Şi'ra Allahlaw - Walhalla
"Kur'an
Araştırmacısı" ya da "Kur'an Araştırmacılığı"
diye bir tip ya da meslek var mıdır, bilmiyorum ama şu
"Şi'ra" sözcüğü ile eğer varsa, değme
Kur'an araştırmacısının bile ilgilendiğini sanmıyorum. Peki, hiç mi ilgilenilmemiş? 1500
yıllık "İslâm" değil ama Müslümanlık
tarihinde, elbette birilerinin gözüne çarpmış bu deyim. Çarpmış
ve "Bir yıldız" deyip geçilmiş. Onun nasıl
bir yıldız olduğunu bize Hans anlatıyor. Hep
birlikte dinleyelim: "24/36
Allah'ın yüksek tutulmasına ve içlerinden adının
anılmasına izin verdiği evlerde, insanlar sabah akşam
O'nu tesbih ederler." Beyt,
ev demektir. Büyyutîn ise,
evlerden ziyade koloniler demektir. O Koloniler de ne var biliyor
musunuz? Âyet ne diyor? Bu alet, o hangarlarda, uzay istasyonlarında
bulunur diyor. O alet yani zaman gezmenliği yapan alet ise, Nûr
35. de tanımlanan alet. Bu aletin bir tanımı Tarık
Suresidir. Büyyutin
yani uzay kolonizasyonu, istasyonu için tanım ise, Necm suresi 1.
âyettir. "İnişe
geçen yıldıza"... O yıldız da Nûr-35'de anlatılan
yıldız gibidir. Yine aynı alet Tarık Suresi 1 ve
2'deki yıldızdır. Yıldız gibidir diyor, yıldızdır
denmiyor. Bu yıldızın adını merak ediyor
musunuz? "Şi'ra"dır! Şi'ra
ne demektir? Deniyor ki, o yıldız olmasın? Meselâ Venüs
vb. Fakat öyle değil. Venüs'ü Kevkeb yani gezegen diye veriyor
Kur'an değil mi? Necm ise, Güneş gibi bir yıldız
demektir. Fakat Nûr-35'e bakınız, tersini söylüyor. "Yıldız
gibidir" Tarık'a dikkat ediniz. Yıldızdır değil,
karanlığı delen yıldızdır diyor. Yıldız
gibidir diyor. Misâl veriyor. Zaten yıldızlar sabittirler.
Necm suresinin başındaki gibi nasıl alçalıp, konar?
Alçalıp yere konan yıldız duydunuz mu? Bu işte
Tarik denen sistemin Nûr-36 olan uzay yerleşim kolonileridir. Kim
diyebilir ki science-fiction yapıyor Hans diye? Şi'ra'nın
tam Türkçe karşılığının iki anlamı
var: l.
Bilinçlilerin yaptığı bir yıldız gibi yerleşim
yeri. 2.
Şura yani 12 konfedere devletten
oluşmuş düzenin ortak yıldızı, ortak başkenti."
Buna göre
Şi'ra ne ve nasıl bir şey? Şi'ra Hans'a göre WEMB düzeninin,
uzaydaki merkezi. 13. Federasyon gibi ama merkez. "Yani WEMB
Dünya Merkez Capital City'si. Şi'ra uydusu yaklaşık Ay'ın
105'de biri büyüklüğünde. Çekim sabitesi (Motorlar santrfüjle
döndüğü için) yerçekimi Dünya ile eşit. Atmosfer aynı
oranda. Ben 400 bin nüfuslu bir minik AY'dan söz ediyorum, hem de
yapay ay... Al sana Şakkı Kamer! Yani Ayın ikiye çoğalması.
12 devlet içinde Şi'ra 13. bir devlet gibidir. Washington D.C
(District Of Wash. Federal başkent). 12 dil konuşuluyor.
İngilizce, Jeans (Blucin) Cola, Hamburger. Bunlar 3 asır daha
moda belki de beş asırdır. Şimdi anlatmak istediğim
bu düzenin kurulması ve bunun zaten Adler tarafindan kurulduğuydu." Böyle
diyor Hans ve Şi'ra'nın gelecekte oluşacak 12'li WEMB düzeninde
imâl edilecek, yıldız gibi parlayan hatta kendine parlayan
bir uzay aracı olduğunu söylüyor. Büyük bir uzay aracı
bu. Üstelik 400 000 nüfusu olan bir yerleşim birimi. Burada bilim
ve teknoloji çok ilerlemiş. İlginç
olan şu; O yıldız gelecekte var. Ama orada zaman gezmenliği
yapılabiliyor. O yüzden de kendisi için geçmiş olan Dünyamıza
ulaşabiliyor. Yani bizim için bir gelecek olması bakımından
sanal ya da potansiyel bir şey ama pek âlâ bizim şimdiki
zamanımızda bizimle ilişki kurabiliyor. Yani bizim için
o yok ama bir zaman gezicisi olarak geçmişine yani şimdiki
bize ulaşıp tarihimizi etkileyebiliyor. Bunu kavramak çok zor. Bu zorluğu aşmak için
"zaman gezmenliğinden" söz ettim ama sanırım
yetmedi. Ne ki, kabul edebilmeniz için yeterli açıklama ve bilgi
var ve bunları, Hans'ı anlatan daha sonraki kitaplarımda
doyurucu bir ayrıntı ile vereceğim. Şimdi
Hans'ın başka bir şoklamasına geçiyorum: Walhalla'dan
söz ediyor. Ona göre Walhalla, Wall-Hole'dir. Skandinav sagalarında
ve dillerinde Hole, HALLA olarak kullanılır. Buna göre
Walhalla, "duvardaki delik" demektir. Ve şöyle devam
ediyor: "Valhalla'ya bakarsanız, Germen efsanesi olduğunu
görürsünüz. Bu efsanelerde Walhalla, "Bulutların üzerinde
havada duran ve Germen savasçılarının ölünce gittiği
Cennet"tir. Ama gelecekte de Valhalla var." diyor ve sonra da
"Evet "Walhalla" ismi nedir biliyor musunuz?
Walhalla'yı ters okuyunuz. Allah ve Law. Allah yasaları, Allah
Love, Allah sevgisi. İşte Nûr-36 ve Necm suresindeki Şi'ra
budur.Allah'ın isminin anılmasına izin verdiği, Büyyutin
(yerleşim birimleri) ve Tarık hangarları vb. Nûr-36'da
"Allah'ın yüksek tutulmasına ve içlerinde adının
anılmasına izin verdiği evlerde, insanlar sabah akşam
O'nu tesbih ederler" denen yer bu!" diyor.
