Tevfik Yener ve Selahattin Duman İftiraları

 

Bu sayfamizdada 21-22 Mart 1997 tarihlerinde Sabah Gazetesinde Hans Aiberg hakkinda yazilan iftira ve karalama amaciyla yailan yazilari inceleyegiz:

 

http://arsiv.sabah.com.tr/1997/03/22/f02.html

http://arsiv.sabah.com.tr/1997/03/21/y14.html

http://arsiv.sabah.com.tr/1997/03/22/y14.html

 

Tevfik Yener hakkinda Akit Gazetesi yazari Hasan Karakaya,
Baris Manco'nun oldugu gunlerde; Tevfik Yener'in itiraf ettigi
bir komployu yaziyordu.

Karakaya'nin anlattigina gore olay kisaca soyle:

Baris Manco'nun konser verdigi salona Tevfik Yener gazetesinden
adamlarini gonderir, bu adamlar oturduklari masaya icki siselerini
koyar ve fotograf cekerler. Daha sonra Tevfik Yener bu fotografla
beraber ertesi gunku gazeteye "Baris Manco sarhoslari eglendiriyor"
turunden manset atar. Bu olayi Tevfik Yener Baris Manco'ya yillar
sonra itiraf edince; Baris Manco olayi tarihine kadar hatirlar.

Iftira yazmak icin senaryo bile duzenledigi tescillenen Tevfik Yener
22 Mart 1997 tarihinde "Hans Von Ayberg" hakkinda sayfa dolusu
aydinlatici(!!!) bilgiler veriyor. Veriyor ama cok onemli bir seyi
yapmayi unutmus: Ayberg'in kitaplarini okumamis.

Soyle diyor Tevfik Yener:

"...Kitaplarini okumadim, fikrim yok..."

Dikkat ediniz:

Hans Aiberg hakkinda 3 gun sureyle Sabah gazetesinde iftira yazabilme
cesareti gosteren Tevfik Yener Aiberg’in kitaplarini okuma tenezulunde bulunmuyor.

Hans Aiberg’in yazdiklariyla, fikirleriyle, dunya gorusuyle ilgilenecegine, Aiberg’in dis gorunusune, bicimine ve ozel
yasantisina dil uzatacagini acikca belli etmis Sabah Gazetsindeki yazisinin basinda.

Ustelik Tevfik Yener kendisi okumadigi halde, kendi degimiyle;
Yazdigi 10 kitap rekor sayida okuyucu bulmasina ragmen hic bir
okuyucunun kitaplar hakkindaki elestirilersine basvurmuyor.

"...
Kendisine "Hans Ayberg" diyor.

"Bizim Hans"in rüzgarina dikkat edilmeli. Yazdigi 10 kitap neden rekor sayida okuyucubuluyor? Ilahiyatçilar, fizikçiler, biyologlar ve digerbilimciler ne sebepten Hans'a ilgi duyuyor?

10 kitap dolusu yazi yazmis. Bu kadar bilgiyi nasil toplamis?

Cahil deli mi, bilgili deli mi? Dahi mi, anasinin gözü
tezgahtar mi?

Yazdiklari tamamen saçma mi? Peki, kim incelemis?

Bu sorularin cevabi yok. Yazdiklarini yalanlayan bir uzman da
duymadik. Belkide "deli saçmasi" diye bilim adamlari kitaplarini okumuyor. Bir okusunlar
..."

Evet Tevfik Yener ne Ayberg'in kitaplarini okuyup yazdiklari
hakkinda elestiri yapabiliyor nede kendisinin yazdigi gibi, bunu
yapabilen birisine rastliyor. Kitaplari okuyanlarin goruslerine yer verseydi bu yazisinda Tevfik Yener kendisiyle celisirdi.

Tevfik Yener her ne kadar bu yazisinda Ayberg'i kotulesede,
karalasada, Ayberg hakkinda bazi gercekleri dile getirmektende
kendisini alamiyor.

Soyle yaziyor:

"...

Yazisini getirdigi bir gün Almanca çevirmen arkadas isten ayrilmisti.Hans'a bu isi teklif ettim. Alman degil miydi, o zaman Almanca'dan çeviri yapabilirdi.

Hemen kabul etti. Iste onu, birlikte çalisinca tanimaya basladim.

Çevirilerindeki Türkçe'sinin güzelligi dikkat çekiciydi.

Bir süre sonra Hans'in sadece Almanca'dan degil, Ingilizce'den, Fransizca'dan, Italyanca'dan, Ispanyolca'dan çeviriler yaptigini gördüm. Hayret ki ne hayret.
..."

"...Ancak; hangi dilden çeviri yapsa mükemmel yapiyordu.
Bilimsel zor konulari bile uzmanlara parmak isirtacak ustalikta çeviriyordu..."

