cyborg"dur dediler ama doğurdu Mighty'yi. Cyborg doğurur
mu? Çocuklarımızı doğurtan Allah degil midir? Bu,
âyet değil midir? İlk
Danseden Kraliçe olan Seba Melikesi Belkıs'ın tarihi tekerrürüdür.
Belkıs'a da iftira atmadılar mı? Niçin eteklerini topladı
ve ayaklarını gösterdi? Çünkü onun keçi ayaklı ve
seytanın kızı olduğunu iddia ettiler. Süleyman da
buna inandı, ama ayakları normaldi. Neml
44. Ona denildi: "Köşke gir!" Melike onu görünce su
sandı ve baldırlarını açtı. Süleyman dedi ki:
"O, cilâlı sırçadan yapılmış bir parlak
avlu / zemindir." Melike dedi: "Rabbim, doğrusu ben öz
benliğime zulmetmişim. Artık Süleyman'la birlikte, âlemlerin
Rabbi olan Allah'a teslim oluyorum." Dancing
Queen de cyborg değildi. Hiç bir Humonoid doğum yapamaz.
Dancing Queen'in ayrıcalığı şuydu: Rahimden doğurmadı,
mideden doğurdu. Neml Suresindeki âyetlerin tamamı 7
anlamdan biri olarak Dancing Queen'i de anlatmaktadır. Bazı
yerlerde ayaklar çok önemlidir, ayakkabılar çıkarılmalıdır.
Kutsal Tuva vadisi gibi... Taha
12. "Benim ben, senin Rabbin! Hadi, pabuçlarını çıkar;
Sen kutsal vadide, Tuva'dasın."Pabuçlarını çıkar!
Çünkü sen kutsal vadi Tuva'dasın! İşte
Kur'an... Herşey paranomal, normal hiçbir şey yok. Bende
bencillik yok! Bizler var geride... Tüm paranormalleri aktaracağim.
Levhimahfuz'un bildirdiğini hanifdaşlarımla paylaşacağım.
Adler tarih değiştirildiği için
hiç yaşamadı ve/veya Bermuda gibi bir enerji ile "Geleceğe"
firladı. Yahya da orada... Anlamını yazdım:
Hayy+Muhyi isimlerinin birlikte yazılması Yahya biçimindedir.
Yahya zaten Allah'ın adıdır ve kuluna vermiştir.
Muhyi, hayat veren, yani yoktan var eden, cansıza yaşam veren.
Hayy, Allah'ın kendi diriliği ve bu iki ismi birleştirip
Yahya peygambere vermis (Yahya, Muhyi, ihya: Hayat veren dirilten demek).
Yahya'nın olduğu aynı yerde Adler de var. Allah onun soyunu kesmedi. Kevser'i verdi...
Annesini "geleceğe" götürdü. Danseden Kraliçe Adalaid.
Bir meryem gibi olağanüstü bir yolla... Diyorum ya, olağan
olanı Kur'an'da beklemeyin. Dans eden Kraliçe'nin oğlu Mighty
/ Adler resul olarak o düzeni kuracak." Sanırım
Danseden Kraliçe'nin kim olduğu anlaşılıyor. Daha
sonraki bir e-söyleşisinde Hans, Danseden Kraliçe hakkında
şu ayrıntıyı getiriyor:
"Ashab-ı Kehf olarak bilinen
zaman gezmenlerinin sayısını Kuran veriyor: Onlar üç
kişilerdir, dördüncüleri köpekleri (Hybrid yani kısır
dişi), onlar beş kişilerdir, altıncısı köpekleri
yani Hybrid, onlar 7 kişilerdir, sekizincisi köpekleri...
