2)
HANS'IN GARİP
NOSTALJİLERİ
Burada
yazacaklarım size konu dışı, bağlantısız
gelebilir. Aslında Hans'ın "rahle-i tedrisinden" geçenler,
ona âşina olanlar bilecekler, tam da konu dışı değil
anlatacaklarım. Öbür taraftan, Hans'ı tanımak bakımından
da önemli. Çünkü bu garip nostalji içinde Hans'ın çok önemli
birkaç yönünü de tanımış oluyoruz. Her
zamanki gibi olağanüstü ve alabildiğine uçuk bir Hans var
ortada yine ve burada anlatacaklarım hiç de bildik türden
nostaljik takılma değil. Gerçekten de garip nostaljiler
bunlar. İçeriği bir garip, tadı bir garip. Her şeyi
ile alışılmadık sayıklamalar! Bu sayıklamaları
ya da anmaları ilginç kılan şey, çok geniş bir
zaman sakalasına yayılmış olmaları. Zülkarneynli
zamanlardan başlayıp Adler'li zamanlara uğrayıp
oradan da gelecekteki Mehdî'ye uzanıyor. Bu adamın ya zaman
algısı bozuk ya da bize umulmadık şeylerin tüyosunu
veriyor. Acaba bunları
hatırlıyor mu yoksa bir takım çıkarımlar
yaparak mı söylüyor, bunu da anlamış değilim. Ama
harika bir "bilim kurgu" görüntüsü içinde Hans bu
nostaljileri yaparken de şoklamaya devam ediyor. Örneğin, Kur'andaki çift zamanlı anlamındaki çift boynuzludan yani Zülkarneyn'den söz ediyor. Zülkarneyn'in batıda Missisippi deltasına gittiğini, orada Kızılderililerle karşılaştığını ve ona ilk inanıp uyanın ise, Kuzey Amerika Algonkina'larının bir kolu olan Athabaskan göçmenlerinin şefi Tennessee olduğunu söylüyor. Sanırım bunun kişisel zaman gezmenliği ile ilgisi yok; o bunları, nasıl Kur'an okumaksa, Kureyş Suresi'nden çıkarıyor! Söylediğine bakılırsa, çıkarımlarını "Cifirle" yapıyor. Daha doğrusu Kur'anı bizim gibi sağdan sola ya da soldan sağa okumuyor. Cifir yüzünden yukarıdan aşağı ve çapraz okumaları da var. Bu yüzden Kur'an, onda ahlâk merkezli bir "vahiy" olmaktan çıkıp, her şeyin bilgisini içeren bir şifre kitabı oluyor! Yine Zülkarneyn'le bağlantılı olarak, Kureyş'le ilgili açıklaması da ilginç; Missisipi deltasındaki çamura bulanmış Zülkarneyn, Tarık'ının indiği yere "Kurayş" adını vermiş! Missisipi, Tennessee, Kurays, Grace... Hans'ın garip nostaljilerinin temel konu ve kavramları bunlar. Missisipi Kuzey Amerika'da bir nehir ve bu nehrin denize döküldüğü bir yer, geniş bir delta. Kur'andaki Zülkarneyn buraya gidiyor. Uçandairesi bu geniş deltada bir yere iniyor ve çamura bulanıyor. Çamura bulandığı için de konduğu yere Kurayş diyor. Hans ise buraya "Graceland" yani "inayet ülkesi" diyor. Böylece Kureyş, Kurays, Grace birleşip aynı şey oluyor. Araya bir de kıtaların ayrışmasını ve kutupların kaymasını koyduk mu, Allah'ını seven tutmasın Hans'ı! Bir yerde öyle bir çözülüyor ki, gerçekten de pek tutulacak gibi, ele avuca gelecek gibi değil: "Herşey şöyle başlamıştı, hatırlıyor musunuz? Kureyş gitti Amerikaya, Tennesse gecelerinde bir Wals çınlıyordu