|
A12)
HAYÂLET Parapsikoloji hayâletlerle uğraşır mı? Bu biraz da parapsikolojiyi tanımlamamızla ilgili bir şeydir. Bir bakışa göre, her çeşit olağandışı ile ilgilendiği için elbet onunla da uğraşır. Ama akademik parapsikoloji litaratüründe "Hayâletler" adı altında bir ana ya da ara başlık yoktur. Peki "Hayâletler" konusu, gerçekten de parapsikolojinin konusu olamaz mı? Konunun bir ucunda insan olduğu için, pekâlâ parapsikolojinin konusu yapılabilir. Öbür taraftan "hayâlet", doğru dürüst tanımlanmadığı yani neye hayâlet dediğimiz yeteri kadar net olmadığı için, konunun parapsikoloji kapsamına alınması yine tartışmaya açık. Öbür taraftan, hayâletin bir ucu insan, öbür ucu nesne. Nesne ucundan bakıldığında hayâlet tamamen fiziğin konusu. O yüzden de parapsikolojiye değil Quantum Fiziğine bağlanması gereken bir şey. Gerçekten de nedir hayâlet? El yordamı ile edindiğimiz izlenimlere bakılırsa hayâlet, dumanımsı, kolayca dağılabilen, incelmiş maddeden oluşan varlıklardır. Deneysel kanıtları hologramlar ve ektoplazmik olaylardır. Çoğu kere de biz onu "sanrı" ile karıştırırız. Oysa, ne illüzyon (göz yanılması) ne de halüsinasyon (sanrı) hayâlet sözcüğünü karşılamaz. Hans'ın bize sunduğu anlayışa göre hayâlet, gözle ayırt edilmesi güçleşmiş, hızlandığı için enerjiye dönüşmek üzere olan nesnedir. Bir bakıma, ışık hızına yaklaştığı için, çıplak gözle algılamada güçlük çekilen yani göz açısından hız sınırına yaklaşmış olan parçacık ya da parçacıklar bütünüdür. Küçük bir ön bilgiden sonra, onun ne dediğini kendi ağzından dinleyelim: O bir 1080'den söz eder. Bu Ashab-ı Kehf mağarasındaki zaman oynaması ile ilgili bir rakamdır. Mağaradaki 1 günün, 1080 dünya günü olduğunu anlatmaktadır. 1080 gün içinde üç yıl var ama bir tek güne karşılık, on günde 30 yıl oynama ortaya çıkar. 7 Temmuz 2002 Pazar e-söyleşisinde, (1)'e (1080) hız oranını referans alıp hayaleti bununla anlatmaya çalışmaktadır. Hans bu söyleşide, "Duvardan geçen için hayâlet deriz değil mi? 1080 kullanıldığında siz gerçeksiniz, duvar ise hayâlet" diyor. Şunu demek istiyor: Işık hızına yakın ama gözün de algılayabildiği bir hızda giden bir cisim duvardan geçer. Bu duvardan geçen şeye biz hayâlet deriz. Oysa biz o duvardan geçen cismin içinde olsaydık, bu durumda duvar bize hayalet olacaktı. Siz Ashab-ı Kehf'i görebilseydiniz, hayâlî bir şey sanacaktınız ama onlar da sizi görse idiler, sizi bir hayâlet olarak algılayacaklardı. "Size
birşey olmuyor, duvar hologram hâline geliyor. Siz gerçek olunca,
duvar hayâlettir (ghost, geist). Hatırlar mısınız,
alfa ışınları kurşun duvar ötesine geçemiyorlar
ama bir alfa ışını duvarı aşıyor . Alfa ışını kocaman parçacıktır. İki tane proton iki tane nötron, yani helyum çekirdeğidir. Beta (elektron) ve gamma (foton) gibi kanal ışınları değil, dev bir çekirdek, kurşun duvarından (90 cm.) Çıkıyor ve gidiyor. Şimdi %99,9 alfa ışını içeride hapis ama o bir teki var ya serbest! O bir tekinin zamanı 1080 faktöre tabiidir. O gerçektir, hayâlet değildir. Kurşun duvarı hayâlettir. Yani Helyum çekirdeği gerçek/reel demek ve/veya duvar hayâlettir demektir" diyor. Kısacası, Hans'a göre bizim fizik evrenimiz, bizim hızımız, bizim zamanımız açısından hayalet, ışık hızına yaklaşmakta olan şeydir!
|