Hybridlere "alien" demek doğru değil; ben onlara acıyor,
ağlıyorum. Onlar "ELMUT"... Elma / armut karışımı
yani. Onlara çok üzülüyorum. Danseden
Kraliçeyi de "Hybrid" diye adlandırdılar. Öyle güzellik,
Hybrid olur mu? Yüzü "Cyborg"dur dediler, topuğunda pil
var dediler ama doğurdu. Şaşırdılar... Hybrid kısır
dişidir doğuramaz. Katır doğuramaz, kısır
dişidir. İşçi arı ve işçi karıncalar da
hybriddir, kısır dişidir. O halde Ashabı Kehf'in
köpeklerinin kısır dişi olduğunu da anlamış
oluyoruz. Roswellde sadece zamanda geriye gitmesini tamamlayamayan bir hybrid buldular" diyor. Demek ki, Danseden Kraliçe ya da Mehdî'nin annesi Adalaid, bir dişi olarak özelliği olan biri. Bir çok insan ona Hybrit, Syborg ya da Humanoid gözüyle bakıyor. Aslında bir "dişi kısır" özelliği var. Doğurmaması gerekiyor ama tıpkı Meryem gibi doğruyor. Hans bunların Hibrit, Kıtmir, Humanoid falan olmadığını, Huri genomu olduklarını, onun için de gebeliklerinin ve doğum süreçlerinin farklı olduğunu söylüyor: "Adler Zülkarneyn'lerden biridir. A tarihi yerine alternatif B tarihi oluştuğunda geçmişteki anne-baba iptal olur. Gelecekten geçmişe gelen için daima genomunu taşıyan bir ata anne-baba vardır. Ama geleceğe nakil olan Adler (Mighty) durumundaki kişiler için "Anne baba" hazır yoktur. O kişiler huri genomu taşıyan ve normalde doğum yapamayan, ama bu doğumu sadece "Kaburga-Omurga" Kehf'i içinde gerçekleştiren özel birileri mutlaka ve çok az sayıda bulunur. Meryem'in geçmişte "Fahişe" diye suçlanmasının nedeni budur. Gelecekte de "Belkıs"lar çocuk yapamaz, çünkü Androiddir, Cyborg'dur diye iftiralar olacaktır (oldu). Aynı durum, Süleyman ile Saba Kraliçesi arasında da gerçekleşmişti. Kur'an içindeki paranormaller, peryodik olarak aynen bir daha yinelenir" diyor. * * * Hans,
Danseden Kraliçe hakkında bu bilgileri verdikten sonra, Mehdî'li
WEMB dünyasını da tanıtmayı ihmâl etmiyor: "İlk
koloni Dünyanın öteki yarısını ısındıran,
geceyi loş biçimde aydınlatan 40 bin nüfuslu "Wembing"
dev yerleşim kentiydi. Bunu diğerleri izledi. 150 bin nüfuslu
"Wembass" (Wembase) ve toplam iki buçuk milyon nüfuslu bir
diğeri"
diyor. "Wembingo", "Wembonus", "Wembassy"
adını verdiği kolonilerden de söz ediyor. Bunlar Güneş
ışığını topluyorlar ve Dünyanın
karanlık öteki yarısına gönderiyorlar. Karanlık
yarıküre alaca karanlıktan daha iyice aydınlatılıyor.
En önemlisi de ışığın olduğu yerde
sokaklar aydınlandığı kadar soğuk bölgeler de
ısınacaktır. (Sera
etkisi şeklinde değil, lokal olarak laser kalkanıyla bir
kentin kubbesi işaretlendirilip ısıtılacaktır).
