|
4)
ZAMAN GEZMENLİĞİ Bence ışık hızının aşılmasının getirdiği en ilgi çekici şaşırtmalardan biri "zaman gezmenliği"dir. Peki ışık hızı aşılmakta mıdır? Işık hızını aşarak zaman gezmenliği yapılmakta mıdır? Zaman gezmenleri var mıdır? Varsa, bunlar ne yer ne içerler? Dünyamızda ve evrendeki işleri nedir? Bunlar ne yapmaktadırlar? Önce şunu söyleyeyim: Işık hızını aşırtan bir teknolojinin ortamı ve öyküleri ile kuşatılmış değiliz. Şu günlerde bile ışık hızının aşıldığı, deneylerle kesinkes ortaya konmuş değil. Ne ki, yoğun bir şişme vardır. Yani eli kulağındadır. Bir çok bilim adamı için artık ışık hızı, son hız değildir. "Aşılamaz" denemez ama yine de bütün dünya insanlarının "Işık hızı mı? Ooo... Onun aşılmazlığı eskidendi!" dediği bir aşamada da değiliz. Gelelim Hans'a..."Işık hızı aşılmakta ve zaman gezmenliği yapılmakta mıdır?" sorusunu Hans'a soracak olursanız, o size hiç duraksamadan, sular seller gibi "Evet" diyecektir. Zaten "Dabbet" olarak kendisi de bir zaman gezmenidir. Yani söylemine baktığımızda, onun bizzat işin içinde olduğunu söyleyebiliriz. Yine Hans'ın söylemine bakarak bu zaman gezmenlerinin ne yaptığı sorusuna yönelecek olursak, kendi adıma şunu söylemek isterim: O ünlü "Matriks" filminin sahicisini oynamaktadırlar. Aslında o ünlü filmi bir daha izlerseniz, türlü bilim kurgu fantezileri içinde, pekâlâ zaman savaşlarını anlattığını görürsünüz. Orada "Zion" sözcüğü açık açık ve üstelik "Hanif" yerine kullanılmıştır. Yani bir Yahudi-Siyonist şaşırtmacası yapılmıştır. Oradaki program ve programcı, iki kamp için de ortak kavram olup, ifade ettiği baskıcılık ise, bizzat Zion grubunun niteliğidir. Nitekim uygulamada, gerçekleştirdikleri Siyonizm'in dünya egemenliği ile de bunu açıkça ortaya koymuşlardır. İlk ağızda çılgın bir bilim-kurgu fantezisi gibi görünen bu konulara girmeden önce şimdi şu zaman gezmenliğini biraz daha ayrıntılı konuşalım. Söze yine ışık hızının aşılmasından başlayabiliriz. Bu gün insanlık UFO konusunda patlama noktasının sınırındadır. Dünya'da 30-35 yaş kuşağı, elini 200 m. yukarıya uzatsa bir UFO'ya dokunacakmış gibi hissediyor. Yani "uzaylılara" da UFO'lara da son derece açık ve yakın; çünkü yoğun bir ilgi ile bu konu kafasında önemli bir yer tutuyor. UFO'larla açık temas, artık fantazya ya da bir bilim-kurgu olmaktan çıkmış, geleceğe bırakılamaz bir konu haline gelmiştir. "Açık temas"ın eli kulağında gibi! Ne ki, şu durumu da gözden kaçırmamak gerekir: UFO'larla açık temasın eli kulağında gibi görünmesine karşın, UFO'lar hâlâ coşku ve heves düzeyinde. Yani UFO'lar ekonomide, siyasette, dinde, teknolojide ve insan ilişkilerinde yeni bir bilincin referans noktası değil. Sizin anlayacağınız, UFO yeni bir ekonomi anlayışını ve bu anlayış etrafında düzenlenmeyi ifade etmiyor; bir başka deyişle, UFO'lar ekonomiyi etkilemiyor. Ekonomi, paraya dönüştürülebildiği oranda UFO'ların varlığına izin veriyor. Siyasi ilişkiler ve sınırlar da UFO'lardan etkilenmiş değil! Siyasî çevreler, UFO'ların ortaya çıktıklarında yeni siyasetlerin referansı olacağını sezebiliyor. Bu yüzden de kurulu pek çok tezgâhın bozulacağı endişesi ile konuya yaklaşıyorlar ve onlar için UFO, sanal olduğu kadar eğlenceli, gerçek olduğu kadar da risk içeren bir konu! Kırk yıl önce Balıkesir'de İmam Hatip'te okuyan bir arkadaşıma UFO'lardan söz etmiştim. "Geliyorlar!" demiştim. "Ne olacak bu sizin takımın hâli?" demek istemiştim. O da anlamış ve "Takma kafana Mustafa! Gelsinler, düşünürüz!" demişti. Yani hâlâ UFO'lar dinî yorumlarda referans noktası haline gelmiş değil. Bir başka deyişle UFO'lar hâlâ dinî yorum alanında kendine bir yer yapabilmiş değil. Teknolojik olarak da öyle. Bugün günlük yaşamımıza elini, ayağını ve burnunu sokmuş bir "uzay teknolojisi" var ama bunun gibi, halkın günlük yaşamında yerini almış, günlük yaşamı ve günlük ilişkileri etkileyen bir UFO teknolojisi yok. İnsan ilişkilerinde de hâlâ ego temel referans. Kimse "Dünyalıyım" ya da "İnsanım" diyemiyor. "Hepimiz uzaylıyız!" diyerek başlayan konuşmalar yok! UFO'lar konusunda çektiğim bu tırnak resmini "Işık hızının aşılması" konusuna da uygulayabiliriz! UFO konusu elbette ki, bütün insanları ilgilendirmiyor; daha çok bilim adamlarını ve o çevreyi ilgilendiriyor. Peki orada "ışık hızının aşılması" konusu ne durumda? Artık kesinlikle "ışık hızı" ile sınırlanmak istenmiyor. Bu cahilce bir acelecilik olarak anlaşılıyor. UFO konusunda olduğu gibi, bu konuda da sınıra dayanmış bir şişme var ama patlama noktasına gelinmiş olmasına karşın patlama henüz görünürde yok! Sadece bir kaç bilim adamının bir yerlerde "ışınlanma" olayını başlattığını biliyoruz ama bu hiç kuşkusuz "zaman gezmenliğine" kadar uzatılmış ya da bu alana taşınabilmiş bir gelişmeyi anlatmıyor. İşte Hans'ın o tarihi rolü burada başlıyor. O, ışık hızının aşılması ve zaman gezmenliğinin başlatılması konusunda, bardağı taşıracak olan son damla gibi görünüyor. Ama ona sorarsanız, ışık hızını aşırtacak ve zaman gezmenliğini başlatacak bilgileri vermiş olsa bile, sabahtan akşama hareket hemen başlamayacak; yani zaman gezmenliği hemen, büyük bir tantana ve törenlerle başlamayacak, "zamanını" bekleyecektir! Oysa, yine onun açısından konu hiç duraksamadan olurlayarak, sular seller gibi konuşulacak, açıklanacak ve gerçekleştirilebilecek bir şeydir. "Tahayyün" yani ancak düşünülebilir, düşünerek kavranabilir, eksi, soyut bir Takyon yani Nur vardır. Onun oluşturduğu bir Süper Uzay (uzay üstü uzay) vardır. Zaten madde onun bir türevidir! Fizik evren kendine özgü enerjisi de dahil bu denizde yüzen bir adacıktır. Yani bizzat fizik evren, ışık hızının çok yukarısındaki bir hız ve zaman dünyasından gelmektedir. Elektron, nurun ürünüdür. Nötrinolar, elektronlarla nur arasında gidip gelen hayalet elemanlardır. Bütün sorun hızı artırmaktan ibarettir. Ve bu hızı artırmanın çeşitli yolları, araçları ve teknikleri vardır. Bunların en temeli