ve Mississippi'yi uğurluyordu. Missisppi ise Graceland'a kavuşuyordu. Kureyş-ülkesine... Böyle başlamıştı... Bilen bilir! Mississippi deltasında Kureyş-land!" Bu sözleri okuduktan sonra, eğer rahat etmek istiyorsanız "Yemiş kafayı!" deyin geçin! Ama ben öyle düşünmüyorum. Bana sanki, Dünya'da üç beş kişinin anlamlandırabileceği bir şey söylüyor gibi geliyor! O yüzden de "Eş mânâ fî batnişşair!" demek kesmiyor beni. Onun için Hans'tan bu söylediklerini anlayabileceğimiz türden açıklamasını istiyorum. Milleti huylandırıp huylandırıp yüz üstü bırakması doğru değil. Dilinin altında iri bir bakla olduğunu seziyorum. Öyle ise, açıklasın. Açıklasın da rahat edelim. Benim bu bölümde anlatacaklarımın da yukarıda söylenenleri tam olarak anlamaya yeteceğini sanmıyorum. Dilerim uygun bir giriş olur ve Hans'ın yapacağı açıklamaya bir zemin oluşturabilir. Anahtar sözcükler; Missisipi, Tennessee, Kurayş, Kureyş ve Grace. Bir
çetleşmesinde kutsadığı Missisipi deltasındaki
Kureyş'ten yani "Graceland"dan söz ediyor ve şöyle
diyor: "Ben
boşuna mı, bir şiir yazmışçasına
Missisipi ve Tennessee'den söz etmiştim?"
diyor. Sanırım yukarıda alıntıladığım
paragrafı kastediyor. Sonra çok başka bir konudan söz eder
gibi başlıyor anlatmaya. Hanif
grubun da arada gelecekten bir şeyler aparıp bu zamandaki Dünya'ya
sokuşturduğunu söylüyor. Örneğin,
Batılı Hanif bilimadamları grubunun 1974'lerde zamanda
ileri gitme deneyi yaptığını ve bunu İtalyanların
bir cep Fotoromanında yayınladığını söylüyor.
"Sanırım 490'lı sayılardan biriydi. Bunların
Türkçesi de var. Orada oyuncu Michaela Roc adlı bir aktrist idi.
Konu Einstein'in izafiyet kuramının Dhurakhapalam ile sınanmasıydı.
Üstelik zamanda yolculuğu yaptıran da Gurdjieff'ti"
diyor. O yıl Paul Kamensberg deneyi yapılmış ve bu
ünlü isim iki yıl ileri götürülmüştü. Bu deney
senaryolaştırılmış ve o cep fotoromanları
serisinde "Seni Sevmek Kaderim" adıyla yayınlanmıştı."
diyor. Hans
bütün bunları anlattıktan sonra sözü tekrar "Graceland"a
getiriyor. Bu kere Graceland'den bir şarkı sözü olarak söz
ediyor. "Gracelandin sözlerini Paul Simon'a bir genç zenci
bayan vermişti. Müzik Paul Simon'dan, söz ise, meçhul bir hanımdandı"
diyor. Sonra Graceland adlı
müzik parçasının sözlerini veriyor:
GRACELAND Mississipi
Deltası parlıyordu Millî
gitar gibi Nehri
takip ediyorum Otobandan
aşağı İç
savaşın beşiğinden doğru Graceland'e
gidiyorum, Graceland
Tennessee Memphis'deki Yoksul
çocuklar ve hacılar aileleriyle Ve
biz Graceland'e gidiyoruz Benimle
yolculuk eden arkadaşım dokuz yaşında Benim
ilk evliligimden çocuğum Fakat
inanmak için nedenim var Biz
hepimiz kabul edilecegiz Graceland'e O
gittiğini söylemek için geri geliyor Sanki
ben bunu bilmiyormuşum gibi Sanki
ben kendi yatağımı bilmiyormuşum gibi Sanki
ben hiç farketmemişim gibi, Saçlarını