Ve Mighty ile onu izleyecek olan Messiah (Mesih) bu uydulardan en önemlisi
en korunmuşu olan Grace'de yer alacaklardır. Orası
asıl Kâbe'nin bulunduğu yerdir. Öyle
görünüyor ki, en geç 150 sene içinde bu WEMB dünyasına geçilmiş
olacaktır. Hans çok yakında kabloların kalkacağını,
Tesla'nın başlatmış olduğu Cordless
tekniklerinin geleceğini, aboneye enerjinin noktadan noktaya
iletileceğini söylüyor. "Kontür yükler gibi" diyor. Yüksek
gerilim hatları kurukafa işaretleri ya da elektrosmog gibi
manyetik kirlenmeler tarihe karışacak. "Meselâ ben yukarıda Güneş
kollektöründeyim (Wemb'de). Dünyadaki bir eve noktasal olarak bir
yıllık tüm enerji ihtiyacını gönderiyorum (abone
oldugu için). Başka yollar da var. İnanılmaz ama yıldırım
depolanabilecek" diyor... Hans'a göre "Tesla, tam anlamıyla bir geleceğin çocuğuydu. Şimşek depolamak demek, orta büyüklükte bir kentin yüzyıllık enerji giderini depolamak demek. Kaldı ki bu işi her bloka (Site tarzı evlere) konan merkezi ve bilgisayar masası kadar bir soğuk fusion reaktörü zaten başaracaktır. Her ev kendi kendine yeterli. Her köy kendi kendine yeterli. Gelecekte en ucuz şey enerji olacak. Bedava... Bilişim-iletişim de bedava" diyor. Başka
bir e-söyleşisinde de WEMB Düzeni'nin Yukarıdaki Şi'ra
düzeni yerine, Dünyasal görüntüsünü veriyor. "Yüzen
kentler (Aquapolis), Mighty döneminde Atlantis projesi adını
almıştır. Yüzer kentlerin altındaki bu okyanus ülkesine
ise, Abyss deniyor ve Dünyanın tüm et ihtiyacını sağlıyor.
Tüm çöller yeşillendirilmiş: Sahra, Amazon ormanı görünümünde
ve kod adı, Semiramis. Arap ve İran çölleri de öyle... Kod
adı Belkıs. Türkmenistan ve Kazak çöllerinin (daha doğrusu
Ormanlarının) kod adı ise, Tomris. Gobi çölünün (Ormanının)
kod adı ise, Çingis. Semiramis,
Belkıs, Atlantis,
Abyss, Tomris, Çingis (Cengiz) Solaris devletini; Kutuplar ve soğuk
yerler Polaris devletini temsil etmektedir (Bunlar Plastik ülkelerdir,
Naylondur, tüm insanlığın ortak malıdır). Ay
ise, Lunaris devletini oluşturmaktadır. Burada tüm
uzay yerleşimlerini (Uçan kentleri, Dorisleri) ve Amazon ormanlarını
yöneten bir proje işlerlikte ve bu projenin sahibi kadınlar...
O projenin adı çok güzel: Miss Kiss, sevgi öpücüğü...Evet
Dünya kadınları bir güç-bir iktidar. Dünya
üniforması ikiye ayrılıyor: a)
Garnizon (Warnizon, Barnison) b)
Amazon Bu
ikincisi "teen" yaşlarda 16 ay süreyle yapılan bir
dişi askerlik... Housing, Gardening, Pet vb. öğreniyorlar.
Fameoloji ve famoloji öğreniyorlar (Estetik, moda, giyim, balerina
vb.). Son derece kültürlüler ve daha "teen ager"lar...
Onlara da Milis deniyor. Polis'in işini yapıyorlar: Devriye...
Çarşı pazarı, kaliteyi, fiyatı ve işret
yerlerini denetliyorlar... Geçici olduklarından polis gibi rüşvetçi
ve yerleşik değiller. Bir yıl kışlada 6 ay
kadar da piyasada devriye geziyorlar ve terhis oluyorlar. Meslekte kalınabiliyor.
İsterlerse mürebbiye, kreş ve Darülaceze gönüllüleri
olabiliyorlar. İsterlerse akademik olarak meslekte kalıyorlar.
Walkiri, Bayan Subay, Şerife (Scheriffin) yani Ranger (Korucu)
komutanı ve taşra marşalı olabiliyorlar. Sonra da
emekli olana kadar ve arkasındaki dönemlerde "Watcher"
oluyorlar. Onların tümüne Amazon deniyor. Garnizon
erkeklerin; Amazon kadınların kışlası oluyor...
