|
SİYONİZMİN TEPELERİNDEN GELEN EMİRLE; HANS AİBERG'E ve TÜRK ORDUSUNA KOMPLO DÜZENLİYENLER AYNI HAİN ODAKLARDIR. |
|
HANS AİBERG'E DÜZENLENEN ÇİRKİN KOMPLONUN BİR PARÇASI OLAN MEDYA AYAĞI: MASONİK-SİYONİST GÜDÜMLÜ MEDYA, VATAN HAİNİ FETHULLAHÇI MEDYA, KÜRDİSTAN BÖLÜCÜSÜ NURCU MEDYA, BUNLARIN İNTERNET UZANTILARI AYAKÇILARI, "İFTİRA, KARALAMA VE HEDEF GÖSTERME" KAMPANYASINDA: "YAKASI AÇILMADIK İĞRENÇ İFTİRALARLA" "GERÇEK DIŞI HABERLERLE" "PROVAKATIF, KIŞKIRTICI " YAZILARLA, YAYINLARLA: HANS AİBERG'İ GÖZDEN DÜŞÜRME, KARALAMA ve HEDEF GÖSTERME PLANLARI TERS TEPKİ EDİP, GERİ TEPİP KENDİLERİNİ VURMUŞTUR! KENDİ PİSLİK, İĞRENÇ VE VATAN HAİNİ YÜZLERİNİ GÖSTERMİŞLERDİR! *** HANS AİBERG'E YAKASI AÇILMADIK İĞRENÇ İFTİRALAR SAVURAN FETHULLAHÇI'LAR AYRICA: BULDUKLARI HER FIRSATTA TÜRK ORDUSUNA DİL UZATARAK, DEVLETE KARŞI SAVAŞTA KENDİLERİNE ENGEL GÖRDÜKLERİ TÜRK ORDUSUNU YIPRATMAK İSTİYORLAR!!! FETHULLAHÇI'LAR KENDİLERİNİ KULLANAN SİYONİSTLERDEN DESTEK ALARAK BÖYLESİNE PERVASIZ CESARET GÖSTERMEKTEDİRLER. *** SİYONİZMİN TEPELERİNDEN GELEN EMİRLE; HANS AİBERG'E ve TÜRK ORDUSUNA KOMPLO DÜZENLİYENLER AYNI HAİN ODAKLARDIR. İŞTE KANITI!!! AŞAĞIDA AYNI ODAKLARIN SOL TARAFTA HANS AİBERG'E İFTİRALARI, SAĞ TARAFTA İSE TÜRK ORDUSUNA KOMPLO AMAÇLI YAZILARI: |
|
09.03.2007
|
||||||||||||||||||
|
*** Sahte profesörün porno arşivi Türkiyedeki en ilginç dolandırıcılık skandallarından birine imza atan Bülent Ayberk'in kurbanlarından topladığı paralarla porno arşivi kurduğu ortaya çıktı. 59 yaşındaki Bülent Ayberkin maskesini düşüren Zig-zag Operasyonunda 8i dizüstü olmak üzere toplam 10 bilgisayara ele konmuş, sahte profesörün evinde 80 porno CD bulunduğu basına yansımıştı. Haziran ayında el konan bilgisayarların bir buçuk yıllık kayıtlarının incelenmesi sonucu ise şebekenin çok daha kapsamlı bir arşivi olduğu ortaya çıktı. İncelemelerde, içinde çocuk ve hayvan pornosunun da bulunduğu 1000den fazla sapık görüntü ortaya çıkarıldı. Bunlar arasında eşcinsel porno görüntüleri ve iğrenç çizgi filmler de var. Ancak bu görüntüler Aiberg İddianamesine dâhil edilmedi; çünkü şebekenin bu görüntüleri internette yaydığı bir türlü kanıtlanamadı. *** http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=26089 Arzdan arşa yalan kulesi 25 yıldır kendini din âlimi, UFO ve fal uzmanı, Kültür Bakanı danışmanı, gazeteci ve NASA görevlisi olarak sunan Bülent Ayberk, Balıkesirde tutuklandı. Danimarka
dilinde adım Hansen vċn Ĉibergdir. Ama Faroyar diliyle Hansen
Aiberg von Heiberg denir. Türk ve Müslüman olduktan sonra kitap yazınca
daha kolay okunsun diye Hans Ayberg yaptık. Vaftiz ismim Peter,
orta ismim de Edström. Bunları hiç kullanmadım. Son
zamanlarda Hunnes Ayberk yapayım diyordum. Çok isim taktılar
bana, Bülent filan dediler. Alman mıyım, Danimarkalı mı,
yoksa Malatyalı mı ben de bilmiyorum artık
***
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=24542 |
Bir andıç skandalı ve basının içyüzü
Kendi toplumundan bu denli çekinen, kendi itibarını ülkenin itibarından üstte tutan, özgür ve farklı düşünceyi tehlike ilan eden bir askerî yapı, daha doğrusu bir askerî zihniyet olabilir mi?.. Genelkurmayın basın hakkındaki andıçı, akredite olmayan gazete ve gazetecileri terörist eylemci ya da eylemcinin lojistik destekçisi gibi tanımlıyor ve itibarlarının düşürülmesini hedefliyor Açıkçası ortada bir suç var. Ama bunun hesabını soramıyorsanız, bilin ki gerçek anlamda bir askeri vesayet sisteminde yaşıyorsunuz demektir Genelkurmay
Başkanlığının basın hakkındaki
andıçı gündeme bomba gibi düştü. Andıç,
bir eylem planı ve bu plana yönelik genel bir değerlendirmeden
oluşuyor. ***
http://aksiyon.com.tr/detay.php?id=26927
|
|
AHMET HAKAN
Huzur arıyorum! *** Ama beni "kopartan" asıl mesaj şu oldu:
"Selam! Ben Dabbetül Arz Hans Von Airberg'in eşiyim. Sizi
de protestan İslam tarikatında görmek isteriz. Bizim
medyadaki kalemşorumuz olun. Size istediğiniz kadar para!"
