b) BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ

 

Konunun yabancısı olanlar, Philadelphia ile Bermuda'nın ne ilgisi olduğunu merak edebilirler. Philadelphia Deneyi'nin de kendiliğinden yanan insanların da Şeytan üçgenindeki kaybolmaların da ortak noktası, elektromanyetizma, polarizasyon ve karadeliklerle  (tünellerle)  açıklanıyor olmasıdır.

Burada Bermuda Şeytan Üçgeni ile ilgili bildik bilgileri yinelemek istemiyorum. Önemli olan açıklamadır. Aslında açıklamayı da verdim.

Şimdi burada bu açıklamayı, bir de Hans'ın ağzından dinleyelim: 

26 Eylül 2001 Çarşamba e-söyleşisinde Hans, Çanakkale'de kaybolan İngiliz alayına ve Şeytan Üçgeni'ne değinerek şunları söylüyor:

"Albay M.Kemal yenilecekti. Bir İngiliz alayı Çanakkale’yi geçecek olan önemli bir güçtü. Tıpkı Hızır'ın deldiği gemi gibi. O gemi, delinmeseydi, zalim hühükümdar savaşı o gemi farkıyla kazanacaktı. Bir İngiliz Alayı da Atatürk'ü yenecekti. Ama zaman polisi bir 1N ile gelip o İngiliz Alayını bir tür Bermuda elektromagnetik alanı ile geleceğe taşıdılar. Böylece Hızır'ın o gemiyi batırması gibi bir İngiliz alayı da yok oldu.

O kimseler öldürülmedi. Sadece zamanda ileri fılatıldılar. Zaten şeytan üçgeni fırtınalarında kaybolan tüm yolcuların gittiği yer de üç asır sonrası. Çok komik ama, orada karşılanıyorlar ve durum kendilerine açıklanıyor. Her nedense elektromagnetik ışımalar hep 300+9 yıl oluyor. Yani 2001 yılında ışınlanan biri 2310 yılında var oluyor.

Şimdi Ashab-ı Kehf'i hatırlayın. Paraları 309 yıl sonra antika olmuştu. Ama kendilerine mağarada uyumaları 8 saat gibi gelmişti. 8 saat, 300+9 yıl ederse, 24 saat kaç yıl eder. 927 yıl. Diyelim ki yuvarlak hesap bin yıl olsun. Bir günün bin yıl olduğu bir âyet hem Kur'an'da, hem İncil'de hem Tevrat'ta var. Üç kitap birden bunu yazıyor. Üstelik Kur'an'da bir günün 50 bin yıl olduğu âyeti de cabası. Demek ki, şimdi kaybolan biri 8 saat sonra cebindeki günümüz parasıyla, hatta gazetesiyle 8 saat yani 300+9 yıl sonraya gidecektir.

1914'te kaybolan İngiliz alayı şimdi 2223 yılında. Ceplerinde sterlin, penny yanlarında o günün gazetesi vardı belki de. Ama gittikleri yılda, o paralar antika gazete ise, 309 yıl öncesine aitti. Böylece Atatürk'ü kınayanlara, ona Deccal diyenlere aldırmayın. Allah seçti Âyet var: Hatırlarsanız "We Li külli Kawmin Had" diye yazmıştım. İşte bu âyet bile Atatürk kokuyor. Eğer o olmasaydı, el kadar bir yerde ve Taliban rejimi ile yönetilecektik."

Bir başka e-söyleşisinde ise:

"Evet, Gurdjieff çok ileri teknolojiler kullanıyor. Bu yüzden o teknolojileri sihirden ayırt edemiyoruz. Ama şimdi "Yer-uydu-yer" metoduyla iki kişi konuşabiliyor. Bireysel olarak da bir gemi gibi insan "ışınlanabiliyor". Çünkü büyük elektrik yükleri (örneğin, yüz milyar volt) insanı öldürmüyor, uzay-zamanınını yürütüyor ve yer değiştirtiyor. İnsan bir yerden ötekine bu elektromagnetik aşırı birikim ile (Magnetizma Tünel sürecidir) uzayda bir kurtçuk deliğinden yürüyor. Gurdjief gibi insaüstü insanlar bu işleri yapabiliyor.

Aslında mekanizma çok basit... İnsanoğlunun kendisi bir Bermuda'lı ya da Philadelphia’lı gibi uzay-zamanda yürüyor/ışınlanıyorsa bu işe "psişik yetenek" deniyor. Bunlar nerede öğretilir, var mıdır bilen, öğreten ben bilemeyeceğim. Ben sadece "Mekanizmayı" biliyorum. Yani kolektif bilinç altı, belleğin gizli devamlılığı şu şekilde çalışır diyebilirim ama, bunun ötesinde "Bu işi ben yaparım ya da yapan filancayı tanıyorum" diyemem, o bakımdan sorunun muhatabı ben değilim. Kelin melhemi olsa başına sürermiş.  Keşke böyle şeyleri yapabilseydim..." diyor. 