"...Ama, uzmanlara her kontrol ettirdigimde Hans'in yazdiklari hatasiz çikmisti. Az bilinen dillerden çevirilerini bir bilene sordugumda "dogru tercüme" yaniti almistim.

..."

Aiberg'in bilgisine de deginiyor Tevfik Yener:

"...
Bir hekim kadar tip bilgisine, bir profesör kadar fen bilgisinesahip gözüküyordu. Dikkat: "Gözüküyordu" diyorum, "sahipti" demiyorum.

Çünkü biz gazeteciydik, hekim veya kimyager veya fizikçi
degildik. Ama, uzmanlara her kontrol ettirdigimde Hans'in yazdiklari hatasiz çikmisti. Az bilinen dillerden çevirilerini bir bilene sordugumda "dogru tercüme" yaniti almistim.
..."

Aiberg'in bilgi seviyesini Tevfik Yener itirafa devam ediyor:

"...
Bir gün ünlü bir bilim dergisinden çeviri yapiyordu. (New Scientist veya American Scientist olabilir.) Birden durdu. Bana geldi:

"-Bu dergide verilen formüller yanlis."

Öf, sIkIlmistim artik:

"-Hans çok isim var. Allahaskina tiyatroyu birak, zamanimi çalma. Yani, o derginin profesör yazarlari yanlis biliyor öyle mi?"

-Evet. Yanlis yazmislar.

-Dogrusunu sen biliyorsun ha?

-Evet efendim. Bu kimyasal formüllerin sonucu yanlisa
götürüyor.

-Sen nereden biliyorsun peki?

Bu soruma yanit vermedi. Kirilmisti, gitti yerine oturdu. Söylenmeye basladi:

"-Formüller yanlis iste..."

Çok yorgundum, sinirliydim. Firladim, elinden dergiyi kaptim ve bagirdim:

"-Yaz bakalim dogrusunu o zaman."

Hemen karalamaya basladi, Hans'in yazdigi kagidi ve dergiyi bir arkadasimiza vererek:

"-Hifzisihha'ya veya Kimya Fakültesi'ne git. Nereye gidersen git, güvenilir bir kurumdan hangisi dogruymus ögren. Dogruyu da, yanlisi da tasdik ettir." dedim. Yaptigi ukalaliga karsi Hans'a "mahçubiyet" cezasi verecektim.

Amma velakin.

Iste bundan sonrasi gerçekten ilginç.

Hans'in yazdigi formül dogru çikti. Yahu nasil olur? Bayagi sasirmistim.

Derken; bir ay sonra saskinligim müthis bir meraka döndü.

Çünkü ayni dergi,bizim tartismali formülle ilgili, bir önceki sayisinda yaptigi hatadan dolayiözür diliyor "düzeltme" yayinliyordu. Düzeltme Hans'in yazdigi ve bizim profesörlerin onayladigi gibiydi.
..."

"...Hans bos degil. Bir kaç dili iyi biliyor. Din bilgisi güçlü. Fen bilimlerinden haberdar. Hayli kitap okumus. Felsefe, sosyoloji de biliyor. Astrolojide uzman..."

Hic bir kaniti olmadigi halde Tevfik Yener Zann (tahmin, onyargi)
ile yaziyor. Gercek bilgiden ve ciddiyetten tamamen uzak yorumlari Tevfik Yener'in:

"...
Hans ile çalismaya devam ettik.

Onun Alman pasaportlu Danimarkali olduguna asla inanmamistim.

Doçent oldugunada. Yillarim geçti Avrupa'da. Bir Türk'ü Alman diye yutmam mümkün degildi.

Bence Heidelberg veya Freiburg Üniversiteleri'ni de bitirmemisti. Sorbon'u da.

"-Bakin. Ben kimyaci degilim. Ama her konuyu herkesten iyi bilirim.
Çünkü benim temasta oldugum cinler, ruhlar var. Onlara danisiyorum.
Dünyanin en zor problemlerini, fizik-kimya formüllerini saniyede çözerim.
Çünkü ruhlar bana hemen dogrusunu iletiyor."

"Bunun adina "ruhsal ben" derler (psychological me). Yani: Ruhsal ben'ci, kendinde bütün bedensel ve ruhsal niteliklerin varolduguna inanir. Bu kadar bilgi kimde bulunabilir? Ancak bir profesörde. O zaman "profesörüm" diyeceksin

...
Eger "Alman, Danimarkali, Hans, Prof." gibi gereksiz palavralara sapmasaydi saygin bir yer kazanabilirdi. Kendisine "sarlatan" dedirtmezdi"

...
Bizim Hans'a dönelim. Kültürlü, efendi, iyi bir çocuktur. Onun ihtiyaci "profesörlük ve Almanlik" iddiasindan kurtulacagi esasli bir tedavidir"


..."