***
Hans Von Airberg! "Ben bu ismi bir yerlerden anımsıyorum" dedim ve tam 20 yıl öncesine gittim. 80'lerin başında "Abi, şu İslamcı gençler acayip okuyor" kanaatinin yaygın bir şekilde gündeme geldiği ve "Ben hem Kur'an'ı, hem de Kapital'i okurum" diye hava basan yeni yetme İslamcı gençlerin türediği bir dönem vardır, işte o günlere gittim. Her zaman takıldığımız kitapçının vitrinini işte bu Hans Von Airberg'in kitapları süslerdi. "Arzdan Arşa" başlığını taşıyan Airberg kitaplarının gücü, yazarının kimliğinde gizliydi: Fizik, kimya, uzay bilimleri, matematik gibi tüm bilimleri sular seller gibi bilen, NASA'dan emekli Danimarkalı atom fizikçisi Airberg! Profesör Airberg, bilimin ışığında Allah'ı bulmuş, İslam'ı seçmiş ve şimdi yazdığı kitaplarla tüm dünyayı etkilemeye çalışıyor! Hakkında bildiğim bundan ibaretti. Benim gibi fizik, kimya, uzay bilimleri gibi alanlara zerre kadar ilgi duymayan ve "İslam'da huzuru bulanlar" haberlerine her zaman kuşkuyla yaklaşan biri için o kitapların bir albenisi yoktu yani. Derken bir gün, yıllar sonra.. Bir özel televizyon kanalında bilumum korkutucu efektin eşliğinde "Kendisini NASA'dan emekli Danimarkalı atom fizikçisi Hans olarak tanıtan adamın maskesini düşürüyoruz! İlkokul mezunu Malatyalı Bülent Ayberk, nasıl Danimarkalı atom fizikçisi Hans Von Airberg oldu! Az sonra!" diye bir tanıtım görmeyeyim mi? Merakla izledim haberi. Meğer adamımız, Danimarka, Hans ve NASA gibi anahtar sözcüklerle bilimsel gücünü artırmaya çalışan, amatör ama buna mukabil uyanık Malatyalı bir bilim kurgu yazarı değil miymiş!
http://www.sabah.com.tr/2004/07/27/yaz33-10-117.html
***
İslamcı
etkileme sanatı Bu öyle bir aşağılık kompleksidir
ki, uyanık bir Erzincanlı tam 20 yıldır, bu
kompleksin doğurduğu imkanlardan yararlanarak pasta
yemektedir. *** http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=4564391
***
|
AHMET HAKAN
Ahmet HAKAN12 Mart 2007 İyi bir cumhurbaşkanı
için 20 temel nitelik
|
|
'Hans Van Aiberg' tutuklandı Balıkesir Emniyet Müdürlüğü'nce düzenlenen operasyonda, "İslam dinini kullanarak para topladıkları" iddiasıyla gözaltına alınan 6 zanlıdan 2'si tutuklandı.
