1)
HANS VE BİLİM
"Yüksek zihinsel performans", "Göksel Teşkilat" üyelerinin yani "Görevlilerin" değişmez temel özelliğidir. Bu özellik kendini başlıca yüksek hayal gücü, zekâ, yaratıcılık, bilim ve estetik alanlarında belli eder. Bu özellikleri sıkı bir elemeden geçirdiğimizde ise, karşımıza bilim ve sanat alanında yetkinlik çıkar. Eğer eleman bilgiye, bilime, zihinsel etkinliğe yönelmişse, bilim öne çıkar ama bu, sanat yanının dumura uğradığı anlamına gelmez. Aslında onların kristal gibi, bir çok yüzleri vardır ama biz onları bu yüzlerden en çok görüneni ile biliriz. Hans'ta da durum aynen böyledir. Bu yüzden bugün onu bir sanatçıdan çok bir bilim insanı olarak algılamak zorunda kalıyoruz. Onu size birinci kitapta Mehdî Misyonluğu'na bağlı bir kıyamet işçisi olarak tanıttım ama o sadece bu değildir. Kıyamet İşçiliği onun bir çok yüzlerinden biridir. Nitekim bu kitapta da onu size bir başka yüzü ile, "Alternatif Bilim İşçisi" olarak tanıtacağım. Gerçekten de onun en temel yönlerinden biri bilgi-bilimdir. Onun bu yönü atlanarak onu tanımak olası değil. O nedenle, onun bilgi, bilim, bilgin yönünü konuşmamız gerekiyor. Hans'ın bilgi bilim yönü üzerinde konuşmaya başladığımızda ise, önelikle onun iki temel niteliğini dile getirmeliyiz: Bir:
O, bilim dünyasına düşen bir yıldırımdır!
Böyle bir niteleme yaptığım için, tam bir reklâmcı ağzı ile konuştuğumu düşünebilirsiniz ama öyle değil; çünkü Hans'ın dünyasına her bulaşanın sular seller gibi hiç duraksamadan söyleyebileceği bir şey bu. 90'lı yıllarda Hans'ın kaldırdığı tozu bilenler anımsayacaklar, yurdum insanının bilim, inanç ve düşünce dünyasına öyle bir düşme düştü ve öyle bir toz kaldırdı ki, dinli dinsiz bütün kesimlerde gözler faltaşı gibi açıldı, diller tutuldu. Verdiği bilgiler karşısında ne ilahiyatçısı konuşabiliyordu ne quantum tüccarları! Türkiye'de Quantum fiziği okutan üniversiteler vardı. Sırf yeşillik olsun diye Quantum fiziği okuyan şirin aydınlarımız bile vardı ama hiç birinden ses soluk çıkamaz oldu. Sanırım hiçbiri Hans kadar konuya hakim olarak konuşacak durumda değillerdi. Büyük bir ihtimâlle onun günlük bir konuşma gibi anlattığı konu ve kavramları anlamıyorlardı bile. Bu yüzden bir çok kereler kendime sormuşumdur; "Yahu" demişimdir. "Bu memleket bu kadar mı kuru? Bu adamın yanlışını söyleyecek hiç mi bir Allah'ın kulu yok bu ülkede?" Bu günleri, bu anıları, bu sahneleri yaşadım ben. Filimler makara makara kafamın içinde! Ve daha sonraki yıllarda öfkem hayâl kırıklığına dönüştü; çünkü Hans'ın bilgilerine ve mesajına bu ülkede muhatap yoktu! Duvarlara konuşuyordu yüce Rabb'imin şahane garibi! Onca entel, dantel ve ince oya erbabı Hans'ı görünce tır çarpmışa dönüyordu; anlamış gibi "Ha-Hı" diyor ama hep boş ve yorgun gözlerle bakıyorlardı! Sonra da arkalarını dönüp sahne alabilmek ya da sahnede kalabilmek için, işin kolay yoluna sapıyorlardı; yani Hans hakkında dedikoduyu yeğliyorlardı. Hans ne diyordu? Kur'an'a ilişkin ve onu şimdiye kadar hiç bilinmedik