|
A)
İSLÂMÎ PARAPSİKOLOJİ
VE HANS
Bir çok enerjilerin buluştuğu küçük bir mekân:
A1)
İNSAN!
Bir e-söyleşisinde Hans: "İnsandaki
enerji tehlikelidir. Biyoelektromagnetiktir. Nazar edebilir, öldürebilir.
Bizde inanmayacağınız kadar esrarengiz güçler var.
Bunlardan biri biyoseksüel elektrik, diğeri biyo-elektromagnetik
alan, ideoplazma var, biyoelektroplazma var. Bunların tuhaf tuhaf
adları da var. Perisperi diyorlar, suptil duble diyorlar vb. Bunlar
12-36 arasında değişen biyolojik voltajlardır.
(Gerilim farkı). Öfkede bu fark, bizi saldırgan yapıyor.
İki cins arasındaki buluşmada ise, bu güç, tarafları
hyperaktif kılıyor.
Bunların
ötesinde nefsimizin gücü var. Nefs denen sey için, daha doğrusu
resimlerini görmeniz için "Kirlian photograpy" maddesine
bakabilirsiniz. Bulucusu Ermeni Semyon D. Kirliandır. Gusül
(ıslanma) ile topraklanma (ground) olmazsa faz, kondanse oluyor.
Kendini yiyen yani artı ve eksi kutupları birbirine değdirilmiş
pil gibi ısınarak kendini tüketiyor. Hem de çok büyük bir
hızla... Hatta pilin kimyasını bile bozuyor... Öfke,
seksüel yaşam vb. gibi anormal yükselen bu elektrik vücudu
terketmiyor. Terketmesi sadece su ya da toprak (teyemmüm) ile oluyor.
Öyle topraklanıyor. Bir
örnek verelim: Monitör filtreleri var ya hani zararlı radyasyonu
kesmesi için yapıldı. Ekranın önüne koyuyorsun, onların
hiç bir etkisi yoktur. Ta ki bir ucundan bir kablo çıkar ve metal
bir yere (kasaya, kalorifere vb.) bir masa ile boşaltılırsa
o zaman faydalı olur ve radyasyonu keser. Burada tel ile satılanları
kullanınız. Bu onun guslü ve teyemmümüdür. Eğer bu düzenek
yoksa, aldatmacadır. Yalınayak
olmanın dayanılmaz hafifliğini kimseye anlatamam... Hele
bir plajda... Sabah ezanında o yürüyüş... Sabah namazını
illa ki kumlarda kılarım... Zavallı ayaklar bunun için
varlar... Naylon çoraplarla işkence... Sıkan ayakkabılarla
işkence. Hele elektriği hiç ama hiç toprağa geçirmeyen
lastik ayakkabılarla tam bir işkence. Elektriğimiz bizde
kalıyor. Biri bize dokununca "çaat!" diye bir ses...
İkimiz de çarpılmışız. Şu
kazıkçı yerli otomobil patronlarımız var ya...
Onların imal ettiği hiç bir otomobilde "Topraklama"
yoktur. Özellikle taksi modellerinde, camları lastik ile yalıtıyorlar.
Sonra yerli otonun kapısına dokunduğunda yine o "Çaaat!"
sesi... Bilirsiniz bunları, başınıza çok gelmiştir
statik elektriğin oyunları. 2 kuruş daha kâr etmek için
taksi şoförlerinin canına okuyorlar. Kışın kapı
donduğunda, bu elektrik kapı kolunu ilk tutanın doğrudan
kalbine gidebilir ve durdurabilir" diyor.
|