***
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/haziran/09/8890.html |
Andıç'a en sert çıkış
Gazetecileri 'TSK yanlısı-karşıtı' olarak ikiye ayıran yeni andıça sert tepkiler geldi. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, haber için kimin görevlendirileceğine gazeteciyi çalıştıran kurum karar verir dedi. Genelkurmay da olayla ilgi soruşturma başlattı *** http://www.yenisafak.com.tr/gundem/?t=09.03.2007&q=1&c=1&i=33916&Andiça/en/sert/çikis
|
|
|
|
30 senedir ortaya bir çıkıp bir kaybolan ama çıktı mı inanılması güç zirvelere de tırmandığı hayretle müşahede edilen Hans von Aiberg, asıl adıyla Bülent Ayberk, Balıkesir'deki operasyonla yakalandı. Özal ailesinin yakın çevresine giren, Kültür Bakanlığında danışmanlık yapan, gazetelerde köşe yazarlığı yapıp yazı dizileri yayımlayan, Yaşar Nuri Öztürk'le TV programına dahi çıkan Han von Aiberg, yıllar sonra, internet üzerinden geniş bir müirt kitlesine erişince, polis harekete geçti. Kendisini İskandinav - alman kırması, sonradan Müslmanlığı seçmiş profesör olarak başarıyla tanıtan Aiberg, 1980li yıllarda İslamcı gençlikten büyük hayran kitlesine de ulaşmıştı. İslamcıların bilimsel ezikliğini büyük beceriyle sömüren sahte profesör, defalarca ifşa edilmesine rağmen Altınoluk'ta internet üzerinden faaliyetlerini sürdürürken tespit edildi. İnternet üzerinde Hanif İslam takma adıyla tarikat kuran ve çok sayıda web sitesi açtıran Bülent Ayberk, Balıkesir Üiversitesinde öğretim görevlisi eşiyle birlikte lüks içinde yaşarken bulundu. Hans von Aiberg kültü üzerine, Memleket Hikayeleri kitabında en güzel yazılardan birini yazan, Aiberg olayını trajik ve komik gerçekliği içinde ortaya koyan Nihat Genç'e Aiberg Vakasını sorduk. İşte, Nİhat Genç'in Hans von Aiberg vakası hakında 8sutun'a yorumu... NİHAT GENÇ: "BU ADAM BU TOPRAKLARDA KANDIRABİLECEĞİ İNSANLAR BULDU. NE DİYELİM?" Türk sağını, 1980lerde gelişmekte olan Müslüman gençliği "uzaydan geldi, kainattan ışınlandı, dünyanın sırrı" gibi şizofren tezlerle tavlamış, büyük şöhret yapmış, hattâ kültür bakanlığında danışman olarak çalışmış, hattâ büyük sağ gazetelerde tefrikalar yapmıştı. Bir gün sanıyorum Tercüman gazetesinde Taha Akyol bu adamın diplomalarını merak eip sormuş, Almanya'daki bütün büyük üniversiteler tarandıktan sonra boş çıkmış ve Taha Akyol da bunun profesör olmadığına karar verip tefrikayı sona erdirmişti. İslamcı gençliK içinde şöhreti fazlaca olan, bir zaman sonraysa dalga geçilen ama hâlâ kendisinin manyak teorilerine inanacak insanlar bulan bir adam bu. Artık ne diyeyim, bir ucube mi diyeyim, yoksa hâlâ böyle konuşuyoruz diye mahkemelere mi gideriz yine? Sonra bunun Antepli Süleyman olduğu anlaşıldı, şimdi de Suriyeli mi ne çıkmış, bizi ilgilendiren tarafı şu: Bu adam bu topraklarda kandırabileceği insanlar ve yayınlar buldu, bu adam bu topraklarda kandırabileceği okuyucular buldu, kitapları İslamcı kitapçılarda satıldı. Daha ne diyelim? |
http://www.8sutun.com/node/14930

28 Şubat'ın 10. yıldönümünde Genelkurmay'ın "andıç"ı da yenilendi. Nokta dergisiin haberine göre yei "andıç"ta gazeteciler arasında "güvenilir" - "güvenilmez" tasinfi yapan TSK, ulusalcı görüşleriyle tanınan Tuncay Özkan, Cüneyt Arcayürek, ve eski bir asker olan Erol Mütercimler'i de "güvenilmez"ler arasına koydu. İşte TSK'nın yeni listesi... Andıç'ın TSK karşıtı yazarları