Çok bilgili hanımcıklar yetiştiriliyor... Makyaj, parfümeri,
estetik ameliyatlar, dans ve her tür estetik bilgi ve
uygulama... Üstelik polis kesiliyorlar başınıza...
Dancing
Queen...
İşte o tüm Amazon'ların başı ve kurucusu idi...
O şarkı, İsveç Kraliçesi Sylvia için yazılmadı.
O şarkı gelecekten ithal edildi. WEMB marşı olduğundan
Dünyanın dilinde olacaktır. Dancing
Queen bir YYx'tir yani Huri genomuna bağlıdır... Adler
(Mighty) onun soyundan gelecektir. Süfyaniciler ise, Danseden Kraliçe'ye
"Fahişe" diyeceklerdir. "Mighty'nin babası yok"
diyeceklerdir. "Mighty piçtir" diyeceklerdir. Tıpkı
Meryeme ve İsa'ya olduğu gibi." 1938
yılından taa 2247 yılına kadar gelecek ertelendi. Bu
hanifliğin geleceğiydi. Adler şu anda "Kehf"
denen zaman boşluğunda. Uyandığında yaklaşık
üç asır geçmiş olacak ama kendisine normal bir tek günün
parçası gibi gelecek, meselâ üçte-biri gibi. Might Adler; bu,
onun ismi... Mighty de lakabı. "Might" kelimesi İngilizce'de,
"MAY"den gelmektedir. Bu kelime ise, Angloca "Machd"
ve Saksonca (Eski aşağı Almanca "Mag"dan (İngilizcesi
may) türemedir ve "machtie" biçiminde yazılır ki,
Sankritçesi "Maitrea"dir." Hans, "Mehdî'nin tam öyküsü ve serüveni
için Ashabı Kehf (ve Rakim) yeniden okunmalıdır." diyor.
Ona göre, "Adler'in yaşanmamış tarihi, kehf
açılacak. O Kehf'in aynı zamanda ana rahmi olduğunu görecek...
Danseden Kraliçe'nin belden yukarı bir rahminde, tıpkı
İsa'nın meryemden doğması gibi, o Kehf'ten Adler
yeniden doğacak. Mighty denecek ona. Bir kaç saatlik bir zaman boşluğuna
düştüğünü sanacak önce ama bir süre sonra, üç asır
geçtiğini anlayacak." * * * Sanırım Mehdî konusunun sonuna geldim. Şimdi notlarıma bir bakayım. Geriye anlatacak ne kalmış? İki nokta kalmış. Bunlardan biri, "Mehdî Resul" kavramı, diğeri ise, Hans'ın Mehdî ile olan bağlantısına ilişkin. Hans soruyor ve yine kendisi cevaplıyor: "Mehdî'nin lâkabı niçin Resul'dür dikkat ettiniz mi? Hep birlikte anılır Siyer ve Hadiste; sürekli Mehdî Resul diye geçer. Acaba niçin İslâm tarihi boyunca Mehdî için "Resul" dendi? İsa zaten Resul. Şuna şaşırmalıyız ki, Mehdî sıradan biri fakat Resul sıfatı alıyor" diyor. Sonra da şöyle bir bağlantı getiriyor: Batılı söylemde Mehdî, Mighty; Adler ise, Adel'den geliyor. Adel, Prophet sözcüğünün Skandinavcası. Prophet ise kâhin ve peygamber anlamına geliyor. Bu ikili anlam, Musa öncesi zamanlarda peygamberlerin hem kâhin hem Tanrı aracısı sayılmalarından kaynaklanıyor. Böylece Adler ya da Mehdî, batılıların kavrayışında hem vahiy alan hem de alınan vahyi yayan anlamını içeriyor. Bu yorum, Hans'ın sözcüklerle oynamayı seven yaratıcı hayal gücünün bir esprisi. Yine de az bir zorlama ile batılı kafada onay