ise, Karadeliklerdir. UFO'lar bu Karadelikleri kullanan aygıtlardır. Karadelikler Hans'a göre ışık hızının aşılmasının ve zaman gezmenliğini gerçekleştirmenin kuramsal ve uygulamalı araçlarıdır. Hem bu sözü açıklamak hem de Hans'ın tezini netleştirip pekiştirmek için "K", "L", "M" ve "J" deneylerinden söz edebiliriz. Bu deneyleri birinci kitapta "Zig-Zag İleri Teknolojileri" başlığı altında anlatmıştım. Gerçekten de Kozirev'in zamanla ilgili görüşleri sadece zihinsel, kuramsal bir atraksiyon değildir. Zig-Zag ileri teknolojileri, UFO yapımından zaman gezmenliğine uzanan kuramları olduğu kadar, deneyleri de içermektedir. "J-Deneyi" olarak bilinen Philadelphia Deneyi ile Dr. Jessup uzay yürüyümünü (yani uzayı yürütmeyi-tayyımekânı), Kozirev ise, Tayyı zamanı (zaman yürüyümünü) gerçekleştirmiştir. Kozirev'in yaptığı deney "K-Deneyi" olarak adlandırılmaktadır. Bu deneyde, ilk KMAlardan Gurdjieffin İsviçredeki şatosu ile, Kozyrevin Rusyada Ural Dağlarındaki mağarası kullanılmıştır. Nakledilen kişi, Zig-Zagda bir süre KMAlık da yapmış olan "Paul Kamensberg"dir. "L-Deneyi" de "K-Deneyi'ne" benzer bir deneydir. KMA Asistanı "Landsberg" tarafından gerçekleştirildiği için bu deneye, "L-Deneyi" denmiştir. Bu deney, birbirinden farklı renk ve kodlardaki çelik muhafazalarda yapılmış ve saniyenin binde biri gibi kısa bir sürede gerçekleşmiştir. M-Deneyi, "beş boyutlu relativite" üzerinden yapıldığından, fizik ile parapsikolojiyi birleştirmekte ("Tayy-ı Mekân" ve "Tayyızaman" tekniklerini içermekte) ve iki ayrı kutup arasında zaman ötesi bir bağlantıyı gerçekleştirmektedir. "J-Deneyi" ise, daha önce anlattığımız Philadelphia Deneyi'dir. Burada kendiliğinden (kontrol dışı) bir uzay yürüyümü gerçekleşmiş ama bu deney, zaman gezmenliği hakkında da önemli ip uçları vermiştir. Bu zaman-mekân gezmenliğine ilişkin deneylerin Zig-Zag tarafından yapıldığını düşünürsek, Hans'ın zaman gezmenliği konusunda bilim-kurgu yazmadığını, fantastik senaryolar düzmediğini anlamamız kolaylaşır. O, şimdiye kadar zaman gezmenliği üzerine yazılan yazıların, yapılan konuşmaların en makul ve bilimsel olanını bize sunmaktadır. Zaman gezmenliğinde dört teknikBu teknikler kısaca Çan biçimli UFO'lar, Karadelikler, manyetik fırtınalar ve insan bedenini polarizlemedir. İnsan bedenini polarizleme, yapay ya da doğal uyku durumudur. Bu durumda elektrik ve manyetik kalıpların ayrışarak, insan bilincinin aslî vatanına yani Takyon dünyasına döner. Bu dünyada yapılan deneyler (müşahede ve mükâşefeler), bizim dünyamıza düş olarak yansırlar. Biz bu deneylerde istersek geçmişe, istersek geleceğe gidebiliriz. Gelecekle ilgili haberci rüyalar, Hans'a göre bu düşünüşün doğruluğunun kanıtıdırlar. Ancak uykudayken ve düş görürken yalnızca manyetik kalıbımızın (ruhumuzun) takyonik evrende olması ve ışık hızını geçiyor olması, tasavvufta mükâşefe ve müşahede diye bilinen, bir tür OOBE yani bedensiz astronomi yapma durumudur. Yönlendirilmiş düş görme de denebilir. Dolayısıyla bu tür deneyler ve süreçler, beden dışı yaşanan şeylerdir. Oysa Hans, S:151 C:1 Bant:1'de "Bedenimizle birlikte yapabileceğimiz bir tarih yolculuğunu bize Karadelikler ve manyetik fırtınalar sağlar"diyor. Demek ki, tekniklerden biri de "manyetik fırtınalar". Manyetik fırtınayı Bermuda Şeytan Üçgeni'nden ve Phyladelphia Deneyi'nden tanıyoruz. Özellikle Elridge gemisinin yüksek manyetik fırtınadan sonra gösterdiği tepkiler, "Uzay Yürüyümü" yani Tayyımekân ya da ışınlanma ile zamanda sıçramanın aynı ya da benzer mekanizmalara dayandığını göstermektedir. Manyetik fırtınanın, içine aldığı obje ile bir Karadelik arasında bağ kurduğu, bunun sonucunun da o objeyi bazen mekânda bazen de zamanda sıçrattığı söylenebilir. Hans, Philadelhia Deneyi'nden sonra ortaya çıkan tuhaflıkları da bu manyetik fırtına ile açıklıyor. Ona göre, gemiye 20 000 volt gibi aşırı enerji yüklenmiştir ve bu enerji kesikli biçimde deşarj olmaktadır. Bu yüzden de aracı zaman-mekân içinde gezdirmektedir. Bu görünüp kaybolmalar ya da durduk yerde ateş almalar, o kişi ya da nesne yüklendiği o aşırı yükü boşaltıncaya kadar devam eder. Sonunda kendi zamanına döner. Bu arada o kişi, gemi ya da nesneyi görenler hayalet gördüklerini söyleyeceklerdir. Hans, "Bermuda Şeytan Üçgeni" diye bilinen bölgedeki tuhaflıkları da aynı görüşle açıklamaktadır. Çan biçimli UFO'lara gelince, bunlar gelecekteki torunlarımız tarafından yapılmış, zamanda gezme araçlardır. Hem ileri hem geri gidebilen, insan elinden çıkmış yapay araçlardır. Gerektiğinde karadelikleri de kullanma olanağına sahip olmalarına karşın, bunlar ağırlıklı olarak, ışık hızını aşma yeteneği olan araçlardır. Yani sahip oldukları teknoloji, onların ışık hızında ve hatta daha da hızlı hareket edebilmelerini sağlamaktadır. Zaman
gezmenliği türleri: Kaç tür zaman gezmenliği vardır dersiniz? Elbette iki tür: İleri (Zig) ve geri (Zag). Ancak, yanıtın bu kadar küçük ve sade olması bizi yanıltmamalıdır; çünkü her ikisi için de kendi içlerinde geniş bir ayrıntılandırma var. Her ikisi için de farklı teknikler ve araçlar söz konusu. Bu yüzden de ileri ya da geri gitmenin yalnızca birer yolundan söz edemiyoruz. Sonuçta zaman gezmenliği, tahmin edemeyeceğiniz kadar karmaşık bir konu. Zamanda