Mehmet Ali Birand, Cüneyt ülsever, Hadi Uluengin,Ece Temelkuran, Çetin Altan, Hasan Cemal, Can Dündar, Nuray Mert, Yıldırım Türker, Murat Belge, Hasan Celal Güzel, Soli Özel, Ergun Babahan, Umur Talu Mehmet Altan, Engin Ardıç, Faruk Mangırcı, Ömer Lütfi Mete, Oral Çalışlar, Hikmet Çetinkaya, Alişan Satılmış,Tuncay Özkan, Erol Mütercimler, Lale Sarıibrahimoğlu, Derya Sazak, Taha Akyol, Nazlı Ilıcak, Ufuk Güldemir, şakir Süter, Güngör Mengi,Bilal Çetin, Ruhat Mengi, Okay Gönensin ve Nihat Genç Andıç'ın TSK yanlısı yazarları Ertuğrul Özkök, Özdemir İnce, Fatih Çekirge, Bekir Coşkun, Mehmet Y.Yılmaz, Fikret Bila, Melih Aşık, Semih İdiz, Doğan Haper, Güneri Civaoğlu, Nail Güreli, Yasamein Çongar, Güngör Uras, Güler Kazmacı, Yazgülü Ladoğan, Hakan Çevik, Kurtul, Altuğ Saygı Öztürk, Mehmet Türker, Rahmi Turan, Hüseyin Avuç, Ali Öztürk, Fatih Altaylı, Erdal Şafak, Aslı Aydıntaşbaş, Muharrem Sarıkaya, Hakkı Yalçın, İlker Sarıer, Mehmet Çetingüleç Serdar Turgut, İsmail Küçkkaya, Güler Kömürcü, Ali Saydam,Servet Kabaklı, Sırrı Yüksel Cebeci, Deniz Ülke Arıboğan, Deniz Som, Ali Sirmen, Emk. Tüm General Doğu Silahçıoğlu, İlhan Selçuk, Yılmaz Öztuna, Nuri Elibol,Fuat Bol, İsmet Giritili, Taylan Sorgun, Yıldıray Çiçek, Nejdet B. Sıvaslı, Ali Öncü, Orhan Karataş, Sadi Somuncuoğlu, Hayri Köklü, Altemur Kılıç, Yavuz Selim Demirağ, Altan Öymen, Behiç Kılıç |
***
http://www.8sutun.com/node/29303
|
.
http://www.dorduncukuvvetmedya.com/article.php?sid=5763
|
http://www.dorduncukuvvetmedya.com/categories.php?op=newindex&catid=18 |
|
Kuran ve bilim *** http://www.milliyet.com/2006/06/10/yazar/akyol.html
|
Genelkurmay'ın akreditasyon listesiNokta, Genelkurmay Başkanlığı'nda basın kuruluşlarına ilişkin değerlendirmeleri içeren yazışmaları kapak yaptı. Habere göre bazı basın kuruluşlarını 'güvenilir' bulmayan Genelkurmay, akreditasyon listesini yeniden düzenlediANKARA MilliyetNokta dergisi, bugün yayımlanan sayısında Genelkurmay Başkanlığı'nda basın kuruluşlarına ilişkin olarak yapılan değerlendirmeleri içeren yazışmaları içeren dosyayı kapak yaptı. "28 Şubat'tan 10 yıl sonra Genelkurmay'dan yeni andıç" adı altında yayımlanan dosyaya göre, Genelkurmay Başkanlığı'nda medya gruplarına, gazete ve televizyonlara ilişkin genel değerlendirmeler ve akreditasyon uygulaması konusundaki görüşler yer aldı. Dosya kapsamında yayımlanan "Akredite Basın ve Yayın Organları Yeniden Değerlendirmesi" konulu 3 sayfalık andıçta, "Bazılarının güvenilir olduğu, bazılarının güvenilir olmadığı sonucundan hareketle güvenilir basın-yayın kuruluşlarının yer aldığı bir 'Akreditasyon Listesi' oluşturulmuştur" ifadesi kullanıldı. Nokta'nın haberine göre, "akreditasyon" sözcüğünün etimolojik kökeni üzerinde de durulan bu belgede, uygulamanın temeli şöyle anlatıldı: "1997 yılında Genelkurmay Başkanlığı tarafından basın-yayın kuruluşlarının 'güvenilirlik' denetimine tabi tutulmasına başlanmasıyla (...) güvenilirlik düzeyi düşük basın-yayın kuruluşlarının TSK bünyesinde gerçekleştirilen faaliyetlere katılımı kısıtlanmıştır. Böylelikle, TSK'nın basın faaliyetlerinin; bölücü ve yıkıcı akımlara destek veren basın kuruluşları mensuplarının provokasyon ve kamuoyunu kasıtlı olarak yanlış bilgilendirme girişimlerinden korunması ile bunların askeri bölge, birlik ve tesislere girerek istihbarat elde etmeleri ve bunu bölücü-yıkıcı unsurlara iletmeleri ve askeri birlik, tesis, malzeme ve personele zarar vermelerinin engellenmesi amaçlanmıştır." Dergideki dosyada, "Kasım 2006 tarihini taşıyan" bu andıçta "akreditasyon uygulamasının 10. yılında yapılan" değerlendirmenin ardından şu ifadelerin kullanıldığı belirtildi: "TSK'nın kamuoyundaki imajını ve toplumdaki itibarını zedeleyici, bu imaj ve itibarı herhangi bir siyasi ve ekonomik saikle istismar edici yayın yapan ve TSK'yı herhangi bir siyasi veya ekonomik rant mücadelesinin tarafıymış yahut taraflardan birini destekliyormuş şeklinde gösteren basın kuruluşlarının akreditasyonlarının iptal edilmesinin de tutarlı ve kararlı bir uygulamanın gereklerinden olduğu düşünülebilir." *** http://www.milliyet.com/2007/03/08/siyaset/axsiy03.html |
|
Sanal
şeyh yakalandı http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=4551989 ***
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=5513869 |
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6133585.asp?m=1&gid=112&srid=3601&oid=1
|
|
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=163852 |
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=225690 |