görür ama doğulu kafayı pek doyurmayacağı açık. Hans'ın doğulu kafayı doyuracak cevabı ise şöyle: Mehdî, irsâl edici-yayıcı-iletici anlamında "resul" ama vahiy alıcı, tanrıdan doğrudan alıp veren, birinci elden nakleden anlamında "rasul" değil. Risale yani kitap veren anlamında "resul". Bu ikinci, açüncü elden kitap alıp verenlere "mürsel" de diyor. Nedir o Resul-Mürsel'in aldığı ve verdiği (irsal ettiği) kitap? Nedir o kitap ve kime verendir Mehdî Resul? İsa'nın elinde toplanıp bir edilmesi planlanan üç kitaptır o: Tevrat, İncil ve Kur'an. Mehdî bu üç kitabı birleştirmek üzere İsa'ya verecektir! Böylece Hanif-Süfyan çatışması ile başlayan süreç ve misyonun Hz. İsa'ya iletilerek, Dünya çapında çok daha büyük bir hareket ve misyonluğa (dinlerin birleştirilmesi misyonluğuna) dönüşeceğini anlıyoruz. Hans'ın Mehdî ile olan bağlantısına gelince, size en başında Hans'ın bir Kıyamet işçisi ve Mehdî bağlantılı olduğunu söylemiştim. Şimdi bu konuda kendi ağzından durumun açıklamasını verebiliriz: Bir çetleşmesinde, kendi grubundaki Zülkarneynleri kastederek "Bu iki zamanlı / iki boynuzlulara tüm gücünüzle yardım ediniz. Zülkarneyn'ler insanlığı Siyonizm'den kurtaracaktır. Mehdî'yi de Kehf mağarasından kurtaracak olan Mississippililer sizin için burada... Allah'ın Kur'an'ına sarılın. O Kur'an'da hiçbir şey eksik bırakılmadı. Her şey en ince ayrıntısına kadar yazılı. Tüm ayrıntılar için de özel olarak hizmetinizdeyim" diyor. Başka bir e-söyleşisinde de "300 yıldır Kehf ehli gibi dışarıdan habersiz olan Mighty'ye ilkokul öğretmenliği yapıyoruz. O da bu Hanif ve bilimsel temelden yola çıkarak 2000 yıldır olanlardan bihaber olan (iki gün mağarada kalan) İsa'nın öğretmeni olacak... Yaptığımız iş, inanılmaz bir iştir. Kur'an'da kutsanmış M'lerin öğretmenligini yapıyoruz. Allah'ın adaleti böyle tuhaftır işte... Elhamdülillah..." diyor. Sözünü ettiği "M"ler ise kendisinin "majisyen" yani "büyücü" dediği, aslında üstün parapsişik yetenekli demek istediği keramet erbabı olan her dönemde şu ya da bu biçimde bulunan "iki bağın üç büyükleri"dir. Bunlar İsa zamanında da Musa zamanında da vardılar. Şimdilerde karşı bağın üç majisyeni, Uri Geller, Puharich ve Coperfield'dir. Hanif grubun üç majisyeni ise Jana, Hans ve Stephen Hawking'tir. Bu konuda bir e-söyleşisinde şöyle demektedir: "Bizler ise, geçmişteki Üç majisyen ile gelecekteki üçlü arasında birer köprüyüz. Eskiden bir İsa vardı... Resul idi. Gelecekte dönecek ama artık Resul olmayan Resul. Eskiden bir Adler vardı ama eskiden Mehdî olmayan, gelecekte Mehdî olacak olan Mehdî Resul. Messiah, Mehdî ve üçüncüsü Maitrea... O da Hızır. Geçmişte yer aldılar, gelecekte de yer alacaklar." diyor.
|