ileri (geleceğe) gitmek: Örneğin, 13 Şubat 2002 Çarşamba e-söyleşisinde Hans, zamanda ileri gitmek konusunda, "Zaman yolculuğu için bir çok mekanizma vardır: Öncelikle zamanda ileriye ve geri gitme biçiminde ikiye ayrılacaktır. Zamanda ileri gitmek çok kolay: Işık hızına doğru hızlanırsın ve çağları aşarsın. İkizin çoktan ölmüş olur..." diyor. Bu anlatımda, zamanda ileri gitmek tek araç ve tek yönteme bağlanmış, çok basit bir olay gibi gösteriliyor. Yani "Atlarsın UFO'na, verirsin gazı, 70 cm.'e ulaşıncaya kadar 300 yıl ileri gidiverirsin" deniyor. İyi de bu işin, öbür tekniklerle ve gelecekte bulunacak daha başka tekniklerle de yapılması var. Örneğin yumarsın gözünü, ânında Gri Hiçlik'te alırsın soluğu! Bunun yanında manyetik fırtına denemek ya da Karadelikleri kullanmak gibi seçenekler de var. Eh tabi, özellikle ne tür bir Karadelik bulup nasıl kullanılacağı, manyetik fırtınanın düzeyi, ne tür şeyleri nasıl etkileyeceği gibi konuları da bilmek gerekiyor. Yoksa bir yığın denetlememiş Philadelphia ya da Elridge ile boğuşmak zorunda kalmak işten bile değil! Rastgele içine gireceğiniz bir Karadeliğin ise, sizi bırakın geleceğe sıçratmasını, herhangi bir anti ya da paralel evrene fırlatmayacağından da emin olamazsınız! Hatta bırakın üç yüz yıl geleceğe sıçramayı, quantlarınızın bile un ufak olma olasılığı var! Bir başka sürpriz de almak istediğimiz sonucun, ışık hızını hangi düzeyde aştığımıza bağlı olmasıdır. Işık hızının üzerinde bir düzey var; bizi geleceğe taşır. Bir düzey var, bize ring yaptırır. Sekiz ayda bir kendimizle karşılaşırız! Bir düzey var, geleceğimize gidelim derken, bizi doğmumuzla karşılaştırır. Bir düzey var; her şey olup bitmiştir ve tüm yaşamımız çekilmiş filmin karelerinin sıkıştırılmışı gibidir. Kur'an'da "Mürekkebi bile kurudu!" ile işaret edilen şey budur. Bütün bu süreçler ışık hızından hızlı bir evrende gerçekleşir ve böyle bir evren vardır. Bu evreni Feinberg bulmuştur. Buna "Gri Hiçlik" demiştir. Kur'an'daki karşılığı Arş'tır. Daha doğrusu Arşın yukarıdan aşağıya doğru alttaki yedinci basamağı olan "Misâl âlemi"dir. Bir saniyenin ebediyet olduğu, matematik dilinde eksi sayılarla gösterilen soyut bir evrendir. Zamanda geri gitmekHans, "Eğer uygun bir Karadelik bulsaydık, onun halka tekilliğine zıt yönde girseydik, zamanda gençleştiğimizi görebilirdik. Yolculuk sürdükçe de 8 ayda bir, daha genç kopyalarımıza rastlardık. Ve doğal olarak, gide gide doğum ânımıza gelirdik" diyor. Aslında ister ileri giderek, ister geri giderek, zamanda kendimizi izlemeye çıkmak, bir ring (dönü) hareketi yapmaktır ve süreç, ışık hızını ne düzeyde aştığımıza bağlıdır. Bir
e-söyleşisinde Hans bu konuda şu açıklamayı
getiriyor: "Zamanda ileri ve
geri iki tür yolculuk olduğunu anımsayalım. Geriye
yolculukların bir çoğunun karadelik tekilliklerinin
denetlenmesiyle mümkün olduğunu da anımsayalım.
Çıplak tekillik, ışıktan hızlı dönen
tekilliktir. Asimetrik çıplak tekillik (Karadeliğin gök yırtığı
biçiminde evren zarını çatlatıp arkadaki öteki evreni
göstermesi). Bunlardan başka iki tane daha tekillik özel koşulu
var: İlki
elektrik yüklü karadelik... Ki bu, bir insanı geçmiş ve
gelecek olarak iki tane yapıyor. Birinciyi geleceğe doğru
yutuyor, ikinciyi ise eskisinden daha güçlü bir enerjiyle "geçmişe"
fırlatıyor. Yapıtlarımı okuyanlar, karadelik
enerjileri (mirac-2.cilt) bahsinde "elektrik yüklü karadeliğe
iki roket atıldığında onun birinin karadelik dönme
enerjisine katıldığını, diğerinin ise,
eskisinden iki misli güçlü olarak dışarı (zamanda
geri) gittiğini, yazmıştım. İşte
zamanda geriye gitmenin bu şekline bir göz atalım: Eskisinden
güçlü ikinci roket (foton ya da zaman yolcusu) geçmişe fırladığında,
zaman zelzelesi oluşur. Çünkü termodinamik yasa uyarınca
enerji tüketilir, yani birim, birden sıfıra doğru tüketilir...
Ne var ki, bir iken iki katı olması ise, termodinamiğe
terstir. Yani zaman yolcusu geriye giderken artık madde değil,
askıda madde olarak geçmişe gençleşerek döner. Işık
hızıyla geçmişe gitmektedir. Kehf denen askı süresinde
ya da Kurşunî Hiçlik'te bir yıla karşı 14 yıl
geçmektedir. (14 Fatörü)
Bunun
anlamı şu: Bir zaman yolcusu ister elektrik yüklü bir
Karadeliğe dalsın isterse Târık denen aygıtla uzay-üstü-uzay
olan gri hiçliğe gitsin, zaman oku tersine dönecektir. Yani
20 yaşındaki bir insan düşünelim: 2020 yılında
târık ile geri gitsin, yaşı 20 olduğuna göre doğum
tarihi de 2000'dir. Ama 20 yıl gençleştiğinde, doğduğu
yıl olan 2000 yılına gitmez. Anne ve babasına dönemez.
Bir yıl, 14 yıl olduğundan, 20 yaş çarpı 14 yıl
yani 280 yıl geriye gider... Otuz yaşında yola çıkan
biri ise 30x14=420 yıl, 40 yaşındaki biri ise, 560 yıl
zamanda geriye gider ve bebek olarak doğar (Cenin halindeki
bebekten söz ediyorum). Bir zaman yolcusunun yaşının 14
katı bir sürede zamanda geriye gittiğini aklımızda
tutalım. Neden yaşı kadar geriye gider? Çünkü yaşından
önce yoktur yani yaratılmamıştır. İnsanın
zamanda geriye gideceği son nokta yaşıdır. Şimdi
20 yaşındaki biri 2020 yılından itibaren geriye
gittiğinde, 2000 yılına değil, 20x14=280 yıl
geriye gider. Şimdi 2020 yılında zamanda geriye yola çıkan
biri 2000 yılında bebek olarak doğmaz. Evet 2020 yılında
yola çıkan biri 2020-280=1740 yılında doğar" diyor. Zamanda
geri gitme konusunda, Hans bir başka e-söyleşisinde de şu
açıklamayı getiriyor: "Zaman
enerjisi, zaman osilasyonundan oluşmuş bir enerji olduğundan,
çevrilebilir bir niceliktir ve bu nicelik "Baştan geriye sıfırladığı"
kişiyi "ikinci kez" 20 yıl tenzil ederek indirim
yapar ve entropi korunmuş olur. Yani düzensiz hale gelen ortam
yeniden düzenli hale gelerek entropi sağlanmış olur. Böylece
termodinamik yasa ters dönmekten kurtulur." 13
Şubat 2002 Çarşamba e-söyleşisinde ise, "Zamanda ileri gitmek çok kolay. Zor olan zamanda geriye
gitmektir. Zamanda geriye giden mekanizmalar şunlardır: 1.
Antimadde zamanda geriye gider: Bugün Çarşamba ise yarın salı
olur. Madde'de ise, yarın Perşembedir. Madde ve antimadde
olan iki kişi birbirine yarın randevu verirlerse aynı
yerde buluşamazlar. Çünkü birinin yarını Perşembe
ötekinin ise Salıdır. Yarın değil de öbür gün
buluşalım derlerse aralarına 4 gün girer: Biri Pazartesi
günü öteki de Cuma günü buluşurlar (buluşamazlar). Antimaddenin
bizden şu farkları vardır: a)
Antimadde nötrino; madde antinötrino üretir. b)
İzo-spinleri birbirinin zıttıdır. c)
Elektrik yükleri terstir (eksi yüklü proton; artı yüklü
elektron gibi). d)
Zaman oku yönleri de spinleri gibi terstir. Bu antimaddenin kaçınılmaz
kaderidir.Antimaddenin zamanı geriye doğru çalışır. 2.