Devamında
da şöyle anlatıyor:
"Nûr-35'de Tarık'ın (UFO'ların) içi yazılıyor,
Nûr-36'da ise, Tarıkların "uçak gemisi misâli"
konuşlandığı uzay yerleşimi, kolonisi anlatılıyor.
Allahlaw
yüksek tutuldu. Orada Allah taraftarı olarak (Karşı grup
değil) Allah+law adıyla anılmasına izin verilen bir Şi'ra
bu. Dünya çevresine inşa edilecek olanı ise, Valhalla yani
tersi. Dünya çevresine yerleştirilmiş olduğunu nereden
anlıyoruz? Çünkü sabah akşam diyor âyet, yani Dünyanın
zamanına tam eşitlenmiş, Mars'ta ya da Andromeda'da değil.
Ve
Şi'ra'nın Allahlaw yöresinde zaman yolculuğuna izin
veren bir dönen karadelik var. Zülkarneyn "Terminatör" gibi
zamanda geriye gitmesini bu halka tekilliğe borçlu. Fakat Şi'ra
çok uzak ve yüksek hızda gitmeye kalksanız, iki yaşınızdaki
çocuğunuz döndüğünüzde 16 yaşında oluyor. Eşinizle
yaşıtsanız, o da sizden 14 yaş büyük oluyor. Kim
ister ki Şi'ra gibi bir yere gitmeyi? Gidiyorsunuz, döndügünüzde
gencecik anneniz, yaşlılıktan ölmüş oluyor.
İşte bu yüzden Şi'ra'nın Allah+Law'ı uzakta
ama onun yeryüzü şubesi olan Walhalla ise, Dünya çevresinde.
İşte bunun için Necm suresindeki ile Nûr-36'daki iki
istasyon farklı. Bunun için "Iki Bağ Sahibi" adlı
misâllerden iki tane var. Eğer Kalem suresindeki İki Bağ
sahibine bakarsanız, Kehf ile olandakinden ayni görünüyor ama,
birinde Allahlav var. Yani illa ki,iyilik ergeç kazanacak. İkincisinde
ise,farklı bir şey var. İki bağ birden bozuluyor."
Demek
ki, bir Şi'ra var, Hans ona sık sık "Allahlaw"
da diyor ama öyle görünüyor ki, bunlar birebir aynı değil;
Allahlaw, Şi'ra tarafından oluşturulmuş, Şi'ra
yöresinde büyük bir uzay aracı. Orası aynı zamanda
Haniflerin üssü. Bir de Walhalla var; o da ZİON bağı
ve Dünya'ya yakın kılınmış. Sonunda o da WEMB
düzeninin içinde yerini alacak. "Şöyle
düşünün" diyor Hans; "Dünya yöresinde WEMB için
Walhalla var. Walhalla denen uydu megapolis/makropol ve aynı
zamanda ortak (Common - Birleşik) Dünya başkenti bir mini
Akdelik (Quasar) ve ona ardından bitişik olan collapsar şansını
elde eder (Allah'tan bir rahmetttir, rastlantı değildir). Öyleyse
bu Karn'dan yani girdap/vortex biçimindeki Corn'dan girerek, karşı
karadelik girdabından çıkarsınız. Orası Şi'ra'nın
karadelik biçiminde çoktan çökmüş (Vakıa 76'daki en büyük
yemin bu çöken yıldız yeridir) ve Corn Hole olmuş çıkış
ucudur. Vakıa
75-76. ... Yıldız yerlerine yemin ediyorum. Ve eğer
bilirseniz, gerçekten büyük bir yemindir bu. O yıldız aynı zamanda Necm Suresinin başındaki
"Huda" yıldızı. Huda, Hidayet edici, rotayı,
yolunu bulucu, doğru yolu bulucu. "En necmü sakib", Tarık...
Necm suresinde ise, Şi'ra yani şuurlandıran, bilinçlendiren
ve Şura yıldızı.
(Wemb merkezi olduğu için, Wemb Şurası'nın
toplandığı yıldız.) Oraya
çıkan kişi ne yapar? Mecburen en yakın Güneş'e yönelir
ki Şi'ra'dır adı... O Güneş'in gezegenleri vardır
ki, ikisi bizim Güneş sisteminin (Solar system) iki gezegenidir.
Kayıp iki gezegen, yani Pluton'dan ötedeki ve Tietz-Bode dizgesine
uygun iki gezegen, Güneş'in karadelik biçiminde sönmüş meşhur
ortağının oluşturduğu Corn/Karn'dır.
Walhalla bu sırrı yakalamıştır. O Corn'dan içeri
giren, bu kez karşıdaki (ki bitişik, fakat aradaki mesafe
83 yıldır, ama bir anda oraya çıkarsınız)
Şi'ra Akdeliğinden dışarı fırlar. Pekiyi
Şi'ra'dan dönmek isterseniz? O zaman Şi'ra'nın ikizinin
oluşturduğu karadelik CORN HOLE'undan girer, Güneş'in
çöken ikizinin bulunduğu karadelik CORN HOLE'undan Güneş
sistemine girersiniz. Yani bir trafik var ki, gidiş ve geliş
otoyolları ayrıdır. Walhalla işte bu ekpres yolun
"Bilet Gişesi" gibi bir ileri karakolunda bulunmaktadır.
Buradan (Walhalla) giren karşıdan (Allahlaw) çıkar ve çok
kısa bir anda bin aylık bir yol kateder. Ötede iki
gezegenimiz bulunmaktadır. Bu iki gezegenimiz "mahvedilmemiş"
yani CORN HOLE'dan geçerek öteki tarafta var oldurulmuşlardır
(Allah'ın özel seçimi). Bir anlamda "Güneş sistemimiz
ışık hızına yakın bir hız ile 83 yıllık
bir güzergaha yayılmış, uzatılmıştır
diyebiliriz". O
iki gezegenin adları var. Tabii kod adları var ama benden
şimdi yazmam isteniyor. O yüzden kodluyorum. 1.
Sahel yıldızı (Süheyl olarak da biliniyor): Anlamı
Sahra gibi (Sahara, çöl, Sahel ise onun sahili, yani subtropik step
iklimi benzeri). Sahel'de "Bitki yetiştirilebilir. Buğday,
sümbül özellikle... Sümbüle, Başak Burcunun yönetmen yıldızıdır
(Cifir'deki burç anlamında). 2.
Diğer gezegen ise hasar görmüştür. Adı "Mahvedilmiş
Ay" anlamında Mavikam'dır, Mizan (Terazi) da deniyor. Yusuf
suresindeki "Güneşi, Ayı ve 12 yıldızı
bana secde ederken rüyamda gördüm" sırrının parçalarıdır
bunlar... Öteki Güneş, öteki Ay (Allahlaw) 9 bizim gezegen.