derinliği ile anlatan nasıl bir dil kullanıyordu? Ne düşünüyordu, nasıl düşünüyordu? Bunların hiçbiri de önemli değildi ama adamın ilettiği bilgileri kullanıp, kendi malıymış gibi sunan sahtekârlar bile oldu. İşte bütün bunları görmüş, yaşamış biri olarak Hans için, "Bilim dünyasına düşen yıldırım" diyor ve hiç de abartmıyorum! Siz hiç Quantum Fiziği'nin Halidi Bağdadî ile, "Risale-i Kameriye" ile, Hızır'la ve Kuranî bağlantılarla birlikte anlatılabileceğini hayâl edebilir miydiniz? Fizik bilgilerin "Kur'an Dili" ile anlatılması ve bunun doğru bir bağlantılandırma olabileceği aklınızın ucundan geçer miydi? Çarpıcı olan, yıldırım etkisi yapan, asıl burası ve bu işin Hans'ça hiç zorlanmadan ve tam bir yetkinlikle yapılıyor olması! Bilimi yalnızca batılı bağlamda anlamamak gerekir. Hay, hay! Elbette. Ne anlama geldiği pek belli değil ama bilim sözcüğüne "İslâmî Bilimler" sözcüğünü ben de katmak isterim her Türk insanı gibi. Peki o zaman ne diyelim? Ben şunu demek isterim: Müslümanların kendi aralarında sözünü edegeldikleri bir "İslâmî Bilimler" deyimi vardır. Bu deyimin zengin bir de içeriği vardır ama hepsi de Kur'an karşısında çerez hükmündedir. İşte Hans, gerçek bir "Kur'an bileni" ya da "Kur'anî Bilgin" olarak, İslâmî bilimlerin de üzerine düşen gerçek bir yıldırımdır! İki:
O bir Alternatif Bilim İşçisidir.
Hans, sözünü ettiğim "yıldırım etkisini" işte bu özelliği ile yapmaktadır. Bu özelliği ise, onun bilime adanmışlığının dolaylı anlatımıdır. Bilenler biliyor! Öbür taraftan, daha henüz "Alternatif Tıp" sözcüğüne alışamamışken, bu "Alternatif Bilim İşçiliği" de nereden çıktı?" diye düşünebilirsiniz. Hans'la ilgili yazdığım birinci kitabı okuyanlar, bu sözcüğün anlamını artık biliyor olmalılar. Bir "resmî bilim" varsa, bunun karşılığında bir de "alternatif bilimin" olması kaçınılmaz! Peki bu alternatif bilimin içeriğine ilişkin ne söylenebilir? Bir başka deyişle, "Alternatif Bilim" denince gözümüzün önüne neleri, hangi kavramları getirebiliriz? Kişisel ve amatör olarak bir bilimsel konu üzerinde çalışanları kast ediyor olabiliriz, Doğrudan Metafiziği kast ediyor olabiliriz, Kuramsal Fiziği kast ediyor olabiliriz, Birileri Ekstra Science'ı kast ediyor olabilir, Bir başkası, doğrudan parapsikolojiyi kast ediyor olabilir. Ne ki, Hans'ın temsil ettiği Alternatif Bilim ve Alternatif Bilim İşçiliği tüm bunların dışında. Onun Alternatif Bilim İşçiliği'ni tanımlayan iki referans noktası var: Biri Zig-Zag, öbürü ise Kur'an. Burada uzun uzun Zig-Zag'tan söz etmeyeceğim. Birinci kitapta yeterince anlatıldı. Bu alternatif bilimciliğin temelinde "Hanif Kamp"ın bilim alanına yönelik etkinlikleri var. Bunun ne olduğunu anlayabilmek için, hiç kuşkusuz önce Kur'an'a yönelmek gerekiyor. Orada sözü edilen "İki Bağ"ı anlamak gerekiyor. Bu iki bağ, Hanif ve Zion projeleridir. Hans'ın dediğine göre, gelecekten geçmişe kaçıp gelen yedi Zion elemanı ki, bunların isimleri birinci kitapta verildi, bir yandan Siyonizm'i kurdular, bir yandan