Aynı mantıkla takyonlar da eksi işareti aldıklarından
zamanları tersine çalışır. Fakat antitakyonların
zamanı bizim gibi ileri çalışır. Konumuz
zamanda arkaya gezmenlik olduğundan, bunu irdeleyeceğiz: Zamanda
tarihe yolculuk için de şu biçimler vardır: 1.
Bedeninizi koruyarak zamanda geriye gitme. 2.
Bedeninizi gençleştirerek tarihe yolculuk. Birinci
mekanizma çok özel şartlar istemektedir. Bunun anlamı çok
çok özel Karadelikler bulmak demektir. Zaten bir Karadeliği
bulmak dert. Hele hele en uygununu bulmak en büyük dert. Bu tür
Karadelikler şunlardır: a)
Çıplak tekillik içeren Karadelik: Bu tekillik ışıktan
hızlı döndüğü için olay ufku kalkmış ve içindeki
Karadelik tekilliği görünür olmuştur. Işıktan hızlı
döndüğü içindir ki yörüngesine oturup da aracın motorlarını
kapadınız mı, "bedeninizi koruyarak" tarihe
gidersiniz. b)
Diğer tip Karadelik: Asimetrik yıldız çökmelerinden oluşan
bir "gök yarığı"dır. Gök Yılanı,
ve âyetlere göre göğün alev alması, kızarmış
bir bakır gibi göğün yırtılması, gökyüzünde
kızarmış bir gül gibi açılan Karadelik
tiplemesi... Arkaya geçtiniz mi, "öteki evrene çıkarsınız
ve zamanda geriye giderken vücudunuzu korursunuz. Ama pratik değil:
Çünkü öteki evren bir meçhul... Ya orada yaşam yoksa? Konacak
bir istasyon yoksa? Ya Deccal'in ırkının yaşadığı
bir evrene çıktıysak?diyor. 10
Mart 2002 Pazar e-söyleşisinde ise, "Zamanda
geriye gidenler aynı çağa gelemez. Mesela biri 20 diğeri
25 yaşında olan iki zaman yolcusu düşünün. Birincisi
25 yaş x 14 yıl, diğeri de 20 yaş x 14 yıl
zamanda geriye düşüyorlar ama aralarında artık 5 yaş
değil 70 yıl oluyor. Mesela biri 1970'de doğduysa ötekisi
(5 yaş büyük olan) 1899 yılında doğmuş
oluyor. Ve bunların birbirini görmesi çok zor. Janna ve Hawking arasında yıl farkı bile yok ama biri 60 yaşında diğeri 22 buçuk yaşında. Oysa aynı yılın çocukları (Gelecekte tabii). Ama geçmişte aralarına 40 yıla yakın zaman giriyor. 40/14 = 3. Evet üç ay 40 yıl ediveriyor. Zaman paradoksları böyle bir şey işte... Aklım şaşıyor, bu konunun tek uzmanı olduğum halde tuhafsıyorum" diyor. Zaman
gezmenliğinde sorunlar-riskler: Öyle görünüyor ki, zaman gezmenliğinde sorunlar saymakla bitecek gibi değil ve hemen hemen hepsi de ışık hızının aşılması ile başlıyor. Işık hızının aşılması ile ortaya çıkan süprizlerin bir kısmından söz ettim. Onlardan bir ikisine tekrar değinmekte yarar görüyorum: Işık hızında ya da üstünde yolculuya çıktığınızda, zamanda da yolculuya çıkmış oluyorsunuz. Bu yolculuk boyunca ne olur biliyor musunuz? Nedenlerle sonuçlar yer değiştirir! Yani artık, önce cam kırılmakta sonra taş atılmaktadır. Önce güneş batmakta, ardından ortalık ağarmağa başlamaktadır! Saate baktığımızda, göreceğimiz şey de tuhaf olacaktır; çünkü, akrep ve yelkovanın sağa doğru değil sola doğru gittiğini görürsünüz! Film tersine döndüğü için, tramplenden havuza atlamaz, havuzdan tramplene yükselirsiniz! Böylece anılarımızın da en eskileri değil, en yenileri unutulur! Film makarası tersine sarıldığından niçin yola çıktığımızı da unuturuz! Zaman yolculukları hiç de risksiz değildir bu yüzden! Ne ki, yine de zaman içinde, böyle tersine işleyen ve doğrusal bir zamanı imleyen nedenselliğe alışabiliriz. Alışılması da kavranması da zor olan, yolculuk boyunca, durup durup kendimize rastlamak ve onlarla konuşabilmektir. Daha da zor olanı, nedenle sonucun aynı ânı paylaşmalarıdır. Öyle hızlar söz konusudur ki, burada başlangıç ve bitişin, nedenin ve sonucun aynı an, aynı şey olduğu noktaya geliriz. Burada o muhteşem hız yüzünden, "yola çıkmadan amacına ulaşmak" söz konusudur. İşte doğuşun ve ölüşün, neden ve sonucun bir olduğu böyle bir zamanın varlığını anlatmak üzere, Kur'an'da, "Her şey yazıldı ve olup bitti de mürekkebi bile kurudu!" denmektedir. Burada doğum ânımızın ardından ölümümüzü, ölümümüzün ardından doğumumuzu görmek, bu kafa yapısına göre değildir! Öyle bir hızda gidiyorsunuz ki, orada aynı anda doğuyor ve ölüyorsunuz! Burası, nedenin ortadan kaldırıldığı, başla sonun, nedenle sonucun bir olduğu bir hız düzeyidir. Öylesi bir durumda Süper Uzay'da, o kendine parlanılan Gri Hiçlik'te olunur. Artık Takyonik evrendesinizdir. Kişisel kayıtlarımızın yapıldığı Aşağı Misâl Âlemindesinizdir. İnsanlığın kolektif bilinçaltındasınızdır! Bütün ömrünüzün kayıtları, doğma ve ölme sınırları arasındaki bütün süreç ziplenerek sıkıştırılmış, üst üste çakıştırılmış düzgün şekilli olmayan bir benek gibidir. Yaşamak, bu sıkıştırılmış malzemenin açılmasıdır. Sanırım, bunları okuduktan sonra, sizin de üstünüze "İyi saatte olsunlar" üşüşecek! Bu terazinin bu sıkleti çekmediği açık! Peki ya siz bir zaman gezmeni olsaydınız ne yapardınız? Eğer algınız bu verilere göre düzenlenmemiş ise, en kısa yoldan tırlatırdınız elbet! Ama böyle bir algılama yani bu değişik ve çarpıcı veriler ve belirlemelerle düzenlenmiş bir algılama düzeyini tutturmak sonra da bu dünyamıza uyum sağlamak sorun olmaz mıydı? Bence bu çok ciddî bir sorundur ve satır aralarına itilmiş gibi görünmektedir. "Işık Hızının Aşılması" ile ilgili diğer beylik sorunlara gelince... Işık hızına doğru cisimler uzayıp flûlaşıyorlardı. Işık hızında da artık zaman duruyordu. Biz görünmezleşip, noktasallaşıyor ve enerjiye dönüşüyorduk. Bu durumda, bildik fizik evren bitiyor gri hiçliğe, blok zamana geçiyorduk. Orada da cisimler kendine parlıyorlardı. Olayın başında iki taraf da birbirini uzayan makarna ipliği gibi görüyordu! Hızla birlikte zamanda ortaya çıkan sapmalar, oynamalar insan aklını zorlayıcı bir nitelik kazanıyordu. Geçmişe gittiğinizde ömrünüz %50 yarılanarak gençleşiyordu. Ama geçmişe de geleceğe de gittiğinizde tam istediğiniz zamana giremiyordunuz. 14 faktörü, geçmiş için de gelecek için de sorun yaratıyordu. Şimdi yine ışık hızının aşılmasıyla ilgili ama daha çok zaman gezmenlerini ilgilendiren birkaç soruna değinelim. Unutma-Felç-İki anı öbeğinin
birleşmesi-Hâmilik Bunlardan
bir tanesi "Unutma-felç-belleğin toparlanması ve
hâmilik"tir. Bu konuda Hans'ın değişik
zamanlarda ayrıntılı açıklamaları var. Örneğin,
29 Mart 2002 Cuma
e-söyleşisinde zaman gezmenliği yüzünden unutma, felç ve
belleğin toparlanmasından söz ediyor. "Bir
zaman arka gezmeni (ZAG) 20 yaşında yola çıktı.