Onuncu bizim mahvedilmiş Ay'ımız olan "Asteroid kuşağı"
ki, önceden gezegendi. Öteki
(Şi'ra'nın mahv edilen ikizi olan karadelik tekilliği) diğer
kalan gezegenleri etkilemiştir. Titus sayısına bağlı
bu sistem bozulunca, Uranüs'ün ekseni 90 açı derecesi dönmüştür.
En dış gezegen Pluton ile Neptün'ün yörüngeleri birbiri içinde
kalmıştır. Bu yüzden bazen Pluton, bazen Neptün en uzak
gezegen olurlar nöbetleşe... Ama
asıl MAHV şudur. Ötesindeki iki gezegeni (Sahel ve Mizan)
Şi'ra'nın ortağı karadelik "nakletmiş"tir.
Mizan bizim Asteroid kuşağı gibi dağılırken,
Sahel de (Sahil, kıyı, Sahra kıyısı) yerleşime
çok uygun olmuştur. Çünkü Şi'ra güneyi ile arasındaki
mesafe 131 milyon km.dir (Dünya-Güneş 150 milyon km.). Eğer
Sahel bu yanda kalsaydı, Güneş'e uzaklığı 16
milyar km olacaktı ki, Güneş'i Seher Yıldızı
kadar küçük bir nokta olarak görecekti ve nimetinden (ısı
gibi) yararlanamayacaktı. Sahel'in SAHRA (Sahara) bölümü zaten o
buzulun kalıntısıdır. Yani su naklolunmuştur.
Sahel (Step, Praire) bölümü ise istihdam, ihdas ve iskân edilebilir
özelliktedir. Aslında O Şi'ra'nın değil Güneş'in
bir gezegenidir ama Güneş'e 83 ışık yılı
öteye götürülmüştür. Buna rağmen Walhalla'nın çıkış
ucu olan Allahlaw Sahel (Süheyl) de değil, özel bir Akdelik=Karadelik
bölümündedir. Onun
tarifi şöyle: Oradaki karadelik özeldir. Elektrik yükü ve
ışık hızında dönmesi nedeniyle çıplak
karadeliktir. Yani olay ufku yoktur. İçi görünmektedir,
karadelik demek bile abestir. Asıl en önemli sırrı ise düzgün
bir dev Güneş iken, bir başka gezgin galaktik karadeliğe
yakın geçmiş ve yumurta gibi ovalleşmiştir. Böyle
yıldızlar karadelik olarak çökerken, eliptik olduklarından
bir tek merkeze değil, elipsin iki odağına doğru
çökerler. Yani sistemleri kararsız kalır ve çökmeyi başka
türlü gerçekleştirirler: İki odakta önce iki hörgüç (Asya
devesini anımsayınız) oluşur (Gamma tipi çökme). O
arada iki odak dışında bir de merkez (Özek) olduğundan,
o noktaya üçüncü bir hareket daha oluşur. O zaman inanılmaz
bir manzara ortaya çıkar: İki hörgüçe bir de uzun boyun ve
merkeze toplanmış kitlenin oldurduğu küçük bir baş
ekleyiniz. Orada bir deve oluşur (Ters çevirirseniz Arapça Allah
yazısını okuyabilirsiniz). Ya da gök yılanı...
Ya da bu biçimde çatlamış bir gökyüzü... Arkasını
gösteren bir çatlak (Crunch). Çatlaktan görünen
manzara ise paralel evrenin ta kendisi... Ama Kıyamete doğru
bir paralel evren... Orada genişleme durmuştur ve geriye doğru
büzülme başladığından öteki (else) evren kararıp
soğuyacağına, tersine büzüldükçe ısınmaktadır.
Zaman oku tersine dönmüştür, termodinamik oku da... Paralel
evreni bizim ikizimiz olan Anti-evren ile karıştırmayalım,
bunun adı negatif evrendir, ya da zıt-paralel evren (Rabbil
Alemin'inin o kadar çok alemi var ki... Hamdolsun Alemlerin Rabb'ine...)
. Antimadde
evreni ile aynı zamanda aynı şeyleri yaşayacağız.
Ama bu sözünü ettiğim evren ile senkronize değiliz. Çatlağın
arkasında görünecek olan bu evren sanki biri elinizde okuduğunuz
gazeteyi çaktırmadan tutuşturmuş gibi alev alev
yanmaktadır. Gazetenin arkasında bu alevi görmektesiniz. Gökyüzü
kızarmış bir gül gibi alev almıştır. Orası
adeta bir Cehennem'dir... İşte Deccal o doğanın
yaratığıdır. Çatlak (yani gök yarığı
olan asimetrik çıplak tekillik) deve biçiminden başı
kalın, kuyruğu çok ince bir gökçatlağına dönüşmüştür
o gün... Başı (perçem) ve topuğu (kuyruğu) arası
binlerce ışık yılıdır. Artık iki
evren orada boğazlaşmıştır. Ama bir çatlak biçiminde
berzah olmuştur ki artık ona Berzah değil; "Devenin
iğne deliğinden geçmesi" demekteyiz. Baş'tan
İsa (Mesih) topuktan ise Deccal bu evrene transfer olurlar. Baş
(Perçem) bölümü bir başka paralel evrene (İlliyyin) açılmakta,
fakat tam tersine kuyruk sokumu olan en uç ise Siccin denen bir paralel
evrene açılmaktadır (Bir karadelik yeteri kadar büyükse, tüm
paralel evrenlerin ortak kapısı olur). Kur'an'daki misâli
"Açık sayfaların bir tomar gibi bükülmesidir. Büken
ise karadeliktir (Ayrıntı Enbiya 104'de). Açık sayfalar
ise sonsuz tanedir. Yani kalın bir cildin sırtı olarak düşününüz
uygun bir karadeliği. İki
evren birbirine Şi'ra kapısında değer. O çatlak ardındaki
içerik bu tarafa geçmez. "Kaldır başını bak gökte
bir çatlak görecek misin?" Âyetini anımsayınız.