|
EDİP YÜKSEL
Hans von Aiberg veya Elazığlı Bülent Ayberk
Saçını sarıya boyayarak ve ismini değiştirerek
kendini bir Alman profesörü olarak ve şatafatlı bir sürü
etiketle kendisini Hans Von Aiberg olarak tanıtan 1947 Elazığ
doğumlu Bülent Ayberk'in sahtekar biri olduğunu, kitaplarındaki
iddiaların ansiklopedilerden devşirilmiş bilgilerle
mistik öğretilerin saçma sapan bir çorbasından oluştuğunu
yirmi yıl önce biliyordum.
Hans her ne yapmışsa, Yaşar Nuri'yi bilimsel
konulardaki bilgisizliği ve saflığından
yararlanarak kandırmış ve onun Flash televizyonundaki
"Işığa Doğru" programına çıkmıştı.
1997 yılının ilk aylarıydı. O sırada
uluslararası hukuki bir işe danışman olarak bir
haftalığına Türkiye'deydim. Yaşar Nuri o zaman çok
popülerdi. Bazı gazeteler ve televizyon kanalları Yaşar
Nuri'nin oyuna geldiğini, bu adamın sahtekar Bülent olduğunu
sürmanşet veriyorlardı. Bir sahtekarın oyununa geldiği
için mahcup olan ve o zaman neredeyse paniğe kapılan Yaşar
benim bir dahaki programına katılmam için israr etti.
Kendisini kıramadım.
Yaşar, canlı programa sahtekar Bülent'i, beni ve iki kişiyi
daha davet etmişti. Programa katılmadan birkaç saat önce,
Prof. Hans Von Aiberg adına nisbet edilerek yayımlanan
"Arz'dan Arş'a" kitabını alıp bir pizzacıda
gözden geçirmiş ve içerdiği saçmalıkları ve
tutarsız spekülasyonları işaretlemiştim. (O kitabı
1980'lerde ilk yayımlandığında Çağaloğlunda
trajı düşük bir gazetede çalışan ve Hans namıyla
bilinen kişi tarafından bana hediye edilmişti. Ben o
zaman Türkiye'nin en çok satan genç yazarıydım. Ben Hans'ı
tanımazdım ama o beni tanırdı. Ne var ki içindeki
uçuk iddiları, hurafeleri, ve spekülasyonları görünce
çöpe atmıştım. Hans'ın eleştirilerimi
anlayabilecek bir bilgiye ve yeteneğe sahip olmadığını
öğrenince kendisiyle ilişkimi kesmiştim).
*** http://19.org/index.php?id=66,391,0,0,1,0 |
EDİP YÜKSEL *** Anayasasi anayasaklara donusmus bir ulkede yasamaya alisanlar bu yasaklarin olusturdugu her kotuluge ve felakete karsi yeni yasaklar turetilmesini isteyebilir. Azinliklari temsil eden parlamenterlerini hapishanelere veya mezarlara mahkum eden bir ulkenin cogunlugu azinliklarin gosterdigi her reaksiyona "kana kan intikam" sloganlariyla cevap verme aliskanligini ila nihaye surdurebilir. Politik partileri kapatmaya alismis sozde demokratik bir ulkenin bassavcisi "mutluluk iskencecisi" veya "baris katliamcisi" misali "demokrasi militani" olarak ovunebilir. Kadinlari cuvala sokmak isteyen tesbihli despotlarle kadinlari soymak isteyen kadehli despotlar arasindaki mucadeleyi yillarca izlemeye alismis vatandas kendisine medya tarafindan gosterilen bu iki alternatifin disinda bir baska alternatif olacagini hic aklina bile getirmeyebilir. Evet, benim halkim haslanmis kurbagaya donmus... Amerika'da onbir yildir yeni bir hayat baslatmis bir Amerikan vatandasi olarak ziyaret ettigim ulkemde buna tum dehsetiyle tanik oldum... Alice gibi bir harikalar ulkesinde degil, kendimi bir felaketler ulkesinde bulmustum. Boyle bir trajedinin yasandigi ulkemde halkin zaten karismis olan kafasini daha da karistiracak dini tartismalara niye girdim? Niye geleneksel dini ogretileri radikal ve uzlasmasiz bir elestiri bombardimanina tabi tuttum? Neden? Bu gecenin ardindan agaran tanin isiklarini goruyorum da ondan. Haslanmak uzere olan ancak hala haslanmamis ve refleksi olan genc kurbagalar goruyorum da ondan... Onlarin sicramalarina tanik oluyorum. Fokurdamaya baslayan bir kaynar tencerede yasayan halkimin bu tencerenin patlamasiyla birlikte yeni bir duzen ve yeni bir Turkiye baslatacagina inaniyorum... Halkimin yasadigi bu sancilarin tarihi bir degisime ve reforma yol acacagina inaniyorum. Dinin sorgulanmasi iste bu noktada cok onemli bir motor, onemli bir olay. *** http://19.org/index.php?id=66,110,0,0,1,0 |
|
TSK'YA FETHULLAHÇI SALDIRI
29 Mart 2007
Fetullahçı Nokta'nın TSK'ya saldırıları sürüyor!