Gelelim Selahattin Duman'in Yazdiklarina ( Daha dogrusu
iki iftiracinin (Tevfik Yener ve Selahattin Duman'in) farkina
varmadan nasilda birbirlerinin iplerini pazara cikardiklarina):

Selahattin Duman'in yazdigina gore; "Hans Von Ayberg'i"
Tevfik Yener "Alman" yapti. Soyle diyor Duman:

"Vatandasin kanina biraz da Tevfik Agabey girdi..

"Bizim memlekette yerli mali bilim adaminin itibari, bir siyasi partinin ilçe baskanindan ileri gitmez.. Gel seni Alman yapalim.." deyip Hans Ayberg ismini icat etti.. Oglanin kafasina bir de peruk uydurdular..

Ama peruk esmerdi.. Alman dedigin de sarisin oldugundan uymuyordu.. Karsi eczaneden alinan iki sise oksijen bu sorunu da halletti.. Perugu oksijene yatirip bir güzel sararttilar..

Çok da güzel oldu.. Öyle ki hakiki Alman'a göstersen
"Evet.. Bu bir Alman perugudur.." diye fetva verir, aklina kil kadar süphe gelmez..

Perugu kafasina geçiren Hans Ayberg'in fotografini çekip
gazetedeki kösesine koydular.. Böylece okurlara daha bir itimat geldi..."

Oysa Tevfik Yener Aiberg'le tanismasini soyle anlatiyor
("Hans Von Aiberg" Selahattin Duman'in dedigi gibi Tevfik Yener
tarafindan "Alman" yapilmiyor. Bizzat ilk tanismalarinda Ayberg
kendisini "Hans Von Ayberg" olarak tanitiyor.):

"...
1983 yilinda, Mazlum Göknel arkadasimla birlikte Posta adinda aile gazetesini yayina sokmustuk.

Gazetemiz 700.000 gibi çok önemli satisa ulasmisti.

Bir hanim okurumuz telefon ederek "Yildiz Fali tatmin edici degil, daha genisletemez misiniz?" dedi.

Hemen bir astroloji uzmani aratmaya basladik. Kim tavsiye etti hatirlamiyorum "Bu isi çok iyi bilen biri var" dediler. "-Getirin o zaman" dedik.

Ertesi gün odaya bir hippi girdi. Uzun boylu, zarif, temiz yüzlü bir genç. Elini kibarca uzatti:

"-Bendeniz Doçent Doktor Hans Von Ayberg."

Mükemmel bir Türkçe ile konusuyordu. Alman veya Danimarkali vurgusu yoktudilinde. Kanarya sarisi saçlari basina bir firkete ile tutturulmustu.

Ben sasirmistim. Yildiz Fali uzmani olarak bekledigimiz kisi Alman çikmisti. Oturmasini rica ettim ve sordum:

"-Siz Alman misiniz Herr Von Ayberg?"

"-Hayir Danimarkali'yim, fakat Alman vatandasiyim."

Enteresan.
..."

Selahattin Duman'in bir diger yalani ise, "Hans Von Ayberg'in
almanca bilmedigi" iftirasi. Soyle yaziyor Selahattin Duman:

"...O ise Almanca tek cümle kuramadigi halde, çarkin
söylediklerini bulbul gibi tekrarliyor.."

Oysa Tevfik Yener Ayberg'in cok guzel almanca bildigini yaziyor:

"Yazisini getirdigi bir gün Almanca çevirmen arkadas isten ayrilmisti. Hans'abu isi teklif ettim. Alman degil miydi, o zaman Almanca'dan çeviri yapabilirdi.

Hemen kabul etti. Iste onu, birlikte çalisinca tanimaya basladim.

Çevirilerindeki Türkçe'sinin güzelligi dikkat
çekiciydi.

Bir süre sonra Hans'in sadece Almanca'dan degil, Ingilizce'den, Fransizca'dan, Italyanca'dan, Ispanyolca'dan çeviriler yaptigini gördüm.
Hayret ki ne hayret."

Selahattin Duman, Aiberg icin soyle bir yorum getiriyor:

"Astroloji, tilsim, cifir, gizli bilimler gibi konularda ipe sapa gelmez seyler yazip, okur mektuplarina cevaplar veriyordu"

Kendisinin yazdigi yalan ve iftiralar ayni gunku kendi gazetesinde
(Sabah 22 Mart 1997) ortaya cikiyor. Peki Selahattin Duman
ne tur yazilar yaziyor?..

Selahattin Duman kendi gazetesiyle tescilli "iftiracinin ta kendisidir".

Selahattin Duman ve Tevfik Yener'in varsa cesaretleri gondersinler
bu yaziya tekziplerini.


Oguz KAYI