A6)  BÜYÜ-SİHİR

 

Parapsikolojinin ilgilenmez göründüğü ama her parapsikoloğun kişisel olarak ilgisini çok çeken konulardan biridir büyü ya da sihir. Burada, "Büyü var mıdır, yok mudur? Gerçek midir? Uydurma mıdır?" ya da "Büyü nasıl yapılır?" gibi konulara girmeyeceğim. Sadece Hans'ın büyü-sihir konusunda söylediklerinden fragmanlar vermekle yetineceğim:

Hans; "Nazar gibi, büyü de bir magnetik cazibedir" diyor. Belli ki, temelinde düşünce, beyin dalgaları ve bunların harekete geçirdiği bir takım enerjiler var.

Bir e-söyleşisinde, büyücülüğün pek bilmediğimiz bir yönünü ve riskini gösteriyor:

"Sihir Allah katından, Allah tarafından gönderilmiştir. Maji Allah öğretisidir ve tehlikelidir. Örneğin bir H atomundaki eksi olan elektronu artı yaparak (Pozitrona çevirerek) ayrılmasını sağlar ve antimadde-maddeyle buluştuğundan orada bir kıyamet kopar adeta... Böyle şeyler hep olsaydı, biz yanmıştık...

Büyü demek, doğanın dengesini bozmak demektir. Onun için bir maji (Büyü) ve onu yapan majisyen büyük vebal altındadır. Bu daha ileri bir teknoloji... Tılsım, muska gibi değil. "Majisyenlik" akıllara sağlık bir şeydir. O çağlarda majisyenler neler yapmıyorlardı ki? Bir dağı yok edebiliyorlardı. Bir başka kentteki birinin evinden belirli bir eşyayı (Yüzük, mühür vb.) getirebiliyorlardı. Kitle hâlinde bir orduyu hipnoz edebiliyorlardı. Yeryüzünü alev alev yanıyormuş gibi gösterebiliyorlardı... Ama Allah ayrıcalıklı kullarına yani Resullerine ne güzel yardım eder" diyor. Sonra 11 Mayıs 2002 Cumartesi e-söyleşisinde, Hz. Muhammet'e yapılan büyüden söz ediyor ve "Bir arkadaşımız, "Yahudi kadın büyüsü” ile ilgili hadisi soruyor. Buhari ve Müslim'de ikisinde birden yer alıyor. Muhaddislerin çok sevdiği bir Hadistir.

"Peygamber, Medine'de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı." (Buhari 59/11; 76/47; Hanbel 6/57; 4/367).

Kâlem 2: Sen, Rabb’inin nimetiyle bir mecnun değilsin, diyor.  Hiç Rasulullah'ı büyü tutar mı? Mecnun olur mu? Allah böyle diyor, Kureyşliler de tersini: Cinlendi diyorlardı. Şimdi de yeni Kureyşîler çıktı. Hadisçiler ve onlara inananlar: "Rasulullah'ı büyü tuttu, mecnun oldu" derken, bizim Mekke müşriklerinden ne farkımız kaldı?" diyor.

Sonra sözü "Hanif Bağın" büyücülerine getiriyor ve "Ben bizim bağdakiler hariç, tüm diğer majisyenlere sinir oluyorum. Doğa ile oynuyorlar. Jana majisyen ama doğa ile hiç oynamaz. Geller'e bir şey yapmadı, söylediğim gibi ayna tuttu ve kötü telepatileri kendine döndü. Ben Geller'den çok çektim. Bir ben bir de Allah bilir! Bana bir şey olmadı. Bakara 102 gereği, Allah dilemedikçe (siz de dilememesi için has-Hanif kul olmalısınız) büyü tutmaz insanı" diyor.

Bir başka söyleşide, "Majisyenlik devam etmektedir ve sadece belirli bir ırka aittir. Talut ırkına... Davud, Calut ve Talut. Bunlar da birer hükümran. Talut'un genlerini alan ırk (Kabile) doğal majisyendir.

Benim 4 direkli Arş çizimlerimde var olan "İki gizli sarmal" içinden bu genler bize geçer. Meselâ Davud ve oğlu Süleyman (Amonoğulları) majisyendirler. Cinleri kullanırlar, hayvanlarla resmen konuşurlar. Her ikisi de rüzgârda taşıtlarıyla uçabiliyor. Ayrıca Davut peygamber demiri eline alır iki parmağının arasında iki defa gider gelir. Demirin yüzeyindeki tüm elektronları kendine çeker, kalan demir de bir mum gibi eriyip yerlere akardı. Soğuk füzyon budur: Isıtmadan eritmek olayı. Soğuk demiri, fabrikadaki gibi erimiş hâle getirmek yani.

Davut-Süleyman ve onun soyundan gelen Uri Geller de bunu yapıyor. Çünkü o kral peygamber olan atalarının kanını taşıyor. Yahudiler soy kütüklerini 4500 yıldır tutarlar. Herkes kimin ne olduğunu binlerce yıl öncesine dayanarak bilir.

Talut'u hatırlayacaksınız...Tabutüssekine'de geçiyordu. Talut peygamber değil, kraldır. Öyle bir majisyendir ki, istediği yeri havaya uçurabiliyordu" diyor.