Üstelik ötedeki evrenin doğası oradaki canlılara
uygundur. Ters termodinamik yasasını bir gün yazarım
Allah inşa... Deccal'in yurdudur orası. Asitler ve bazlardan
oluşan bir Dünya..." Böyle anlatıyor Hans. Nasıl anlatmaksa, Şi'ra'dan paralel evrenlere, paralel evrenlerden Deccal'a kadar sayıp döküyor. Sonuçta Şi'ra diye bir yıldızın olduğunu, bu yıldızın yanında Allahlaw adında bir uzay üssünün olduğunu ve bu üssün, Hanif kampın üssü olduğunu, Dünya'ya oldukça uzak olduğunu ama o üssün Dünya'ya yakın olan başka bir şubesinin olduğunu, adının Walhalla olduğunu, buranın da Zion grubunca yani iki bağdan kötü olanınca kullanıldığını, gelecekte Dünya'da WEMB düzeni kurulunca buranın WEMB düzeninin içinde yer alacağını anlıyoruz.
Armegedon
Savaşları: Şimdi önce neyi konuştuğumuzu ve sözün nereden nereye geldiğini toparlayalım. Size Svastika'nın nasıl WEMB armasının yerini aldığını anlatmağa çalışıyorum. Bunun için de, bu olayın öncesinde bilinmesi gereken şeylerden söz ediyorum. WEMB arması ile Svastika'nın nasıl yer değiştiğini ve bu yer değiştirmenin ne olduğunu anlayabilmek için, önce "İki bağ'ın" bilinmesi gerekiyordu; anlattım. Bu iki bağın, Zion ve Hanif projesi olarak iki kamp halinde Şi'ra'da yer aldığını, özellikle de burada Walhalla ve Allahlaw olarak mekân tuttuğunu gördük. Bu iki grup, Dünya'nın ekonomisi, siyasi düzeni, teknolojisi üzerinde etkili olabilmek için, Dünya zamanı üzerinde ve gerektiğinde parapsikolojik yöntemlerle savaşıyorlar. Bu savaş Hânif grubun giderek etkisini arttırması yönünde devam ediyor. Gelecekte daha açık ve acımasız haliyle ortaya çıkacak ve "Armegedon Savaşları" adını alacaktır. Şimdi Hans'ın söylemine göre, bu Armegedon Savaşlarını anlatmak istiyorum. Anlaşılan o ki, halen var olan bu iki merkez, iki bağ ve yandaşları, iki ayrı proje ile İbrahim'den beri tarihimizi yönlendirmek için birbirleri ile savaşıyorlar. Büyük bir olaslıkla ARMEGEDON'un asıl anlamı burada... Hazır yeri gelmişken bu arada biraz Armegedon'dan da söz etmeliyiz: Asıl isim bir yerin adı. O yerin adı Arma de Geddon. Arapça'dan yok edilen G harfiyle DeGGal olarak yazılıyordu aslında... Geddon (İbranice), eşi benzeri bulunmayan demek. Arma ise Zırh demek (Armour ve Army ile akraba kelimedir). Armada, donanma (gemi askeri) demek. Buradaki gemi ise uçan gemi elbette... Yani bildiğimiz Şi'ra kapısıyla bağlantılı... Yaşayacak ve göreceğiz .... "G"
harfi şiddetli olduğunda bela, musibet demektir (Gog Megog ya
da Gog-Mog gibi). İbranice'de "G" harfi çok kullanılır.
Arapçada yoktur. Örneğin NaGeV, Necef gibi. Oysa buradaki
"G" harfi ile sondaki "V" harfi Kur'an'dan
çıkarılmış yerine Ğayın ve Cim ile Vav
getirilmiştir... Army, ordu; arma, donanma; Geddon ise, Şi'ra yıldızı ileri karakolu. Bu karakol Nûr-36. Âyetteki "Büyutin" yani koloni evleri olarak geçiyor. Burada 40'lar meclisi var. Başkanı da Hızır. Deccal, bizim evrenimize buradan girecek. Onun "Beast" ve "Lynx" gibi başka isimleri de var. O, Sphynx'e Şi'ra'dan girecektir. Arş'ın ayağının bir bölgesinden...Asıl ve nihaî Armegedon Savaşları, Deccal'ın Şi'ra'dan girmesi ve Hızır'la savaşmaya başlamasıdır. Bu savaş Hanif-Zion savaşlarından tamamen bağımsız, bağlantısız değil. Sonuçta Deccal, Zion grubunun güçlenmesi için hatta Zion mesihi olarak devrede. Şöyle
düşünmek uygun görünüyor; bir Armegedon Savaşı var
ve bu temelde Hanif-Zion savaşı. Buna göre 6000 yıldır
şu ya da bu biçimde hem yukarıda
(Dünya dışında) hem de burada (Dünya'da)
yaşanıyor. Armegedon, bu uzun süren savaşın
adı. Son raundda devreye Deccal giriyor ve onun birinci derecede
muhatabı Hızır. Şi'ra'da başlayan Armegedon'un
son raundu, yer yüzünü de içine alacak. Hatta daha önce Adler
olarak gelmiş ve yeryüzü sahnesinden geri çekilerek ileri zamana
alınmış olan Mehdî de bu Armegedon savaşının
bir parçası. Bu yüzden, Hans
ve yakın grup çevresi, Armegedon'a "Adler-Hitler Kavgası"
ya da "Alias ile Alois Savaşı" da diyor. Hans, "Armageddon savaşları geçmişte olmadı sadece... Gelecekte de olacaktır. Yahudilerin Messiah'ı (Mesih) Deccal ve Müslüman ve Hristiyanların Messiah'ı İsa Mesih. Bazı papazlar müstesna, bütün Hristiyanların tamamı Müslüman olacaktır" diyor. Bu bence Şi'ra'da başlayan son raundun, Dünya'ya yansıyan ya da uzanan biçimi. Başka bir e-söyleşisinde de Hans Armegedon savaşlarını şöyle ayrıntılandırıyor: "Armageddon
savaşları... Deccal paralel evrenden bir yaratık demiştim.
İki evren aynı anda birlikte yaratılırlar. İki
evren iki ayrı odaktan genişler, iki evren en geniş
noktaya ulaştıklarında, iki şişen balonun
birbirine değmesi gibi birbirine yaklaşır. Değme bir
tek noktadan olur. O
değilen kapı Şi'ra'dır. Orayı Kırklar
Meclisi, geleceğin watcherleri bekliyor. Bu evren C atomu Tuz
ve Su. Öteki evren ise, bunun tersi, tuz asidi ve Sudkostik. İkisi
tepkimeye girerse, ortaya NaCl ve H20 çıkar... C yerine Si(lisyum)
H2O yerine Nişadır... Bunlara değinmiştik... Bizdeki
SU o Deccal'lere ASİT etkisi yapıyor ve tuz ise, ölümcül
oluyor. O temas kapısından bir yaratık, Deccal giriyor.