Yeniden doğdu. Yola çıktığı 20 yaşa kadar
beynin sol yarımküresindeki hafızasını edindi. Hatırlamıyor
ama bunun Amnezia ile ilgisi yok... Sadece zaman tersinmiş ve ilk
20 yaş anıları silinmiş. Günü-saati gelince, bir
felç ile birden ilk 20 yaş anılarını da anımsıyor.
Bir de ikinci 20 yaş yani bu çağdaki anıları vardı.
Birinci 20 yaş anıları beynin sol yarimküresine oturuyor
ve öteki (sonraki) ise, sağ yarıkürede yer alıyor. Böyle
bir tıbbî vaka görülmediğinden elbette şimdilik tıp
için Ha-vet diyeceğiz. Beynin
iki yarım küresinde iki ayrı gerçek yaşanmış
anı olması elbette tıbbî müşahadede iki yarı
kürenin birden kullanılması şaşırtıcıdır.
Çünkü biyo-organik canlılık sol ellidir (sol testis ve
overi anımsayınız). Ötekisi dumur halindedir. Böyle
olunca, beynin sol yarım küresinde ikinci bir hafiza olması
bir kişilik bölünmesi ya da çok kişiliklilik (multi
personality) değildir. Çünkü zaman gezmenlerinin hiçbiri akıl
hastası olmamıştır. Einstein, Marx, Freud,
Velikovsky, Tesla, Gurdjieff, Borges, Kozyrev, vb. vb. Yani bu kadar
dahi insan saydım: Hangisinin akıl hastası olduğunu
söyleyebilirsiniz? Bir tek Messing'in psikiyatr tedavisi var, o da
telepat (Misstersspassinger) olduğundan. Demek ki, bir zaman
gezmeninin çok-kişilik hastalığı yoktur ve olamaz
da... Kişiliği bölünemez. Bölünen sadece zamanın iki
ucundaki (Karneyn) iki ayrı anısıdır. Yani kişiliğinden
dolayı bir akıl hastalığı yoktur. Zaten korunmuştur.
Jana
23.yy çocuğudur. Hawking ondan sadece üç yaştan daha az büyüktür.
Yani akranlar, aynı Nextranssciencenter'in ve Centerminal'in ya da
bugünkü diliyle Akademi'nin çocukları. Onlar Walhalla'dan değil;
Allahlaw'daki Centerfold'dan... Şi'ra ki, orası asla karşı
bağ tarafından ele geçirilemez! Orası ki, Nur-36'daki
kolonizasyondur. Ama bu üç yaş kadar fark 14 ile çarpılınca
araya 42 yaş farkı çıkıyor. Aslında daha az
ama rakamları yuvarlamak için böyle dedim. Akranlar arasındaki
küçük yaş farkı perspektif sayı yüzünden büyüyor. Jana'nın
23. yüzyıl anıları (20 yıl)+Jana'nın 20. yüzyıl
anıları (20 yıl) = 40 yıl. İki ayrı yarımkürede...
İkisi ayrı ve karışmıyor. Karışırsa
ve unutulursa mecnunluk olur. Jana'da da bütün zaman gezmenlerinde olduğu gibi, belli bir süre unutma var ama karışma yok. Bu (Târık) mekanizmasının yani zamanda geri gitmenin "unutturduğu" bir unutma ve zamanı gelince hatırlıyor. Böylece, Jana biliyordu ama zamanda geri gidiş unutturdu ona... Alman asıllı Brezılyalı Katolik bir Hristiyan aileden yeniden doğdu. Hristiyan olarak 20'li yaşlara kadar kiliseye gitti, domuz eti yedi vb. Günah çıkardı... Ama bir felç geldi ona günün birinde... "La ilahe illallah Muhammeden resulullah!" dedi... İma ile namaz kıldı. Bizleri anımsadı. Benim adımı söyledi evvela, sonra da Hawking'in adını..." diyor. Burada
Hans'tan iki açklama istiyorum. Birincisi Hawking'le ilgili. Söyleşilerinden
birinde Hawking'in felcinin düzelmemesi konusunda, onun "solit
programla" gelmiş olmasının buna yol açtığını
söylüyor. Bu solit programın ne olduğunu açıklamalıdır.
İkincisi ise, yukarıdaki söyleşide Jana'nın felci
ile ilgili olarak konuşurken Gurdjief'in hasta bakıcılara
Hans'ın ve Hawking'in isimlerini verdiğini söylüyor.
Gurdjief o sırada orada ne aramaktadır? Burayı kasıtlı
olarak es geçiyor gibi. Bu noktayı açıklarsa büyük bir
merak giderilmiş olacak. 14 Nisan 2002 Pazar e-söyleşisinde
ise Hans, zaman gezmenlerine hamilik konusunda şöyle diyor: "Zaman
gezmenleri "henüz" gelecekteki hafızayı
edinmediklerinde, yani felç öncesi, "birisi" onun bakıcılığını
yapar. Bu bakıcı kimse mutlaka yaşça büyük olandır.