Nokta dergisinde bugün
yayımlanan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e
ait olduğu öne sürülen notlarda, kuvvet komutanları ve
jandarma komutanının AKP'ye karşı iki ayrı
darbe planladığı ancak dönemin Genelkurmay Başkanı
Hilmi Özkök'ün bu girişimlere karşı çıktığı
iddia edildi.
|
|
Fethullahın andıçları TÜRKSOLU Okan İşbecer
Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran en önemli tartışma, hiç kuşkusuz andıç tartışması oldu. Nokta dergisinin 8-14 Mart tarihli sayısında kapaktan verilen habere göre TSK, gazetecileri ordu yandaşları ve ordu karşıtları olmak üzere ikiye ayırıyordu. Genelkurmay halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan üç sayfalık belgede basın-yayın kuruluşları güvenirlik yönünden detaylı bir şekilde incelenmiş görülüyor. İşin buraya kadar olan kısmında bir sorun yok. Genelkurmay Başkanlığının kendi kurumsal yapısı içerisinde güvenlik amaçlı böyle bir değerlendirme yapmasından daha doğal bir şey yok; ancak bu belgenin ortaya çıkarılması ve böyle bir dönemde yeniden ordu tartışmasının alevlendirilmesinin anlamı üzerinde durmakta yarar var. Birincisi, yeniden yayın hayatına dönen Nokta dergisinin çizgisini belirtmekte fayda var. Nokta dergisi Fethullahçı çizgiye olan yakınlığı (içiçeliği) ile dikkat çekiyor. Derginin Genel Yayın Yönetmeni olan Alper Görmüş, yıllardır Başbakanla akraba olan Albayrakların sahibi olduğu Yeni Şafak gazetesinin Medya köşesini hazırlıyordu. Yine derginin devamlı yazarı olan Kürşat Bumin de Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapmakta. Ahmet Altan ve Fethullahçı Star gazetesi yazarı Mahir Kaynak, öne çıkan yazarlar. Haberi hazırlayan Ahmet Şık ise Radikal gazetesinde yetişmiş bir isim. Bir ay kadar önce 22-28 Şubat tarihli Nokta dergisinde Mersindeki ulusalcı provokasyon üzerine yayımlanan yazıda da yine Ahmet Şık imzasını görüyoruz. 17 Şubat tarihinde Radikal gazetesinin manşetten duyurduğu haberde Mersinde örgütlenen provokatif ulusalcı yapılara dikkat çekilmiş, bu provokatif ulusalcı örgütler listesinin en başına da TÜRKSOLU konularak hedef gösterilmişti. Anlaşılan Fethullah, Ocak 2005te öngördüğü provokasyon haberlere imza atacak bir mürit bulmuş. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bu kadar tartışıldığı bir ortamda ancak bu kadar başarılı gündem değiştirilip Tayyipin Cumhurbaşkanlığı önünde en büyük engel görülen TSK, hedef tahtasına oturtulabilirdi. Bu olaydan iki gün sonra da Başbakanlığın yayımladığı medya karnesi ortaya çıktı. Genelkurmayın yayımladığı iddia edilen değerlendirmeye göre biraz vasat kalan değerlendirmede gazeteler genel çizgi itibariyle değerlendirilmiş. Başbakanlık Basın Müşaviri Ahmet Tezcanın yaptığı değerlendirmede Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Sabah, Vatan, Gözcü, Milli Gazete ve Yeniçağ gazeteleri olumsuz yayın organları olarak fişlenirken; Zaman, Vakit, Yeni Şafak, Türkiye iktidar yanlısı olarak değerlendirilmiş, Radikal gazetesi ise tarafsız olarak nitelendirilmiştir. Raporda en dikkat çekici madde ise solcu Birgün gazetesi hakkında yapılan değerlendirmedir. Öteki sola ait gazeteler içinde en demokrat, gerçekçi olanı ifadeleriyle Kürt-İslamcıların övgülerine mazhar olan Birgün gazetesi, böylece faşist iktidar tarafından önümüzdeki dönem yaşatılacak kurumlar arasındaki yerini almış