Aynı kapıda, İsa'yı da bekleyen Allahlaw/Walhalla
Armada'sı (Donanması) var. O ilk temasta Armada GAD savaşını
yapıyor ve Şiralılar vahşice öldürülüyor... Armageddon
savaşında yeniliyor Hanifler... Yaratık Dünya'ya geliyor...
Geldigi paralel evrende zaman bize oranla Asenkronize. Şimdi
bu asenkronizasyonu anlatmalıyım. Everenin ilk patlamasında
şiddetli etkinliklerde ve ilk salisenin milyonda birinde madde ve
antimadde bitişik olarak vardı. Yani daha iki adet % 50 olarak
bölünmemişlerdi. Bir süre sonraki soğumayla birlikte madde
ve antimadde birlikte yaratıldı (Biri olmadan digeri olmaz
ilkesini unutmayalım.) Yani bir salise kadar zamanda
ileri giderek yaratıldılar. Ancak Antimadde bizim
tersimize zamanda İLERİ değil geri giden bir doğaya
sahip... Yani en başta yaratılsalardı eşit ve
senkronize (eşanlı) birlikte iki zıt yönde genişleyeceklerdi.
Ama bir süre sonra zaman ileri iken yaratıldılar. Madde (Biz)
zamanda ileri giderken, Antimadde evreni ise, küçük bir asenkronize
farkla geri gitti. Bu, evren-antievren ikilemesidir. Aynı anda iki
ayrı odaktan "Biri bizim pozitif diğeri Negatif"
olan bir çift evren daha doğdu bunların da birer madde ve
antimadde eşleniği vardı... Aynı
anda "Paralel evren çifti" ve aynı anda "Antiparalel
evren çifti ve bunların negatif-pozitif ve madde-antimadde çiftinçiftleri
de oluştu. Bunların tümü bir süper uzayda (Asağı
misâl aleminde) oluşmaktadır... Biz halen o evrenler kentinin
içinde bir ODA'yız... Ama küresel bir oda... İki odaktan iki
küre oda genişliyor ve eninde sonunda birbirine değiyor.
Fakat bir asimetri (Asenkronizasyon farkıyla). Deccal'ın bu
zaman avantajı var... Herkese her an yetişiyor ve sahte Cennet
gösteriyor. Nişadır su ikram ediyor. Kırklar meclisinin
başkanı Dedem Santa Korkut (Hızır) işbaşında...
Devreye giriyor ve Deccal'ın "Asenkronizasyonunun negatif
farkla (Sanal zaman saniyesiyle) önüne geçiyor... Herkese ulaşıyor...
"Birazdan arkanızdan gelecek olan Deccal'dır. Size sahte
Cennet ve sahte sular ikram edecektir, inanmayın. Mecbur kalırsanız
onun Cehennemine girin orada buz gibi sular içeceksiniz. O bir
Hollowgramdır, Halloweengramdır. Onun suyu Nişadır'dır.Vücudunuzdaki
tüm tuzu çekip alacaktır, yanılmayın..." diyor.
Deccal bu işe çok bozulacaktır: Herkesi bir asenkronizasyon
farkıyla yakalayan Deccal, iki adım önündeki (Zamanda iki
saniye gibi) Hızır'ı yakalayamamaktadır. Kişileri
bir saniye geri alabilmekte olan Deccal, istidraçlar (olağanüstü
parapsişik yetenekler) göstermektedir... Örneğin, öldürüp
yeniden diriltmektedir. Hızır'ın uyaracağı hiç
kimse kalmayınca ya da Dehr denen zaman enerjisi bitince Deccal onu
yakalayacaktır. Yakalayacak ve Hızır'ı öldürecektir.
"Külli nefsin zaikatül mewt" çünkü... Hızır
ölecektir, yani kendini feda edecektir... Çünkü Şi'ra kapısından
başlayan istilaya tıkaç biri geliyor... O, "ödeme
dengeleme" gereği, Şi'ra'dan bizim evrenimize gönderilen
Deccal'ı dengelemek üzere gönderilen Ruhullah İsa'dır.
(Artık adı İsa değil, Mesih / Messiah'dır). Hızır
dahil hiç bir kimsenin öldüremediği Deccal'i ayni evrenden aynı
doğa yasalarıyla geldiği için birebir öldürme yeteneğine
sahiptir... Ve de öldürür..." Hans Armegedon savaşları'nın son raundunu böyle anlatıyor. Anlattığı şeyler gelecekteki olacak olanlar. Oysa ben size yakın geçmişteki Mehdî olan Adleri anlatmaya çalışıyorum. En son kaldığım yer de WEMB armasının nasıl Gamalı Haça (Svastika'ya) dönüştürüldüğü idi. Bunun için size "Zaman Savaşlarını" anlatıyordum. Zaman gezmenliği ve UFO'lardan söz etmemin de nedeni buydu. Zaman savaşları ile zamanda gezmenin bağlantısı açık. Peki UFO'lar neyin nesiydi? Neden onlardan kısacık da olsa söz ettim? Söz ettim çünkü; onlar Hans'ın söyleminde zamanda gezme araçları! Peki bunlarla kimler geziyor ve ne yapıyorlar? İki bağın elemanları bu araçlarla geziyorlar ve tarihimiz üzerinde oynuyorlar. Peki Şi'ra'dan niye söz ettim? Ettim; çünkü Şi'ra , iki bağın zaman gezmenlerinin merkezi idi. Allahlaw ve Walhalla gibi iki ayrı istasyonu vardı. Armagedon, işte bu iki istasyon arasında ve tabi gelecekte yaşanacak olan son raunt. Başlayacak, yaşanacak ve Dünya'ya da uzanacak olan bir son raund. Hans'ın
yorumuyla "Armegedon Savaşları"nı da kavrayıp
iki bağın ya da iki büyük projenin büyüklüğünü, gücünü
ve tarihte yerlerini nasıl aldıklarını gördükten
sonra, yine daha önceki soruya dönebiliriz: Peki WEMB arması
nasıl Gamalı Haç olmuştu? Ve niçin Gamalı Haç'ın
hemen yanı sıra Adler'den söz ettim? İkisi arasında
bağlantı çok sıkı da ondan! Zion ve Hanif kampları
arasındaki savaş, öncelikle zaman üzerinde oynanan savaştı
ama bu savaş ne doğrusal zamanın akışını
değiştirmekle ne de "Dehr" denen Kehf türü donmuş
blok zamanların açılması ile ilgiliydi. Bu zaman savaşları,
bizim tarihimiz üzerinde oynanan oyunlardı; bizim tarihimiz üzerinde
onu değiştirmek üzere yapılan savaştı. WEMB
armasının Gamalı Haç'a ya da Sivastikaya dönüşmesi,
bu savaşın yeryüzünde Zion grubunun Hanif gruba attığı
bir golle ilgiliydi. WEMB Arması nasıl Gamalı Haç'a dönüştü?