Meselâ Kozyrev, Gurdjieff, Borges vb. arasında öyle fazla bir
zaman farkı yoktur. Yaş farkını 14'e bölünüz,
aradaki gerçek yaş farkı odur. Önce gelen kimse daha önce
"bilinçlenecek", yani felç geçirecektir. Ondan sonrakilere
ise, "Hamilik" yapacaktır. Meselâ
Borges, Hawking'e gidecektir. Hawking onu tanımamaktadır ve
diyecektir ki: "Aslında beni tanıyorsun ve bunu yakında
hatırlayacaksın. Mesela, 3 gün sonra sana bir felç gelecek
ve sol tarafını kullanamayacaksın. Yarım felç
gelecek, der... Tabii böyle biri size gelip de üç gün sonra felç
olacağınızı söylerse (şahsen ben) kovardım
onu ve deli olduğuna hükmederdim. Felci belirleyen yola çıkma yaşınızdır. Yani felcin gelme ânı demek, yola çıktığınız ânın (ve o yaşın) ta kendisi gelmiş çatmıştır demek. Diyelim ki Jana bunların sonuncusu... İyi ama Gurdjieff var önce ve UFO (Târık) onunla yaşıt... Demek ki, önce Gürcüoğlu servis aracının tek pilotudur (ufonotudur), sonra diğerlerini toplayacaktır. O Ufo bir tek UFO'dur. Ancak tanıklara ayrı ayrı zamanlarda göründüğünden onu bir çok UFO'dan biri sanır tanıklar... O bakımdan kaba çan ya da kule biçimli olanları aslında bir tek UFO'dur Diğerleri uydurma da olabilir, Cinnî de... Uydurmalar özellikle çok ayrıntılı ve kibar maketlerden tanınır. Bunlar uydurmadır." diyor. Böylece Gurdcief'le ilgili soruya dönüyorum yeniden. Bu durumda, hastaneye gelip, hastabakıcılara Hans'ın ve Hawking'in adını veren Gurdjief miydi? Böyle bir şey olduysa, böyle bir müdahaleye ne gerek vardı? Yoksa bu olayı daha az sayıda bir zaman gezmeni grubunun, dünyaya daha önce ulaşmış dolayısıyla dünya zamanına göre en yaşlı olanının bir görevi veya hizmeti olarak mı anlamalıyız? Hans'ın
Jana ile ilgili başka söyleşilerde söylediklerine bakılırsa,
Jana'nın hâmiliğini Hans almıştır. Bu durumda
Gurdjief'in yine de açıklanması gerekmektedir. Niçin
Gurdjief hastanedeydi ve oradaki görevi neydi? Hans,
o söyleşide bu sorulara yanıt vermiyor elbet. Felci
belirleyen yaşı belirttikten sonra, zaman gezmenlerinin kendi
zamanlarına döndürülüşlerine
geçiyor. "O
UFO'yu kullanan kişi bir diğer felçliyi, yani dönme sırası
almış olanı "zaman içindeki durağında"
toplar. Bu toplama işinde, 70 cm ve bunun karşılığı
olan üç asır vardır. Binen biner ve gider. Yani 70 cm. yukarı
sıçrar ve yola çıktığı yaşta olarak
kendini 310 yıl sonraki aynı yerde buluverir. 70 cm aşağıda
her şey tarihtir ve tüm çağdaşı canlılar o
saatte" ölmüşlerdir. Bunları
PUPUnun mekanizmasını anlatmak için anımsattım...PUPU,
Pick-Up+Pack Utility demek. Toplama, paketleme gereçleri gibi... Zaten
biz de bazı kamyonet türlerine pikap demiyor muyuz? Toplama
zamanı için herkesin bir "Mark"ı vardır. O
şey (mesela bir fotoğraf ya da anahtarlık ya da kimlik
vb.) UFO içine konur. O şey yani nesne ile o kişi (ufonot) yaşıttır.
Gurdjieff'in UFO'sunda mesela Hawking'in ilk biberonu/emziği
yoktur. Çünkü bir tek yaşın 14 yaşa eşdeğerliği
yüzünden henüz emzik ile tanımlanan TiMark yani zaman markası
UFO'da teşekkül etmemiştir. Kişi yıla çıktığı
yaşı ikiye katlar. Yani önce zaman enerjisi onu yaşlandırırken
(20 yaşında yola çıkan biri için kırk yaşına
geldiğinde, felcinin 20. yıldönümünde), o kişinin
"mark"ı , UFO içinde birden var olur! Bu onun yola çıkacağının
işaretidir. Mark
ile birlikte UFO (Târık) gidecek olanın çevresinde belirir.
Yani birden var olur. Bu Pick-Pack Up zamanıdır. 3M denen üç
ayrı marka bir araya geldiğinde justime oluşur. 3M,
Master Mark, Muster Marc ve Mister March üçlüsüdür. Üç markanın
yanyana gelmesi demek, o kişinin son şansı demektir. Yani
o anda "gitmeye" ya da "kalmaya" karar verir. Dönmeye
karar verdiyse, 70 cm / 3 yy. mesafeyi birden kat eder. Kalmaya
karar verdiyse ki, başka hiçbir şansı da yoktur, artık
geçmiş çağda kalacaktır. Bu kişi için zaman
enerjisi "fazlası" kalmıştır. Eğer
gitseydi zaman zelzelesi yani ZİL denen ve zamanda ileri akan
zaman ile buna ters olan ve ZAL denen geriye akan zaman enerji
gel-gitleri gideni 20 yaş daha gençleştirir. Böylece enerji
sakınımı korunmuş olur. Ama kalan kişi için
enerji sakınılmaz. Çünkü artık 20 yaş gençleşmeyecektir.
Pekiyi bu enerjiye (artık enerji ZAL'a) ne oldu? Bu enerji 3 Q ile
zamana yayılır. Yaymanız gerekir. Zaman zelzelesi o kişinin
üzerine yürür. Zaman enerjisi denen henüz bilinmeyen enerji türü,
diğer enerji türlerinin tersine radyasyonsuz'dur. Yani radyasyonu
tüketmektedir. Bu yüzden zaman gezmeni olan kişi belli aralıklarla
kanserliler gibi şua tedavisine girerek, radyasyonunu "normal
seviyede" tutmak zorundadır. O kişi eğer bunu
yapmazsa, zaman enerjisi gelip onu vuracaktır. Çünkü ZİL-ZAL
(Zelzele) bir gel-git dalgasıdır. Eğer Zil-Zal
dengelenmezse, bir başka gün sayacağım türlü
felaketler olur. Geriye
(geleceğe) dönecek olan zaman gezmeninin dönüş tarihinin sırrı
3 Quark'daki üç Mark'da... Bu üç mark bir araya geldiğinde
JusTime oluşur. Bundan öte bilgi vermeye mezun değilim. Ama
dikkat: 3 Quark ve 3 Mark ve 3 Usta (Master, Mister, Muster). Quark
burada, bildiğimiz kuarklar değil, Bretzel çöreği...
Bir Alman kurabiyesi, sır orada, onun şeklinde. Fazlasını
söyleyemem... Çünkü Leptokuarklara giden yol açılıyor.
Bir elektron ve bir quark bir üst sistemde, "LQ yani Lepto
Kuark olarak birleştirildiğinde ortaya zaman enerjisi birimi
olan Chrononlar oluşturulur. Bir bozon türü... Bu da inanılmaz
bir silahtır. Yani bir çift lepto kuark ile San Andreas'ı ta
Alaska'dan California Yarımadasına kadar koparıp
denize itebilirsiniz. Himalayaların yükselmesini ve Hollanda'nın
yarısının sular altında kalmasını sağlayabilirsiniz.
Grönland'ı batırabilirsiniz. Bretzel
Çöreğinin diğer kod adı Quark'tır. Zamanı
lineer değil, çekim etkisiyle birlikte birbiri üzerine dolanmış
ve üç oda halinde düşünün. Bu 3 quark gibi masum değil; 3
Mark-Master'dır aynı zamanda... O çörek değil artık...
Üçlü bir zaman kombinasyonu. Zaman enerjisi Zil-Zal, ZAL olarak geri
döndüğünde uzay-zamanı bu biçimde yapar. Yani çöreğin
oluşturduğu biçimde... Uzay-zamanı eğen iki güç
vardır. 1.
Uzayı eğen Gravitation gücü... Karadelik tekilliklerini oluşturarak
en aşırı halini alır.
Bunlar halka tekilliklerdir. Halka tekillik, sadece halkadır. 2.
Zamanı eğen zaman enerjisi ZAL gücü: Bu da uzayı eğmez
ama zamanı eğer. O zaman, Bretzel 3M biçiminde bir zaman
tekilliği olur. O
çörekte çok sır var. Üç dolanımlı bir
halka-tekillik. Her birinde bir marka vardır. Üç mark bir
araya geldiğinde, yani 3M ustalar bunu yaptığında....