alnından doğru tarayışını Ve
o aşkı kaybediyor olduğunu söyledi Kalbindeki
bir pencere gibi Herkes
senin bir tarafa uçtuğunu görüyor Herkes
rüzgarın uçtuğunu görüyor Graceland'e
gidiyorum Memphis
Tennessee Graceland'e
gidiyorum Yoksul
çocuklar ve hacılar aileleriyle Ve
biz Graceland'e gidiyoruz Ve
yolculuk arkadaslarım Hayaletler
ve boş yuvalar Hayaletlere
ve boşlara bakıyorum Fakat
inanmak için nedenim var Biz
hepimiz kabul edileceğiz Graceland'e Kendine
insan trambolini diyor Ve
bazen ben düşerken, uçarken Veya
kargaşa içindeyken diyorum ki Oh,
işte bu onun demek istediği O
bizim Graceland'e zıpladığımızı kastediyor Ve
aşkı kaybedişi görüyorum Kalbindeki
bir pencere gibi Herkes
senin bir tarafa uçtuğunu görüyor Herkes
rüzgarın uçtuğunu görüyor Graceland'e,
Graceland'e Graceland'e
gidiyorum Açıklayamayacağım
nedenlerden ötürü Benim
bir parçam görmek istiyor Graceland'i Her
aşkı, her sonu Veya
belki hiç zorunluluk yoktur şimdi Belki
inanmak için nedenim vardır Hepimiz
kabul edileceğiz Graceland'e Hans
o garip nostaljileri içinde bir de böyle bir şarkıdan söz
ediyor ve bu şarkının sözlerinin
bir zenci kadından alınıp bestelenmediğini,
şarkının aslının gelecekten geldiğini söylüyor!
"Paul
Simon sadece gezdi ve derledi. Yani hazır bir melodinin (anonim
gibi) üzerine yorum attı"
diyor. Başka bir çetleşmesinde de asıl Graceland'in Allahlaw yani Şi'radaki Walhalla olduğunu, asıl Kâbe'nin de buraya kaldırılmış olduğunu söylüyor. Allah'ın yardımı (Grace) geldiğinde, Valhalla'nın her iki taraf için de kullanılır bir Uzaysal başkent olacağını söylüyor. Öbür
taraftan belli ki, onda Graceland müzik olarak, Yahudilerin
"Exodus" yani
"Çıkış" ilahisine karşılık.
"Geleceğin
Siyonistleri (Bu Dünya benim! Yahova bu Dünya'yı bana verdi)
"This world is mine, Jahow give this planet to me"
diyorlar. Bu şarkının adı "Exodus"tur.
Yani çıkış. Bu "Geçmişte" vaadedilmis
topraktır. Gelecekte ise, MİLLİ
MARŞ gibi benim verdiğim text ile yazılacaktır emin
olunuz" diyor. Hans
bu! Kavramlar ve bağlantılar yıldırım hızı
ile akıyor. Onun kafası böyle işliyor ve çoğu kere
de takibi güçleşiyor. Müzikten
söz ediyor. Aslında müzikten söz ediyormuş gibi yapıyor!
"Zamanında
şarkı sözü yazıp az bir paraya satıyordum. O
zamanlar Ertan Anapa vb. vardı. Turgut Dalar orkestrasındaydım,
Erol Büyükburç orkestrasında. Adımı göstermemek için
güfteleri satardım. Kim satın alırsa onun adı
yazardı. "Benim gönlüm sende" ise, tek bestem, bu
bestesiyle birlikte ilk yaptığımdı. Birinin de
sadece müziğini yapmıştım. Sözleri şöyle: Kanım Kaynadı Sana Bilmem ki neden İçimde bir ateş Yanar derinden Dünyaları
verirdim Gelse
elimden İşte
seni seviyorum Anla
hâlimden Bu
tahminen 20 yıl önceki bir bestem (Sözler benim değil), 1200
liraya satmıştım. Bu şarkıyı bilen var mı?