Bir başka e-söyleşide, sözü Musa ve sihirbazlara getiriyor: "Ledün bilimini bilen herkes Majisyendir. Ancak gelmiş geçmiş en büyük majisyenler Musa'nın karşısına diktirilen majisyenlerdir. Onlar bu işin piri olmuşlardı. Dünyada tüm çağların en iyisi... Ve daha daha daha ileri...Varılacak en ileri amacı arıyordu üç majisyen... Onu Musa ve asası ile buldular. Gülerek şehit oldular. Çünkü amaçları "O son noktayı” bulmaktı ve o mutlu son ise, Musa'nın Rabbi ve bizim Rabb’imiz olan Allah'ımızdı. Onun için, öldürülmeyi seve seve kabul ettiler" diyor.  

Hans aynı söyleşide, büyü konusu ile ilgili bir iki ufak örnek de veriyor: "Bir nar ağacı ya da kiraz ağacı çatalından, ruhsal enerjiniz yardımıyla yeraltı suyu bulursunuz. Gerçekten radyastezik olarak çatal (sapan gibi) dal o yerde pusula gibi bir eğilim gösteriyor. Geller radyesteziyle gerçekten metal bükebiliyor. Bir sarkaç yardımıyla bir kişiye haberi olmadan arkadan robot etkisi yaparsınız. Sizi görmez ve siz ne yaparsanız (elinizi kaldırmak, indirmek, alkışlamak vb.) aynısını yapar, zavallı kurban. Yine fal okları diye çevirdiğimiz o kategori içinde bir de "Uludu Büyüsü" var ki, şamanlar bunu cinci dinlerde çok kullanırlar. Bir oyuncak bebeğin yüzünü kurbanınız biçiminde dizayn eder ve sonra ona toplu iğne batırırsınız. Kurban nerede olursa olsun acıyla kıvranmaya başlar. İnanılmaz gibi ama doğru. Uludu'nun bir başkası da Wodoo ayinlerinde var" diyor.

 

3M:

Hans'ın büyü-sihir konusunda söylediklerinin en ilginci "3M" hakkında söyledikleridir. 3M'den birinci kitapta kısaca söz ettik. Burada önce o söylenenleri anımsatalım:

3M, üç majisyen demek. Majisyen, büyücü demek ama Hans'ın sözünü ettiği büyücüler, bizim bildiğimiz üfürükçü takımından değildir. Bunlar aslında her dönemde parapsişik yetenekleri çok güçlü iki kampın üçer elemanıdır.

Bu arada "majisyen" deyimini özellikle Zion grubu için kullanıyor. Hanif grup için "büyücü" deyimini kullanmayı sevmiyor. Oysa, her dönemde, Hanif ve Zion gruplarından üçer tane majisyen yani ekstra yetenekleri olan insanlar bulunmakta ve bunlar savaşı özellikle de parapsikolojik alanda sürdürmektedir.   

Örneğin İsa'nın birinci gelişine denk gelen Hanif Grubun 3M'si, Zekeriya (Zacharias) Yahya (Johannes) ve Messiah (İsa) idi.

Zamanımızdaki Zion majisyenleri, Uri Geller, Puharich ve Copperfield'dir. Hanif kampın majisyenleri ise, kanımca Jana, Stephen Hawking ve Hans Aiberg'tir.

Hans, Uri Geller'in üstün genomlu olduğunu, metalleri etkileyen PK gücüne sahip olduğunu, iyi bir telepat olduğunu söylüyor. Mesleği Psikiyatrist olan Puharich ise, onun yetiştiricisi ve akıl hocasıdır.

David Copperfield acaba sadece illüzyonist ve aldatan bir gözbağcı mı? Hayır, Hansa göre o da Andrea Puharich'in bir yetiştirmesi. "David Copperfield aslında bir roman kahramanı çocuğun adı ama "David" ve "KopperVeldt" yani "Bakır büken" deyince iş değişiyor. Bir tek bakış ile (hipnoz) Claudia Schiffer'i sadece 5 saniyede etkiledi ve bıkana kadar da bırakmadı. Bıkınca o Schiffer'i terk etti... Copperfield'in "Avustralya-ABD arasında bir zenci genci, özlediği kumsala saniyeler içinde göndermesini naklen TV'den izleyeniniz oldu mu? O illüzyon değildi" diyor. 

Hans'a göre, bunlar en son Montauk adı verilen bir proje üzerinde çalışıyorlardı. Montauk bir çeşit toplu hipnoz, topluca zihinleri ele geçirme-işgâl projesidir. Kurye dalgalara istenilen mesajı yükleyip, istenilen kitleye yönelteceklerdi. Taşıyıcı dalga, mesaj içermez ama onun üzerine mesaj yüklenebilir. Bunu anlayabilmek için DVD ve VCD farkını bilmek gerekir. Geri planda pek çok ayrıntıyı holografik hafıza üzerine kaydedebilirsiniz. Bunun için TV alıcı-vericisi, radyo ya da mobil telefon yeterlidir. Yani AUK (Kurye dalganın Laser ile yayınlanması) üzerine gizli mesaj MONTe edilebiliyor.

Bu proje bütün dünya insanlarını zihinsel olarak etkileyip sürüleştirmeyi amaçlıyordu. Başında da Uri Geller vardı ve Microsoft onu destekliyordu. Jana'nın varlığı bu projeyi engellemiştir. Yaptığı yansıtma ile Uriye geri dönüş şoku vererek, işini bitirmiştir.

İsa, Mesih olarak ikinci gelişinde, kendisi ile birlikte üç Hanif pisişik yetenekliye sahip olacak. Bunlar: Kendisi yani Messiah (İsa), Mighty (Mehdî) ve Maitrea (öbür adı Almighty yani Hızır)'dır. Hans asıl bunlara 3M diyor. "Bunlar bizim majisyenlerimiz" diyor.