Hans'ın
dediğine bakılırsa, en son sıcak kapışma
1940'larda yaşanmış ve WEMB arması bu kapışmadan
sonra Gamalı Haç'a dönüşmüş. Aslında bu da o,
6000 yıldır süren Armegedon Savaşlarınının
kapsamında. Hans'ın yakın grup çevresinin, bu
1940'lardaki kapışmaya "Adler-Hitler Kavgası"
ya da "Alias ile Alois Savaşı" demeleri de boşuna
değil! Hans'ın dediğine göre, WEMB düzeninin egemen olduğu Şi'ra'da bir deney yapılacaktı. Bu deneyde bir Hibrit geçmişe gönderilecekti. Hibrit
ne mi? Bir tür "insansı". Bu konuda Hans'ın getirdiği
açıklama şöyle: Kehf suresindeki tüm zikredilenler için
sabit bir sayı vardır. Onlar üçtür, dördüncüleri Kıtmir'dir.
Onlar beştir, altıncıları Kıtmirdir.
Onlar yedidir, sekizincileri Kıtmir'dir denir. Buradaki "Kıtmir"
yukarıda sözünü ettiğimiz Hibrit'tir. Kıtmiri biz köpek
diye biliyoruz oysa, Hans öyle demiyor, Hibrit diyor. Ona göre Kitmir,
Katır, Hybrit hepsi birdir ve bizim köpek diye bildiğimiz
şey, onda sembolik bir anlatımla "Çekirdeksiz meyve"
anlamına gelmektedir. Hiç kuşkusuz Kıtmir, birebir katır
da değildir, "çekirdeksiz meyve" demek de değildir.
Kıtmir, Hans'ın çekirdeksiz meyve dediği şeyin
arkasındaki anlam olan şeydir. Örneğin "Katır"
da diyor. Katır ve "çekirdeksiz meyvenin" ortak yanı
nedir? Üreyemeyen ya da doğuramayandır. Buna göre örneğin,
Adana'da Sabancı'nın
meşhur çekirdeksiz karpuzu yetiştirilir ve ihraç edilir. Bu
karpuzun bir tek çekirdeği yoktur. O karpuz bu yüzden kendisi üreyemez.
"Kısır bir dişi" gibidir. İşte
bu açıklamada Kıtmir'e "kısır dişi"
kavramının da eklendiğini görüyoruz. Hans her zamanki
gibi başka ve tuhaf bir açıklama da getiriyor: Hybritlerin
yaşaması "Mağaranın ağzında"
olmasına yani kollarını öne uzatmış olmasına
bağlı"diyor. Bu ne demek? Sistemin içinde ama, bir parçası dışında
demek. Hybrid'ler böyle yaşayabilir. Sistemin tam içinde ya da dışında
kalamazlar ölürler. Onları bir kuvvet perçemlerinden ve topuklarından
yakalamıştır. Bu
ekstra ve bilgince bir açıklamadır. Hibrit hakkında daha
bir görsel açıklama yapmış olmak için de bir zamanlar
51. bölgede ele geçirilen Uçandaire ve uzaylı hakkında konuşuyor:
"O otopsi yapılan deney yaratığının
filmini siz sahte mi sanıyordunuz? Hani dişi olduğu açıkça
belli olan Katır yani Hybrid bu. O filmde hiçbir hile yok. O
filmdeki kurbağa+insan deneği olan kısır dişi
halen şu sırlar çekmecesinde saklı... Bu, bir otopsinin
canlı çekilmiş fotoğrafıdır. Ama Roswell ile
yaşıttı bu... Roswell olayı ile aynı periyot. Nasıl
ki, Ruslar uzaya en önce Laika denen bir Köpeği, Amerikalılar
da bir maymunu gönderdilerse, TT (zamanda
gezen) için de ilk yaratık bu Hybrit yani kısır dişiydi.
Şimdi biz Time Travelling ile ilgili fikir jimnastiği
yapıyor gibiyiz. Evet zamanda "geriye" yolculuğun kaçınılmaz
ve önlenemez bulunuşundan sonra, deney yaratığı
tarihte yer almıştır. O zaman da tüm Dünyanın
ortak kullandığı bu deney merkezi, Kur'an'da Nûr 36'da
bildirilen ve Necm suresinde Şi'ra diye bildirilen yerdir." İşte
burada yapılan bir deneyden ve zamanda kaydırılacak bir
Hibritten söz ediyor Hans. Bu iş için, bir Hybrit, bir "Tarık"
yani çan biçimli uçandaire ve bir ekip hazırlanmıştı
diyor. Tarık sözcüğü için de şu sözlük tanımlamasını
veriyor: " Tarık, Arapça, tokmak gibi sert çarpan, çarptığı
yerden geri firlayan demektir" diyor. İşte bu Tarıkla
yani zaman gezmeni olan UFO ile, bir başka deyişle
Durakhapalam'la bir Hibrit zamanda geriye gönderilecekti. Bu, yapay ya
da kırma bir insandı. Şi'rada imal edilmişti. Gittiği
yerde de asla tarihe
karışmayacaktı. Onunla gidecek olan ekiptekiler de tarihe
müdahale etmemeye kararlıydılar. Bu
bilimsel çalışmanın içinde Yahudiler de vardı;
çünkü Adler düzeninde kesinlikle ırk ayırımı
yoktur. Bu yüzden, normal
bilim adamları gibi onlar da o araştırmanın içindeydiler.
Ama hareketten önce bir gece birileri o aracı eline geçirdi.
Onların tamamı Yahudiydi. 7 kişi Tarık'ı (Dhurakapalamı
yani TT'yi) çalıştırıp kaçırdılar.
Bunlar birinci ekipti ve Hans bunlara "Ayneşşeytan Ekibi"
diyor. Kayıtlarda onların araçları Zero-N' adını
alıyor. di. Hans, Ekiptekilerin isimlerini şöyle veriyor:
Einstein (Ayneşşeytan), Marx, Freud ve Wolf Messing, Alois
Hiedler (Hitler'in babası), Benjamin Disraeli (Levi Stahl), Yahudilerin Filistin bölgesine
toplanarak bir devlet kurmalarını ilk defa öneren ve Dünya
Siyonist Örgütü'nü kuran, Theodor Herzl'di.