Ve şimdi bu şarkıyı yine bir bayan söylüyor;
Shakira... Aynı şarkı... Biraz pop ekleyip, hafif hızlandırılmış,
fark bu. "Kanım kaynadı sana" yı söylüyor. Hiç
dikkat ettiniz mi? En popüler parçası. Şimdi o şarkıyı
bulun, Shakira'nın devrini düşürün, Karşınıza
"Kanım kaynadı sana" tastamam çıkacak. Bazı
şeyler paranormaldir. Sizin bir çok müzik eseriniz. gelecekte
klasik olacak. Şimdi
bu ipucuyla yola çıkalım. Ve soralım, ne demek istedim
acaba? Bir çok eser, kimi meselâ 20 yıl, 50 yıl sonra
bestelenecek. Bunu kim bilebilir? Ben dinledim diyebilir misiniz? Daha
bestelenmemiş ki? Ama 50 yıl sonra bestelenecek bir eseri 150
yıl sonra bilen bilir değil mi? Bizim bilmediğimizi
bilirler yani... Onlardan biri zamanda geri gelirse ve o şarkıyı
da iyi biliyorsa, bestelenmeden önce de besteleyebilir, doğru mu?
Ve olan besteciye olur. Saçını başını yolar,
"Yahu bu benim düşündüğüm melodiydi" diyerek...
"Graceland"i
Simon bestelemedi. "Dancing Queen" de Abba'nın değildi.
"Take My Breath Away" de Berlin'in değildi. O zamanlar
telif diye bir şey yoktu. "Gazoz ya da köfte porsiyonuna"
beste gidiyordu. Hatırlayın. "Tennessee Waltz",
"Tennessee Nights". Bunlardan bir ara söz etmiştik.
"Danseden Kraliçe" çok tarihi biridir. Saba Melikesi Belkıs,
Salome, İsveç Kraliçesi Christina... Ve asıl bestenin yapıldığı
zaman dilimi. Mehdî'nin
Annesi Adaleid. Meryem de bir "Danseden Kraliçe"ydi. Bu çok
özel bir sınıftır. Jana
onlardan olmadığı için çatlıyor Hasetten... Bazı şeyler asla unutulmaz. Fried
Astair'in filmlerindeki step dansları gibi. O Hollywood müzikallerini
bilirsiniz. Zebur içinde Kudüs'ün kızları dans ederler,
ellerinde şestra denen tefleriyle... Ve Hurilerin tamamı bu
bakımdan sanatçıdır. Bunlar kitapta yer alır ama ya
yazmaya dilleri varmıyor ya da hiç anlayamıyorlar. DANS eden
dansçılardan söz eden Rabbimizdir. Bunu kendi zatı için
söylemiyor elbette, kulları açısından belirtiyor. Ve
Zebur Davud'a indirilmiş bir ilahî şiirdir, Zebur bir güfte
kitabıdır. Bilen bilir. Bilmeyen de şimdi şaşırsın!
Havanagilla
bile İspanyol (seferid) tarzda bir Zebur şarkısıdır.
Bizim Mevlana gibi... "Kaşlar kara gözler kara, ak gerdandaki
benler kara..." derken aslında biz bir ilahi üzerine yazılmış
yeni bir şarkıyı kullanıyoruz. Naat-ı Mevlana'nın
müziği üzerine yazılı bir oyun havasıdır Mevlânâ
diye bilinir, "Mevlânâ çalsana!" denir... Nereden
nereye? Gülistan Okan'dan Shakira'ya tarih tekerrür ediyor. Kureyşland
(Graceland) şarkı oluyor ve 300 yıl geriye geliyor." Böyle
diyor Hans. Sonra yukarıda sözünü ettiğim anahtar sözcüklere
- Misisipi, Tennessee, Kurays, Kureyş ve Grace sözcüklerine
yine müzik açısından yaklaşıyor. Bir çetleşmesinde,
"Demek
ki, milatyum gereği, Kıyamet virüsü falan diye artık,
bizim Tennessee de (Stephen Hawking) konuşmaya başladı. O
benim Tennessee'den arkadaşımdır. İkimiz de
Missisippi çocuklarıyızdır. Onun en çok sevdiği
şarkı Tennessee Nights, benimki de Tennessee Waltz."