James Joyce'u inceleyin... Benden bu kadar" diyor. Sanırım söz biraz fazla uzadı ama ilgilisine ve
bilgilisine ekstra bilgi aktarmak adına bunu göze aldım. "Birden fazla UFO" yanılgısı
Bu konuya daha önce değinmiştik ama bir kez daha ve Hans'ın ağzından dinlemekte yarar var: 24 Mart 2002 Pazar e-söyleşisinde şöyle diyor: "Bir tek UFO, Mesela 1953-64-75-86-97-2008 gibi yıllar içinde görünecek (görünüyor zaten), ama tek bir ufo (Târık) bu zamanda hızla bu yılları katetiğinden, sen onu ayrı ayrı UFO'lar sanıyorsun. Oysa aynı UFO. Oysa senin geleceğine hızlanıp geçiyor. Böylece, sen bunu örneğin her yıl görüyor ve birkaç yıl içinde bir çok UFO gördüğünü sanıyorsun. Hayır, o gördüğünü söylediğin UFO'lar aslında tek bir UFO'dur. Yılları verdiğim tarihten 14 yıl geri giderek bulabilirsiniz. Ben 1980'lerden 14 saydım siz 28 sayabilirsiniz. Bunu çıkarırsan verdiğin tarihler oluşuyor. Mesela ilk tarih (en eskisi) Norbert Wiener diye bir Zigzagçı... Ondan önceki (Her yaşa 14) Kozyrev, Gudrjieff, Tesla, Borges, vb." diyor. Hans'ın bu şaşırtıcı düşüncesinin ardından, yine şaşırtıcı bir örnek de verelim: Şimdi şu alttaki resme iyi bakın.
Bu
adamın adı Billy Meier. Bir UFO avcısı. Hans onu
Zion grubuna yakın buluyor ve "Parazit alıcısı"
diyor. Gerek telepatik yolla gerekse fizik düzeyde ilişkileri var.
Bu arada bir çok resimler çekmiş. Çektiği resimlerden biri
de aşağıda görülen bir uzaylı kadın. Hans, bu
kadının Jana olduğunu söylüyor. Burada söylediklerimin
heyecan vermesi, biraz da konun bilinmesine bağlı. Hans biri
sarışın biri esmer bu iki insanın nasıl aynı
insan olduğunu açıklıyor. Bunun için çetleri iyi
okumak gerekiyor. Billy Meier'in sözünü ettiği uzaylı kadın da yanda görülen resimdir. Hans ne kadar haklı? Onu bilmem. UFO'lar konusunda bana biraz fanatik görünüyor. Bütün kurgusunu Bağdadî'nin "Risalei Kameriye"sine bağlamış gibi. Başka kuş tanımam diyor. Ben de onun bu tutumuna "fanatizm" diyorum. Bir yanda uzay, bir yanda yaşam. Her ikisi de Hans'ın söylediklerine uymak zorunda değil ama Hans her zaman klâsını korumaya devam ediyor tabi. Geleceğin
bilinmesi Hans'ın sözünü ettiği, açıklamaya çalıştığı ve savunduğu bir zaman gezmenliği var. Zamanda gezmek, geleceğe ve geçmişe gidebilmek demektir. Bu da, aramızda gelecekten birilerinin var olduğu anlamına gelir. "Gelecekten biri" demek, "Geleceği bilen biri" demektir. Öyle ise, gelecek bilinebilir bir şeydir. Bu çıkarım hiç duraksamadan, sular seller gibi yapabildiğimiz, ışık hızının aşılmasının getirdiği en doğal sonuçlardan biri olarak görünüyor. Kuşku götürecek hiçbir yanı yok. Ne ki, bu çıkarım bir Müslüman'ın kafasında hiç de elini kolunu sallaya sallaya, yani hiç bir tarafa çarpmadan varlığını sürdürebilecek bir vargı değildir. Daha iki adım atamadan şu yargı ile çarpışıyor: "Gayb Allah'ındır!" Sanırım burada sorunu çıkaran da çözecek olan da "gaybın" ne olarak anlaşıldığı ve ne olarak anlaşılması gerektiği. Düz, gündelik Müslüman'ın kafası, gaybı "bilinmeyen her şey" diye anlıyor ya da tanımlıyor. Yanlış da bu tanımın kendisinde. Biraz mürekkep yalamış olanlar ise, gaybı bir varlık katı ya da âlem olarak anlıyor. Ağırlıklı olarak tasavvufta "âlemi gayb" deniyor ve insanlarca bilinmeyen, bilinmesi olanaksız bir varlık katından söz ediliyor. Aslında yeteri kadar net olmayan bir tanımlamadır bu gayb için. Hans bunu netleştiriyor ve "âlemigayb"ın 7 anlamı olduğunu ve bu anlamlardan birinin Planc "kara cismi" olduğunu, ikinci anlamının ise, Süper Uzay, Gri Hiçlik, Takyonik Evren, Misâl âlemi olduğunu söylüyor. Buranın en alt katı "Aşağı misâl âlemi"dir. Burada var olan her şeyin kayıtları boyutsuz bir nokta gibi ve sıkıştırılmış olarak bulunmakta ayrıca insan düşüncesi ile burada bir takım biçimler oluşturulabilmektedir. Bu biçimler Âdemin cennetteki kullandığı dilin ta kendisidir! İnsanlar cennete gittiklerinde yine bu dili kullanacaklardır. Burası zaten mükâşefe ehlinin asıl vatanı gibidir! Aslında insan olarak hepimizin aslı ve özellikle de bilinç yanımız, manyetik kalıbımız buranın ürünüdür. Biz zaten takyoniğiz, uykuda ve düşlerde bu varlık katında cirit atmaktayız. Dolayısı ile burası "Âlemi Gayb" değildir. Gayb yine Allah'ındır ama "gayb" ya da "Âlemi gayb" ne tasavvufun ne de düz Müslüman kafanın dediği şeydir. Geleceği bilmek insanın doğasıdır. Dolayısıyla gelecek "gayba ilişkin" bir şey değildir. Hans'a göre Arş bile artık bilinmeyen bir şey değildir. Asıl "Gayb" ya da "Gayb Âlemi", insanın hiçbir zaman bilemeyeceği katlardır. Bu da Quercie (Kürsî) quantlarının oluşturduğu kattan sonraki alan gibi görünüyor ve Kürsî quantlarının dolayısıyla Kürsî denen katın ortaya çıkarılması 50 yıldan daha fazlasını alacak gibi görünmüyor. Arş zamanı, Nur zamanı bizim 1000 yılımıza karşı bir günken, Kürsi zamanı 50 000 yılımıza karşı bir gündür. O yüzden şimdi Kürsî katı bizim için gaybdır ama bu gayb göreceli bir gaybdır. Bilinebilir bir şeydir. O yüzden, gayb niteliği geçici olarak üzerindedir. İnsana üflenmiş ruh, takyonik yapılı olduğundan, Kürsîden insana az bi miktar bilgi nasipmiş gibi görünüyor. Dolayısıyla şimdilik gaybın, Kürsî olarak anlaşılması ama ileride hakkında bir çok şey bilinebileceği için asıl, Kürsiden sonraki alan olarak anlaşılması gerekmektedir. Özetlersek, insanın geleceği bilmesi, geleceği Allah'ın bilmesi ile çelişmez. Çünkü geleceği bilmek ve evrenimize ilişkin daha pek çok şeyi bilmek hatta evrenimizin tamamını bilmek, gaybı bilmek değildir! Asıl gayb, hiç kuşkusuz Tanrı'nın kendisidir! Bilinemez olan da odur! Bu arada âyetin, "Gaybı yalnızca Allah bilir" deyip demediğine de bakmak gerekir. Hiç kuşkusuz, "Gaybı yalnızca Allah bilir" demekle, "Gaybı Allah bilir" demek çok farklıdır. Buna göre, gaybı Allah'ın bilmesi, insanın da bilmesini engellemez! Gelecek