Bunlar, geçmişe WEMB değil, ZİON düzeni kurmak için yola çıktılar...Yer yüzünde, Adler (Alias Olof Adler) vardı. 1940'lı yıllarda (yazılmamış tarihte) işbaşı yapmıştı ve WEMB düzenini yerleştirmek üzereydi. Âdil idi. Zaten bir adı da "Adel"di. Annesinin de adı Adaleid (Adalet) idi...1943 yılında Almanya'nın başındaydı. Rusya'ya değil; İngiltere adalarına çıktı. Adaları fethetti. Rusya'da donmaya gitmedi. Faşist, Nazi de değildi. Çok çok iyi bir insandı. Amacı eşit paylaşımlı 12 blok devletten oluşmuş hakça bir sistemi, WEMB düzenini kurmaktı. Bu
arada teknolojiyi öne aldı. Atom bombasını da imal etti.
Böylece V-3 Roketleriyle Amerika'yı tehdit etti. ABD'nin Arizona
çölünde ilk atom bombasını denediği yere, hem de Hiroşima-Nagazaki
kentleri yerine iki bombayı balistik ile gönderdi. Amerika böyle
bir şey karşısında şaşırdı.
Şartlarını sordu Adler'e. Adler "Siyonizm, çıkarcılık,
Dünya'yı Yahudi tüccarların eline vermek yok" dedi. 12
ülke bir araya gelecek. Patron yok, konsey (şura) var. Eşit-eşgüdümlü
paylaşılacak. Zengin ve fakir olmayacak. Sokakta yatan ve
trilyarder her ikisi de olmayacak. Herkes dolar bazında diyelim
milyoner olacak. Rusya da Amerika gibi Siyonistlerin elindeydi, güçlü
ve sivriydi. Ama Çernobil denen bir kentte patlatılan Adler Atom
bombasıyla teslim oldu. Yahudi diye bir hegemonya kalmadı.
Yahudiler de tam tersine eşit olarak katılımdaydılar.
Herkes gibi onları da sevgiyle kucaklamıştı Adler! Adler'in ABD'ye verdiği deklarasyon şuydu: 1. ABD+Britanya Adaları+İrlanda+Yeni Zelanda+ Kanada+Avustralya+Güney Afrika Birliği tek bir devlet halinde birleşecekler. Bu konfederasyon, diğerlerine (Slav birliği, Arap birliği, Bantu birliği vb.) de örnek olacaktı. 2. ABD Siyonizmi terk edecekti. Yahudiler hakkaniyetle ve servetleriyle birlikte Baja California yarımadasının tamamına iskan olacaklardı. Yani Arzu Mev'ud şimdi Meksikada kalan o süngü gibi yarımadada, Pasifike bakan yarımadada kurulacaktı. Yahudiler de bu Dünyanın insanı olarak ve eşitlik ilkesi gereği, bağrımıza basılacaktı. Yani Yahudi kendi dışındaki milletlere düşmandı ama bu durum ortadan kalkacak ve artık birlikte dost olacaklardı! Adler, Yahudi'ye bile eşitlik, barış ve Arzı Mev'ud getiriyordu. Böylece Adler, Amerika'yı ele geçirmişti. Koskoca kıtayı Anglo-Sakson ve İspanyol olarak ikiye bölmüş iki devlet yapmıştı. Orta-Asya'yı Bering Denizi'ne kadar Turan'a vermiş, Türk'ü Alaska'dan Amerika'ya komşu yapmıştı. Ural dağlarına kadar tüm Sibirya'yı da Fin-Macarlara vermişti. Arapların tümü bir devlet ve Afrikanın kuzeyi de onlarındı... Arap böyle Arap olmamıştı... Fas'tan Basra körfezine kadar koca bir konfederasyon, Afrika'nın altında kalan ise, tek bir devletti. İşte tam bu sırada "Ayneşşeytan Ekibi" geldi ve Alias Olof Adler'in yerine Hitler'in babası Alois Hiedler geçirildi. Adler
1945'de, içinde
8 saat geçireceği Kehf'e alındı. Bu Dünya zamanı
ile yaklaşık 300 küsur sene ileriye sektirilmek demekti. Böylece
Hanifler düzeni olarak WEMB düzeni yıkılıyor, yerine
Yahudi çıkarının ve efendiliğinin korunduğu
yeni bir düzen geliyordu. Bu yeni düzenin temel amacı, Siyonist
efendiler ve komünist köleler oluşturmaktı. Bu yüzden Dünya'da
hızla iki blok oluştu. Bu bloklar:
a) Siyonist efendilerle, Siyonist efendilere yakın kılınmış, Refahçı batı Avrupa / Kuzeybatı Avrupa / ABD / Kanada / Avustralya idi. b) Diğer blok ise, Meksika / Amerika'nın tamamı, Afrika'nın tamamı, Orta-Güney-Doğu Avrupa ile tüm Asya'nın tamamı idi. Bu gruba Türkiye'de dahildi. Bunlara komünist olma yazgısı biçilmişti. Böylece Siyonist Yahudi, efendi olacak, kendilerine yakın kıldıkları, bu efendilerin ihsanları ile geçinecekler, geri kalanlar ise, komünizm ideolojisinin güdümünde sürüneceklerdi. Yani efendiler "Zevk sürecek", Goyim denen konuşan hayvanlar da robot gibi üretecekler ve boğaz tokluğuna yaşayacaklardı. Hesap, plân, düzen buydu. Ne
ki, Walhalla'dan kaçırılan araç üzerine Şi'ra da boş
durmamıştı elbet! Geride iki araç daha vardı ve
bunlardan birincisi
yine Walhalla'da yapılmıştı. Adı 1L (Wanel) idi.
Hibriti onunla göndermişlerdi. Kafdağına düştü.
İfritlerle çarpışıp kaza gördü. Androidler feda
edildi. Yine de Ayneşşeytan ekibinden hemen 2 gün sonra
Şi'ra (Allahlaw) Timebulance'ı yola çıktı. Bu
üçüncü ve sonuncu ekibin geldiği aracın adı 1N (Wanen)'di.
İlerde, zaman gezmenliği konusunda açıklayacağımız
14 sayısı yüzünden yine de geç kalmışlardı.
Şi'ra'daki iki günlük zaman farkı, Adler yerine Hiedler'in
konmasına ve Dünyanın yangın yerine çevrilmesine
yetmişti. Allah onlara bir fırsat tanıyordu elbette...