oldu. TÜRKSOLU olarak kendilerini kutlar, başarılarının devamını temenni ederiz. Ortaya çıkan basın karnesi elbette medya içerisinde geniş yankı buldu. Genel itibariyla yorumlar, iktidarın yaklaşan seçimler öncesinde medyayı hizaya çekme çabası içinde olduğu yönünde. Sabah Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, meseleye farklı bir yerden yaklaşarak kafasında oluşan soru işaretlerini sıralıyor: Neden böyle bir tasnif yaptıklarını anlıyorum Ama neye göre böyle bir tasnif yaptıklarını anlamak güç. Çünkü Hem 12 Eylülcü, hem Özalcı, hem Demirelci, hem Çillerci, hem Erbakancı, hem Yılmazcı, hem 28 Şubatçı, hem Erdoğancı olan gazeteciler var. Bunlar hangi kategoriye giriyor? Şarap içenler fişlenmiş mesela Rakı içenler ne olacak? Şarap sorunsa eğer Hem tarikatçı olup, hem de Ramazana denk gelen happy birthday partisinde şarap içen gazeteci var Bunun AKP lehine yazdıkları caiz midir? Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler öncesinde Kürt-İslamcı Tayyip iktidarının medyaya yönelik bu balans ayarı bakalım önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak tartışmalara nasıl yansıyacak ... http://www.turksolu.org/131/isbecer131.htm *** Kanal 7: Siyonizmin cesur sesi Gündem
Gazetede çok küçük bir haber bile pek çok ipucu verebilir. 13 Mart tarihli Milliyette sayfanın en dibinde ufacık bir haber: Kanal 7de bomba paniği Haberden Kanal 7ye bomba ihbarı yapıldığı, ihbarın panik yarattığı ancak sonunda asılsız çıktığını öğreniyoruz; ama küçük bir detayda yanlışlıkla habere girmiş. Haberde ihbarın yapıldığı saatte Kanal 7yi İsrail Başkonsolosu Amihainin ziyaret ettiğini ve ihbarın belki de bu yüzden yapılmış olabileceği belirtiliyor. İsrailin Başkonsolosu Amihainin Kanal 7ye düzenlediği teşekkür ve nezaket ziyareti aklımıza Erbakanın Kanal 7 için para toplarken yıllar önce söylediklerini getirdi: Bu televizyon verdiğimiz cihat mücadelesinde tanktan bile daha önemlidir. Demek ki Kanal 7 ve gericilerin verdiği kutsal şeriat kavgası, Siyonistlerin Yahudi şeriatı içinmiş. Amerikan Musevi Konseyi Tayyip Erdoğana Musevi Cesaret Ödülü verirse, İsrail Başkonsolosu da tabii ki Kanal 7yi ziyaret edebilir. Belki de gelecek yayın döneminin programını belirliyorlardır. Gecenin bir saatinden sonra AKP propagandası ve Tayyip Erdoğan yalakalığını bırakan Kanal 7, Kuran yayınına geçiyor. Kimbilir belki yakında Kuran yayını yerini Tevrat yayınına bırakır. *** http://www.turksolu.org/131/gundem131.htm
|
Fethullahçı Tezgâh...Yazan: Hikmet ÇETİNKAYA Nisan 19,2007
Oyunun ilk bölümü sahneye konuldu, ama hiç izleyici toplamadı... Adı "büyük" olan medya, sahte günlüklere balıklama atladı önce... Dönekler hemen kalemlerine sarıldı, dört koldan yaylım ateşine başladı. Eski Genelkurmay Başkanı Özkök Paşa, İzmir Narlıdere'den Anadolu Ajansı 'nı evinde ağırladı... Kafalar karışmıştı... 2004 kışında ya da 2004 yazında dört general darbe mi yapacaktı? Olup bitenleri 10 yıldır ABD'de FBI korumasında ve CIA şemsiyesi altında yaşayan Fethullah Gülen çok yakından izliyordu... Dedi ki: "Hilmi Özkök Paşa, albaylığa terfi ettiğinde biz çok şaşırmıştık..." Nokta dergisi Fethullahçıların eline geçmişti. Paraları boldu. Kendilerini hâlâ "solcu" sayan üç-beş döneği kadrolarına alıp hedef belirlemişlerdi: "Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmak..." Okurlar merak ediyor, Nokta dergisinin üst düzey yöneticisini!.. Söyleyeyim: Genel Koordinatör Haluk Görgün (Samanyolu TV'nin eski Ankara temsilcisi). Nokta dergisine Fethullahçılar, iki bin sayfalık bir dosya ve slaytlar gönderiyor... İki bin sayfalık dosyada neler var? Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek 'in günlüğü... Örnek'in günlüğü Heybeliada Deniz Lisesi'ne girdiği 1950 yılından başlıyor ve emekliliğine dek sürüyor... Günlük, Nokta dergisinde yayımlandı. Aynı gün Özden Örnek bir açıklama yaptı: "Ben yaşamım boyunca hiç günlük tutmadım." *** Nokta dergisinin yayımladığı günlükler sahteydi... Şimdi soruyorum: Emekli Oramiral Özden Örnek 1950 yılından başlayıp emekli olana dek (26 Ağustos 2005'te emekli oldu) tuttuğu günlükleri bilgisayara mı yazdı? Yüz sayfa değil, iki yüz sayfa değil, tam iki bin sayfa... Defterleri evinden çalınıp bilgisayara mı yazıldı? Medya bu olayın üzerine gitmedi; bunu Fethullahçıların bir tezgâhı olduğunu ne yazık ki vurgulamadı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt basın toplantısında "bir tarikat üzerine" vurgu yaptı... İki bin sayfa kolay kolay yazılmaz. Biliyorsunuz yıllar önce " Hitler 'in günlüğü" ortaya çıkmıştı. 1930 'lu, 1940 'lı yılların kâğıtlarına sahte "Hitler'in Günlüğü" yazılmıştı. Üstelik Hitler'in el yazısı taklit edilerek. Amaç, para kazanmaktı. Emekli Oramiral Özden Örnek'in iki bin sayfalık günlüğünü yazan, "din baronu" nun müritleriydi. Müritler, Türkiye Cumhuriyeti devletinin istihbarat birimlerinde, ABD'deki üniversitelerde görevliydiler. Sahtekârlığın boyutu bir kişiyle sınırlı değil, bir örgüt işiydi ve ekip çalışmasıyla yapılmıştı. Bazıları bu olayı, AKP iktidarıyla bağlarını "cemaatçi ilişki" diyerek "Fethullahçılar" ı aklamaya çalışıyorlar. İşin içimi acıtan yanı, bu sahte günlüklere DİSK gibi bir sendikanın yöneticilerinin de inanıp 14 Nisan'da Ankara'da Tandoğan Alanı'ndaki "Cumhuriyet Mitingi" ne katılmamasıydı... DİSK dün bir bildiri yayımladı. Bildiride "Kimse cin olmadan adam çarpmaya çalışmamalıdır, önce herkes haddini bilmelidir" deniliyor... Bildiriyi sanki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kaleme almış. Biçem, sanki Erdoğan'ın Mersin'deki üreticiye "Ananı da al git" demesi gibiydi. Bakın ne deniyor DİSK'in açıklamasında: "... Düzenleyiciler arasında bizim tasvip edemeyeceğimiz bazı kişi ve kurum adlarının geçmesi nedeniyle , yetkili kurumlarda tartışarak mitinge kurumsal kimliğimizle katılmama kararı aldık." *** DİSK'in adını vermediği kurum, bence Atatürkçü Düşünce Derneği ve derneğin genel başkanı emekli Orgeneral Şener Eruygur !.. Çünkü Eruygur Paşa, "sahte günlük" te darbe hazırlığında olan dört generalden biriydi. TBMM Başkanı Bülent Arınç da 14 Nisan mitingi için "Darbecilerin peşinden gitmeyin" demişti. Bu kadarı da olmaz ve DİSK'e böyle bir biçem ve davranış yakışmaz! DİSK , Fethullahçıların oyununa gelmez. Ama geldi işte!.. DİSK yöneticileri hiç konuşmasalar daha iyi!.. Genelkurmay Başkanlığı'nın önünde sivil kişinin sarı zarflar içinde sahte belge dağıtması, komutanların cep telefonlarına Fethullahçıların on binlerce mesaj atmaları örgütlü bir eylemdir, bunu görmemek ise ahmaklık!.. İki bin sayfalık sahte günlük... Türk-İş'in Fethullahçıların oyununa gelmesini anlıyorum da DİSK'in bu oyuna nasıl geldiğini , inanın hiç an |