A22)  UZAYLILAR

 

Hans'ın bize sunduğu bilgilere göre Karadelikler, UFO, Bedensiz Astronomi ve aşırı elektromanyetik yüklemeler yoluyla, zamanda olduğu kadar mekânda (uzayda) da sıçramalar yapılabilir. O, bu konuda ayrıca "uzay yürüyümü" kavramını kullanmaktadır. Bu, Gri Hiçliğe çıkan bir zaman gezmeninin, kendi açısından baktığında yani gözlemci olduğunda ortaya çıkan bir algıdır ve ona uzay kendisine doğru yürüyormuş gibi gelmektedir. Müslümanca kültür geleneğinde buna "Tayy-ı mekân" denir. Hans, yeryüzündeki mekân ve zaman sıçramalarına onay verip olurlarken, yıldızlar arası ya da evrenler arası gezilere ise, pek sıcak bakmaz. Ona göre dünyadan başka bir yerde insan yaşamamaktadır. Öbür yıldızların gezegenlerin koşulları da insanın yaşamasına elverişli görünmemektedir. O yüzden uzay seyahatleri riskli ve gereksizdir. Özellikle de uzayda "uzaylıları" bulma ümidi boş bir hevestir.

Öbür taraftan, piyasadaki sözüm ona Ufologların ve UFO kitaplarının kamuoyunda çizdiği bir "uzaylı" tipi vardır. Bu daha çok Roswell Olayı'ndan sonra belirginleşmeye başlayan bir eşkâldır. Hans'ça söyleyecek olursak, bu tipleme, zaman gezmenliğinde kullanılan Hibrit tipidir. Hans'a göre, piyasa ufologlarının çizmeye çalıştıkları, yarı insan biçiminde ama zekâ ve teknoloji bakımından çok gelişmiş, yıldızlarda meskûn, bir uzaylı yoktur. Bize görünen UFO'lar da içindekiler de gelecekteki torunlarımızdır. Öyle sanıldığı gibi şimdiki zamanda yaşayan gezegen sakinleri, galaktik ya da galaksiler arası ziyaretçiler filan değildirler! Hans, nsanların birgün uzayda sistemleri turlayacağı doğru... Ancak onların "İleri bir uygarlık” olması gerekirdi. Eğer böyle ileri bir uygarlık iseler, çoktan gelmeliydiler. Oysa gelenlerin sadece torunlar yani "zaman gezmenleri" olduğuna ilişkin kanıt var. Zaten onlardan her biri için bir Zülkarneyn de diyebiliriz" diyor. Başka bir söyleşide, "Uzay sadece bize ait olamayacak kadar büyüktür; dolayısıyla acaba başka uygarlıklar var mı? Olsaydı, Kur'an yazardı! Şu sistemde şunlar var diye... Nefsi olan (melek vb.nin nefsi yoktur) cin, insan, yecüc mecüc dışında bize hiçbir canlı (alien) olmadığı bildiriliyor" diyor.

O bize, insan, cin ve Ye'cüc-Me'cüc'ün, bu üç canlı türünün, birden aynı dünyada değişik fazlarda aynı anda yaşadıklarını ama insan biçimindeki canlının şimdi ve bu zamanda yalnızca bu dünyada yaşadığını söylüyor. "Benim Arz'ım geniştir âyetini anımsayınız. Deccal ise bu evrenin yaratığı değil, paralel evrenin (çiftimiz) yaratığı... Yani o şu yıldızdan filan değil, şu başka evrenden... O hâlde bizim evrenimizde sadece dünyada yaşam var. Enerji (cin), canlı (insan, hayvan, bitki) ve izdüşüm olarak (Yecüc-Mecüc) her birimiz aynı Dünya’da yaşamaktayız. O hâlde bizden başka bir canlı daha yok. Üstelik sadece insan dünya dışına çıkabilir! Kolonileri sömürgeleştirebilir (dominyon daha doğru kelime). İnsan Sema'ya da çıkabilir, dabbet (arz altındaki izdüşüm dünyasına) da inebilir. Bu ikisi arasında yani Sema ve Arz arasında semavat vb. var. 7 gök kaburga - omurga spiralleri, helisleri var. Eğer insandan başka bir canlı daha olsaydı, tıpkı Deccal gibi ayrı bir paralel kainata konurdu, yine bu bizim dediğimiz kainata konmazdı. Biz tekiz. Tek halifeyiz! Diyeceksiniz ki, "Çok geniş bir evren sadece antropik olarak bize mi verildi?”. Evet sadece bize!" diyor.

Burada onun Bağdadî'nin Hızır Tezkiresi'ne fanatik düzeyde bağlanmasını, başka kuş tanımamasını ve temel metodunu yani Kur'an deşifreciliğini (Kur'anî çıkarımcılığını) irdelemek gereksinimini duyuyorum. Böyle bir çıkarımda Kur'anî dayanakları nedir ve bu Kur'anî dayanaklara inanmanın, onları postüla olarak, prensip olarak almanın gereği herkese dayatılabilir mi?

Bir başka nokta da şu: Acaba Hans "Evet uzayda gelişmiş uzaylılar var. Yıldızlarda meskûn ve gelişmiş canlılar var. Gökyüzü, insanın hatırına yıldız ve galaksilerle süslenmedi" teziyle konuya ve Kur'an'a yaklaşmış olsaydı, bize bir tomar Kur'anî belge ya da dayanak göstermeyecek miydi? Bütün bu söylediklerim onun temel yöntemini tekrar gözden geçirmesini gerektirmiyor mu?

Hans yanıt verse de vermese de bu tartışma uzayacağa benziyor. Belkide söylenecek tek söz şu: İnsanlık bekleyecek ve görecek! Bu arada benim Hans'a sevgim ve saygım, sonsuz. Beni bu "uzaylılar" konusunda, onun söylediklerinde rahatsız eden şey, nasıl bu kadar kesin, keskin ve kafasını da konuyu da daraltarak konuşabildiğidir.