da maddeci görüşü savunan resmî bilim piyasasını oluşturdular. Üstelik bu öyle çok eski bir tarihte değil, 1900 başlarında oldu. Onların ardından Hanif grubunun elemanları da geldi ama ortaya çıkan kaçınılmaz gecikme, tarihin saptırılmasını engelleyemedi. Böylece Adler'in yerini Hiedler aldı ve dünyada hızlı bir Yahudi egemenliği gelişti. Bu egemenlik ağırlıklı olarak ekonomi, siyaset ve bilim dünyasında gerçekleşti. Böylece bilimde maddeci, tüme varımcı ve insanın (daha doğrusu Yahudi'nin) dünya egemenliğini amaçlayan bir resmî bilim anlayışı gelişti, yayıldı ve egemen oldu. Birinci kitapta anlattığım gibi Zig-Zag, bir "Hanif Proje" olarak, işte bunun karşısına dikilen bir alternatifti. Bir Zig-Zagçı olarak Hans'ın alternatif bilim işçiliğini tanımlayan birincil referans budur. Birinci kitapta da söylediğimiz gibi, bu Zig-Zag grubu Halid-i Bağdadî'nin batı kolu olup, Hızır tarafından yönlendirilmekte ve Hanif Projenin bir etkinliği olmaktadır. Bu grubun Hızır Tezkiresi'ndeki şifreleri çözmek ve bunu yaparken de bazen resmî bilimden yararlanmak bazen onlarla iş birliği yapmak gibi bir özelliği vardır. Böyle bir süreç içinde her ne kadar maddeci resmî bilimi destekler görünse de aslında onu ivmelendirerek önce dört boyutla sınırlı kalmayı engellemiş ve giderek Süper Uzayı yani Arş'ı ve giderek de Hiper uzayı yani Kürsî'yi fizik bilimine kazandırmışlar yani tinsel, soyut ya da metafizik alan da böylece maddeci bilime kazandırılarak, bilim dünyası kısa far kullanma tutsaklığından kurtarılmıştır. Artık Quantum fiziğinin sınırları, fiziğin sınırlarını aşmış, bilim dünyası, daha küçük parçacıkların oluşturduğu ileri sürülen "enerji" kavramının ötesine geçmiştir. Hans'a göre "Nâr", fiziğe özgü enerjiyi, Nur ise Takyon dünyasını, süper uzayı temsil etmektedir. Kısacası, Hans'ın "Alternatif Bilim" işçiliğini tanımlayan temel kavram, fiziği ihmâl etmeyen hatta onu açıklayan bir "uzun far"cılıktır. Bilimsel maneviyatçılıktır. Bir başka deyişle Zig-Zag'tır. Hans'ın "Alternatif Bilim" ve "Alternatif Bilim İşçiliği" yönünü tanımlayan ikinci temel kavram da Kur'an'dır. Biraz abartıyor gibi görünse de ona göre, bilginin kaynağı Kur'an. Bu yüzden, temelde deneye dayalı bir tüme varım yerine, çıkarıma dayalı bir tümden gelim söz konusu. Bu temel ve genel belirleme içinde Hans'ın Alternatif bilim işçiliği; * Soyutu somutun, mânâyı maddenin üstüne çıkarmaya ve onu maddenin kökü kılmaya çalışan bir "Kur'anî bilimcilik"tir. * Kur'an'ı temel alan bir otoriteciliğe dayanır. * Metafizik eğilimlidir. Hatta metafiziği tutarlı ve geçerli bir bilim hâline getirmeye çalışmakta ve bunu kısmen de başarmış görünmektedir. * Göze batan temel özelliklerinden biri de eski metafizikler gibi fiziği yadsımak değil, onu varlık sıralamasında ikincil kategoriye almakta ve sonuçta fiziği de Kur'anla açıklamaktadır. Yani, mevcut maddeci bilimi Kur'an'ın açıklamasında kullanmaktadır. * Sonuç olarak, deney ve gözlem yerine Kur'an'ı esas alan bir Zig-Zagçıdır.
|