diyor. "Tennessee
Nights (aslı 10SCE Knights) ve Tennessee Waltz (Asli 10SCE Walhalla
TZ). Z daima Zone'dur, T de daima Time'dir. Benim şarkımı
Audrey Landers söylüyor... ·
I was dancin'
with my darlin' to the Tennessee Waltz ·
When an old
friend I happened to see ·
I introduced
her to my loved one ·
And while
they were dancin' ·
My friend
stole my sweetheart from me ·
I remember
the night and the Tennessee Waltz ·
Now I know
just how much I have lost ·
Yes, I lost
my little darlin' the night they were playing ·
The beautiful
Tennessee Waltz. ·
I was dancin'
with my darlin' to the Tennessee Waltz ·
When an old
friend I happened to see ·
I introduced
her to my loved one ·
And while
they were dancin' ·
My friend
stole my sweetheart from me. ·
I remember
the night and the Tennessee Waltz ·
Now I know
just how much I have lost ·
Yes, I lost
my little darlin' the night they were playing ·
The beautiful
Tennessee Waltz ·
The beautiful
Tennessee Waltz Hans,
bundan sonra "Tennessee nights" adlı şarkının
sözlerine geçiyor. Ama geçmeden önce de şu açıklamayı
yapıyor: "SweetHeart yani, Mrs.CP. Miss CCP'ninki ise,
Tennessee Nights. O şarkı da bendenizin efendim" diyor.
Anlaşılır Türkçe ile, "Jana da Hawking gibi "Tennessee
Nights"ı sever" diyor. Sonra şarkının
sözlerini şöyle veriyor: ·
Your dream
can never earn ·
Enough ·
Ultimate
nihilistic love ·
Tennessee
nights just zip code ·
Love ·
Always
believe the comfort of ·
Strangers ·
Tennessee
eyes graffiti once blue ·
Media
sells a trace of hate ·
Our
epitaph reads like your sin ·
Subvert,
destroy, beat derelict ·
Tennessee
nights just zip code ·
Love ·
Commanche
becomes as maggot ·
Tennessee
eyes orange once blue ·
Media
sells a trace of hate ·
His pain
forgets her agony ·
His heart
p*m*r*c ·
His heart
p*m*r*c ·
The white
man is disease ·
His heart
p*m*r*c Zip Code, benim. Sözleri size tuhaf gelmedi mi "Benim Şarkının"? Tennessee (K)nights. Görüyorsunuz değil mi, şarkılar bile sırlar ile dolu. Anlaşılmamak için bestelenmiş sanki "Bazıları"... ve en tuhafi "gelecekte bestelenip", "geçmişe getirilmesi". 1N=WANEN gibi, Walhalla gibi. Benim anons ettiğim şarkılar "Feed Back"ler. Nasıl olsa Millenium (Ben Milatium diyorum) için sır kapıları açıldı. Ben de artık iyiden iyiye yazıyorum HA-VET'leri. İki şarkı ise henüz getirilmedi. Yani gelecekten getirilmedi demek istedim" diyor. Çok
kafa karıştırıcı şeyler bunlar ama
birilerinin de artık bunlara bir yerinden giriş yapması
gerekiyor gibi... Üstelik Hans'ın şarkılara yönelik nostaljisi bu anlattıklarımla bitmiyor. Sırada bir de "Take my Breath away" var. "Bu şarkı, acaba bir zaman yolcusunun ardından söylenen bir ilahi olmasın?" diyor. Sonra "Dans eden Kraliçe"ye getiriyor sözü.
|