Onların ilk gelişleri nedeniyle tarihi ilk onlar değiştirmişlerdi
ve Adler 365 yıl ileriye tehir edilmek üzere Kehf'e alınmıştı. Ne var ki, Hânif ekibi de gelmişti. Zion ekibinin zaman gezme araçları Zero-N, Hânif ekibin zaman gezme araçları Vanen (1-N) olarak adlandırılmaktadır. Vanen ekibi de bir süre sonra geldiğinden iki proje ya da iki kamp, yer yüzünde kitlelerin fark etmediği bir savaşa tutuşmuştu. Hanif grubu büyük bir direnç oluşturmuş, Ayneşşeytan ekibinin tekerine çomak sokmuştu. Halen Siyonist efendiliği sürmektedir ama bir çok bölge komünist sürünmeden kurtarılmıştır. Hanif direnişi sayesinde Balkanlar, Türkeye, İran, Araplar ile Hindistan, Pakistan, Afrika tamamı, Orta ve Doğu Avrupa ile Güney ve Orta Amerika, köleleşmekten kurtuldu. Ama yine de tüm Dünya'nın Siyonist Yahudi efendilere çalışması engellenemedi. Ortaya çıkan tarih ise, "Graceland" ile "exodusland" ya da "Alias ile Alois Savaşlarının" tarihi olarak, her iki kampın da projelerini tam gerçekleştiremediği kırma bir tarih oldu! Bağdadî'nin
batı kolu olan ve Hanif grubun batılı bilim kolunu teşkil
eden Zig-Zag topluluğunun
yapmış olduğu bilimsel çalışmalar sayesinde,
Doğu Almanya'daki duvarın yıkılmasından sonra
ibre, hızlanan gelişmenin Hanif projesine doğru olduğunu
göstermektedir. Böyle bir gösterge var olmasına vardır ama
yine Dünya'da Siyonizme ve paranın gücüne dayalı bir
egemenlik sisteminin var olmadığını kimse söyleyemez.
Diğer taraftan "Wanen" ekibinin yaptığı işleri de küçümsemek mümkün değildir. İki projenin tokuşmasının yol açtığı değişiklikler asla gözardı edilecek gibi değildir. Örneğin, Adler'in yerini kısa sürede Hiedlerin oğlu Hitler aldığından, İngiltere zaptedilmedi; kışın ortasında yazlık elbiselerle Moskova'ya yüründü. Savaşmadan 6 milyon Alman askeri donarak öldü. Almanlar Atom Bombasını başarmışlardı. Hitler bu nimeti kullanacağına, bu bombayı yapan bilginlerin tamamını sürdü ya da kaçırttı. Onlar da gidip Amerika'da bu işi denediler ve kabak Japonların başına patladı. Sonunda Hitler yenildi ve intihar etti. Peki bu arada "Gamalı Haç" nasıl oluştu? Köşeli yazılan W E M B harflerinden oluşan WEMB'yi birleştirerek gamalı haç yapan, Hitler'in babası Alois Hiedler'dir...Böylece WEMB'in yerini NSDAP diye bir şey aldı. WEMB
arması şimdi Gamalı Haç gibi duruyor. Yani biri çıkıp
bu armaya "Naziler" diyebilir. Hans: "Karşı
bağ kurnaz, bizim soylu ve yükselen değerlerimizi alıyor
ve kullanıyor. Adalet-Kardeşlik-Özgürlük vs... Bunlar
masonların değil; bizim sözcüklerimizdir. Kutsaldır hem
de... Kardeşlik de... Ama gel gör ki, bu Masonik slogan olmuş.
Kardeşlik yani uhuvvet Mason Biraderliği, Big Brother vb.
haline getirilmiş. Yönetici olarak, Adler
yerine vahşi Hitler getirilmiş. Parapsikoloji yerine Freudism
psikolojisi ihdas edilmiş. Giderek o kutsal terimleri ve sloganları
kullanmaya korkar hale getirildik. Marx bu düzeni bizlere zamanda geri
giderek "komünizm" diye yutturdu. Oysa Mighty'nin WEMB
düzenin ta kendisiydi... Sonuçta
1945 yılındakı
WEMB yerine NSDAP diye bir şey geldi. WEMB arması olan bu dört
harfin yerini SVASTİKA aldı. Alias yerine Alois, Adler yerine
Hiedler. Hiedler yerine de oğlu Hitler!" Bu
söylenenler, gözalıcı bir hayal gücünün gözalıcı
şaheserleri gibi görünebilir. Peki bazı mitoslarda ve
1935-1950 arası çekilen uçandaire resimlerinde açıkça
okunan "Wanen"lerin, "Wanem"lerin, "Wanel"lerin
ne işi var? Hans, bazı mitosların ve onlardaki anlatılan olay, isim ve sembollerin gelecekten getirildiklerini söylüyor. Bunlara bir örnek Germen mitoslarındaki WANEN'ler. Daha İngilizce yokken, one yani "van" okunmazken "n", "en" sayılmazken "1N" yani "Wan-en" ortaya çıkıyor. Bu durum zaman gezmenliğinin dışında ne ile açıklanabilir? "Germenler mi sadece? Hint efsanelerinde çizimlerine kadar Vimana'lar var. Tibet'de uçan tabaklar "Vaidorglar" var. Wanen yani uçan deniz kabukları var. Bir de 1N var. İngilizce okuyorsunuz: "one-en". Wanen."Geçmiş mi geleceği etkiliyor, yoksa gelecekten geçmişe bir geri tepme mekanizması mı var?" diye soruyor Hans. İkinci yürek hoplatıcı sürpriz de şudur: Üçüncü ekibin yani Vanem'lerin gelmesinden sonra, Dünya'da bilim ve teknoloji hızla ilerlemiştir. Şok yapan nokta bu alanı her iki tarafın da desteklemesi ve özellikle Zig-Zag ekibinin, gerektiğinde resmi bilim adamları ile birlikte çalışmalarıdır. Bugünkü Müslüman dünyası ile bilim ve teknik çalışmalarını yanyana getiremezsiniz elbet! Ama ilginç olan şu ki, her iki kanadın bilimsel çalışmalarına rehberlik eden çok önemli ve çok gizli bir şey var. O ne midir? Mevlânâ Halid-i Bağdadî'nin "Hızır Tezkiresi"dir! Bağdadî, tarikatını kurmuş ve iki kola ayırmıştır. Şam'da oluşturup batıya gönderdiği grup, bilim adamları grubu idi. Bunlar "ZİG-ZAG" adı altında örgütlenip, batıdaki bilimsel gelişmeleri hem izlemişler hem de yönlendirmişlerdir. Bu işte kendilerine rehberlik eden şey ise, doğudan gelen Hızır Tezkiresi'nin parçalarıdır. Bunlardan ileride daha ayrıntılı olarak söz edeceğim. Yine
umulmaz şoklanmaları göze almanızı öğütleyerek,
biraz da ilginizi Hitler'e ve onun arka yüzüne çevireceğim.
|