Bir başka söyleşide de konu ile ilgili olarak şunları söylüyor:

"Eldridge çıkarma gemisindeki tayfaların durumunu anımsıyor musunuz? Yok olanlar, yarısı var yarısı yok olanlar, duvardan geçenler, 6 ay kadar donup kalanlar, pusula taşırken kendiliğinden yananlar. Aslında kimse ölmezdi.Çünkü Alias Allende ve Jessup onlara şöyle demişti: "Anormal bir durum olduğunda dokunun, topraklayın, dokunduğunuzda geri dönerler." Bunu panik nedeniyle unuttular ve bilinçsizce ölenler oldu. KMA ve Jessup'un suçu değildi bu. 

Aslında tayfalar neden yarıdan yok oluyorlar biliyor musunuz? Kendiliğinden yananları anlatmıştım. 70 cm. içinde bir şihab gelip sizi vuruyor ve siz yanıyorsunuz. Şaka değil 500 bin kendiliğinden yanma vakası, resmi kayıt var, birbuçuk milyon da polis fotoğrafçılarının çektiği fotoğraf. Beden yanıyor ama elbisesi, düğmesi vb. yanmıyor. (Cansız şeyler 70 cm. yukarı tayyar semaya çıkamaz, İsra yapamaz). Böylece âyetteki bir sırrı daha anladık. Bu sır, Uçucu Sema sırrıdır, Cevvis Sema sırrıdır, Tayyar Sema sırrıdır.

Basitçe şöyle: Trans hâlinde elektrik bedeniniz alanı yeryüzüne seriliyor ama iki kutuplu olduğunuzdan magnetik alanınız da dikine yayılıyor. Piri Reis gibi Kahire semalarına çıkıyor ve ta Brezilya kıyılarını bile görüyorsunuz. İyi hoş çıktınız ama, çıktığınız yerde Şıhablar var. Eyvah isabet aldınız. O an yeniden magnetik alanınız elektrik alanla birleşmek ve ikisi de yatay olmak üzere geri dönüyor ama yanınızda Şıhab'ı getirdiğiniz için siz yanıyorsunuz, elbiseniz değil!"

Hans'tan bir başka açıklama da şöyle:

"Siz sakin duran bir elektron kabuğunu bağlı bulunduğu atomdan uzaklaştırırsanız ve başka bir yere ışınlarsanız, bunun makro ölçekteki durumu size yabancı gelmeyecektir. Yabancı gelmeyecektir; çünkü Şeytan Üçgeni ve Philadelphia Experiment'i biliyorsunuz. Mikro ya da habbe düzeyindeki o küçük kıyametler büyük yani kubbe düzeyinde elektromagnetik aşırı biçimde irrite edilirse (uyarılırsa) o zaman bir elektron ötekine ışınlanıp orada komşu olmuyor. Bir gemi, bir uçak uzay-zamanı katediyor... Bu mekanizmadan sorumlu olan parçacık değil dalgacık özelliğidir. Dalgacık bulunduğu uzay-zaman noktasını dalgacık olarak free terk ediyor. Gittiği yere de parçacığı götürüyor."

7 Temmuz 2002 Pazar e-söyleşisinde de şunları söylüyor:

"Zamanda geri gitmek nasıl olur? Şöyle ki 1 gününüz (mağarada) 1080 gün oluverir. 1080 gün içinde üç yıl var ama bir tek güne karşılık, on günde 30 yıl oynama başlar. Bunu zamanda bir geri, bir ileri, yani bugüne gelip, yeniden geri (bu kez daha kısalır) ileri geri ve durur sonunda... Böylece zaman enerjisinin zelzelesi zaman dilimlerine homojene edilerek sistem enerjisi dengede tutulur.

Elbette bunun sonucu aberasyon ve vortexler oluşur. Eşiniz hayretle sizin birden silinip yok olduğunuzu görmektedir. Sonra yeniden sizi belki de yarım vb. görür. Yeniden kaybeder. Odanın içinde eşiniz kaybolmaktadır. Sonra yeniden çıkmaktadır. Hatta duvardan geçmektedir... Bu görünüp kaybolmaları bir yerden hatırlıyor musunuz? Evet, Philadelphia Deneyi... 1 dakikada 600 mil öteye (Norfolk'a) giden bir gemi. 1 dk. uzay yürüyümü (İsra)... Bir geminin hızı en fazla 30 mil/saat, 600 mil öteye gitmek için yaklaşık bir günde alacağı yolu bir dakikada alıyor. Aslında tam olarak size bunu söyleyebilirim. Bir dakika bile değil! Ufak ipucu 1080 konusu."