gezmeni için Huri genomu koşulu Zamanda gezmek, öncelikle, insanın kendi ana ve babasından başka ana-baba edinmesi demektir. Bu ilginç bir konudur ama zaman gezmenliği ile ilgili temel sorunlardan biridir de. Hans, 24 Mart 2002 Pazar e-söyleşisinde bu konuya değinmekte ve özellikle çift zamanlılar için şu açıklamayı getirmektedir: "Adler Zülkarneyn'lerden biridir. A tarihi yerine alternatif B tarihi oluştuğunda geçmişteki anne-baba iptal olur. Gelecekten geçmişe gelen için daima GENOM'unu taşıyan bir ATA (anne-baba) vardır. Ama geleceğe nakil olan Adler (Mighty) durumundaki kişiler için hazır bir "Anne baba" yoktur. O kişiler huri genomu taşıyan ve normalde doğum yapamayan, ama bu doğumu sadece "Kaburga-Omurga" Kehf'i (boşluğu) içinde gerçekleştiren özel birileri mutlaka ve çok az sayıda bulunur. Meryem gibi "Ana Kraliçe"dir... Meryem'in geçmişte "Fahişe" diye suçlanması gibi; Gelecekte de "Belkıs"lar çocuk yapamaz, çünkü Androiddir, Cyborg'dur diye iftiralar olacaktır (oldu)." Burada ilgi çekici olan bir "Huri genomu" bir de "Kaburga-Omurga boşluğunda döllenme" konusu. "Meryem'in Öyküsü"nde her ikisinden de söz ettik. Şimdi biraz da ünlü zaman gezmenlerinden söz edelim: Zaman gezmenleri Zaman gezmenliğinden bu kadar söz ettikten sonra okuyucu, ister istemez ulaşabileceği ya da öyküsünü dinlemek isteyeceği bir zaman gezmeninden söz etmemizi de bekler. Bu çok açık bir sansasyon konusudur. Bu sansasyonun (meraklı coşkunun) temelinde kafamızda çizdiğimiz, bilim-kurgu yaratığı bir zaman gezmeni fantezisi ya da hayâli vardır. Önce bu imajı bozmak gerekiyor. Yani canı sıkıldıkça UFO'suna ya da sahip olduğu bir zaman makinesine atlayıp, üç aylığına geleceğe, beş aylığına geçmişe giden bir zaman gezmeni yoktur. Benim de elinden tutup zırt geçmişe, zırt geleceğe gittiğimiz bir tanıdığım yok. Dolayısıyla size yakın temas bir zaman gezmeni öyküsü de anlatacak değilim. Geriye zaman gezmeni olarak birkaç sürpriz isim saymak kalıyor. Zaman gezmenliği ya da zaman gezmenleri ile ilgili bir çok öykü okumuş ya da dinlemiş olabilirsiniz. Zaman gezmenliği ile ilgili fanteziniz de buralardan geliyor olabilir ama işin başında, burada yazılanların bir "Hans Production" olduğunu görmeniz gerekir. Hans'a göre zaman, Hans'a göre bir zaman gezmenliği, Hans'a göre UFO'lar, Hans'a göre "uzaylılar"... Dolayısıyla burada vereceğim zaman gezmenleri de Hans'ın söyleminden alınmadır. Birinci kitap dahil, buraya kadar yazdıklarım içinde bir çok isimler gördünüz. Bunların hemen hemen hepsi Hans'ın söyleminde zaman gezmeni. Onları hatırlamağa girişmeden önce "İki Bağ"a geri dönmek gerekir. Hans'ın söyleminde değindiği ya da andığı isimlerin önce bu iki bağın elemanları olduğunu anlamamız gerekiyor. Hans'a göre baş zaman gezmeni Hızır. Ona boşuna "Zamanın efendisi" demiyor. O söyleminde açıkça Hızır'ın Hânif gruptan olduğunu da söylemiyor ama tüm söylemi, 6000 yıllık süre içinde Hızır'ı hep Hânifleri destekliyormuş gibi gösteriyor. Bence bu noktaya daha dikkatle ve uzunca bir süre odaklanmak gerekir. Hans'ta zaman gezmenliğinin ikinci kahramanı Zülkarneyn'dir. Biz Zülkarneyn'i bir kişi ya da kişi ismi olarak biliyoruz ama Hans'ın söyleminde o, bir zaman gezmeninden çok zaman gezmenliği kategorisi. Zaman gezmenliğinde bir tür. Hans'a göre, İsa da Mehdî de insan dabbetlerin hemen hepsi de zaman gezmeni. Halid-Bağdadî de zaman gezmeniydi. Özel biriydi. Bundan sonra Zeroen'lere (0N) Vanen'lere (1N) dolayısıyla da zaman gezmenlerinin Zioncularına ve Hanif grubuna gelebiliriz. Birinci kitapta Hans'ın Zion grubuna ilişkin verdiği zaman gezmenlerini belirtmiştim. Bunlar 1940lardan sonra dünyada Siyonist egemenliği gerçekleştiren Walhalla kaçkınlarıydılar. 7 kişiydiler. İsimleri şunlardı: Einstein (Ayneşşeytan), Marx, Freud ve Wolf Messing, Hitler'in babası Alois Hiedler, Benjamin Disraeli ve Dünya Siyonist Örgütü'nü kuran Theodor Herzl'di. Bunlar Zero-N (0-N) adlı UFO ile dünyanın 1800'lü yılların sonlarında dünyaya gelmişlerdi. O arada Adler yani Mehdî 309 yıl geleceğe sektirildi. Daha sonraki zamanlarda Ziontik gruptan Velikovsky ve Uri Geller gibi zaman gezmenleri de geldi. Aslında iki taraf da adamlarını takviye edegeldiler. Hanif grup ise Wanen (1N) adlı UFO ile ve Allahlaw'ın zamanına göre kısa bir süre sonra buraya yola çıktılar. Hans bu sonradan gelen Hanif grubun isimlerini vermiyor. İlk gelenler kimlerdi ve kaç kişiydiler belli değil. Ama daha sonra göreve gelen KMA'ların pek çoğu Hanif grubun zaman gezmenleriydiler. Tesla, Cantor, Axel Heiberg, Hansel Heiberg, Kozirev, Wiener, Borges, Hawking, Jana ve Hans Aiberg. Aiberg zaman gezmeni olduğunu söylemiyor ama kendisinin insan Dabbet olduğunu söylüyor. Bütün insan Dabbetler zaman gezmenidirler. Konunun başında zaman gezmenlerinin ne yeyip ne içtiklerini, ne iş yaptıklarını sormuştuk. Şimdi yanıtlayalım:
Zaman Savaşları-Tarihin değiştirilmesi ve MİB Hans'ın söyleminde zaman gezmenlerinin işi tarihi değiştirmektir. Bunlar zaman üzerinde savaşırlar. Zaman savaşlarının kahramanlarıdır bunlar. Zaman gezmenliğinin en büyük riski ve sorunu da burada başlar. Çünkü bunlar Hans'a göre iki grupturlar ve zaman savaşlarını yürütürler. Bu arada en büyük sorunları da MİB'dir. MİB yani "Man in Black". Hans bunlara "Black Cohens" de diyor. UFO'larla ilgilenenler bilirler; bu "Siyahlı Adamlar" Matriks filmindeki siyahlı adamlardır! Genellikle Hanif Grubun elemanlarını öldürüyorlarmış gibi gösteriliyor ama aslında zaman zelzelelerinden yararlanarak dünyamıza giren, enerji fazlalığını gidererek dünyadaki enerji dengesini sağlayan bir amacın ve mekanizmanın elemanlarıdırlar. Yani şu: Bazen bir Hans, dünyada tek başına enerji fazlalığı yaratabilir. Onun sahneden çekilmesiyle denge sağlanacaktır. Bu durumda MİB onu arar. Bulursa ortadan kaldırır. Eğer kaçabilirse, Hans'ın enerjisine denk bir ya da birkaç Hanif gezmen yakalanıp enerji dengelenir. Prensip olarak bunlar bu denge için ortaya çıkarlar ve Zion grubundan da eleman göçürebilirler. Ne ki, anlatılan öyküler, bilinmeyenci kamuoyunda iyilere yapılan kötülük olarak algılanmış ve hele Hans'ın söyleminde, bu siyahlı adamlar, iyice Hanif grubunun düşmanları görünümü almışlardır.
|